Ticaretten önce iklim

Ticaretten önce iklim

12 Aralık - BMI - Pareto / Quando
BMI Business School ile birlikte

Sorbonne Üniversitesi & BMI Business School İstanbul iş birliği sunar: International Executive MBA Programı

Kariyer hedeflerinizi gerçeğe dönüştürmek sizin katılımınızı bekleyen International Executive MBA Programı , geçtiğimiz yıl Türkiye’de bir ilki gerçekleştirmesinin ardından şimdi Eylül 2023 dönemi için kayıtları almaya başladı. Nedir?…

Daha fazlasını öğren →

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Dani Rodrik

Geçtiğimiz ayın sonlarında yabancı bir lider ABD Başkanı Joe Biden'ı "süper agresif" sanayi politikaları izlemekle suçladı. Bu lider, Amerika'nın başlıca jeopolitik rakipleri olan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ya da Çin Devlet Başkanı Xi Jinping değildi.

Şikayet ABD'nin bir müttefiki olan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'dan, Biden'ın elektrikli araçlar, bataryalar ve diğer yenilenebilir teknolojilere yapılan yerli yatırımları sübvanse ederek Amerikan ekonomisini karbonsuzlaştırmaya yönelik dönüm noktası niteliğindeki girişimi olan Enflasyon Azaltma Yasası (IRA) hakkında geldi. 

Bu sübvansiyonlara hak kazanmak için firmaların kritik girdileri ABD merkezli üreticilerden temin etmesi gerekiyor ki bu da yeni mevzuatın Avrupa sanayisini baltaladığını düşünen Macron ve diğer liderleri rahatsız ediyor. Macron, Fransa'nın orta sınıfa yönelik işler yaratma konusunda kendi zorluklarıyla karşı karşıya olduğunu söyleyerek "Enflasyonu Azaltma Yasası sonucunda belki siz kendi sorununuzu çözeceksiniz ama bizim sorunlarımızı artıracaksınız" diyor.

Ancak iklim değişikliğini ele alırken diğer ülkelere maliyet yüklemek tam da Avrupa Birliği'nin yapmayı planladığı şeylerden bir tanesi. AB, karbon sınır ayarlama mekanizması (CBAM) aracılığıyla yakında bazı karbon yoğun ithalatlara vergi uygulayacak. Amaç, yabancı firmaların daha ucuz ithalat yoluyla Avrupalı üreticileri baltalamasına izin vermeden karbon için yüksek bir iç fiyat sağlamak. Fakat ithalat vergileri Mozambik, Mısır ve Hindistan gibi birçok düşük gelirli ülkeye de zarar verecek.

Avrupalı yetkililer CBAM'ın Enflasyonu Azaltma Yasasından farklı olduğunu çünkü çok taraflı ticaret rejiminin temel bir ilkesi olan ayrımcılık yapmama ilkesini ihlal etmediğini savunuyor. Bu mekanizmanın tek amacının, yüksek yerel karbon fiyatlarına tabi olan Avrupalı şirketler ile buna tabi olmayan yabancı üreticiler arasındaki şartları eşitlemek olduğunu söylüyor ve CBAM'ın Avrupalı şirketlere haksız bir avantaj sağlamadığında ısrar ediyorlar.

Ancak bir ülkenin şartları eşitlemesi, başka bir ülkenin karşılaştırmalı üstünlüğünü haksız bir şekilde hedef alması anlamına geliyor. Elektrik gibi belirli girdilerin maliyetlerinin eşitlenmesi, çelik ve alüminyum gibi enerji yoğun ürünlerin ihracatçılarını orantısız bir şekilde etkiliyor. Bu nedenle uluslararası ticaret kuralları genellikle yerli ve ithal mallara üretim süreçleri temelinde farklı muamele yapılmasına karşı çıkıyor çünkü korumacılığı ayrımcılık yapmama kisvesi altında gizlemek çok kolay.

Çin bu konuda bir örnektir. Ülkenin güneş ve rüzgar enerjisi endüstrilerine yıllarca verilen yüksek sübvansiyonlar Çinli firmaları dünya şampiyonu, Çin'i de dünyanın önde gelen yenilenebilir enerji üreticisi haline getirdi. Amerikan ve Avrupalı firmaların küresel pazarlardan dışlanmasıyla Batı, Çin'i korkunç kayırmacılığı nedeniyle uyardı.

