SÖMÜRÜSÜZ ÇİZGİLER

Çeşitli cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve yaş aralığına sahip insanların hiç yalnız bırakmadığı sergi.
SÖMÜRÜSÜZ ÇİZGİLER

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Neresidir olay yeri? Aslı Alpar'ın Çankaya Belediyesi'nin 5 Sanatçı, 5 Sergi: Buluşmalar projesi kapsamında Ankara Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde açılan sergisinin odaklandığı soru bu. Olay yeri "son yirmi yılda birlikte eğlendiğimiz, yürüdüğümüz, dövüldüğümüz, gözaltına alındığımız, öldürüldüğümüz sokaklar," değil mi? "Evler, arabalar, uçaklar, inşaatlar, fabrikalar, meydanlar, parklar, bankalar. Dokunduğumuz, iz bıraktığımız her yer."

Aslı'nın Olay Yeri’nde ifade ve temsil #HakkıVar. O, "deliller karartılır korkusuyla olay yerini korumaya çalışan bizler" için bir temsil alanı oluşturuyor — sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz çizgileriyle olay yerinde buluşuyoruz.


Röportaj: Alara Demirel

Olay Yeri’nde Lubunca kullandığın işlerin var. Sansürün devlet yoluyla normalleştirildiği bu zamanda Çankaya Belediyesi’nde gerçekleşen sergide bu işlerin seçilme süreci nasıl ilerledi?

Bu sergiden “Ak Parti’nin 19 yılının bendeki karşılığı,” diyerek bahsedebiliriz. Seçilen işler, 19 yıllık bir sürecin sonucu; hâliyle birkaçı da 19 yıldır LGBTİ+ haklarının ihlal edilmesine dair yaptıklarım. 2017’de KaosGL’de Çizgili Gullüm isimli bir çizgi köşesine başlamıştık — burada gündemden olayları madileyerek veriyorduk. Lubunca işler bu dönem ortaya çıktı.

Ben tam bir Ak Parti dönemi çizeriyim — üniversitede başladım ve onlarla birlikte başladığım için elimde 19 yıllık bir külliyat olduğunu söyleyebilirim. İşleri seçmek çok zor oldu ama açık biseksüel bir kadın olarak mutlaka kuir çalışmalarımın bulunması gerektiği kararına vardık.

Çankaya Belediyesi’nde hiçbir sansürle karşılaşmadım — eşim Salih Salman ve karikatürist Emre Yılmaz küratörlüğünde önerdiğimiz işleri sergilediler. Gökkuşaklı, bütün “ibnelik” işlerim orada.

Olay Yeri seçkisi
Fotoğraf: Bartu Kafa


Olay Yeri’nin gerçekleştiği mekân bağlamında seni daha fazla seyirciyle buluşturduğunu hissettin mi? Natrans heteroseksüel bir bakışla karşılaştın mı?

Çankaya Belediyesi sergi için geniş bir alan açmış oldu ve kamusal bir yerde sergilemek çok keyifliydi. Sergi başlamadan bir kısım izleyici için “Muhtemelen kuir bir meseleyle ilk defa burada karşılaşacak,” diye düşünüyordum. Bu meğer bir önyargıymış. 

Sergi açılışında 65-70 yaşlarında insanlar ya direkt benim sergim için gelmişti ya da benimle veganlık ve LGBTİ+ hakları üzerine konuştu; diğer sergilere gelip işlerimle tanıştıktan sonra konuştuğum insanlarda da bu meselelerin normalleşmiş olduğunu fark ettim.

Saldırı veya açık hedef gösterme durumundan çekiniyordum. Hiç böyle bir durum yaşanmadı. Ziyaretçiler inanılmaz çeşitli bir topluluktan oluşuyordu — çeşitli cinsel yönelim, cinsiyet kimliği ve yaş aralığına sahip insanlar sergiyi hiç yalnız bırakmadılar. Böyle bir etki beklemiyordum, yaptığım iş çok toplumsallaşmış. 

Benim için mükemmel bir sergi deneyimiydi. İlk defa kamusal bir yerde kendi kimliğimle işlerimi sergilemiş oldum — kimliğinle ilgili bir şey görmenin çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Ben de çizimleri yaparken hem kendimi hem bakanları güçlendirmeyi amaçlıyorum.

Aslı, Olay Yeri sergisinde
Fotoğraf: Alara Demirel


Bakışını nasıl tanımlıyorsun? “Kadın bakışı” terimi hakkında ne düşünüyorsun?

Bu konu çok büyük dert! Politik anlamda kendimi “kadın” olarak tanımlıyorum — ikili cinsiyet sistemine inanmıyorum: toplumsal cinsiyet eşitsizliği rejiminin ortasında bu ifadelerin eşitsizliği körüklediğini düşünüyorum. “Kadın” derken tam olarak kimden bahsediyoruz? Sadece kromozomlar mı belirleyici oluyor? Hangi toplumsal cinsiyet rolleriyle kendi cinsiyetimizi ifade ediyoruz? 

Ben de ne kadar bir kadınım ve dolayısıyla durduğum yer ne kadar bir “kadın bakışı” oluyor bilemiyorum. Cinsiyetin kendisinin oldukça öngörülemez olduğunu düşünüyorum. Elbette natrans olmak gibi ayrıcalıklarım olsa da toplumda kadın olarak atandığım için bu cinsiyetin bütün eşitsizliklerine maruz bırakılıyorum. “Cinsiyetlendirilmiş bakış” var, evet — mesela iktidarın natrans heteroseksüel erkek bakışı mevcut. Yani bir kadın bakışının olup olmadığı meselesinin “çok muğlak” olduğunu ifade edebilirim; bu bağlamda durumları ele aldığım ifade biçiminin eşitsizliğe dair neleri öne çıkarttığına ilgili olan bir bakış olduğunu söyleyebilirim. 

