Türkiye'nin asıl gündemi yoksulluk ve enflasyon

Asıl gündem ekonomi olması gerekirken ülke gündemi, komşu ülkelerde kazanıldığı düşünülen siyasi başarılarla şekilleniyor. Muhalefet ise zayıf medya desteği ve sınırlı ulaşımı nedeniyle konuyu ekonomiye taşımakta yetersiz kalıyor. Oysa ekonomik zorluklar ve tutmayan enflasyon hedefleri, kamu kesiminin kontrolsüz harcamalarıyla birleşerek halkın temel meselesi hâline gelmiş durumda.
Türkiye'nin asıl gündemi yoksulluk ve enflasyon

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Âdettendir, yeni bir yıla girerken geçmiş yılın bir analizi yapılır. Nelerin yapılıp nelerin yapılamadığı ortaya konulur. Başarılanlar ve başarısızlıklar sıralanır; başarılar fazlaysa yeni yılda daha fazlasını başarma heyecanı doğar. Başarısızlıklar varsa üzerlerine bir çizgi çekilir ve yeni hedeflere doğru yelken açılarak başarı umudu tazelenir.

Türkiye ekonomisi açısından 2024 yılı, Merkez Bankası’nın enflasyon tahmininin tutmadığı bir yıl olarak kayıtlara geçti. 2024’ün son enflasyon raporunda, 2025 yılı enflasyon beklentisi %50 oranında revize edildi. Üçüncü Enflasyon Raporu’nda %14 olarak öngörülen 2025 enflasyon tahmini, Dördüncü Enflasyon Raporu’nda %21’e çıkarıldı. Rakamsal olarak %7’lik bu fark, yüksek enflasyona göre küçük görülse de %50’lik hata payı oldukça dikkat çekici.

Tahmin güncellemesinin sebepleri arasında gıda fiyatlarından kaynaklı 1,9 puanlık, Türk Lirası cinsinden ithalat fiyatlarından kaynaklı 0,5 puanlık, çıktı açığından kaynaklı 0,2 puanlık ve yönetilen/yönlendirilen fiyatlara ilişkin varsayımdan kaynaklı 0,9 puanlık etkiler gösteriliyor. Ayrıca enflasyon ataleti için 3,5 puanlık bir öngörü yapılmış. Ancak, yönetilen ve yönlendirilen fiyatlarla ilgili varsayımlarda yapılan güncelleme özellikle dikkat çekiyor. 0,9 puanlık bu olumsuz katkı, deprem gibi etkenlerle açıklanamayacak bir durum. Kamu, herkesten fedakarlık beklenirken, kendisini bu fedakarlığın dışında tutuyor.

Defalarca söylendiği gibi, enflasyonla mücadele dar ve orta gelirli kesimden beklenirken, uygulanan yüksek faiz politikası zenginleri daha da zenginleştiriyor ve bu servet artışına yönelik herhangi bir önlem alınmıyor. Kamu ise tasarruf yapmaktan uzak bir tavır sergiliyor; savurgan harcamalar, her şey yolundaymış gibi devam ediyor. Kamu için “tasarruf” kelimesi adeta “itibar kaybı” ile eşanlamlı. Bu nedenle enflasyonla mücadele sadece para politikası üzerinden, orta-alt gelir grubunun yükü sırtlandığı bir şekilde yürütülüyor.

Asıl gündem ekonomi olması gerekirken ülke gündemi, komşu ülkelerde kazanıldığı düşünülen siyasi başarılarla şekilleniyor. Muhalefet ise zayıf medya desteği ve sınırlı ulaşımı nedeniyle konuyu ekonomiye taşımakta yetersiz kalıyor. Oysa ekonomik zorluklar ve tutmayan enflasyon hedefleri, kamu kesiminin kontrolsüz harcamalarıyla birleşerek halkın temel meselesi hâline gelmiş durumda.

Yeni yıla gerçekleşmeyen 2024 hedeflerinin gölgesinde giriyoruz. Merkez Bankası’nın IV. Enflasyon Raporu’na göre, çıktı açığının 2025’in ilk çeyreğinde eksi %2,5 seviyesine inmesi, ikinci çeyrekte eksi %3 ile dip noktaya ulaşması, ardından yılın üçüncü çeyreğinde toparlanmaya başlaması öngörülüyor. Ancak tüm bu tahminlerin gerçekleşmesi, Merkez Bankası’nın varsayımlarına bağlı.

2025 yılı, küresel ölçekte zorluklarla dolu bir yıl olabilir. Fed’in faiz indirim öngörülerini azaltması, Rusya ve Brezilya gibi ülkelerin faiz artırımları, Almanya’daki ekonomik belirsizlikler ve Avrupa’nın büyüme sorunları bu yılın ekonomik baskılarını artırabilir. Dahası, ABD’de Trump’ın göreve başlayacak olması ve finansal koşulların sıkılaşması, yabancı yatırım çekmeyi daha da zorlaştırabilir.

