Tek planda şiddet: Mukavemet

Yönetmen ve oyuncuları ile Türkiye sinemasının tamamı tek planda çekilen ilk filmi Mukavemet'i konuştuk.
Tek planda şiddet: Mukavemet

21 Temmuz - The Irish Spirit - Duende
The Irish Spirit ile birlikte

The Irish Spirit ile kadrajda İrlanda Uçsuz bucaksız yeşil tepeler, kaleler, yağmur, eski ahşap döşemelerin koyu yeşille buluştuğu ünlü Irish pubları ve engebeli kıyı şeridiyle her yıl milyonlarca ziyaretçiyi kendine çeken İrlanda, tarihi ve efsaneleriyle her zaman merak uyandıran bir yer. Peki bu ilgi çekici Zümrüt Ada’nın nefis yansımalarıyla nerelerde karşılaştık? Tabii ki de İrlandalı yıldızlar Colin Farrell ile Brendan Gleeson’ı başrollerde izlediğimiz yıldız film The Banshees of Inisherin (2022) ’de. Inis Mór, Inis Meáin ve Inis Oírr’dan oluşan Aran Adaları'nda çekilen filmdeki kasaba kurgusal olabilir ancak çekildiği yerler gerçek ve çok güzeller. Harry Potter serisinde de karşılaştık. İrlanda’nın dudak uçuklatan güzellikteki Moher Kayalıkları’nı nerede gördüğünü hatırlamıyorsan doğru adres: Harry Potter ve Melez Prens (2009) . Bu vesileyle doğru bilinen bir yanlışa da açıklık getirmek isteriz: Serinin herhangi bir sahnesi Trinity College’ın tarihî kütüphanesi Long Room’da çekilmedi. Öte yandan Education Rita (1983) Trinity College'da çekildi. Frank ve Rita’yı okulun bahçesinde yürürken hatırlarsın belki. Hatırlayamadıysan güncel bir önerimiz daha var. İrlandalı yazar Sally Rooney'nin romanından uyarlanan ve hepimizin bir oturuşta bitirdiği Normal People (2020) dizisinde gözüne bu harika kampüsten kareler çarpmış olmalı. Roman demişken; yağmur kokularını beyaz perdeden yükselten İrlanda’nın edebiyata katkısına değinmeden geçemeyiz. Samuel Beckett, Oscar Wilde, James Joyce, Bernard Shaw, W.B Yeats, Seamus Heaney, Bram Stoke, Jonathan Swift, Christy Brown gibi dünyaca ünlü yazarlar İrlanda'da yetişmişler. Bundan dolayıdır ki Dublin, UNESCO tarafından ‘Edebiyat Başkenti’ seçildi. Sinemadan, müzikten, edebiyattan; kısacası sanatın ta kendisinden beslenen İrlanda ruhuyla tanışmak için The Irish Spirit ’i takip edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Hani yükseklik korkunuz aşağı bakıp da çok yükseğe çıktığınızın bilincine varana dek nüksetmez ya, Sebastian Schipper’in Victoria filmini izlerken benzer bir baş dönmesi yaşamıştım. Filmin temposuna kapıldığım anda değil de filmin tamamının tek planda çekildiğinin bilincine varınca... Rope (1948, Alfred Hitchcock), Birdman (2014, Alejandro G. Iñárritu) ve 1917 (2019, Sam Mendes) gibi “tamamı tek planmış gibi çekilmiş” filmler bir yana, gerçekten tamamı tek planda çekilmiş filmler de sinemanın süregelmiş meydan okumalarından biri. 2015 yapımı Victoria da ilk değil. Henüz izleme fırsatı bulamadığım Macbeth (1982, Béla Tarr) ve Russian Ark (2002, Alexander Sokurov); bu meydan okumayı kameralar ufalmadan ve filmler dijitalleşmeden (yani daha da zor şartlarda) gerçekleştirmeyi başarmış, merak ettiğim filmler. Öte yandan Victoria’nın popülerleştirdiği bu meydan okumaya doğru eğilimler Türkiye sinemasında da son yıllarda artmaya başlamış durumda: Ali Tansu Turhan’ın uzun metrajlı Diyalog filminin ortasındaki 32 dakikalık tek planın yanı sıra Sami Morhayim’in Susam ve Özgürcan Uzunyaşa’nın Cehennem Boş, Tüm Şeytanlar Burada adlı kısa filmlerinin son iki sene içinde karşımıza çıkması bunu kanıtlıyor. Prömiyeri 2022’deki 41. İstanbul Film Festivali’nde gerçekleşen, Soner Caner imzalı Mukavemet ise bu meydan okumayı Türkiye’de uzun metraja taşıyan ilk film oldu. 