Bakış, eşitsizliği nereden gördüğünle ilgili olabilir. Belki de buna “sömürüsüz bakış” denebilir.

Üstün, 2021
İllüstrasyon: Aslı Alpar


Temsil ihtiyacımız var ve bu alanı açıyor olman çok kıymetli. Peki Türkiye’de kuir kadınlık deneyimine sahip bir çizer olarak hak ihlallerini üretim alanına sokarken zorlanıyor musun? "Bugün de bununla ilgilenmeyeyim," diyemediğin bir gündemde kendini nasıl koruyorsun?

Sokakta yürürken öldürülen kadınlar; yine sokakta sadece durduğu için para cezası kesilen translar; çalışırken yeterli iş güvenliği alınmadığı için ölen işçiler; okulda üzerine lavabo düşüp ölen çocuklar; trene bindiğinde devletin önlemleri olmadığı için hayatını kaybeden vatandaşlar; barış eylemine gidip paramparça olan arkadaşlarımız — böyle bir ortamda zaten kendimizi koruma imkânımız olduğunu düşünmüyorum. 

Bir bataklığın içindeyiz. Yine de öz-bakım ve sınır çizmek gibi adımlarla belli önlemler alabilme imkânımız olabilir. Toplum olarak sınır koymayı bilmiyoruz. Bu, bize ailede de öğretilmiyor. Ben de 30 yaşımdan sonra bazı şeylere sınır koymayı öğrendim; hâlâ da üzerine çalışıyorum. 

Kadın beyanına sahip sanatçılar, daha çok “erkeklerin alanı”nda üretim yapan insanlar olarak sıkça “Olduğum yeri hak etmiyorum,” düşüncelerine kapılabiliyoruz. Bu duygudan uzaklaşmaya çalışmak da bunların bir parçası olabilir. Sanıyorum en önemlisi, bütün bu duyguları yaşarken yalnız olmadığımızı bilmek — bana en çok bu güç veriyor. İzleyiciden besleniyorum; toplumsal hareketlerden güç alan bir çizerim. Bu dayanışma ve ortak mücadeleyle kendimi korumaya çalışıyorum.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst
∙

BÜLTEN SAYISI

🚨 ANGST 19: OLAY YERİ NERESİDİR?

Aslı Alpar'ın Olay Yeri sergisini ziyaret ettin mi? Ak Parti'nin 19 yılı sana nasıl yansıdı? "Tehlike arz eden hayvan" ne demek? Sen neye #HakkımVar diyorsun?

11 Oca 2022

🚨 ANGST 19: OLAY YERİ NERESİDİR?

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst
∙

HİKAYE

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Pelin Cengiz

·

15 Eki 2026

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.

Eda Öztürk

·

14 Eki 2026

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine
AngstAngst
∙

HİKAYE

Eleştirdiğimiz düzenin içinde kendimiz olarak kalabilmek: 24 yaşındaki hâlimiz bugün bizi görse ne derdi?

Yıllar geçtikçe sorumluluklar, kariyer, statü ve güvenlik uğruna bir zamanlar karşı çıktığımız düzenin parçası olurken verdiğimiz tavizler giderek alışkanlıklara, alışkanlıklar da karakterimize dönüşebiliyor. Gündüz Vassaf’tan Étienne de La Boétie’ye, Žižek’ten Byung-Chul Han’a uzanan düşünsel bir hat üzerinden, düzenin dışına çıkamasak bile ona bütünüyle teslim olmadan kendimize ait özgürlük alanları yaratmanın önemi üzerine...

Cem Arıdağ

·

14 Eki 2026

Eleştirdiğimiz düzenin içinde kendimiz olarak kalabilmek: 24 yaşındaki hâlimiz bugün bizi görse ne derdi?
AngstAngst
∙

HİKAYE

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden COP31 öncesi rapor: 'Çevre savunucuları baskı altında'

İnsan Hakları İzleme Örgütü, bugün yayımlanan raporunda, Kasım ayında COP31'e ev sahipliği yapmaya hazılanan Türkiye'de çevre protestolarına katılanların gözaltı, para cezası ve ceza soruşturmalarıyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Kurum, bu uygulamaların ifade ve toplantı özgürlükleri üzerinde caydırıcı etki yarattığını vurguladı.

13 Eki 2026

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nden COP31 öncesi rapor: 'Çevre savunucuları baskı altında'
AngstAngst
∙

HİKAYE

Türkler ve Anadolu: Geçmişte kendimizi ararken

Türk tarihinin büyüklüğünün anlaşılması için Göbeklitepe’nin Türk olmasına ihtiyaç yok. Anadolu’nun bizim için taşıdığı değerin de Hititlerin, Troyalıların ya da beş bin yıl önce Beşiktaş’ta yaşayan insanların Türk çıkmasına ihtiyacı yok. Belki gerçek tarih bilinci, geçmişin her köşesinde kendimizi aramak yerine, bizden farklı olan bir geçmişi de kendi mirasımızın parçası olarak koruyabilecek özgüvene sahip olmaktır.

Şerif Yenen

·

12 Eki 2026

Türkler ve Anadolu: Geçmişte kendimizi ararken