Tek seslilikten çoğulculuğa: Sarah Davachi

1600’lerden kalma akustik enstrümanlarla ve hayal edebileceğiniz tüm elektronik müzik aletleriyle arkadaş olabilen bir müzisyen
Tek seslilikten çoğulculuğa: Sarah Davachi

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Kanada’nın batısındaki Calgary şehrinde soğuk bir kış günü. Tüm şehrin üstüne beyaz bir battaniye çekildi. Yataktan çıkmak, sokağa adım atmak tercih dâhilinde bile değil. Buna rağmen birisi o gün erkeden yola çıktı ve henüz ilk yılını doldurmadığı tur rehberliği işi için Ulusal Müzik Merkezi Müzesi’ne vardı. Tek işi müze turu sırasında sergilenen enstrümanlar hakkında bilgi vermek olan Sarah Davachi, hiç kimsenin ziyaret etmediği günlerde merakına yenik düştü. Bir süre sonra Sarah, klasik piyano eğitiminin verdiği cesaretle 1600’lerden kalma akustik enstrümanlarla ve hayal edebileceğiniz tüm elektronik müzik aletleriyle arkadaş oldu. Tam 10 yılını bu müzede geçiren Sarah’ın en yeni synth’lerden asırlık organlara kadar uzanan enstrümantasyonundaki genişlik, kuşkusuz ürettiği müziğe de sirayet etti. Sarah Davachi bizleri yarattığı samimi işitsel alanlara davet ediyor. Katılmak isteyen?

Batı müziğinin kalıpları: 10'lu yaşlarının sonlarına kadar klasik piyano eğitimi almış bir çocuk olarak müziğe giriş yapan Sarah Davachi, o dönemlerde üzerinde en çok Johann Sebastian Bach’ın etkisini taşıdı. Kraliyet Müzik Konservatuarı’nda eğitimine devam eden Sarah’ın okulun standart repertuarında var olmayan müzikleri ifade etme arzusu zihninde dolaşmaya başladığında ise yaşı 17 oldu. Daha o zamanlarda bir notaya basılı tutarken ortaya çıkan parıltılı armoni tonlarını dinlemekten zevk aldığını itiraf eden Sarah, çok geçmeden bu deneyini Ulusal Müzik Merkezi Müzesi’nde tanıştığı her enstrümanda denemeye başladı. O dönem yaptığı deneylerin birer beste değeri taşıdığını ise yıllar sonra eğitim aldığı Mills College’da fark etti. Erken yaşlarda aldığı Klasik Batı Müziği eğitiminin kalıplarını yıkmayı amaçlayan Sarah için dokunduğu enstrümanların çıplaklığını hissetmek ve kendi sezgiselliğini yaratmak uzun yıllar aldı. Bu yolda en büyük ilham kaynağı ise hem güzel hem yavaş hem bilinçli hem de dürüst olunabileceğini ona ispatlayan La Monte Young oldu.

Minimalist yaklaşım: Kendini hayatın birçok alanında pratik yapan bir hedonist olarak tanımlayan Sarah Davachi, “Sadece estetik amaca değil, herhangi bir şeye hizmet edecek şekilde sanat yapmak istemiyorum.” şeklindeki açıklamasının ardından “Odağın seste kalmasını ve müziğin nesne işlevinden çıkmasını istiyorum. Kendi pratiğimde bunu minimalist yaklaşımla yapabileciğimi düşünüyorum.” sözleriyle müzikle olan ilişkisini anlamlandırıyor. 2013’te yayımladığı The Untuning of the Sky isimli albümünün ardından üretkenliğini her yıl daha da artırdı. Bir çeşit arşivsel dürtüyle albümlerini hazırlayan Sarah Davachi, sesin mekânsal bir deneyim olduğunu düşünenlerden. Dolayısıyla konserlerini Londra'da beton bir yeraltı mağarasında veya Berlin'de eski bir Doğu Alman teknesinde vermesine şaşırmadım. Tıpkı Thom Yorke ile birlikte performans sergilemesine şaşırmadığım gibi… Benim Sarah ile tanışmam henüz bu ayın başında yayımladığı Play The Ghost şarkısıyla oldu. Onunla daha çok vakit geçirmek için Bandcamp hesabına uğrayarak büyüleyici diskografisinde dolaşabilirsiniz. Emin olun tıpkı müzedeki gibi size rehberlik edecektir.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

