Sofar Sounds yenilenen konseptiyle şehre döndü

Sofar Sounds İstanbul, bu yılın başından beri daha aktif bir şekilde yoluna devam ediyor. Evlerden çıkıp farklı mekanları da konser alanı hâline getirdiler ve biletli etkinlikler yapmaya başladılar. Sofar Sounds İstanbul’un küratörlüğünü üstlenen Merve Şanlı ve Sofar’da sahne alan Dans Agogo ile biraraya gelip müziğin şekillendirdiği hikayelerini dinledik.
Sofar Sounds yenilenen konseptiyle şehre döndü

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Ev konserleriyle ünlenen Sofar Sounds, son dönemde evlerden taşarak şehrin farklı mekanlarında da sanatçıların performans sergilemesini sağlıyor. En uzun gün olan 21 Haziran’da Sofar’ın konseri için Nişantaşı’ndaki bir otelin terasındayım. Arda Kül, ARI ve Dans Agogo, sahne öncesi son hazırlıklarını yapıyor. Arda Kül, daha önce de Sofar’a konuk olan müzisyenlerden. 

ARI ise bu gece ilk kez sahne deneyimi yaşayacak. Spoken word, punk, rock ve rap’i biraraya getirdiği dikkat çekici performansı öncesi sound check yapıyor. İlk kez kendi evinin dışında, profesyonel bir ses sistemi ile şarkı söyleyecek olmasından kaynaklı heyecanını o sırada gözlemliyorum. 

Brezilyalı Ana Flávia ve Polonyalı Kornelia Binicewicz’den oluşan Dans Agogo da DJ kabinin arkasındaki son düzenlemelerine bakıyor. O sırada Sofar ekibi dinleyicilerin sanatçıları en iyi şekilde duyması için hummalı bir çalışma içerisinde...

Sofar Sounds Istanbul’un küratörü Merve Şanlı

Tüm bu koşturma arasında Merve Şanlı ile biraraya geliyorum. Sofar Istanbul’un kısa bir süre önce ekibi yenilendi ve Merve Şanlı da Sofar İstanbul’un küratörlüğünü üstlendi. Merve, Sofar ile nasıl tanıştığını şu sözlerle anlatıyor: 

"Ankara’dan İstanbul’a dört yıl önce geldim. Bir mimarlık ofisinde çalışıyordum ve ayrıca kültürel çalışmalar içerisindeydim. Bir gün arkadaşım beni Sofar’ın ev konserlerinden birine davet etti. Teşvikiye’de bir evdeydi ve bayağı büyülenmiştim. Bir süre sonra Sofar Ankara’nın küratörü olan arkadaşım beni ekibine dahil etti.

O sıralarda İstanbul’da Sofar konserleri pek aktif yapılmıyordu. Sofar Sounds’un global merkezi İngiltere, İstanbul’da değişikliğe gitmek istediğini söyledi. Aralık 2025’te bana Sofar İstanbul küratörlüğünü teklif ettiler. Ardından ekibimizi kurduk. Queer ve kadın profesyonellerin birlikte çalıştığı bir ekip ortaya çıkardık."

'Konser mekanı olmayan yerleri müzikle dönüştürüyoruz'

Merve, Sofar sahnesini artık sadece evlere kurmadıklarını söylüyor. Bunu Türkiye’de ilk olarak Ankara’daki alternatif mekanlarda deniyorlar. Merve, “Asıl olay konser mekanı olmayan farklı yerleri müzikle dönüştürmek. Biz de bu fikre göre hareket ediyoruz. Ev başvuruları hem biraz daha az hem de belli bir kapasitenin üstünde olamıyor. Evler hâlâ var ama onların dışına da çıktık. Daha alternatif mekanlara eğildiğimiz bir periyottayız” diyor. Dünyadaki birçok Sofar’da da ev dışı mekanların tercih edildiğinden bahsediyor. 

Mekan ve sanatçı uyumu nasıl oluyor? Mesela sanatçı mekanı öğrenince şarkı değişikliğine gidiyor mu?” soruma ise şu cevabı veriyor:

"Yeniliklerimizden biri de mekanla daha çok ilişki kuran müzisyenlere ve müzik türlerine yer vermek. Biz biraz daha farklı konseptli geceler yaratmaya çalışıyoruz. Üç katlı bir binada birçok sanat dalına yer açan Da Vinci Akademi, kapılarını bize açtı. Orada çokdisiplinli müzisyenler sahne aldı, farklı sanat disiplinlerini müzikle birleştirdik.

