ŞÜKRAN ŞENÇEKİÇER

"Kadınların emekleriyle elde ettikleri başarılar sayesinde cam tavanları kırdığını yakından gözlüyorum."
ŞÜKRAN ŞENÇEKİÇER

7 Aralık - Zorlu Holding - ANGST
Zorlu Holding ile birlikte

Zorlu Holding: #EsitBiHayat için #ŞiddeteKarşıYalnızDeğilsiniz Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu'nun (UNFPA) araştırmasına göre her 10 kadından 4'ü hayatları boyunca en az 1 kez şiddetin bir türüne maruz kalıyor. Şiddetin her türünün Türkiye’de önemli bir sorun teşkil ettiğinin bilincinde olan Zorlu Holding , Eşit Bi’Hayat yaklaşımıyla her tür şiddetten arınmış, daha eşit, adil ve iyi bir gelecek için çalışıyor. Eşit Bi'Hayat adını verdiği toplumsal cinsiyet eşitliği yaklaşımına paralel, şiddete maruz kalan kişilerin kendilerini güvenle ifade edebilecekleri, yardım isteyebilecekleri bir kurum kültürü oluşturmayı ve iş ortamını güçlendirmeyi hedefleyen Zorlu Holding; geçtiğimiz yıl, şiddet konusunda farkındalığı artırmak ve şiddetin herhangi bir türüne maruz kalan çalışma arkadaşlarına yol gösterebilmek üzere Ev İçi Şiddeti Önleme Politikası’nı yayınladı. Güvenlik, esnek çalışma, hukuki ve psikolojik destek başta olmak üzere çeşitli olanaklarla çalışanlarını destekleyen Zorlu Holding; farkındalık çalışmalarını sürdürmeye devam ederek şiddetin mevcut durumuyla ilgili istatistiklere yer verdiği ve ayrıca şiddetin türlerini örnekler üzerinden vurguladığı “ Bu Sevgi Değil ” mesajlı iletişim kampanyasıyla şiddet türleri ve bu konuda destek alınabilecek kanallar konusunda dikkat çekmeyi hedefliyor.

Daha fazlasını öğren

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Bu röportaj, Zorlu Holding katkılarıyla hazırlanmıştır.

ANGST İnsanları'nda iklim krizi, azınlık hakları, kimlik politikaları, döngüsel ekonomi ve aktivist kültürlerle ilgilenen, bunları kendi meselesi hâline getirenleri yakından tanıyoruz. Yedinci konuğumuz gazeteci, editör ve Medyascope muhabiri Şükran Şençekiçer.

Röportaj: Alara Demirel


Medyada bir kadın olarak bulunduğun; 140journos, Deutsche Welle, ve Medyascope'taki saha deneyimin göz önüne alındığında toplumsal cinsiyet eşitliğinin sektördeki yeri hakkında ne düşünüyorsun?

Hem mesleğe başladığım yıllarda medyadaki dönüşüm hem de iş tercihlerimle Türkiye’deki geleneksel medyayı deneyimleme fırsatım pek olmadı. Bu konuda kendimi bazı açılardan şanssız bazı açılardan da şanslı sayıyorum. Toplumsal cinsiyet eşitliği açısından bugüne kadar görece iyileştirilmeye çalışılan ortamlarda çalışmış olmam hem bilinçli bir tercih yoluyla hem de şansla ilişkili oldu.

Şunu kabul edelim: Toplumda yaşanan cinsiyet eşitsizliği, her sektöre olduğu gibi medyaya da fazlasıyla yansıyor. Bu konuda bilinçli olduğu düşünülen yönetimler, cinsiyet eşitsizliği söz konusu olduğunda kuruluşlarındaki kadın çalışan oranıyla kendilerini savunsa da eşitsizliğin bu sektörün de damarlarına yerleştiği, özellikle yönetimlerdeki kadın oranından rahatça anlaşılıyor.

Fakat özellikle bağımsız medyada kadınların kazanımları bana ve meslektaşlarıma umut veriyor. Kadınların emekleriyle elde ettikleri başarılar sayesinde cam tavanları kırdığını yakından gözlüyorum. Bunun kadınların azminin yanı sıra bağımsız çalışabilmenin getirdiği ifade alanıyla da mümkün olduğunu düşünüyorum.

Kaleme aldığın ve editörlüğünü üstlendiğin metinlerde "Şiddet dilde başlar," diyerek dikkat ettiğin kalıplar oluyor mu? Haber dilinde ve konu nesnesinde bu bağlamda nelere dikkat ediyorsun?

Dili de bakış açısını da eril kalıplardan arındırmaya çalışma hâli, diğer kadın editör arkadaşlarımla birlikte benim de günlük mesaimin önemli bir parçası. Öncelikle bu konuda kendimizi birlikte eğitmeye çalışıyoruz — bazen bir başlığa, bir kelimeye birlikte kafa yoruyoruz. Yerleşmiş kalıplardan kurtulmak çok kolay olmasa da fena olmayan refleksler geliştirmeye başladığımıza inanıyorum. Bu sadece kadınlar için değil, diğer dezavantajlı olarak adlandırılabilecek gruplar için de geçerli.