Senden önce senden sonra

Bon Iver'den önce Justin Vernon, pandemiden sonra Berghain, Tenet'ten önce Christopher Nolan, müzeden sonra Sarah Davachi

28 Ağu 2020

Senden önce senden sonra

YAZARLAR

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

MUBI Fest'te neler izledik?

İki yıllık aranın ardından geçen hafta sonu İstanbul’a dönen MUBI Fest'in atmosferine ve Cannes’dan taşıdığı dört filme yakından bakıyoruz.

Emre Eminoğlu

·

07 Eyl 2026

MUBI Fest'te neler izledik?
DuendeDuende

HİKAYE

Kurucu şiddetin öğle vakti: Kan Meridyeni

Cormac McCarthy’nin 1985’te yayımlanan büyük romanı "Kan Meridyeni"ni okurken insanın aklına zaman zaman şu tuhaf düşünce geliyor: Belki "Dünya masumdu ve biz onu bozduk" anlatısı baştan beri fazla iyimserdi.

Ömer Şentürk

·

07 Eyl 2026

Kurucu şiddetin öğle vakti: Kan Meridyeni
DuendeDuende

HİKAYE

Teenage Sex and Death at Camp Miasma: Final kızının beklenmedik hikayesi

Jane Schoenbrun, yeni filmi "Teenage Sex and Death at Camp Miasma"da slasher alt türünün tüm özelliklerini ters yüz ederek ortaya türün eleştirisini de merkezine aldığı, kitsch estetikle bezeli bir anlatı ortaya koymuş. Ortaya bu eleştiriyi dört başı mamur bir şekilde görsel dünyaya taşıyan ve mizahı elden bırakmayan bir slasher filmi çıkmış.

Sezen Sayınalp

·

07 Eyl 2026

Teenage Sex and Death at Camp Miasma: Final kızının beklenmedik hikayesi
DuendeDuende

HİKAYE

Rock En Seine sahnesinde dünyanın karanlığına karşı: 40 bin kişilik The Cure korosu

Paris’te düzenlenen Rock En Seine festivalinin son gününde The Cure, 40 binden fazla kişiye 3 saate yakın süren bir performans sundu. 67 yaşındaki Robert Smith’in sesi, geçen yıllara rağmen daha da güçlü ve bir o kadar kırılgan. Karanlığın, yalnızlığın ve umudun şarkılarını birlikte söyleyen binlerce kişiyle birlikte yazı The Cure’un müziğiyle uğurluyoruz.

Eda Solmaz

·

07 Eyl 2026

Rock En Seine sahnesinde dünyanın karanlığına karşı: 40 bin kişilik The Cure korosu
DuendeDuende

HİKAYE

'Yalvaç'ın yazarı Selda Uygur: Biraz cesaretle baktığımızda taşın bile bir ruha sahip olduğunu görürüz

Selda Uygur, yeni romanı "Yalvaç"ta iki farklı çağdan tutkularının peşindeki iki kadının özgürleşme öyküsünü ve zaman algısını, benlik ve kişiliklerini korumak için ortaya koyduğu mücadeleyi, iki farklı zaman koridorunda işliyor. Uygur ile zamanın ruhuna ve dair söyleşirken onun hiç değiştiremediği savaşları ve tutkuları, kahramanları Gece ve Livia üzerinden anlamaya çalıştık.

Soner Can

·

04 Eyl 2026

'Yalvaç'ın yazarı Selda Uygur: Biraz cesaretle baktığımızda taşın bile bir ruha sahip olduğunu görürüz