Ancak Çin sübvansiyonları Batılı firmaları dezavantajlı hale getirmiş olsa da, aynı zamanda bir hükümetin iklim değişikliğiyle mücadele etmek için yaptığı en iyi şeylerden biriydi. Firmaların normalde yapabileceklerinden çok daha hızlı ölçek büyütmelerini sağlayan bu politikalar, güneş enerjisi maliyetinin %90 oranında düşmesine ve rüzgar enerjisi fiyatının yarıya inmesine yardımcı olarak bu teknolojilerin karbonla rekabet edebilecek kadar ticari olarak uygulanabilir hale gelmesini sağladı. Yabancı rakiplerine vurduğu darbeye rağmen Çin, insanlığın en acil sorununun çözümüne yadsınamaz bir katkıda bulundu.

Elbette, yeşil politikalar konusunda daha fazla uluslararası işbirliğini teşvik ederek daha iyi, daha az hırçın sonuçlar elde etmek mümkün olabilir. Örneğin Harvard'dan meslektaşım Jeffrey Frankel, CBAM ve IRA konusundaki anlaşmazlıkların Dünya Ticaret Örgütü tarafından karara bağlanması gerektiğini savunuyor. Kendisinin de belirttiği gibi DTÖ, ülkelerin çevresel nedenlerle bağımsız politikalar izlemesine izin vermektedir. Ancak DTÖ, ticaret kurallarının hangi koşullar altında çevreci önlemleri kısıtlaması gerektiğini ya da bu önlemlerin kısıtlanıp kısıtlanmayacağını belirlemek için doğru forum değildir.

DTÖ'nün genel varsayımı, ticareti bozmadıkları sürece hükümetlerin çevresel sürdürülebilirlik veya kamu sağlığı gibi ticaret dışı hedefleri takip etmeleri gerektiğidir. Benzer şekilde, ana akım ticaret ekonomistlerinin mantığı, verimlilik ve diğer kamu politikası hedeflerinin düzgün bir şekilde ayrılabileceğini varsayar. Buna göre, hükümetlerin doğru politikaları uygulaması halinde ayrımcı olmayan serbest ticaret her zaman mümkündür. Özellikle sürdürülebilirlik hedefleri, ticareti bozmadan firmaları çevresel dışsallıkların maliyetlerini içselleştirmeye teşvik eden fiyatlandırma planları (veya eşdeğer miktar hedefleri) ile karşılanabilir.

Ancak gerçek dünyada, yeşil politikalar izleyen hükümetler, muhalifleri ve potansiyel kaybedenleri gemiye almak için karmaşık anlaşmalar gerektiren idari ve siyasi engellerle karşılaşırlar. IRA ve CBAM'ın her ikisi de bu tür pazarlıklara dayanmaktadır; aksi takdirde kendileri için maliyetli olabilecek yeşil bir geçişi kabul etmeleri karşılığında yerli üreticilere iş ve kâr vaat etmektedir. Bu gibi durumlarda, küresel ticaret panellerinin alternatif araçların mevcudiyeti hakkında karar vermesi ve iç politikadaki ödünleşimleri ikinci plana atması zor ve belki de uygunsuz olacaktır.

Çin'in güneş ve rüzgar sübvansiyonlarında olduğu gibi, çatışma daha geleneksel olarak ticari olduğunda bile, söz konusu önlemler küresel karbonsuzlaştırma çabasını ilerlettiğinde ticaret kurallarının engel olmasına izin verip vermememiz gerektiği belirsizdir.

İdeal bir dünyada iklim değişikliği, karbon fiyatlandırması, yeşil teknolojiler için ayrımcı olmayan sübvansiyonlar ve yüksek gelirli ülkelerden düşük gelirli ülkelere transferleri birleştiren küresel olarak koordine edilmiş bir dizi politika aracılığıyla ele alınacaktır. Ancak şu anki dünyada, sürdürülebilir bir gelecek sağlamak için tek şansımız, çılgınca çeşitlilik gösteren ve karmaşık yerel hususlar tarafından yönlendirilen ulusal politikalardan oluşan bir karmakarışıklığa bağlıdır. Ticarette tutucu olmamalı ve mükemmelin iyinin düşmanı olmasına izin vermemeliyiz.


