Slowthai: "Kendini sevmek zorundasın!"

Slowthai, kendisinden beklenilenin ötesini keşfettiği yeni albümünde salt bir hip-hop müzisyeni olmayı bir kenara bıraktı. Kişiselliğinin giriftiğinde, kaosun korkusunu huzurun dinginleştiriciliğine değişti.
Slowthai: "Kendini sevmek zorundasın!"

17 Mart - The Irish Spirit - Duende
The Irish Spirit ile birlikte

Bir İrlanda bayramı: The Irish Spirit ’le St. Patrick’s Day Yeşilin belki de en güzel tonlarına ev sahipliği yapan İrlanda bugün daha da bir yeşil. Tahminin doğru sevgili Duende okuru: Bugün İrlanda’nın ulusal bayramı St. Patrick’s Day kutlamalarını ve geleneklerini yakın markaja alıyoruz. Nedir? İrlanda’nın koruyucu azizlerinden Aziz Patrick’in anıldığı St. Patrick’s Day , her yıl Aziz Patrick’in ölüm günü olarak kabul edilen 17 Mart ’ta büyük festivallerle kutlanıyor. İrlanda’da ve dünyanın dört bir yanında yaşayan İrlandalılar, hem eğlenmek hem de kökleriyle buluşmak için soluğu sokaklarda alıyor. St. Patrick’s Day geleneklerine bir göz atalım: Üç yapraklı yonca: İrlanda halkının Hristiyanlıkla tanışmasında önemli bir rolü bulunan Aziz Patrick, ünlü bir rivayete göre halka Kutsal Üçleme’yi anlatırken üç yapraklı yoncalar kullanırmış. Zamanla ülkenin sembolü hâline gelen yoncalar, şapkalardan içecek ambalajlarına kadar tüm St. Patrick’s Day süslemelerinde de yerini almış. Cüceler: İrlanda kültüründeki yeri Hristiyanlık öncesi döneme kadar dayanan, ayakkabıcılıkla uğraştığı ve büyük hazineler sakladığı düşünülen cüceler ( leprechaun ), St. Patrick’s Day kutlamalarının da vazgeçilmezi. Yeşil giymek: Bu bir gelenek değil, adeta bir zorunluluk. Baştan aşağı yeşil giyinip yeşil silindir şapkalarını ve yonca biçimli yeşil gözlüklerini takan İrlandalılar, tüm sokakları yeşile boyamak üzere yola koyuluyor. İrlanda ruhunu Türkiye’ye taşıyan The Irish Spirit ’i buradan takip edebilirsin. Lá Fhéile Pádraig sona duit!

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Albüm: Slowthai, UGLY

Süre: 38 dakika

Plak şirketi: Method Records

Yayın tarihi: 3 Mart 2023

Kartonet: Birleşik Krallık’ın (BK) yükselen hip-hop sahnesinden küresel müzik kürsüsüne çıkan Slowthai, henüz 10 yılı doldurmamış solo müzik kariyerinde yeni bir eşiği döndüğü üçüncü albümü UGLY ile karşımızda. BK’nın kuzeyinde küçük bir şehir olan Northampton’da yetişen müzisyen, UK hip-hop’un çok renkli ve sesli yelpazesinde sözlerini sakınmayan, yaşadığı sosyo-kültürel ve ekonomik gerçekliğin bilincinde olan bir MC olarak çıkış yaptı. 

2019 yılında; Brexit’in, yönetimsel krizlerin, mülteci göçmenliğinin hararetli tartışmalarının ortasında yayımlanan Nothing Great About Britain, müzisyenin dışarıya ve gündelik olana dair gözlemlerini bir araya getiren pervasız bir anlatıyla sükse yarattı. 2021 yılında yayımlanan ve başlığını müzisyenin doğum adından alan TYRON, Slowthai’ın müzikal kimliği korurken gözlemlerini dışarıdan biraz daha içeriye, Birleşik Krallık’tan Tyron Frampton’a kaydırdığı yeni bir anlatı alanı sundu.

İki hafta önce yayımlanan, Selfish ve Feel Good teklileriyle Slowthai’ın müzikal yaklaşımında radikal kırılımları öngördüren UGLY, beklentilerimizi doğrular nitelikte açılımların, deneylerin, janrlar arasılıkların kol kola gezdiği ezber bozan bir sunuşa sahip. UGLY’e değin mikrofonu üzerinden şekillenen müzikal bir kimlikle özdeşleşen, ses manzaralarını sample’ların ve beat’lerin oluşturduğu müzisyen, kendi deyimiyle janr zincirlerini kırdığı bir özgürlüğe kavuştu. 