İstanbul, Kurtuluş’ta bir apartmanın bodrum katında yaşayan, ilişkilerinin henüz başındaki genç sevgililer Ecem (Ece Çeşmioğlu Ölmez) ile Rahmi (Selahattin Paşalı); Ecem’in sorunlu eski sevgilisi Kazım kapılarına dayandıktan sonra Rahmi’nin kıskançlığının büyük bir öfkeye dönüşmesi sonucu kâbusa dönüşen bir gece geçiriyorlar. Çoğunlukla tek mekânda geçen 104 dakikalık film; tüm bu kâbusu sana tek planda aktarıyor, seni âdeta şiddetin ve cinayetin bir tanığı hâline getiriyor.

İstanbul Film Festivali’ndeki prömiyerinden bir yıldan fazla süre sonra Mukavemet bugün, 21 Temmuz 2022’de MUBI kataloğuna ekleniyor. “Sanki film çekildikten sonra kendi kaderini kendi beliyormuş gibi geliyor bana, dijitalde açılması daha doğru oldu.” diyor yönetmen ve senarist Soner Caner. Etkilendiği filmler arasında Victoria’yı da sayıyor ve bu meydan okumaya kalkışma cesaretinin filmde anlatmak istediklerinden geldiğini söylüyor. 

Mukavemet | Kaynak: İKSV

Yönetmen-senarist Soner Caner ve oyuncular Ece Çeşmioğlu Ölmez ile Selahattin Paşalı, filmle ilgili sorularımızı yanıtladı:

Mukavemet tek plan olmasının yanında bir tek mekân filmi. Lokasyon seçimi ve senaryo süreçleri iç içe mi işledi, çekimin yapılacağı mekân senaryoya ve koreografiye ne kadar etkili oldu?

Soner Caner: Senaryo aşamasında tek plan olursa anlatmak istediğimi anlatırım diye düşündüm, tabii bu koşulun oluşması için yıllardır beraber çalıştığım arkadaşım görüntü yönetmeni Vedat Özdemir’le düşüncemi paylaştım. Sonraki süreçte her anı, her gelişimi onunla ilerlettik; aslında filmin pratiğe dönüşmesinin ortağı oldu. Mekân ve lokasyon için de senaryonun gerekliliklerini yerine getiren mekânlar seçtik.

Çekimler sırasında baştan sona kaç tekrar aldınız ve biz kaçıncı tekrarı izledik?

Yedi tane tek çektik, altıncı teki onayladık; yani yedi gün sürdü. Tabii öncesinde bir aydan fazla bir süre kamerasız ve kameralı provalar aldık.

Bundan önce Barış Kaya’yla çektiğin Rauf bir büyüme hikâyesi, bir önceki filmin Gönül ise romantik bir film. Mukavemet’teki belirgin tür ve ton değişiminin nedeni toplumsal ya da kişisel bir karanlıktan mı yoksa sanatsal ve yaratıcı yelpazede farklı alanlara yönelme ihtiyacından mı kaynaklanıyor?

Evet, Rauf ve Gönül gibi filmlerim ayrık durabilir. Mukavemet benim sinemaya bakışım ile ilgili. Ben ya hayal ettiğimi yazarım ya da şikâyet ettiğimi; Mukavemet biraz şikâyet ettiklerimle ilgili. Tabii kişisel bağlamda değil, toplumsal bağlamda bana yansıyandı. En temelinde erkek olmayı şikâyet etmek desek daha doğru olur.

Mukavemet | Kaynak: İKSV

Mukavemet’in bazı sahnelerini izlemek bile oldukça zorlayıcı. Bu zorlayıcı karakterleri canlandırırken bir de üzerine tek plan stresinin eklendiğini, üstelik yakın planlardan anladığım kadarıyla hareketli kameranın çok yakınınızda durduğunu tahmin ediyorum. Sete psikolojik olarak nasıl hazırlandınız ve bu süreçte nasıl işbirliği yaptınız?

Ece Çeşmioğlu Ölmez: Kolay olmayacağını zaten biliyorduk. Hatta içinde bulunduğum en zor iş diyebilirim. Çok sıkı prova aldık. Durumların, anların üstüne çok konuştuk. Selahattin’le birlikte farklı doğaçlamalar yaparak karakterle empati kurmaya çalıştık. Soner durumla ilgili koşulları verdi biz de onun üzerine doğaçlamalar yaptık. O doğaçlamalar üzerinden de yavaş yavaş bütünü görmeye başladık.

Selahattin Paşalı: Tek plan çılgınlığını denemek, kendimize meydan okumak ve içinde bulunduğumuz çağın ve toplumun insanda yarattığı hastalığı anlatmak üzerine eylemci bir ruh ile bu yola çıktık. Bu film oyuncu için mental ve fiziksel açıdan son derece zorlayıcı bir deneyim. Ben bunu kendime terapiye dönüştürmeye çalıştım. İçimde biriktirdiğim ne kadar öfke varsa Rahmi üzerinden atıp rahatlamaya, avantajıma döndürmeye çalıştım. Ece ile en başından itibaren tek planın üstünden kalkabileceğimize inandırdık birbirimizi ve psikolojik açıdan bu kadar zorlu bir deneyimin her anında destek olduk birbirimize. Polisler bizi dışarı çıkardığındaki sarılmamızı ve rahatlamamızı görmenizi isterdim.

