Temkinli bir sezon başlangıcı

Çanakkale Bienali ve her şeye rağmen yoluna devam edenler
Temkinli bir sezon başlangıcı

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Kanvas, her hafta Duende'de görsel sanatların dününe, bugününe ve yarınına odaklanarak sanat dünyasında yaşananları kapsamlı bir şekilde mercek altına alır. 

İnsanlarla çarpışarak sergi gezdiğimiz, kalabalıktan şikayet edip durduğumuz açılışları bir gün böyle özleyeceğimizi kim tahmin ederdi ki? Her eylül ayı, hangisine gideceğimizi şaşırdığımız, gecede sekiz dokuz sergi açılışıyla başlardı. Üzerine fuar ve bienaller eklenirdi. Üzerimize rehavet çöken yaz aylarında özlenen boya kokularına eylül itibarıyla kavuşulurdu. Tüm o kaostan uzak, fısıltılarla açıldı bu yıl eylül sanat sezonu. “Gerekli tüm önlemler alınarak”, yasaklama ve iptallerden korkarak.

Sergi, fuar, bienallerden ertelenenler de oldu, hakkını bir sonraki yıla saklayarak tamamen iptal olanlar ya da evlerimizden gezebileceğimiz dijital formatlara kayanlar da. "Bilgisayar ekranından sergi mi gezilirmiş" diyen de oldu çevrim içi müzayededen eser alan da daha uzun süre kapalı alana girip sergi gezmeyi düşünmediğini söyleyen de sergiler başladığı gibi ziyaret etmekten korkmayan da. En nihayetinde hayat devam ediyor ve her oluşum kendi kozasından yeni formuna evrilerek çıkıyor; tıpkı Covid-19’un ardından her birimizin bambaşka hâllere evrilişi gibi. 

Çanakkale Bienali
Çanakkale Bienali

Çanakkale Bienali: Bu yazının asıl konusu ise iptal ya da ertelemeyi tercih etmeden yoluna devam edenler; hepimizin gerekli önlemleri alarak ziyaret etmeye devam edebileceğimiz sergi ve bienaller. Türkiye sanat sahnesinin bienal hasretini 22 Eylül’de başlayan Çanakkale Bienali dindirdi. Yedinci edisyonuyla “Takımyıldız” başlığında gerçekleşen bienal, CABININ (Çanakkale Bienali İnisiyatifi) ve Azra Tüzünoğlu küratörlüğünde 31 sanatçının çalışmalarını bir araya getiriyor. Bienalin bu yılki odağında birbiriyle kesişen ve etkileşen ilişkiler, iş birlikleri, paylaşımlar ve iletişimler yer alıyor. “Neye Benziyor?”, “Hasarlı veya Tahrip Edilmiş: Kültür” ve “Hiç İstemeden ama Seve Seve” sergileri çerçevesinde gerçekleşen bienal, dört mekâna yayılıyor. 

CABININ küratörlüğündeki “Neye Benziyor?” başlıklı sergi, günümüzde görsel kültürün egemenliği altında zayıflayan diyalog yoluyla bilgi aktarımına dikkat çekerek iletişimin yöntem ve biçimlerine odaklanan çalışmaları bir araya getiriyor. Sergide yer alan sanatçılar: Ahmet Sipahioğlu, Ali Can Metin, Constantin Xenakis, Ekin Saçlıoğlu, Korhan Başaran ve Rüstem Aslan. 

Çanakkale Bienali
“Neye Benziyor?”
Korhan Başaran

Azra Tüzünoğlu küratörlüğündeki “Hasarlı veya Tahrip Edilmiş: Kültür” başlıklı sergi ise merkezine kadın sanatçıları alıyor. Sergide farklı ülkelerden 11 kadın sanatçının video, stop-motion, animasyon, tekstil, seramik, kolaj, poster gibi tekniklerde ürettikleri eserleri yer alıyor. Sanatçılar: Sanja Ivekovic, Aslı Altay, Anahita Razmi, Cristina Lucas, Nora Turato, Taus Makhacheva, Cristina Lucas, Alexandra Pirici, Cao Fei, Pınar Yoldaş ve Agnieszka Polska. 

“Hiç İstemeden ama Seve Seve” adı sergi, Azra Tüzünoğlu küratörlüğünde Agah Uğur Koleksiyonu’ndan bir seçkiyi Troya Müzesi’nde sanatseverlerle buluşturuyor. Sergide yer alan sanatçılar: Füsun Onur, Hale Tenger, İnci Eviner, Gülsün Karamustafa, Halil Altındere, Cevdet Erek, Koki Tanaka, Marcos Ávila Forero, Nasan Tur, Erinç Seymen, Serkan Demir, Marko Mäetamm, Nabuaki Onishi ve Ekin Bernay. 17 Ekim’e dek ziyaret edilebilecek bienal, bienalin ardından çevrim içi erişime açılacak.

