

İş dünyasında fark yaratın: BMI Business School BMI Business School'un eğitimleri; çalıştığınız sektörde ve alanda uzmanlığınızı artırmak meslekî ve kişisel gelişiminize katkıda bulunmak ve iş hayatında ezber bozmak konusunda yol gösterebilir. Nedir? Akademik dünya, yönetim danışmanları ve iş dünyasının önde gelen yöneticileri arasında bir bağlantı noktası olarak hareket eden; kurumları, iş dünyasını ve toplumu dönüştürebilecek sorumluluk sahibi liderler geliştirmeyi hedefleyen BMI, Türkiye'de liderlik ve iş okulu denince akla gelen ilk kurumlardan biri olarak öne çıkıyor. Türkiye'nin ve dünyanın önde gelen üniversiteleriyle yaptığı iş birlikleriyle düzenlediği gelişim programları, iş dünyasının gereksinimlerini tamamlayacak şekilde tasarlanıyor ve hem sektörlerde hem de kurumlarda dönüşümlere imza atacak liderler yetiştiriyor. Neler var? BMI'ın tasarladığı eğitim programları; Uzmanlık Eğitimleri, Yönetici Eğitimleri, Zirve Konferanslar ve Kurumsal Eğitimler başlıklarında sıralanıyor. Takvimi altı aylık dönemler hâlinde hazırlanan ve dönemsel olarak güncellenen genel katılıma açık eğitimlerde insan kaynaklarından kurumsal risk yönetimine, sözleşmeler hukukundan veri analitiğine birçok konu başlığı işleniyor. Bir alana, konuya ilişkin uzmanlık seviyesinde yetkinliği katılımcılara 1-3 günlük periyotlarda kazandırmayı hedefleyen BMI'ın özel içeriklerle tasarlanmış online eğitimleri, sonuç odaklı oluşlarıyla da öne çıkıyor. Şimdiye dek tamamlanan 720 sertifika programında 12 binin üzerinde mezun veren ve 16 yıllık deneyimiyle öne çıkan BMI'ın Paris Sorbonne Üniversitesi, Mannheim Business School, London School of Economics gibi önde gelen uluslararası kuruluşlarla yaptığı iş birlikleriyle tasarladığı sertifika programlarına erişmek için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
ABD merkezli elektrikli araç üreticisi Tesla, Kaliforniya- Palo Alto bölgesinde yer alan genel merkezini hâlihazırda çok büyük bir fabrika inşaatının devam ettiği Teksas- Austin'e taşıyacağını açıkladı. CEO Elon Musk tarafından yıllık hissedarlar toplantısından sonra açıklanan karar, Teksas ve Kaliforniya’nın eyalet yetkilileri arasındaki tartışmaları körükledi: “Hangi eyalet iş yapmak için daha iyi şartlar sunuyor?”
Bir adım geriden: Tesla’nın genel merkezini Austin’e taşıması, uzun zamandır gündemde olan bir ihtimaldi. CEO Elon Musk, Nisan 2020'de Kaliforniya eyaletinin Covid-19 tedbirlerini "faşist" bulmuş ve bir süre sonra yaklaşık yirmi yıldır yaşadığı Los Angeles'tan ayrılıp Austin'e taşınmıştı. Ayrıca, Musk’ın sahibi olduğu uzay taşımacılığı şirketi SpaceX’in fırlatma rampası da Teksas’ta bulunuyor.
Peki, neden? Elon Musk, taşınma nedenini “Körfez bölgesinde büyüyebilmemizin bir sınırı var,” diyerek açıklasa da asıl nedenin yüksek vergi oranları ve yüksek üretim ve çalışan maliyetleri olduğu düşünülüyor. Nitekim açıklamada da Kaliforniya’daki yüksek konut fiyatları nedeniyle çalışanların fabrikadan uzak yerlere taşındığı ve işe gidiş-geliş sürelerinin uzadığı belirtiliyor.
Bu bir veda değil: Tesla’nın bu adımını bir genişleme politikası olarak değerlendirmek de mümkün. Tesla, hâlihazırda Austin’in yanı sıra Berlin’de de büyük bir fabrika inşa ediyor, hatta gelecek hafta üretime başlamayı planlıyor. Ayrıca, Kaliforniya’daki fabrikalarda da üretimin %50 oranında artırılacağı açıklandı. Musk, “Bu karar, Tesla’nın Kaliforniya’dan ayrılması anlamına gelmiyor. Kaliforniya’da yer alan fabrikalar hınca hınç dolu,” dedi.
Kimler taşındı? Teksas, özellikle de Teksas Üniversitesi’nin yer aldığı Austin, son yıllarda düşük yaşam maliyetleri nedeniyle birçok şirket için çekici hale gelmeye başladı. Teknoloji şirketleri Oracle ve Hewlett Packard, geçtiğimiz yıl Teksas’a taşınarak iki eyalet arasındaki rekabeti kızıştırmıştı. Tesla başka şirketler için emsal oluşturur mu bilinmez; ancak Teksas valisi Gregg Abbot, Twitter’dan kutlamalara başladı bile…
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Küresel kurumlar vergisi, 136 ülke tarafından kabul edildi. Tesla, genel merkezini Teksas'a taşımaya karar verdi. Facebook'un gizli dosyaları ortaya çıktı.
11 Eki 2021

YAZARLAR

Nurefşan Kutlu
Business Editor

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.

Matcha, protein barlar, iki malzemeli Japon cheesecake’i, Gigi Hadid makarnası, çiğ köfte suşi… Yiyecek trendleri, artık sosyal medyanın etkisiyle çok daha hızlı yayılıyor. Tedarik zincirleri ise bu hıza ayak uydurmakta zorlanıyor. Talep, dijital hızda büyürken çiftlikler ve fabrikalardaki tarım ve gıda üretimi, fiziksel sınırlar içinde kalıyor.





