Türkiye’nin su ayak izi


Zorlu Holding için işin geleceği sürdürülebilirlik
Zorlu Grubu tüm faaliyetlerini Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı (SKA) rehber alan Akıllı Hayat 2030 sürdürülebilirlik stratejisi doğrultusunda eşit, kapsayıcı, adil ve akıllı bir gelecek için benimsediği “sorumlu…
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yürüttüğü seferberlik üzerine Türkiye’deki mevcut su ayak izi değerleri belirleniyor. Gerçekleştirilen çalışmaların sonucunda ülkedeki mavi, yeşil ve gri su ayak izi miktarlarının belirlenmesi ve su kaynaklarının daha verimli kullanılmasıyla su ayak izinin azaltılması amaçlanıyor.
- Bir adım geriden: Bakanlık kentsel, tarımsal, endüstriyel ve bireysel tüketimler dâhil olmak üzere suyun tüm kullanım alanlarında verimliliği artırmak, sürdürülebilirliği güvence altına almak ve bu konudaki farkındalığı yükseltmek amacıyla 31 Ocak 2023’te Su Verimliliği Seferberliği’ni hayata geçirdi.
- Güncel durum: İlk olarak Büyük Menderes Havzası’nda başlatılan havza bazında su ayak izi çalışması tamamlandı.

Büyük Menderes Havzası, Kaynak: WWF-Türkiye
- Nasıl?: Yeşil su ayak izi, havzanın tarım ürünleri, mera ve orman kaynakları baz alınarak; mavi su ayak izi, net su tüketimi, iletim ve dağıtımda oluşan buharlaşma değerleri dâhil edilerek ve gri su ayak izi de kuraklık koşulları ve havzadaki kirlilik düzeyleri göz önünde bulundurularak, çevresel kalite standartlarının korunmasına yönelik gereken tatlı su miktarı üzerinden belirleniyor.
- Büyük Menderes Havzası: Yürütülen çalışmalar kapsamında, alt havza ölçeğinde mavi, yeşil ve gri su ayak izleri için su ayak izi boyutlarının sürdürülebilir olmadığı lokal ve bölgesel kritik bölgeler ortaya çıkarıldı.
- Bir adım ileri: Diğer havzalar için yürütülen çalışmaların da 2025 yılında tamamlanması planlanıyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Gastronomi antropoloğu Claudia Serrato, “Yeme alışkanlıklarımızı sömürgeciliğin mirasından nasıl uzaklaştırabiliriz?” sorusuna odaklanıyor.
02 Haz 2023

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.

Yıllar geçtikçe sorumluluklar, kariyer, statü ve güvenlik uğruna bir zamanlar karşı çıktığımız düzenin parçası olurken verdiğimiz tavizler giderek alışkanlıklara, alışkanlıklar da karakterimize dönüşebiliyor. Gündüz Vassaf’tan Étienne de La Boétie’ye, Žižek’ten Byung-Chul Han’a uzanan düşünsel bir hat üzerinden, düzenin dışına çıkamasak bile ona bütünüyle teslim olmadan kendimize ait özgürlük alanları yaratmanın önemi üzerine...

İnsan Hakları İzleme Örgütü, bugün yayımlanan raporunda, Kasım ayında COP31'e ev sahipliği yapmaya hazılanan Türkiye'de çevre protestolarına katılanların gözaltı, para cezası ve ceza soruşturmalarıyla karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Kurum, bu uygulamaların ifade ve toplantı özgürlükleri üzerinde caydırıcı etki yarattığını vurguladı.
13 Eki 2026

Türk tarihinin büyüklüğünün anlaşılması için Göbeklitepe’nin Türk olmasına ihtiyaç yok. Anadolu’nun bizim için taşıdığı değerin de Hititlerin, Troyalıların ya da beş bin yıl önce Beşiktaş’ta yaşayan insanların Türk çıkmasına ihtiyacı yok. Belki gerçek tarih bilinci, geçmişin her köşesinde kendimizi aramak yerine, bizden farklı olan bir geçmişi de kendi mirasımızın parçası olarak koruyabilecek özgüvene sahip olmaktır.