Gökçe Uygun, doğaçlama hikayeler anlatarak klavye ile müziğini yaptı. Ne yapacağını ben de, o da bilmiyorduk. O sırada oluşan bir performanstı. Diğer sanatçı da Selût’tü. Onun da üç boyutlu bir karakteri var. Müziğini yaparken hologram tasarımcısı da karakteri arkaya yansıttı.

‘Gel, kardeşinle, dostunla çal’ diyoruz. Sanatçı nasıl rahat edecekse, kendini nasıl ifade etmek istiyorsa ona göre bir alan sağlamaya çalışıyoruz. Sahnede ama sahne yok. Herkes erişilebilir. Hiyerarşi yok.” 

'Artık sanatçılara kaşesini ödüyoruz'

Merve, Sofar’da güvenli bir ortam yaratmaya gayret ettiklerini ve seyircinin sadece konseri izlemek için orada olduğunu söylüyor:

"İzleyici konserlerde sadece müziğe odaklı. Devamlı bir şekilde telefonla sahneyi çekmiyor, aralarında konuşmuyorlar, çok fazla hareket etmiyorlar. Sofar’da gerçekten bariyerler ortadan kalkıyor. İnsanların anda olmasını teşvik ediyoruz. Sofar’ın sürpriz bir albenisi de var. İnsanlar bilet aldığında hangi mekana geleceğini de, sanatçıyı da bilmiyor."

Sofar Sounds İstanbul, yurt dışındaki gibi biletli sisteme geçiş yaptı. Merve, bunun sebebini şöyle anlatıyor:

"Sofar ilk başladığında gönüllülük esaslıydı. Zamanla biraz daha şirketleşti. Eskiden sahne alan sanatçılara para da verilmiyordu. Ekipte para almayanlar oluyordu. Şu anda herkese ücretini veriyoruz. Sanatçılara kaşesini mutlaka ödüyoruz. Sofar’da herkes maddi-manevi karşılık alabiliyor. Para kazanamazsak bu işi çok sevsem de yapamam. Marka işbirlikleri ve bilet satışı ile bu işi yaparak hayatlarımızı sürdürebileceğimiz bir sistem yarattık."

'Orijinal besteleri olanlar önceliğimiz'

Peki, bir müzisyen Sofar’a nasıl başvuru yapabiliyor?

"Eskiden bu süreç e-posta üzerinden ilerliyordu ama artık Sofar Sounds’un internet sitesinden çevrimiçi başvuru yapılabiliyorsunuz. Mekan başvuruları da keza öyle oluyor. Sanatçının daha önce başka bir yerde sahne alma zorunluluğu yok. Şarkısının yayımlanmış olma zorunluluğu da...

Ama orijinal besteler olmalı. Sahne hakimiyeti ya da canlı müzik yapabileceğini biraz görmemiz gerekiyor. Mesela sadece cover’la başvuranlar oluyor. Onlara ulaşıp orijinal şarkıları olup olmadığını soruyoruz. Eğer varsa sahne verebiliyoruz. Bir yandan da bize sosyal medya hesaplarımızdan ulaşanlar oluyor. Metroda sahne alan sanatçıları davet ediyoruz Sofar’a.

Ayrıca her müzik türüne kapımız açık. İlk çıkış noktası daha akustik performanslardı. Çünkü evlerde başladığımız için akustik set up’lar olmak zorundaydı, teknik imkanlardan ötürü. Şu an sanatçı kendini nasıl ifade etmek istiyorsa o şekilde sahne alıyor
.”

Merve, Sofar Sounds’un seyirciye bıraktığı izi ise şöyle anlatıyor:

"Gidip o anıyı hissetmenin ve aklında kalan hislerle başka bir sanatçıyı dinlemenin yeri ayrı. Sofar’a gelen çoğu kişi sanatçıyı o gece keşfediyor. Algoritma önermelerinin aksine direkt gözümüzle, kalbimizle hissettiğimiz şeylerin yeri ayrı oluyor."

'İzleyici şaşırmak istiyor, her şeyi bilmek de istemiyor'

Sofar Sounds Türkiye alternatif müzik sahnesine de çok fazla isim kazandırdı. Merve, Sofar’ın misyonlarından birinin bu olduğunun altını çiziyor:

"Kalben, Can Ozan, Deniz Tekin... Sofar’daki performanslarının videoları viral oldu. Biz yenilik getirmekle birlikte geçmişi hatırlamanın da çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Çünkü onlar sayesinde şu an bir komünite oluştu. İlk biletli konserimizin biletleri bir dakika içinde tükendi. Çünkü insanlar zaten Sofar’ı biliyordu."

