Slowthai: "Kendini sevmek zorundasın!"


Bir İrlanda bayramı: The Irish Spirit ’le St. Patrick’s Day
Yeşilin belki de en güzel tonlarına ev sahipliği yapan İrlanda bugün daha da bir yeşil. Tahminin doğru sevgili Duende okuru: Bugün İrlanda’nın ulusal bayramı St.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Slowthai, UGLY
Süre: 38 dakika
Plak şirketi: Method Records
Yayın tarihi: 3 Mart 2023
Kartonet: Birleşik Krallık’ın (BK) yükselen hip-hop sahnesinden küresel müzik kürsüsüne çıkan Slowthai, henüz 10 yılı doldurmamış solo müzik kariyerinde yeni bir eşiği döndüğü üçüncü albümü UGLY ile karşımızda. BK’nın kuzeyinde küçük bir şehir olan Northampton’da yetişen müzisyen, UK hip-hop’un çok renkli ve sesli yelpazesinde sözlerini sakınmayan, yaşadığı sosyo-kültürel ve ekonomik gerçekliğin bilincinde olan bir MC olarak çıkış yaptı.
2019 yılında; Brexit’in, yönetimsel krizlerin, mülteci göçmenliğinin hararetli tartışmalarının ortasında yayımlanan Nothing Great About Britain, müzisyenin dışarıya ve gündelik olana dair gözlemlerini bir araya getiren pervasız bir anlatıyla sükse yarattı. 2021 yılında yayımlanan ve başlığını müzisyenin doğum adından alan TYRON, Slowthai’ın müzikal kimliği korurken gözlemlerini dışarıdan biraz daha içeriye, Birleşik Krallık’tan Tyron Frampton’a kaydırdığı yeni bir anlatı alanı sundu.
İki hafta önce yayımlanan, Selfish ve Feel Good teklileriyle Slowthai’ın müzikal yaklaşımında radikal kırılımları öngördüren UGLY, beklentilerimizi doğrular nitelikte açılımların, deneylerin, janrlar arasılıkların kol kola gezdiği ezber bozan bir sunuşa sahip. UGLY’e değin mikrofonu üzerinden şekillenen müzikal bir kimlikle özdeşleşen, ses manzaralarını sample’ların ve beat’lerin oluşturduğu müzisyen, kendi deyimiyle janr zincirlerini kırdığı bir özgürlüğe kavuştu.
Slowthai bunu yaparken; hiç olmadığı kadar kendine, zihnine, kalbine, zayıflıklarına ve yüzleşmekten korktuklarına tam karşıdan baktı, kişiselliğinin en mahrem köşelerini dinleyicilerin kulaklarına açtı. Slowthai’ı sol gözünün hemen altına yazılan ugly kelimesiyle yakın planda kadrajlayan Jack Exton ve Pieter Synman imzalı kapak fotoğrafı, albümün Slowthai kataloğunun en kişiseli olduğunun işaretine sahip.
Müzisyenin bugüne kadarki en görkemli işi olduğunu düşündüğüm UGLY, bunu kendine yeni bir mücadele ve ifade alanı açmak istemesi kadar, yanına aldıklarına da borçlu. BK’nın en potansiyelli gitar müzisyenlerini keşfeden ve tanıtan Dan Carey’in yapımcılarından olduğu UGLY; Fontaines D.C.’den Shygirl’e, Jockstrap’in Taylor Skye’ından Ethan P. Flynn’e genişleyen çok sesli ve janrlı bir icracı kadrosunu yeni müzikal yolculuğunun eşlikçileri yaptı. Hem de ne yolculuk.

