Türkiye'den bir karikatürist: Mim Uykusuz
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Türkiye’deki mizah ve karikatür geleneği, çizerleri açısından homojen olsa da İstanbul’daki matbaalar sebebiyle biraz da bu şehrin hikâyesi. Çizer Semih Balcıoğlu 50 Yılın Türk Mizah ve Karikatürü isimli kitabında şimdiye kadar emeği geçenlere selam yollar, toplumsal değişimde nasıl bir rol oynadıklarını özetler. Buna karikatürlerin toplumsal bildiri görevi görmesinden “yazısız” olmasına yaşadıkları her şey dâhildir. Balcıoğlu giriş yazısında, dönemin zorluklarına değinmek için bir anısını anlatır: Çizer, 1952 yılında yayımlanan ilk karikatür kitabının satışlarını sormak için dağıtıcılara gittiğinde “Bazılarına konu bulamamışsınız da yazısız yazmışsınız. Tümünde yazı olsa bir tane bile kalmazdı,” cevabını alır.
- Mim Uykusuz: Özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra artan geleneğin sonucunda kimilerini hapis cezasına çarptırılır. Bu hafta, bunun örnek isimlerinden biri olan Mim Uykusuz’u hatırlıyoruz. Mustafa (Mim) Uykusuz, 1922 yılında Manisa’da doğar. 1940’ta Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nde okumak için İstanbul’a gelir. Fakat maddi gücü buna yetmez ve 1942’de eğitimini yarıda bırakarak askere gider, 1945 yılında geri döner. Balcıoğlu, Uykusuz için “Toplum sorunlarını ilk kez karikatürümüze getiren sanatçı,” der.
- Marko Paşa: İlginç bir tesadüftür ki 1946 yılında Marko Paşa isminde bir dergi çıkarmak istediğine karar verdiğinde aynı günlerde Sabahattin Ali’nin bu isimde bir siyasi mizah gazetesine başlayacağını duyar. Sabahattin Ali’nin yanında Aziz Nesin ve Rıfat Ilgaz ile yer alır. Marko Paşa’nın ilk sayısı matbaalar tarafından basılmaz ve teksir olarak çoğaltılarak dağıtılır. Birçok isim değiştirmesine rağmen çıkartılan 77 sayının sonunda Mustafa Uykusuz “dikkat çeken” çizerlerin arasında girer.
- İsim değiştirme: 1962 yılında Aziz Nesin’in çıkardığı Zübük isimli siyasi mizah gazetesinde anlattığına göre kendisi kadar isim değiştirerek karikatür çizen birinin olmadığını söyler. Hatta Refik Halit’in Aydede isimli dergisinde takma adıyla yaptığı karikatürler bir gün kendisine “Senin pabucun dama atıldı, bir hergele var Aydede’de çok güzel çiziyor,” diye geri döner. Söz edilen "hergele" kendisidir. 1983 yılında vefat edene dek "Paralı parasız çizdiği" sayısız karikatürü birçok isimle yayımlanır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Haftalık dinleme, izleme ve okuma önerileri barındırır, sizleri biriyle tanıştırır. İhtiyaç halinde göz atın!
21 Haz 2020

YAZARLAR

Ege Dikencik
1990'da Bursa'da doğdum. Bursa Erkek Lisesi ve İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden mezun oldum. Beş sene süren profesyonel spor hayatım ve birkaç sene zorlanarak gittiğim şan dersleri hayatıma nasıl şekil vermem gerektiğiyle ilgili çok şey öğretti. İstanbul'a geldiğimden beri birçok farklı işi ucundan deneyimledim ve harika insanlarla tanıştım. Şimdilik öğretim hayatıma yüksek lisansa kadar ara verdim; 'eğitim' hayatım ise tam hızıyla devam ediyor.

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.