Sofar Sounds Istanbul’un son dönemdeki konser videoları YouTube’a yüklenmiyor. Merve, bunun nedenini şöyle anlatıyor:

"Biz biraz daha tecrübeye ve deneyime odaklanıyoruz. Videoların YouTube’da yayımlanmasını önceliklendirmiyoruz. Yıllar önce YouTube ön plandaydı. Şu an Instagram ve TikTok. Videolarımız da oralarda yer alıyor. Her hafta konser yapıyoruz. Bir konserde üç farklı sanatçı çıkıyor. Ayda dokuz farklı sanatçının 4-5 dakikalık YouTube çekimi çok meşakkatli, çok zaman alıyor ve bütçesi çok yüksek. Biz bu zamanı, kaynakları, mekana ve sanatçılara aktarmayı tercih ettik.

Global de bu arada artık YouTube’u önceliklendirmiyor. Herkesin, benzer şekilde deneyimleyebildiği şeyleri insanlar şu an aramıyor. Şu an şaşırmak istiyorlar. Her şeyi bilmek istemiyorlar.”

Merve, birçok kolektif ile temasta olduklarını ve ortak projeler yapmaya devam edeceklerini açıklıyor:

"Sofar artık farklı disiplinlere ev sahipliği yapabilecek bir format. Şu an dünyada sadece konser değil, komedi geceleri, müzikaller, dans, tiyatro, gastronomi geceleri de düzenliyor. Çünkü Sofar’ı Sofar yapan şey o sürprizi.

Anlamlı projeler geliştirmek istiyoruz. O yüzden farklı marka işbirliklerini artırmayı hedefledik. Kadın kolektifleriyle Frankestayn Kitabevi’nde konser düzenledik. Özel, kapsayıcı, güvenli o konser deneyimini sunduk. Kadınlar, o gecenin kürasyonunu yaptı. Birbirlerinin şarkılarını çaldılar.

MUBI Türkiye ile film gösterimi olmadan filmin hissini müzik ile verdiğimiz bir projeye imza attık. Konserdeki evlerin evcil hayvanları oluyor. Royal Canin’le ile bunun üzerine çalıştık. Evcil hayvanlarımızla rahatça olabildiğimiz bir konser deneyimini hayata geçirdik. Dünyadaki Sofar’larda ilk defa evcil hayvanlara yönelik bir Sofar konseri yapılmış. İyi hissettiren ters köşe işler yapmaya devam edeceğiz.”

'İstanbul’un birleştirdiği Dans Agogo'

Ana Flávia ve Kornelia Binicewicz daha önce ayrı ayrı Sofar Sounds’ta sahne aldı. Bu Sofar gecesinde ise DJ projeleri Dans Agogo ile setin başına geçiyorlar. Sahne öncesi onlarla biraraya geliyoruz. Kornelia, “Polonya Büyükelçiliği için Ankara’da yürüttüğümüz bir projede Sofar Ankara için sahne aldım. Ama hiç izleyici olarak katılmamıştım” diyor. Flavia da Sofar’daki ikinci sahnesi olduğunu belirtiyor: “Daha önce Berlin, Roma ve başka birkaç yerdeki Sofar’a katıldım.”

İkili, Sofar’a özel bir set hazırladıklarını söylüyor:

"Bir günbatımı seti hazırladık. Burası bir kulüp değil ama ruh aynı. Belki biraz daha az acılı ve baharatlı şarkılara yer verdik. Biraz Brezilya, Türkiye, Polonya ve temelinde beat ile groove olan, ülkeler arasındaki noktaları birleştiren bir müzik yapacağız. Amaç, bugün bizi birbirimize bağlayan tüm bu ülkeleri biraraya getirmek.”

'Amacımız müziği sömürgecilikten arındırmak'

İkilinin tanışması da “kültürleri, insanları, kişilikleri birbirine bağlayan yer” diye andıkları İstanbul’da oluyor. Flavia, Brezilya’dan Türk eşi için buraya gelmiş:

İki buçuk yıldır İstanbul’dayım. Öncesinde üç yıl Bodrum’da yaşadım. Bodrum’dayken aynı zamanda DJ ve müzik menajeri olan Brezilyalı bir arkadaşımdan Kornelia’yı duymuştum. Sonra Kornelia’nın işlerini dinlemeye başladım. Çünkü kendisi Türkiye’deki kadın şarkıcıları araştırıyordu. Türkiye’ye yeni taşındığım için bu durum çok ilgimi çekmişti. Sonra onunla iletişime geçtim. Bir yıl kadar sonra İstanbul’da biraraya geldik ve ‘Hadi birlikte bir şeyler yapalım’ dedik.”