Slowthai, UGLY
Neden dinleyelim? UGLY’yi dinlemeden önce büyük beklentilerim yoktu. Slowthai’ın iyi bir dinleyicisi de sayılmazdım. Onun yerine, UK hip-hop sahnesini düşündüğümde zihnimin ön sıralarına gelenler Little Simz, Jadasea, Sleaford Mods ve Loyle Carner gibileri olurdu. Bu, UGLY ile tahminlerimin ötesinde değişti. Hem de yalnızca UK hip-hop’u için değil, titreşimi Birleşik Krallık’tan dünyaya yayılan diğer janrlar için de.
Bir süredir görüşmediğiniz bir insanla taze bir buluşmanın karşınıza yeni birini çıkarma ihtimali, müzisyenler ve dinleyicileri bağlamında da geçerli olabilir. Hatta dinleyicilerin müzisyenlere dair karşılaşabileceği o yeni, şaşırtıcılığının potansiyeliyle zihninizi allak bullak edebilir. Zira, baş başa oturduğunuz o müzisyen kişiselliğinin beklenmedik bir dönemecini arkasında bırakmış, yaratıcılığının saklı uzamlarını gün yüzüne çıkarmış olabilir. Tıpkı Slowthai’ın UGLY’de ortaya serdiği; ona, “Benden beklenilenin aksine yeni bir şey yapmak, kendimi sınamak istedim.” dedirten bu değişim gibi.
UGLY, “u gotta love yourself” cümlesinin kısaltılışı. Bu cümle, ugly kelimesiyle yan yana ironik duruyor olabilir. Öte taraftan, Slowthai’nin bu albümde yaptığı tam da bu ironin üzerine giderek kendini bu hâliyle, yani varlığının ve kişiselliğinin çirkinlikleriyle de kabul etmeye çalışması. Küresel bir kariyer başarısının, yaygın bir ünün, müreffeh bir yaşamın ortasında duran Slowthai’ın aynanın karşısına geçmesi ve kendine hiç olmadığı kadar yakından bakması, TYRON albümünden bu yana aradığı doğallığı keşfetmesini sağladı. UGLY albümü ve kendini sev! haykırışları, onun bir nefes alanı oldu ve kimi şarkılarında da doğrudan yansımalarını buldu:
I need you to breathe (Inhale, exhale, inhale, exhale
Inhale, exhale, inhale, exhale)
Slowthai, Yum
Doğallığın peşinde koştururken bencilliğini (bkz. Selfish), zihnindeki şeytanları (bkz. Fuck it Puppet) ve kayıplarını (bkz. Yürek parçalayan dinleme deneyimiyle Never Again) ensesinden düşürmeyen Slowthai; bunların antitezini ya da onlarla mücadelenin metotlarını da önerdi. Kişisel kabullenişi salık veren, kırılganlıklarıyla barışan (bkz: Happy), ötekini sevmenin dinginleştirici gücüyle acılarından bağımsızılığını ilan eden (bkz: 25% Club) müzisyen; çirkinde güzeli keşfetti, bunların iç içeliğinin yaşamanın tam da kendisi olduğunun altını çizdi. UGLY’nin isminde yatan ironi, Slowthai’ın şeytanlarıyla meleklerinin arasında mekik dokuyan albüm akışında da kendini gösterdi.
Benzer işler:
- King Krule - Man Alive!
- Sleaford Mods - UK GRIM
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Slowthai'ın kaosun korkusundan huzurun kucağına yolculuğu, Maffy Falay'ın 1. ölüm yıldönümünde Maffy's Jazz belgeseli, Aronofsky'nin balinası.
17 Mar 2023

YAZARLAR

Koray Soylu
Editor @ Aposto

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
M. Enes Özel, bir hayli aktif kullandığı Instagram hesabında kendisini "Psikiyatri uzmanı. Kalan her şeyin amatörü, talihli ucube, falsolu kul" olarak takdim ediyor. Özel ile yeni kitabı "Normal" ve farklı kuşakların normali algılama biçimleri üzerine konuştuk.

Nathan Fielder ve Lance Oppenheim imzalı Elizabeth Holmes belgeseli "You Can See Everything", son yılların en tuhaf ve katmanlı filmlerinden biri. Filmde herkesin, Nathan dahil, farklı yansımalarını görüyoruz; hem kendilerini gördükleri gibi, hem herkesin onları gördüğü gibi, hem de bizim onları gördüğümüz gibi. Bu ayna labirentinde herkes, herkesi, izleyiciye oynuyor. Ve izliyor.

24-31 Ekim tarihleri arasında düzenlenen 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali, yarışma seçkisi ve Film Forum etrafındaki tartışmalarla Türkiye sinemasının bugününü, geleceğini ve festivalin prestij iddiasını sorgulamaya açtı.

"Norm: The Tale of Norm Macdonald" bazen tanıdık görüntülerin rahatlığına fazla güveniyor, bazı güç soruların üzerinde daha uzun durabilecekken yeni bir şakaya geçiyor. Yine de Norm’la vakit geçirme duygusunu yakalıyor.

İlki 2006'da düzenlenen Sinopale, yirmi yılda Türkiye’nin en uzun soluklu bağımsız sanat oluşumlarından birine dönüştü. Bienalin kurucuları, küratörleri ve sanatçılarıyla 10. edisyon vesilesiyle biraraya gelerek Sinopale’nin kentle kurduğu ilişkiyi ve yerel bilginin çağdaş sanatla buluşma biçimlerini konuştuk.




