

Istanbul Fringe Festival 2021 Hybrid, yarın başlıyor!
Yaz bitti, sonbahar geldi; festivaller sona erdi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığının katkılarıyla, İBB iştiraklerinden Kültür AŞ’nin Şehir Sponsorluğunda ve Hollanda Başkonsolosluğunun destekleriyle eylül ayının…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Film: The Father
Yönetmen: Florian Zeller
Süre: 97 dakika
Jenerik: Senarist ve oyun yazarı Florian Zeller, geçtiğimiz 10 yılın başında Paris sahnelerinde başarıdan başarıya koşan oyununu sinemaya uyarladı ve ilk kez yönetmen koltuğuna oturdu. 2020-2021 ödül sezonu boyunca En İyi Uyarlama Senaryo ve En İyi Erkek Oyuncu (Anthony Hopkins) dallarındaki iki Oscar ödülü dâhil birçok ödül kazanan The Father, biraz gecikmeli olarak vizyona giriyor. Film, yaşlı bir adamın zihnindeki bulanıklığı ve bilinmezlerin izdüşümlerini bir apartman dairesinde, kızı, damadı ve bakıcısıyla olan ilişkisi üzerinden işliyor.
Neden izleyelim? Öncelikle etrafındaki insanların kimliklerini ve suretlerini, bulunduğu mekânı ve yaşadığı olayların kronolojisini karmakarışık bir hâlde bulan ve kendisiyle aynı adı taşıyan karakteri canlandıran Anthony Hopkins'in performansı için izlemelisin The Father'ı. Öte yandan basit bir oyun uyarlaması, sıradan bir tek mekân filmi gibi gözükse de filmin detaylarındaki labirentlerde kaybolacaksın.
İzleyicisine fark ettirmeden, sinsi sinsi değişen mekân tasarımı, oyuncuların değişen suretleri, olay örgüsünün düğüm düğüm olduğu bir kurgu çalışması — The Father, altüst eden bir film. Bin parçalık bir yapboz gibi herhangi bir parçayı doğru yerleştirdiğini düşündüğün an hemen yanındaki ona uymayıveriyor. Baştan başlıyorsun. Kapılar açılıyor, koridorun sonundan bir ses geliyor, yüzler değişiyor ve bir de bakıyorsun yapboz kendi kendini tamamlamış.
Nerede izleyebilirsin? The Father bugün, Başka Sinema salonları dâhil birçok sinemada gösterilmek üzere vizyon takvimine ekleniyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
31. Akbank Caz Festivali, "Yeniden Şehrin Caz Hâli" sloganıyla etkinlik takviminde yerini aldı. Haftanın filmi The Father, albümüyse Low'dan HEY WHAT.
17 Eyl 2021

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