Şükran, Medyascope'ta yayımda


Neredeyse her gün bir kadın cinayeti haberiyle ilgilenmek durumunda kaldığımız şu zamanlarda özellikle şiddetin failini öne çıkarmaya dikkat ediyoruz. Kadını kurbanlaştıran ve nesneleştiren bir dilden kurtulmaya çalışıyoruz. Şiddetin pornografik ayrıntılarından haberi kurtarıp şiddetin yapısal nedenlerini ve kadınlar açısından olası çözüm yollarını öne çıkaracağımız bir haber hâline getirmeye uğraşıyoruz.

Geleneksel medyanın cinnet getiren koca veya tutku cinayeti gibi kalıplarından kurtulup cinayetleri ve şiddeti bireysel kötülükle veya hastalıkla ilişkilendirmek yerine konunun toplumsal tarafını hatırlatıyoruz. Bunun yanında kadının hayatının kontrolünü eline aldığı, şiddet döngüsünden çıkmış kadınların hikâyelerini de memnuniyetle öne çıkarıyoruz.

Yani Türkiye’de kadın hareketinin taleplerini, gündemini haberleştirerek cinsiyet eşitliğini önemseyen bir gazetecilik örneği ortaya koymaya çalışıyoruz. Toplumun farklı katmanlarından farklı politik görüşlere sahip kadınların ortaklıklarını anlamaya ve anlatmaya gayret ediyoruz.

Özellikle kadına şiddet haberleri Türkiye gündeminde fazlasıyla yer alırken "Bugün de bununla ilgilenmeyeyim," diyemediğin bir gündemde kendini nasıl koruyorsun?

Bu soruya kısaca “Koruyamıyorum!” diye cevap verip kaçabilirim ama biraz daha umutlu olmaya çalışayım. Artık ne yazık ki neredeyse bir rutin hâline gelmiş cinayet haberindeki kadının bir gün sen olabileceğin gerçeği bütün somutluğuyla gözünün önünde dururken kendini korumak çok kolay değil. Fakat bu gerçeğin getirisi şu oluyor: Alışmıyorsunuz. Bu durum kendini korumaya engel olsa da kanıksamaktan çok daha iyi — hele de bir gazeteci için.

Zaman zaman üst üste şiddet haberleriyle ilgilenmekten kaçtığım, arkadaşlarıma devredip nefes almaya çalıştığım oldu. Bunu son zamanlarda pek yapmıyorum. Onun yerine arkadaşlarımla bu ağırlığı konuşmak ve paylaşmak bana iyi geliyor.

Haberle arama mesafe koymak konusunda daha bir fırın ekmek yemem gerek ama zamanla ilerlediğimi hissediyorum. Ülkenin gündemi bu kadar yoğunken işinize devam etmek, bir sonraki haberle ilgilenmek durumundasınız — üstelik bunu istiyorsunuz da. Ertesi gün daha iyi bir dünyaya uyanmak dileğiyle hem hayatınıza hem işinize devam ediyorsunuz.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

👩‍💻 ANGST 14: MEDYADA KADIN OLMAK

Türkiye'de medyada kadın olmak ne demek? Türkiye'de kadınlık deneyimine sahip bir gazeteci olmak ne anlama geliyor?

07 Ara 2021

Zorlu Holding ile birlikte
👩‍💻 ANGST 14: MEDYADA KADIN OLMAK

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Kiminle, nerede, ne zaman, nasıl: Karşılaşmalarımızı kim tasarlıyor?

Bir zamanlar hayatın akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen karşılaşmalar giderek programlanan, paketlenen ve satın alınan hizmetlere dönüşüyor. Kiminle, nerede ve nasıl karşılaşacağımızı belirleyen sosyal altyapılar artık teknoloji şirketleri, hospitality sektörü ve üyelik sistemleri tarafından şekillendiriliyor. Peki daha pürüzsüz bir sosyal yaşam uğruna farklı olanla karşılaşma ihtimalinden tümden vazgeçiyor olabilir miyiz?

Elif Bayram

·

25 Ağu 2026

Kiminle, nerede, ne zaman, nasıl: Karşılaşmalarımızı kim tasarlıyor?
AngstAngst

HİKAYE

Ara beni lütfen: İletişimin dikenli gül bahçesinden yapay çime nasıl geçtik?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Sinem Dönmez

·

22 Ağu 2026

Ara beni lütfen: İletişimin dikenli gül bahçesinden yapay çime nasıl geçtik?
AngstAngst

HİKAYE

Kapitalizm yatağımızda: Mükemmel uyku peşinde koşarken uykusuz kalmak

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.

Ümit Alan

·

21 Ağu 2026

Kapitalizm yatağımızda: Mükemmel uyku peşinde koşarken uykusuz kalmak
AngstAngst

HİKAYE

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Pelin Cengiz

·

17 Ağu 2026

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği
AngstAngst

HİKAYE

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?

Metin V. Bayrak

·

16 Ağu 2026

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?