Türkler ve Anadolu: Geçmişte kendimizi ararken

Sosyal medya paylaşımlarıma gelen yorumlarda bir süredir dikkatimi çeken bir refleks var. Arkeoloji ya da eskiçağ tarihiyle ilgili bir konudan söz ettiğimde, bazı izleyiciler meseleyi bir biçimde Türklüğe bağlamak istiyor.
Beşiktaş’taki metro kazılarında ortaya çıkarılan yaklaşık 5.300 yıllık kurgan tipi mezarları ele aldığımda, bugünkü verilerin bu mezarlara “Türk mezarları” dememize yetmediğini söyledim. Konu kısa sürede mezarların kendisinden uzaklaştı. “Türklerin üzeri örtülüyor”, “DNA açıklansın, Türk oldukları ortaya çıkacak” ya da bunun bilinçli biçimde gizlendiği yönünde yorumlar gelmeye başladı.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
YAZARLAR

Şerif Yenen
Anadolu’nun 12.000 yıla uzanan uygarlıklar tarihini sahada, metinde ve kamusal alanda anlatan bir kültür tarihçisi ve profesyonel turist rehberidir. Çalışmaları, avcı-toplayıcı topluluklardan Neolitik yerleşimlere, antik uygarlıklardan Bizans ve Osmanlı dünyasına uzanan geniş bir zaman dilimini kapsar. Yenen, kültürel mirasın korunması, kentsel ve kırsal arkeoloji, “yaşayan peyzaj” ve tarih ile gündelik hayat arasındaki ilişki üzerine üretmektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde Smithsonian Institution başta olmak üzere müzeler, üniversiteler ve kültür kurumlarında çok sayıda sunum yapmış; Anadolu’nun kültürel mirasını uluslararası izleyiciyle buluşturmuştur. Üç ciltlik Turkish Odyssey adlı kapsamlı kültür rehberinin yazarı olan Yenen, Türkiye’nin farklı bölgelerinde rehberli saha çalışmaları, tematik turlar ve anlatı odaklı kültür projeleri yürütmektedir.

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
Pek çoğumuz birbirimize yakın mekanlarda yaşıyoruz, ama kimi ihtiyaçlarımızı ortaklaştırmak, bazı araçları paylaşmak aklımızdan dahi geçmiyor. Bu kadar yakın yaşarken ihtiyaçlarımızı birbirimizden bağımsız karşılamayı neden hayatın olağan hâli sayıyoruz? "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" adlı yeni yazı dizisinin ilk durağında, insanın başkalarıyla kurulan bir varlık olması fikrinden yola çıkarak modern hayatın bizi nasıl birbirimizden yalıttığının izini sürüyoruz. Aileden mekana, bakım emeğinden ortak karar almaya uzanan ilişkiler içinde özgürlüğümüzden vazgeçmeden başka türlü bir hayat kurmanın mümkün olup olmadığını araştırıyoruz.

Biri için ailesiyle paylaştığı işi tek başına üstlendiğinde emeğin ağırlığını fark etmek, öbürü için her yıl yeniden yaşanan bir aile ritüelini ve ileride hatırlanacak anıları kavanozlamak, kimi için de yerel üreticiyi destekleyip kışlık mutfak masrafını azaltmanın bir yolu. Kışlık hazırlık belki artık geçmişteki kadar zorunlu değil fakat onu sürdürenler için hâlâ işe yarayan çok somut nedenleri var: Emeği bölüşmek, bilgiyi aktarmak, masrafı azaltmak, üreticiyle bağı korumak ve birarada olmanın neşesini paylaşmak.

İoanna Kuçuradi'nin ardından pek çok şey söylendi: “Hocaların hocası”, bilge”, “filozof”... Onu tanıyanlara sorduğumuzda ise tek bir Kuçuradi çıkmıyor: Birinin hayatında cesaret veren iki sözcük, bir başkasında kavramların sınırlarını doğru çizme titizliği, bir diğerinde değerleri yaşama sorumluluğu... Belki insan öldüğünde geriye kalan tam da bunlardır: Kendisi artık orada olmadığı hâlde başkalarının düşünme, konuşma, davranma, anlama ve kuşkusuz bunların toplamı olan yaşama biçimlerinde yaşamaya devam etmesi.

Okullar açıldı; artık akşamlar, hafta sonları ve evler yeniden ödevle dolacak. “O ödevler yapılacak!” Peki neden? Çocuğun ilgileriyle konuşuyor mu? Ona beceri kazandırıyor mu? Kendi başına bir şeyin peşine düşmesini sağlıyor mu? Uğraş edinmesini destekliyor mu? Eğitimin öğretmeni, okulu, sınavı, müfredatı hatta okulun kendisini tartışmaya açtığımız bir dönemde, okulun en görünmez kurumlarından ödev üzerine düşünüyoruz.

Kadınların hayatının yaklaşık üçte birine yayılan menopoz, yüzyıllar boyunca doğurganlığın kaybı ve toplumsal değerin azalması üzerinden konuşuldu; sağlık boyutu ancak son yüzyılda görünür olmaya başladı. Bugün hormon tedavisinden osteoporoza, çalışma hayatından ayrımcılığa uzanan etkileri daha fazla tartışılsa da birçok kadın hâlâ ne yaşadığını anlamak, doğru teşhisi almak ve tedaviye ulaşmak için kendi başlarına bırakılıyor.