Slowthai bunu yaparken; hiç olmadığı kadar kendine, zihnine, kalbine, zayıflıklarına ve yüzleşmekten korktuklarına tam karşıdan baktı, kişiselliğinin en mahrem köşelerini dinleyicilerin kulaklarına açtı. Slowthai’ı sol gözünün hemen altına yazılan ugly kelimesiyle yakın planda kadrajlayan Jack Exton ve Pieter Synman imzalı kapak fotoğrafı, albümün Slowthai kataloğunun en kişiseli olduğunun işaretine sahip.

Müzisyenin bugüne kadarki en görkemli işi olduğunu düşündüğüm UGLY, bunu kendine yeni bir mücadele ve ifade alanı açmak istemesi kadar, yanına aldıklarına da borçlu. BK’nın en potansiyelli gitar müzisyenlerini keşfeden ve tanıtan Dan Carey’in yapımcılarından olduğu UGLY; Fontaines D.C.’den Shygirl’e, Jockstrap’in Taylor Skye’ından Ethan P. Flynn’e genişleyen çok sesli ve janrlı bir icracı kadrosunu yeni müzikal yolculuğunun eşlikçileri yaptı. Hem de ne yolculuk.

Slowthai, UGLY

Neden dinleyelim? UGLY’yi dinlemeden önce büyük beklentilerim yoktu. Slowthai’ın iyi bir dinleyicisi de sayılmazdım. Onun yerine, UK hip-hop sahnesini düşündüğümde zihnimin ön sıralarına gelenler Little Simz, Jadasea, Sleaford Mods ve Loyle Carner gibileri olurdu. Bu, UGLY ile tahminlerimin ötesinde değişti. Hem de yalnızca UK hip-hop’u için değil, titreşimi Birleşik Krallık’tan dünyaya yayılan diğer janrlar için de.

Bir süredir görüşmediğiniz bir insanla taze bir buluşmanın karşınıza yeni birini çıkarma ihtimali, müzisyenler ve dinleyicileri bağlamında da geçerli olabilir. Hatta dinleyicilerin müzisyenlere dair karşılaşabileceği o yeni, şaşırtıcılığının potansiyeliyle zihninizi allak bullak edebilir. Zira, baş başa oturduğunuz o müzisyen kişiselliğinin beklenmedik bir dönemecini arkasında bırakmış, yaratıcılığının saklı uzamlarını gün yüzüne çıkarmış olabilir. Tıpkı Slowthai’ın UGLY’de ortaya serdiği; ona, “Benden beklenilenin aksine yeni bir şey yapmak, kendimi sınamak istedim.” dedirten bu değişim gibi.

UGLY, “u gotta love yourself” cümlesinin kısaltılışı. Bu cümle, ugly kelimesiyle yan yana ironik duruyor olabilir. Öte taraftan, Slowthai’nin bu albümde yaptığı tam da bu ironin üzerine giderek kendini bu hâliyle, yani varlığının ve kişiselliğinin çirkinlikleriyle de kabul etmeye çalışması. Küresel bir kariyer başarısının, yaygın bir ünün, müreffeh bir yaşamın ortasında duran Slowthai’ın aynanın karşısına geçmesi ve kendine hiç olmadığı kadar yakından bakması, TYRON albümünden bu yana aradığı doğallığı keşfetmesini sağladı. UGLY albümü ve kendini sev! haykırışları, onun bir nefes alanı oldu ve kimi şarkılarında da doğrudan yansımalarını buldu:

I need you to breathe (Inhale, exhale, inhale, exhale
Inhale, exhale, inhale, exhale) 

Slowthai, Yum

Doğallığın peşinde koştururken bencilliğini (bkz. Selfish), zihnindeki şeytanları (bkz. Fuck it Puppet) ve kayıplarını (bkz. Yürek parçalayan dinleme deneyimiyle Never Again) ensesinden düşürmeyen Slowthai; bunların antitezini ya da onlarla mücadelenin metotlarını da önerdi. Kişisel kabullenişi salık veren, kırılganlıklarıyla barışan (bkz: Happy), ötekini sevmenin dinginleştirici gücüyle acılarından bağımsızılığını ilan eden (bkz: 25% Club) müzisyen; çirkinde güzeli keşfetti, bunların iç içeliğinin yaşamanın tam da kendisi olduğunun altını çizdi. UGLY’nin isminde yatan ironi, Slowthai’ın şeytanlarıyla meleklerinin arasında mekik dokuyan albüm akışında da kendini gösterdi.