Kornelia’nın ise İstanbul’daki 11’inci yılı:

"2015 yılında geldim çünkü Türk kadınlarının müziğine ilgi duyuyordum. Amacım Türk müziğindeki kadınları keşfetmek, dinlemek ve onların hikayelerini anlatmaktı. Buraya neden geldiğimi soran herkes, ‘Âşık oldun, değil mi?’ diyor. Ben de her zaman ‘Evet, pek çok kadına âşık oldum’ diye cevap veriyorum. ‘Peki o kadınlar nasıl?’ dediklerinde, ‘Harikalar’ diyorum. Genellikle 70 yaş civarındalar. Bazıları ise artık hayatta değil.

Türk kadınların müzikal yolculuğuna âşık oldum ve onlar üzerine çalışıyorum. Bu hayatımı devam ettirmemi sağladı ve burada olmak için gerçekten bir neden hissettim. Sonra hayatıma bir başka harika kadın daha girdi; o da Flavia’ydı. Bazen kavga, bazen aşk... Kocalarımız da bu durumu sorun etmiyor.”

İkili, nasıl müzik yaptıklarını da şu sözlerle anlatıyor:

"Türkiye, Polonya ve Brezilya arasındaki bağ, üretimimizin ana motifi hâline geldi. Müziğimiz bağ ve tutkuyu birleştiriyor. Biz çoğunlukla mutlu DJ’leriz. Anglofon olmayan müzikler çalmak istiyoruz. Amacımız müziği sömürgecilikten arındırmak."

Sofar Sounds İstanbul sayesinde Dans Agogo’yu günbatımında izliyorum. İki kadının tutku ile DJ kabinin arkasında dans ederek herkesi eğlendirmesine şahit oluyorum. Shazam ile bulmaya çalıştığım şarkılar ile karşılaşıyorum. Bu kadınları, mutlaka radarınıza almanızı ve canlı performanslarına denk gelmenizi öneririm.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

YAZARLAR

Eda Solmaz

Müzik yazarı

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Esir alınan yaratıcılık: Müzisyenler sosyal medyada görünür olmak zorunda mı?

Günümüzde bir müzisyen aynı anda içerik üreticisi, pazarlama ve sosyal medya uzmanı da olmak zorundaymış gibi davranılıyor. James Blake, müzisyenlerin şarkılarını duyurmak için görünür olma çabasıyla ilgili sesini yükseltti ve Türkiye'den Ceylan Ertem ve Jehan Barbur gibi isimler de onu destekledi. Peki sanatçılar, sosyal medyada yeterince görünür değillerse yok mu sayılıyorlar?

Eda Solmaz

·

20 Tem 2026

Esir alınan yaratıcılık: Müzisyenler sosyal medyada görünür olmak zorunda mı?
DuendeDuende

HİKAYE

2026 sinemasında yolun yarısı: Yıl sonunda hangi filmleri hatırlayacağız?

Beyazperdede yılın ilk yarısına Phil Lord ve Christopher Miller imzalı "Project Hail Mary" ve korku sinemasının yükselişi damga vurdu. 2026'nın ilk altı ayını geride bırakırken gişede ve festivallerde öne çıkan filmleri ve bazı keşifleri yeniden hatırlıyoruz.

Emre Eminoğlu

·

17 Tem 2026

2026 sinemasında yolun yarısı: Yıl sonunda hangi filmleri hatırlayacağız?
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Kendini hayatın akışına bırakmak isteyenler için kitaplar

"Bir şey olmak zorunda mıyız? Hayır, ama amaçsızca nehirde akarken karşımıza çıkacak her şeye hazırlıklı olacak kadar da olgun muyuz?" Bibliyoterapi'de hayat amacı peşine düşmeden yalnızca var olarak hayatta kalan karakterlere odaklanan üç kitaplık bir reçete var bu hafta.

Aslı Perker

·

17 Tem 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Kendini hayatın akışına bırakmak isteyenler için kitaplar
DuendeDuende

HİKAYE

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Şeyma Ye

·

13 Tem 2026

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?
DuendeDuende

HİKAYE

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Eda Solmaz

·

13 Tem 2026

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'