Süreç odaklı mutfak: Moleküler gastronomiye giriş


Kolajen üretimine bitkisel destek: Saf Vegan Collagen Booster’lar
Ciltte, kemiklerde, eklemlerde ve kaslarda bol miktarda bulunan kolajenler; bağ dokusunu güçlendirmek ve vücut bütünlüğünü korumak görevlerini üstleniyor. Daha güçlü ve elastik bir cildin sırrı da 20’li yaşlardan sonra her yıl bir miktar…
İlk kez 1988 yılında Macar fizikçi Nicholas Kurti’nin İngiliz Kraliyet Enstitüsü’ne yaptığı bir mutfak bilimi sunumunda terim olarak karşımıza çıkan moleküler gastronomi; gıda ve gıda bileşenlerinin fiziksel ve kimyasal özellikleri; bu özelliklerin birbirleriyle ve çevreyle etkileşimi üzerine çalışan bir bilim dalı.
Nedir? Kullanılan malzemelerin, araçların ve tekniklerin farklı şekillerde birleştirilerek yeni tariflerin yaratılması; lezzet stabilitesinin sağlanması; doku-lezzet ilişkisinin incelenmesi ve yeni gıda dokularının oluşturulması gibi alanlarda çalışmalar yapan moleküler gastronomi, 30 yıl önce adı konmuş olsa da tanınırlığı daha yakın zamanda arttı. Progressive cuisine, avant-garde cuisine, techno cuisine olarak da isimlendirilen, bilimle yemeğin buluşması denebilecek moleküler gastronomi, pişirme esnasında tüm katı, sıvı ve gaz gıda maddelerinin davranışlarını yeniden inceler ve geleneksel pişirme yöntemlerine alternatifler yaratır. Geleneksel şefler tariflerle ilgilenip sonuç odaklı çalışırken, moleküler gastronomi şefleri daha çok yenilik-inovasyon süreciyle ve yeni tekniklerle ilgilenerek süreç odaklı çalışır.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

NEREDE YAYIMLANDI?
Japonya'nın sushiya'ları, Fransız gastronomi hükümdarları ve laboratuvardan hâllice mutfakların ortak noktası: Tekniğe verilen önem.
21 Nis 2021

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
Kemikleri ve iç organlarıyla yenen ortolan kuşu, Fransız gastronomisinin en tartışmalı yemeklerinden biri. Dumas’nın mutfak sözlüğünden "Succession"a uzanan hikayesi, bir lokmalık haz uğruna hayvanlara çektirilen acıyı gündeme getirirken geleneksel olarak ortolanları yerken başa örtülen peçete, başka bir soruyu da akla getiriyor: Yemek yerken neden saklanırız?

Nezleyken elma neden elma gibi gelmez, kırmızıya boyanmış beyaz bir şarap kırmızı şarap gibi algılanabilir mi? Lezzet yalnızca dilimizin işi değil. Koku, görme ve ağızda oluşan duyumların kesişiminde şekillenen bu deneyim, bir yiyeceği tanımamızdan onu sevmemize kadar pek çok şeyi etkiliyor.

Batı Karadeniz’in iç kesimlerindeki Daday, deniz etkisinin azaldığı, yüksek rakımlı ve ormanlık bir coğrafyada yer alıyor. Ormanlar, meralar, tarım arazileri ve köyler birbiriyle iç içe. Üretim ise iklimin ve mevsimlerin çizdiği sınırlar içinde ilerliyor. İki gün boyunca ziyaret ettiğimiz çiftlikler, bu koşullarla kurulan farklı ilişkileri anlamak için iyi birer durak.

Bir zamanlar İstanbul’un takvimi deniz üzerinden tutulurdu. Palamutun, lüferin ve uskumrunun gelişi mutfakta neyin pişeceği kadar, kayıkların ne zaman suya ineceğini, balıkçı tezgahlarının görünümünü ve şehrin gündelik akışını da belirliyordu. Bazı şeyler hiç değişmiyor. Ekim geldiğinde İstanbul’da gözler hâlâ yeniden denize çevriliyor.

Londra’yı gastronomi üzerinden tanımak için her zaman şehrin en yeni restoranlarının peşine düşmek gerekmiyor. Bazen birkaç sokaklık bir rota, şehrin yemek kültürünün nasıl değiştiğini görmek için yeterli. Borough Market’tan Bermondsey Street’e kadarki bu bölge de bunun iyi örneklerinden biri. Emre Onar, sevdiği duraklar ve kendi deneyimleri üzerinden bu kısa mesafeyi adım adım anlatıyor; kahveyle başlayan rotayı pazar tezgahlarından restoranlara, oradan da Bermondsey Street’in sakinliğine taşıyor.




