Sistemler dışarıdan mı değişir, içeriden mi?

Çoğu resim iyi/kötü, gündüz/gece, beyaz/siyah gibi ikili karşıtlıklardan daha karmaşık, daha çetrefillidir.
Sistemler dışarıdan mı değişir, içeriden mi?

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Çoğu resim iyi/kötü, gündüz/gece, beyaz/siyah gibi ikili karşıtlıklardan (binary oppositions) daha karmaşık, daha çetrefillidir. Bugün bunu, dünyanın en büyük markalarından biri üzerinden, örneklerle konuşalım.

Nike deyince kiminin aklına oldukça güzel ve rahat spor ayakkabıları ve kıyafetleriyle dünyanın en büyük spor markalarından biri gelirken kiminin aklına gelişkin olmayan ülkelerdeki atölyelerdeki işçilerin yeterince iyi olmayan çalışma koşulları ve maaşları, doğaya ve hayvanlara verdiği zararla küresel bir hızlı moda devi gelebilir.

Daha önceleri Nike, ucuz ve çocuk işçi çalıştırmak gibi etik dışı üretim stratejileri sebebiyle eleştiri ve baskıların odağında olsa da zamanla sürdürülebilir ve etik üretim anlamında ciddi (fakat elbette yeterliliği tartışmalı) adımlar attı, atıyor. 2019’da Birleşmiş Milletler’in sürdürülebilir kalkınma ve bilime dayalı hedefler kullanarak oluşturduğu, 2050 itibarıyla net-sıfır karbondioksit salımı öngören İklim Değişikliği ve İklim Hareketi için Moda Endüstrisi Bildirgesi imzacılarından ya da küreselde sürdürülebilirlik departmanına sahip olması bunun örneklerinden.

Nike Türkiye ise yakın zamanda markanın sürdürülebilirlik elçisi, Gozen Institute’un kurucusu Ece Gözen ile iş birliği yaptı: Pet şişelerin geri dönüştürülmesiyle üretilmiş ipliklerden A Milli Futbol Takımı formaları yapıldı. Bu formaların sembolik anlamı güçlü olduğu gibi, yatırımcıların tekstilde sürdürülebilir AR-GE’leri desteklemesi anlamında da teşvik edici olacağını umuyorum. 

Diğer yandan, şirketlerin neo-liberal markette ayakta kalabilmek için sürekli büyüme ihtiyacı duyduğu gerçek. Bu yüzden yeni pazarlar keşfetmek üzere yola çıkıyor olduklarını kabul etmek gerekse de Nike Women Türkiye ekibiyle tanışmış biri olarak söylemeden geçmek istemem, şehrin arka taraflarında neler olduğunu umursuyor ve bir o kadar da ilham alıyorlar. Nike gibi büyük şirketlerin varlığı başlı başına bu eşitsiz sistemi yeniden üretiyor, buradan kaçmamak gerekir. Fakat Nike Women Türkiye ekibi tarzında yaklaşımlar da bana hiçbir zaman önemsiz gelmiyor. Büyük şirketlerde ve kurumlarda çalışan insanların o ortamın kültürüne katkısı ve pozisyonunu iyileştirici yönde kullanmasıyla değişim sağlaması, bir noktaya kadar da olsa, mümkün. Bu oldukça liberal söylemim için Gramsci ona değinmeme şiddetle karşı çıkardı sanıyorum fakat kendisinden yine de bahsedeceğim…

1917’de, Çarlık otokrasisinin yıkılıp Sovyetler Birliği’nin kurulmasıyla sonuçlanan Ekim Devrimi gerçekleştikten sonra, Marksist düşünür Antonio Gramsci (1891-1937) de zamanının pek çok Marksist’i gibi bu devrimin Avrupa’ya da sıçrayacağını ummuşsa da bulduğu, İtalya’da Mussolini ile beraber faşizmin yükselmesi oldu. Gramsci’ye göre bunun sebeplerinden biri, 20. yüzyıl Avrupa’sında artık bir ekonomik krizin ardından devlet aygıtlarını ele geçirerek sert bir geçişle topyekün bir devrim ilan etmenin mümkün olamayacağıydı. Çünkü oldukça endüstrileşmiş Avrupa’daki sivil toplum kurumlarını (eğitim kurumları, medya, dinî kurumlar…), insanların içinde var oldukları sisteme dair rıza üretiminin sağlandığı yerler olarak konumlandırıyordu. Yani söylediği, Avrupa’da uygun ekonomik şartlar sağlandığında, ani bir manevrayla politik alanı (devlet kurumlarını, askeriyeyi, hukuku…) elinize geçirseniz de iktidarın yüzeysel kalarak korunamayacağı. Çünkü kurumlar insanlara hegemonik fikirleri aşılamaya devam ederek sistemi korumaya da devam edecektir. Bunu değiştirmenin yolununsa yönetici sınıflara “organik entelektüellerle” sivil toplumun kurumlarını etkileyecek bir “karşı hegemonya” kurulmasından geçtiğini savunuyor. Bir tür yavaş, aşama aşama ve kurumları da kapsayan daha derinden bir sistem değişikliği kastettiği.

Sistem insanları şekillendirirken insanlar da sistemleri şekillendirir, demiştik ve sistemi kuranların bizler olduğunu da. Bu, büyük şirketlerde çalışan insanların sürekli küçük devrimler yaptığını ve içinde olduğu sistemi iyicil taraflara çekiştirdiğini hayal ettiğim metindi.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst
∙

BÜLTEN SAYISI

ANGST 10: YA HEP YA HİÇ DEMEDEN

Elinden geleni yapmaya var mısın?

03 Oca 2021

ANGST 10: YA HEP YA HİÇ DEMEDEN

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst
∙

HİKAYE

Birlikte yaşamanın arkeolojisi #2 | Kovuk, çember, eşik: Birlikte yaşamanın sınırları nasıl çiziliyor?

İnsanın toplulukla birlikte özneleşmesi, topluluğun içinde erimesini gerektirmez. Tersine, kendi sesini koruyabildiği, başkalarının sesini duyabildiği, ortak hayatı dönüştürmeye katılabildiği ölçüde, ben ile biz arasındaki ilişki yeni olanaklarla zenginleşerek güçlenir. Öyleyse birlikte yaşamanın sorusu, birarada kalırken birbirimizin özgürlüğünü nasıl koruyacağımızı yönelik olabilir. "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" serisinin ikinci yazısında "kovuk, çember, eşik" kavramlarından hareketle birlikte yaşamanın sınırlarının nasıl çizildiğine odaklanıyoruz.

Metin V. Bayrak

·

25 Eki 2026

Birlikte yaşamanın arkeolojisi #2 | Kovuk, çember, eşik: Birlikte yaşamanın sınırları nasıl çiziliyor?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

Sinem Çelik

·

22 Eki 2026

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası
AngstAngst
∙

HİKAYE

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

Zeynep Erdoğan

·

18 Eki 2026

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?
AngstAngst
∙

HİKAYE

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Pelin Cengiz

·

15 Eki 2026

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.

Eda Öztürk

·

14 Eki 2026

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine