Sürdürülebilir bir geleceğe doğru minik adımlar


Bir ben yapsam ne değişecek ki? Çok şey değişir ! Dijital ekstreye geçmek, yürümeyi tercih etmek, geri dönüşüme atmak… Bir tercih çok şey değiştirir. Yapı Kredi Step ile siz de ortak geleceğimizi değiştirebilirsiniz. Nedir? Türkiye'deki sürdürülebilirlik kültürünü ve bilincini ileri taşımaya rehberlik eden Yapı Kredi Step yani Sürdürülebilir Tercih Programı , bireysel dönüşümü destekleyerek sürdürülebilirlik alanında farkındalık yaratmayı amaçlıyor ve sürdürülebilirlik yolculuklarında bireylere destek oluyor. Bu dönüşüm programı, hem bireysel hem de toplumsal anlamda sürdürülebilir hayata geçişi yaygınlaştırmak üzere kullanım alışkanlıklarını, yaşam tarzlarını ve günlük tercihleri sürdürülebilir bir hâle getiriyor. Nasıl? E-dekont, e-ekstre, ESG yatırım fonları, sürdürülebilir markalardan alışveriş yapma, toplu taşımayı kullanma gibi sürdürülebilir tercihler yapan Step kullanıcıları, Yapı Kredi Mobil üzerinden Step puan kazanıyor. Bu puanlar, kullanıcılara program içerisinde yer alan sürdürülebilirlik alanında faaliyet gösteren STK’lardan kendilerinin seçecekleri projelere bağış yapma imkânı sağlıyor. Böylece Step puanlar geleceğimiz için bağışa dönüşüyor. Bir tercih çok şey değiştirir. Daha iyi bir gelecek için Step , Yapı Kredi Mobil ’de.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Birleşik Krallık Eğitim Bakanlığı’nın 2023 yılında yayımladığı bir politika raporunda, iklim krizinin etkileriyle yaşayan bir dünyada, toplumsal refahın mümkün kılınması için çocuklara ve gençlere, doğanın yenilenmesine katkı sağlamalarını desteklemek için bilgi ve beceri kazandırmak gerektiğini ifade ediyor.
Çocukların ve gençlerin, yaşadıkları gerçekliği kararlılıkla karşılayabilmeleri için yalnızca gerçeğe değil, aynı zamanda umuda da ihtiyaçları var. Bu noktada, uygulamalı faaliyetler ve rehberlik amacı güden programlar, değişimin aracıları olabilecek umudu beraberinde getiriyor.
Sürdürülebilir yaklaşımlara olan ihtiyaç, küresel olarak daha belirgin hâle geldikçe, yeşil düşünce biçimlerini çocukların gündelik akışlarına yerleştirmenin önemi de artıyor. Peki çevreye duyarlı bir yetişkinliğin temellerini atmak için neler yapılabilir? Başlangıç noktası olarak sayılabilecek sürdürülebilirlik uygulamaları hangileri?

Evde sürdürülebilirlik
Çocukların sürdürülebilirlik konusunda bilgi sahibi olmaları için günlük yaşamlarına entegre olan aktiviteler, çocukların çevreye duyarlı bireyler olarak yetişmelerine katkıda bulunuyor ve sürdürülebilir bir gelecek için yeşil adımlar atmalarını sağlıyor.
- Geri dönüşüm ve atık yönetimi: Çocuklarla birlikte geri dönüşüm kutuları oluşturulabilir. Atıkların ayrıştırılması sürecini kolaylaştırmak için kutuların üzerine kısa, açıklayıcı metinler eklenerek çocukların bu sürece aktif olarak katılmaları sağlanabilir. Evde kompost yapma konusunda, çocukları bilgilendirmek ve organik atıkların doğal yollarla nasıl gübreye dönüştüğünü deneyimlemek de keyifli bir fikir.
- Bahçecilik: Bahçecilik, çocuklara bitkilerin nasıl büyüdüğünü ve çevreye nasıl bakılması gerektiğini öğretmenin harika bir yolu. Bu yol ile çocuklar, kendi sebze ve meyvelerini veya bitkilerini yetiştirerek, doğayla olan bağlarını güçlendirebilir ve doğanın döngüsünü daha iyi kavrayabilirler. Bu süreç, onlara sorumluluk ve başarı duygusu kazandırır.
- Sıfır atık hedefiyle yemek planlama: Yemek pişirme sırasında hiçbir atık oluşturmayan bir yemek planı yaparak çocuklarla birlikte sıfır atık hedefi koyulabilir. Bu, tüm malzemelerin kullanıldığı ve hiçbir şeyin israf edilmediği bir süreç olarak planlanabilir.
- El işi projeleri: Geri dönüştürülebilir malzemelerden sanat ve el işi projeleri yaparak, çocukların yaratıcılıklarını sürdürülebilir yollarla kullanmaları teşvik edilebilir. Örneğin, plastik şişelerden saksılar veya eski gazetelerden kağıt hamuru yapımı gibi projelerle geri dönüşümün önemi vurgulanabilir.
- Açık hava aktiviteleri: Doğa yürüyüşleri, park ziyaretleri ve doğal alanlarda yapılan aktiviteler, çocukların doğayı sevmelerini ve doğayı koruma bilincini geliştiriyor.
- Tamir süreçlerine katılım: Bozulmuş veya kırılmış eşyaları tamir etme sürecine çocukları dahil etmek, çocuklara kaynakların nasıl verimli kullanılabileceğini gösteriyor. Tek kullanımlık ürünler yerine yeniden kullanılabilir ürünler kullanmayı teşvik etmek de bu yaklaşımın benimsenmesine yardımcı oluyor.