Çekimler sırasında tek plan koreografisine ya da senaryoya bağlı kalmadığınız, doğaçlama yaptığınız ya da yapmak zorunda kaldığınız oldu mu?

SP: Genel olarak plana sadık kaldık diyebilirim. Uzun bir prova sürecinden geçtik. Doğaçlamayı provalarda yaptık. Rejiyi kilitledikten ve görüntü yönetmenimizin dinlenme istasyonlarını belirledikten sonra emeğimizi riske atacak bir doğaçlamaya kalkışmadım. Sadece Ece’ye küçük süprizler yaptım. Çekimlerde tekrara düşmemek ve bilinmezliğin vereceği canlılık adına bize iyi geleceğini düşündük.

EÇÖ: Her şeyi ince ince çalıştığımız için çok büyük bir şey olmadı. Tiyatro oyunu çıktığında her oyun tekrar tekrar oynarsınız ya aynı oyunu, biz de o kıvamdaydık provalar bittiğinde.

Mukavemet | Kaynak: İKSV

Ece, senaryoda Ecem karakterinin mağduriyetinin mi yoksa her şeye rağmen güçlü duruşunun mu öne çıktığını düşünüyorsun? Sen bu karakteri nasıl yorumladın?

EÇÖ: Ecem güçlü durmaya, durumla başa çıkmaya çalışıyor. Her iki karakter için de bir cinnet anı diyebiliriz yaşananlara. Ve öyle anlarda mantık çerçevesi içinde davranmak mümkün değildir. Davranışlarında mantık yok. Sadece hayatta kalma içgüdüsüyle davranıyor Ecem. Karakteri mağdur oynasaydım sadece acırdık belki. Ama şu güçlü olmaya çalışan hâliyle empati de kurabiliyoruz bence.

Selahattin, oyuncu olarak senden beklenen izleyicinin işlenecek cinayetin ve Rahmi’nin içindeki psikopatın sinyallerini filmin başından itibaren alması mı yoksa bunun o an mı ortaya çıkmasıydı? Bu konuda nelere dikkat ettin?

SP: Amacım pasif-agresif bir karakter yaratmaktı. Pasif bir insanın patlama anını ve bu anların içindeki “erkeklik hastalığını” kontrol edemeyen herkesin başına gelebileceğini göstermekti. Ecem’in baştaki tartışmadan sonra odaya giderken, ardından Rahmi’nin geleceğini bilerek “Öyle mi? Tamam. Gelme yanıma sakın” demesi aslında ilişki içindeki Rahmi’nin yerine ve karakterine dair bize ipuçları veriyor. Yine mandalina yerken Ecem’in yüzüne küfretmektense içime küfrettim ki karakterin öfkeyi bastırma şeklini göstermek ve an geldiğindeki patlamaya, dönüşümüne zemin hazırlamak istedim. O an geldikten sonra da pasif bir adamın nasıl canavara dönüştüğünü izliyoruz zaten.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎀 Barbie, Mukavemet; sinemada kadınlık ve erkeklik hâlleri

Tek planda çekilmiş Mukavemet’in yönetmen ve oyuncularıyla röportaj, haftanın filmi Barbie ile Barbieland’e yolculuk.

21 Tem 2023

The Irish Spirit ile birlikte
Barbie | Kaynak: TME Films

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Renata Salecl'ten 'Kabalık Çağı': Nezaketsizlik bu çağın yeni normali mi?

Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Soner Can

·

14 Eyl 2026

Renata Salecl'ten 'Kabalık Çağı': Nezaketsizlik bu çağın yeni normali mi?
DuendeDuende

HİKAYE

Makinelere karşı değil onunla aynı sahnede: Jojo Mayer ile ME/MACHINE üzerine

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Eda Solmaz

·

14 Eyl 2026

Makinelere karşı değil onunla aynı sahnede: Jojo Mayer ile ME/MACHINE üzerine
DuendeDuende

HİKAYE

Furious: Öfkenin kadından kadına aktarılan kanatları

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Tuba Büdüş

·

14 Eyl 2026

Furious: Öfkenin kadından kadına aktarılan kanatları
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Sadakatsizlikle başa çıkmaya çalışanlar için kitap reçetesi

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

Aslı Perker

·

11 Eyl 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Sadakatsizlikle başa çıkmaya çalışanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende

HİKAYE

'The Unknown': Bir bedeni aynı insan yapan nedir?

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.

Emre Eminoğlu

·

11 Eyl 2026

'The Unknown': Bir bedeni aynı insan yapan nedir?