

İstanbul’un zengin çay-kahve kültürünü HaHa Kafe ’de deneyimliyoruz
Bugünün bültenine tam da Duende okurunun sevdikleriyle vakit geçirirken ayrı; kulağında kulaklığıyla kendi başına zaman geçirirken ayrı keyif alacağı bir mekânı konuk ediyoruz. Türk çayını ve kahvesini tüm dünyayla paylaşmak amacıyla bu…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: Chevalier
Yönetmen: Athina Rachel Tsangari
Süre: 105 dakika
Jenerik: Yunan Yeni Dalgası ya da Yunan Tuhaf Dalgası olarak adlandırılabilecek akımın önde gelen temsilcilerinden Athina Rachel Tsangari'nin ilk uzun metrajlı filmi Attenberg'in beş yıl sonrasında çektiği Chevalier, altı erkeği Ege Denizi'nin ortasında seyreden, tuhaf oyunların oynandığı bir tekneye kapatıyor. Film, 2015'teki Londra Film Festivali'nde En İyi Film, aynı yıl Saraybosna Film Festivali'nde altı oyuncusuyla En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandı. Yunan sinemasının Makis Papadimitriou ve Yannis Drakopoulos gibi tanıdık yüzlerini bir araya getiren Chevalier, aynı zamanda oyuncu kadrosunda şarkıcı Sakis Rouvas'ı da barındırıyor.
Neden izleyelim? Toplumsal düzen, siyaset ya da romantik ilişkiler... Konu hangisi olursa olsun, kırılgan erkeklik ve "kimin daha erkek olduğuna" dair iktidar eksenli "sidik yarışı" gerilimlere yol açıyor, iletişimin önüne engeller koyuyor ve yersiz bir rekabeti tetikliyor. Athina Rachel Tsangari'nin izole bir ortamda, denizin ortasındaki bir teknede bir araya getirdiği altı erkek de tüm bunları gözlemleyebilmek için ideal bir denek grubu âdeta. Birlikte tatil yapmak amacıyla bir teknede bir araya gelen altı arkadaş, eğlence amacıyla oynamaya başladıkları bir oyunu "kimin daha erkek olduğunu" belirleyecek bir yarışa çeviriveriyor. Yardım çağrısına ilk cevap veren, kan değerlerine göre en sağlıklı görünen, en hızlı koşan, en iyi atlayışı yapan, en iyi kürek çeken artı puan alırken çok içip kusan ya da erkenden uyuyakalanın hanesine eksi puan yazılıyor. Yer yer kahkaha atarak izlenen bu güç savaşı, bu mübalağa gibi görünen oyunun günlük hayatımızdaki erkeklik savaşından çok da farklı kurallara sahip olmadığı anlaşıldığında düşündürmeye başlıyor: Erkeklik nedir, nasıl kazanılır?
Nerede izleyebilirsin? Chevalier, 26 Haziran'dan itibaren MUBI'de yayında olacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Caz rock ve caz füzyon müziklerinin öncülerinden John McLaughlin, Ceylan Özgün Özçelik'in son filmi Cadı Üçlemesi 15+, Angel Olsen'ın yas güncesi albümü Big Time ve dahası. Duende Keşif bu hafta da dopdolu, keşfetmeye gelir misin?
24 Haz 2022

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