Harvard Kennedy School'da Uluslararası Politik Ekonomi Profesörü olan Dani Rodrik, aynı zamanda Uluslararası Ekonomi Birliği Başkanıdır.
© Project Syndicate, 2022.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

EXANTEEXANTE
∙

BÜLTEN SAYISI

👀 Gözler asgari ücrette

TCMB ekim ayında UYP açığının gerilediğini duyurdu. TÜİK 2021 yılı nüfus verilerini yayımlarken, Almanya'da iş dünyası güveni üçüncü ay üst üste yükseldi

20 Ara 2022

Unsplash

YAZARLAR

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Kalkınmanın jeoekonomisi: Küresel ticarette yeni dönem

ABD-İran savaşının ve artan korumacılığın etkisiyle küresel ticarette dengeler değişirken, ülkelerin ulusal güvenlik ve jeopolitik öncelikleri ekonomik kararlarında giderek daha belirleyici hale geliyor. Ancak teknolojik dönüşüm ve stratejik sektörlerdeki yatırımların gelişmiş ülkelerde yoğunlaşması, gelişmekte olan ülkelerin kalkınma ve gelir farkını kapatma çabalarını zorlaştırıyor.

Kalkınmanın jeoekonomisi: Küresel ticarette yeni dönem
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Rekorlar kıran küresel tahvil faizleri neden artıyor ve bunu ne durdurabilir?

Küresel ekonomide en önemli gündem maddesi, uzun vadeli tahvil faizlerindeki önlenemeyen yükseliş olmaya devam ediyor. Sadece ABD’de değil, birçok gelişmiş ülkede on yıllık tahvil faizlerinin çok sert yükseldiği görülüyor. Peki neden ve bu gidişi ne durdurabilir?

Erhan Aslanoğlu

·

15 Eki 2026

Rekorlar kıran küresel tahvil faizleri neden artıyor ve bunu ne durdurabilir?
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

ABD'nin akaryakıt krizi nasıl Putin’e yaradı?

ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı dizel tedarik anlaşması, ABD Kongresinde Cumhuriyetçiler ile Demokratların hükümetin kapanması sürecinde dahi yaşamadıkları ölçüde bir ortak mutabakat sağlamalarına neden oldu. Peki Trump neden böyle bir karar aldı? Rusya bu anlaşmadan ne kazanacak ve ABD’nin Ukrayna politikasında nasıl bir değişiklik yaşanıyor?

Emircan Yaman

·

14 Eki 2026

ABD'nin akaryakıt krizi nasıl Putin’e yaradı?
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

Sanayide yaz ayı bilançosu: İmalatta büyüme sıfıra yaklaştı

İmalat sanayiinde ilk dört ayda %1,3’e ulaşan üretim artışı, Ağustos ayında %0,2’ye geriledi. Giyim ve makine sektörlerinde daralma tüm şiddetiyle sürerken, önceki yıllarda büyüyen bazı sanayi kolları da yaz aylarında üretim kaybetmeye başladı.

Emircan Yaman

·

13 Eki 2026

Sanayide yaz ayı bilançosu: İmalatta büyüme sıfıra yaklaştı
EXANTEEXANTE
∙

HİKAYE

2026 Nobel Ekonomi Ödülü: İnsan davranışları ekonomi politikalarını nasıl şekillendiriyor?

Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Robert Hall ve Michael Woodford’un çalışmalarının ortak noktası, ekonomik istikrarın yalnızca bugün alınan kararlara değil, insanların geleceğe ilişkin beklentilerine de bağlı olduğu düşüncesi oldu. Ödülün gerekçesinde “makroekonomik istikrarın mikroekonomik temellere yaptığı katkılar” ifadesi yer alırken burada Türkiye açısından da önemli çıkarımlar var. Bu teze göre, ekonomik istikrarın toplumsal karşılığı tek başına enflasyonun düşmesi değil.

Pelin Cengiz

·

12 Eki 2026

2026 Nobel Ekonomi Ödülü: İnsan davranışları ekonomi politikalarını nasıl şekillendiriyor?