Okulda sürdürülebilirlik
Okullarda pratikleştirilebilecek uygulamalar, kurumların daha sürdürülebilir hâle gelmesine yardımcı olurken öğrencilerin çevre bilincini ve sorumluluğunu içselleştirmelerini mümkün kılıyor. Bu sayede, öğrenciler hem kendi yaşamlarında hem de toplum içerisinde sürdürülebilir bir gelecek adına etkili adımlar atabiliyor.
- Çevresel yönetim planları: Özellikle Avustralya’da School Environmental Management Plan (SEMP) olarak yaygınlaştırılan, sürdürülebilir anlamdaki bütünsel yaklaşım, sürdürülebilirlik hedeflerini belirlemeye ve bu hedeflere ulaşmak için gerekli adımları tanımlamaya destek oluyor.
- Sürdürülebilirlik denetimleri: Okullar; enerji ve su kullanımı, atık yönetimi gibi konularda denetimler yaparak sürdürülebilirlik performanslarını değerlendirebilir ve iyileştirme önerileri geliştirebilir.
- Saha gezileri ve uzman konuşmacılar: Ekolojik çiftlikler veya doğal rezervler gibi yerler ziyaret edildiğinde, öğrencilerin sürdürülebilir uygulamaları yerinde görmeleri sağlanabilir. Ayrıca çevre uzmanları veya sürdürülebilirlik alanlarında çalışan girişimciler, okullara davet edilerek, öğrencilerle bilgi ve deneyimlerini paylaşabilirler.
Bu gibi sürdürülebilirliği benimseyen kapsayıcı öğrenme anlayışları, öğrenciler arasında eleştirel düşünme ve problem çözme becerilerini pekiştiren uygulamalı öğrenme deneyimleri yaratıyor. Ayrıca, enerji tasarruflu uygulamaların ve atık azaltma önlemlerinin hayata geçirilmesi okullar için önemli maliyet tasarrufları sağlayabiliyor. Örneğin yeşil binalar, hava kalitesini iyileştiriyor. Ek olarak okul içinde doğaya erişim ise öğrencilerin fiziksel ve zihinsel refahını olumlu yönde etkileyerek her anlamda öğrenme deneyimlerini geliştirmeye yardımcı oluyor.
Çocukların erken yaşta sürdürülebilirliği benimseyen eğitim anlayışıyla tanışması hem bireysel gelişimleri hem de gezegenin geleceği için önem taşıyor. Evde ve okulda uygulanan küçük, basit adımlar; çocukların çevreye duyarlı bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlıyor. Bu adımlar, geri dönüşümden enerji tasarrufuna, su yönetiminden bahçeciliğe kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Belli pratikler, çocukların günlük yaşamlarına entegre edildiğinde çocuklarda çevre bilincinin artırılmasına fayda sağlıyor.
Okullarda sürdürülebilirlik projeleri ve çevresel yönetim planları, öğrencilerin eleştirel düşünme ve problem çözme becerilerini geliştirirken, aynı zamanda toplumsal katılımı da teşvik ediyor. Bu tür uygulamalar, çocukların sadece şimdiki gerçekliğinde değil, gelecekte de iklim krizinin sebep olduğu sorunlara duyarlı ve bilinçli bireyler olmalarına olanak tanıyor. Sonuç olarak, minik adımların birleşimi, daha sürdürülebilir bir dünya için büyük değişimlerin temelini oluşturabiliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
NEREDE YAYIMLANDI?
Olimpiyat yaklaşırken sıcaklıklar, sporcuları tehdit ediyor. Venedik her yıl yarım santim batıyor. İngiltere'deki araştırmacılar mavi böceklere sırt çantası takıyor.
22 Haz 2024

YAZARLAR

Alara Demirel
ANGST editörü

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar hayatın akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen karşılaşmalar giderek programlanan, paketlenen ve satın alınan hizmetlere dönüşüyor. Kiminle, nerede ve nasıl karşılaşacağımızı belirleyen sosyal altyapılar artık teknoloji şirketleri, hospitality sektörü ve üyelik sistemleri tarafından şekillendiriliyor. Peki daha pürüzsüz bir sosyal yaşam uğruna farklı olanla karşılaşma ihtimalinden tümden vazgeçiyor olabilir miyiz?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?