İçeride ise uzun süredir devam eden yüksek faiz politikasından hızlı bir dönüş bekleniyor. Ancak bu dönüşün gerçekleşmesi sabır gerektiriyor ve bu sabrın olup olmadığını zaman gösterecek. Para politikasına destek sağlayacak maliye politikalarının eksikliği, enflasyonla mücadeleyi daha da zorlaştırıyor.

2025 yılı, bu eksik politikaların ve mücadele yöntemlerinin bir kez daha test edileceği bir yıl olacak. Umarım yanılan biz oluruz. Hepinizin yeni yılı kutlu olsun.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

EXANTEEXANTE

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

💸 Net: 22 bin 104 TL

Asgari Ücret Tespit Komisyonu işçi tarafı olmadan ivedi bir şekilde son toplantısını yaptı ve Cuma günü açıklanması beklenen asgari ücret Salı günü akşam saatlerinde 22 bin 104 TL olarak ilan edildi.

25 Ara 2024

CNN

YAZARLAR

Prof. Dr. Burak Arzova

Akademisyen. 1994 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun olmasının ardından araştırma görevlisi olarak göreve başladı. 1996 yılında yüksek lisans, 2000 yılında doktorasını tamamlayan Arzova, 2004 yılında doçent, 2009 yılında da profesör oldu. Marmara Üniversitesi İşletme Fakültesi, Muhasebe-Finansman Ana Bilim Dalı’nda öğretim görevlisi.

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE

HİKAYE

Kemer sıkmanın bedeli: Milei’nin elektrikli testeresi Arjantin’i nereye götürüyor?

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei'nin kamuda radikal kesintilerin ve kemer sıkma politikalarının simgesi olarak siyasi şovlarında kullandığı “motosierra” (elektrikli testere) politikaları halktan giderek daha çok tepki çekiyor. Şirket iflasları artarken enflasyon ve hayat pahalılığı nedeniyle halkın borç yükü rekor seviyeye ulaşıyor. Vatandaşlar gıda, ilaç ve temel giderler için kredi çekmek zorunda kalıyor. Hükümet ise borçlanmayı "özel bir mesele" olarak nitelendirerek yapısal reformları savunmaya devam ediyor.

Pelin Cengiz

·

25 Ağu 2026

Kemer sıkmanın bedeli: Milei’nin elektrikli testeresi Arjantin’i nereye götürüyor?
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Borç döngüsü: ABD’nin giderek büyüyen borcunu kim finanse edecek?

Bridgewater Associates’in kurucusu Ray Dalio’ya göre asıl risk ABD’nin ne kadar borçlandığı değil, giderek büyüyen tahvil arzını yatırımcıların hangi faiz seviyesinden taşımaya razı olacağı. Sıfıra yakın faizlerle kamu borcunun maliyetinin görünmezleştiği dönem kapanırken piyasa artık yalnızca enflasyonu ve merkez bankalarını değil, devletlerin bilançolarını da fiyatlamaya hazırlanıyor.

Eralp Ersoy

·

25 Ağu 2026

Borç döngüsü: ABD’nin giderek büyüyen borcunu kim finanse edecek?
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Haftalık takvim: Yurt içinde beklentiler, yurt dışında PCE

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Pazartesi günü açıklanacak Ağustos ayı sektörel enflasyon beklentileri ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü ABD'de açıklanacak ikinci çeyrek GSYH revizyonu ve Temmuz ayı PCE enflasyonu ile Cuma günü Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Jackson Hole konuşması takip edilecek.

24 Ağu 2026

Haftalık takvim: Yurt içinde beklentiler, yurt dışında PCE
EXANTEEXANTE

HİKAYE

BAE'nin ambargo kararı İran ekonomisini nasıl etkileyecek?

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İran’ın BAE topraklarına yönelik balistik füze saldırılarının ardından İran ile yürütülen tüm faaliyetleri, ticari alışverişi ve finansal işlemleri ikinci bir karara kadar askıya aldığını duyurdu. İran yönetimi füze saldırısıyla ilgisi bulunmadığını ve bunun bir “sahte bayrak” operasyonu olduğunu ifade etmiş olsa da, BAE’nin kararı İran’ın en büyük ithalat kapısını ve yaptırımlar altında kullandığı başlıca ödeme merkezlerinden birini aynı anda devre dışı bırakma potansiyeli taşıyor.

Emircan Yaman

·

23 Ağu 2026

BAE'nin ambargo kararı İran ekonomisini nasıl etkileyecek?
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Tahvil piyasalarından merkez bankalarına ve hazine yönetimlerine mesaj var

Hem Japonya’da hem de Amerika’da piyasaların merkez bankalarını faiz artırmaya zorladığı bir süreçten geçiliyor. Ancak tarih gösteriyor ki genellikle bu savaşın kazananı tahvil piyasaları oluyor. Bu nedenle önümüzde, faizlerle ilgili olarak piyasaların çok da sevmediği stresli bir sürecin içinde bulunduğumuzu bir kez daha görülüyor.

Erhan Aslanoğlu

·

21 Ağu 2026

Tahvil piyasalarından merkez bankalarına ve hazine yönetimlerine mesaj var