Tek Çözüm Fosil Yakıtları Azaltmak

Tek Çözüm Fosil Yakıtları Azaltmak

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İklim krizi bağlamında alabileceğimiz önlemleri kabaca iki grupta toplamak mümkün: Başımız ciddi olarak belaya girmeden yapmamız gerekenler ve başımız ciddi olarak belaya girmeden yapmak zorunda kalacaklarımız.

Başımız belaya girmeden yapmamız gerekenler aslında nispeten basit. Kömür, petrol ve doğal gaz salmayı bırakamasak bile, mümkün olduğunca azaltmak. Dünyadaki ülkeler sırayla net sıfır karbon olacakları seneyi açıklıyorlar. Net sıfır karbon salıyor olmak, havaya hiç karbondioksit salmamak anlamına gelmiyor. Net sıfır karbon, doğanın emebileceğinden fazla karbondioksit salmamak demek. Yani ülkemiz belirli bir miktarda sera gazı salarak net sıfır karbon olabilir, ancak bu “belirli bir miktar” kesinlikle bugünkünden çok daha az olacaktır.

Hepimizin tahmin edebileceği üzere “Doğanın emebileceği karbondioksit miktarı” oldukça tartışmalı olabilecek bir konu. Ama gene de doğanın emebileceğinden her ülkeye düşen kısım üzerinde anlaşabileceğimizi varsayarsak, 2050-2070 yılları arasında bir zaman tüm ülkeler net sıfır salım yapar hale gelebilirler. Ne yazık ki bu, insanların ve yuvamız Dünya’nın o noktaya kadar fazlasıyla ısınmış olmasını engellemeyecek. Atmosferdeki fazla karbondioksit oranı biz net sıfır salım yaptığımızda artmayacak; ama azalmayacak da. 2070 yılında azaltım planlarımız iyi gidecek olursa, atmosferde yaklaşık 500-550 ppm karbondioksit olacak ve bu da Dünya’nın o noktada 2-3 derece ısınmış olacağı ve belki 1-2 derece daha ısınmaya hazır olacağı anlamına geliyor. 3-5 derece bir ısınma ise, şu anda yaşadığımız Dünya açısından dayanılmaz bir sonuç demektir. Bunu başımızın ciddi olarak belaya girmesi olarak tanımlayabiliriz. Unutmayın, bu, elimizden geleni yaptığımız durumda karşımıza çıkacak olan senaryo. Elimizden geleni yapmadığımızda nelerle karşılaşabileceğimizi düşünmek bile istemem.

Başımız belaya girdikten sonra, kesinlikle bu belaya uyum sağlamaya çalışmak, ilk yapacağımız şeydir. Sıcaklığa daha dayanıklı tohumlar, daha az yağış ile büyüyebilecek bitkiler yetiştirmek, denizin yükselmesinden bizi koruyacak duvarlar inşa etmek uyum örnekleri sayılabilir. Ancak bunlar belayı azaltmazlar, sadece bizim o belanın içinde hayatta kalmamıza yardımcı olurlar. Belayı azaltabilecek önemli çalışma, havadaki karbondioksidi emerek kalıcı olarak sistemden çıkartan teknolojilerdir. Bunların bir kısmını zaten doğa milyonlarca yıldır kendi kendisine uyguluyordu ve uygulamaya da devam edecek, sadece bizim istediğimiz hızda değil. Jeomühendislik uygulamaları dediklerimiz de bu uygulamaların bütünü olarak kabul edilebilir.

Okyanuslardaki planktonlar atmosferdeki karbondioksidi emen en önemli kaynaklardan biridir. Bu planktonların önemli bölümü öldükten sonra dibe çöker ve okyanusun dibindeki, önemli oranda karbon içeren tortul kayaçları oluştururlar. Belirli dönemlerde İstanbul Boğazı’nı turkuvaz renge çeviren plankton patlamalarında olduğu gibi, tüm denizlerde bunu sağlamak atmosferdeki karbondioksit oranını azaltmaya yardımcı olacaktır. Yalnız daima bir şeyi tamir etmeye çalışırken başka bir şeyi bozmamak güdüsüyle hareket ettiğimiz için, böyle önlemleri almakta çekingen davranmamız normaldir. Bunun ötesinde, bu tür yöntemleri kullanmak için karbon salımlarımızı net sıfıra düşürmemiz gerekir. Yani bir yandan kömür yakarken öte yandan atmosferden karbon emebilecek riskli teknolojilere bel bağlamanın anlamı yok diye düşünüyorum.

Üzerinde çok konuşulan diğer bir teknoloji ise, atmosferin üst tabakalarına Güneş ışınlarını engelleyecek tozlar saçmaktır. Bu sayede Güneş ışınları yeryüzüne ulaşarak atmosferi ısıtamaz. Ama burada da çok önemli sorunlar var. Öncelikle yer çekimi olduğu için, bu parçacıklar uzun süre atmosferde asılı kalmazlar ve birkaç sene içerisinde tekrar aşağıya düşerler. Kullanılması önerilen ucuz maddelerden biri kükürt dioksittir. Ancak kükürt dioksit, havadaki su buharı ile birleşip yere sülfürik asit olarak inmek gibi kötü bir yan etkiye de sahiptir. Gene de Dünya'yı birkaç sene serinletmek için böyle bir yönteme ihtiyaç duyabiliriz. Bu yöntem hastalığın bir çaresi değildir, sadece hastayı kısa bir süreliğine biraz rahatlatabilir.

Başımıza gelen her türlü belada, teknolojinin gelip bizi kurtaracak çözümler bulacağını düşünerek içimizi rahat ettirmeye çalışıyoruz. Bu sefer durum pek öyle olmayacak gibi duruyor. Bizim öncelikle, olabildiğince hızlı şekilde karbondioksit salımlarımızı sıfırlamamız gerekiyor ki diğer çözümler işe yaramaya başlasın. Hiçbir şey için geç değil, ama bizim de fazla zamanımız kalmadı. Önlem almak için hep yarını bekledikçe kalan az zamanımız da tükeniyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

YAZARLAR

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ OKUMALAR