Benzer işler: 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎤 Slowthai'ın öz sevgi çağrısı, Maffy'nin cazı

Slowthai'ın kaosun korkusundan huzurun kucağına yolculuğu, Maffy Falay'ın 1. ölüm yıldönümünde Maffy's Jazz belgeseli, Aronofsky'nin balinası.

17 Mar 2023

The Irish Spirit ile birlikte
Fotoğraf: Arda Caboğlu

YAZARLAR

Koray Soylu

Editor @ Aposto

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

'Yalvaç'ın yazarı Selda Uygur: Biraz cesaretle baktığımızda taşın bile bir ruha sahip olduğunu görürüz

Selda Uygur, yeni romanı "Yalvaç"ta iki farklı çağdan tutkularının peşindeki iki kadının özgürleşme öyküsünü ve zaman algısını, benlik ve kişiliklerini korumak için ortaya koyduğu mücadeleyi, iki farklı zaman koridorunda işliyor. Uygur ile zamanın ruhuna ve dair söyleşirken onun hiç değiştiremediği savaşları ve tutkuları, kahramanları Gece ve Livia üzerinden anlamaya çalıştık.

Soner Can

·

04 Eyl 2026

'Yalvaç'ın yazarı Selda Uygur: Biraz cesaretle baktığımızda taşın bile bir ruha sahip olduğunu görürüz
DuendeDuende

HİKAYE

'Annie Bot': Kusursuz bir sevgilinin isyanı

Uzun ve yıpratıcı bir boşanma sürecinin ardından bir boşluğa düşen Doug, duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarını karşılayacak bir robot satın alıyor. Ödüllü yazar Sierra Greer’in kurguladığı korkutucu derecede gerçekçi bilimkurgu hikayesi burada başlıyor. Sierra Greer, Annie’nin hikayesi üzerinden itaat, rıza ve özgürlük gibi meseleleri kurcalıyor.

Şeyma Ye

·

02 Eyl 2026

'Annie Bot': Kusursuz bir sevgilinin isyanı
DuendeDuende

HİKAYE

'İçimdeki Kalabalık'ın yazarı Gamze Güller: İç içe matruşkalar gibi kadınlar

Gamze Güller, uzun bir aradan sonra yeniden basılan ödüllü ilk öykü kitabı "İçimdeki Kalabalık"ta yalnızlık, korku ve tıkanmışlıklara vurgu yapıyor. Her kadın kendi içinde birçok kadını barındırıyor. Her birinin farklı yüzleri var; iç içe geçmiş matruşkalar gibi. Acı, sevinç, korku, yalnızlık ve tıkanmışlıkları hep bir bedenin içinde. Yani hepsinin içinde bir kalabalık var.

Soner Can

·

31 Ağu 2026

'İçimdeki Kalabalık'ın yazarı Gamze Güller: İç içe matruşkalar gibi kadınlar
DuendeDuende

HİKAYE

Garth Jennings: "Umarım bu belgeseli izleyen herkes Pulp’a âşık olur"

Garth Jennings’ın yönettiği "Pulp: Son Bir Şarkı Daha" (Pulp: What Do You Do for an Encore?), 24 Eylül’de MUBI’de. Belgesel, grubun “More” turnesindeki en büyük arena konserini, geçmişte daha önce hiç görülmemiş arşiv görüntüleriyle buluşturuyor. Belgeselin anlatıcısı ise vokal Jarvis Cocker. Yönetmen Garth Jennings ile Zoom’da biraraya geldik.

Eda Solmaz

·

31 Ağu 2026

Garth Jennings: "Umarım bu belgeseli izleyen herkes Pulp’a âşık olur"
DuendeDuende

HİKAYE

'The Dog Stars': Post-apokaliptik dünyada yası kişiselleştirmeye hakkımız var mı?

Ridley Scott, "The Dog Stars"ta salgın sonrası bir dünyada yas, yalnızlık ve umuda dair güçlü fikirlerin peşine düşüyor; fakat bu fikirleri taşıyabilecek inandırıcı bir dünya yaratmakta zorlanıyor.

Emre Eminoğlu

·

31 Ağu 2026

'The Dog Stars': Post-apokaliptik dünyada yası kişiselleştirmeye hakkımız var mı?