Yoluna devam edenler: Farklı şehirlerden OMM’daki (Eskişehir) "Günün Sonunda" ve Baksı’daki (Bayburt) “Maske/Çağrışımlar” sergilerine ek olarak İstanbul sanat sahnesinden birçok galeri ve müze de kaçırılmayacak sergileri izleyiciyle buluşturuyor. Pera Müzesi’nde yer alan “Bir Rüyanın İnşası: Arnavutluk Sanatında Toplumcu Gerçekçilik” ve “Minyatür 2.0: Güncel Sanatta Minyatür”, Nuri Kuzucan’ın Galerist’teki “Açık Mekân 2”, Yapı Kredi’deki “Milat” ve “Meydan”, Nadide Akdeniz’in Kasa Galeri’deki “Büyük Yeşil Dünyanın Büyücüsü”, Murat Germen’in Ferda Art Platform’daki “Feyezan/Overflow”, Sarkis’in Dirimart’taki “UNUTITLED”, Borusan Contemporary’deki “Acı Reçete #02”, Hüseyin Arıcı’nın x-ist’teki “Merhamet”, SALT Beyoğlu’daki “İmparatorluklar Arasında, Sınırlar Ötesinde”, Sergen Şehitoğlu’nun Sanatorium’daki “Çakıl Taşları” sergileri bunlardan yalnızca birkaçı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

"Aynı beyin aynı müzik, bir tat alamıyorum"

Müzikten zevk almayanlar, aşkı konuşanlar, Christian Petzold'un Undine'si; Çanakkale Bienali ve yeni çıkanlar

02 Eki 2020

"Aynı beyin aynı müzik, bir tat alamıyorum"

YAZARLAR

Burcu Dimili

İletişim danışmanı, editör, sanat yazarı.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: İşi dışında kim olduğunu unutanlara kitap reçetesi

Mesleğimiz, “Ben kimim?” sorusuna verdiğimiz en hızlı yanıtlardan biri. Peki, “İşimi yeterince iyi yapamadım” demek ne zaman “Ben yeterince iyi değilim” düşüncesine dönüşüyor? Üç kitap eşliğinde başarıyla özdeğer arasındaki ince çizgiye, değişen ihtiyaçlarımıza ve işimize hayatımızda ayırdığımız yere bakıyoruz.

Aslı Perker

·

06 Kas 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: İşi dışında kim olduğunu unutanlara kitap reçetesi
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Asghar Farhadi’nin söyledikleri ve ötesi: Yapay zeka insan yaratıcılığının ne kadarını üstlenebilir? 

İranlı yönetmen Asghar Farhadi, Brand Week İstanbul’daki söyleşisinde “Yapay zekanın bilinçaltı yok” diyerek yapay zekanın insan yaratıcılığının yerini bütünüyle alamayacağını savundu. Peki, insanı farklı kılan bilinçdışı süreçlerin varlığı mı, yoksa bedenli, ilişkisel, utançla yüklü, geri döndürülemez bir hayat tortusu mu?

Ümit Alan

·

06 Kas 2026

Asghar Farhadi’nin söyledikleri ve ötesi: Yapay zeka insan yaratıcılığının ne kadarını üstlenebilir? 
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bir filmi 'duygular sosyolojisi' üzerinden okumak: Lanthimos'un 'The Lobster'ı

"The Lobster" postmodernizmin kimliklerin ve toplumsal normların kuruluşuna ilişkin sorgulamalarını, duygular sosyolojisinin temel meselesiyle buluşturur. Filmin asıl trajedisinin, insanların baskıcı kurallara itirazsız itaat etmelerinde değil, bu kuralların belirlediği duygusal ihtiyaçları kendi arzularıymış gibi yaşamalarında saklı olduğunu gösterir izleyiciye. David’in kişisel trajedisiyse, otelden ormana kaçmasına rağmen otelin “aşk kurallarını” da yanında götürmesidir.

Mehmet Sindel

·

06 Kas 2026

Bir filmi 'duygular sosyolojisi' üzerinden okumak: Lanthimos'un 'The Lobster'ı
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Aristo'nun 'Altın Orta'sından Z kuşağının isyankarlığına: Enes Özel'le 'Normal' üzerine

M. Enes Özel, bir hayli aktif kullandığı Instagram hesabında kendisini "Psikiyatri uzmanı. Kalan her şeyin amatörü, talihli ucube, falsolu kul" olarak takdim ediyor. Özel ile yeni kitabı "Normal" ve farklı kuşakların normali algılama biçimleri üzerine konuştuk.

Soner Can

·

04 Kas 2026

Aristo'nun 'Altın Orta'sından Z kuşağının isyankarlığına: Enes Özel'le 'Normal' üzerine
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti

Nathan Fielder ve Lance Oppenheim imzalı Elizabeth Holmes belgeseli "You Can See Everything", son yılların en tuhaf ve katmanlı filmlerinden biri. Filmde herkesin, Nathan dahil, farklı yansımalarını görüyoruz; hem kendilerini gördükleri gibi, hem herkesin onları gördüğü gibi, hem de bizim onları gördüğümüz gibi. Bu ayna labirentinde herkes, herkesi, izleyiciye oynuyor. Ve izliyor.

Aslı Ildır

·

03 Kas 2026

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti