Bayram menüsü: Turunç reçeli, kakuleli kahve ve işkembe çorbası

Osmanlı'da Kurban Bayramı geleneklerine ve sofralarına kısa bir bakış.
Bayram menüsü: Turunç reçeli, kakuleli kahve ve işkembe çorbası

6 Temmuz - Barry Callebaut - apéro
Barry Callebaut ile birlikte

Dünya Çikolata Günü şerefine: Barry Callebaut Yarın Dünya Çikolata Günü. apéro okurunun en sevdiği günlerden biri olan bu lezzetli günü Barry Callebaut ile kutluyor ve bugünün bülteninin serotonin oranını tarifle yükseltiyoruz. Nedir? Yolculuğuna Belçika'nın Wieze kasabasında başlayan ve bugün 175 yılı aşan çikolata mirasını devam ettirerek dünyanın en büyük çikolata ve kakao üreticisi konumunda olan Barry Callebaut ; Ekvador, Gana ve Fildişi Sahilleri’ndeki kakao plantasyonlarından işlediği mucizevi kakaoyu yüksek kaliteli çikolata ve kakao ürünlerine dönüştürüyor. Hammadde tedarikinden en iyi çikolataların üretimine kadar değer zincirindeki her adımda yer alan Barry Callebaut , dünyadaki tüm çikolata ve kakao ürünlerinin 4'ünden 1'inde yer alarak en büyük endüstriyel çikolata, gurme çikolata ve spesiyal ürünler tedarikçisi olduğunu kanıtlıyor. Sürdürülebilirlik: Sonsuza dek çikolata hayatımızda olsun diye tüm dünyada sürdürülebilirlik faaliyetlerini, “Forever Chocolate” adlı sürdürülebilirlik stratejisi çatısı altında yürütüyor. Marka, aynı zamanda müşterilerine özel üretim yapabilme yetkinliği sayesinde kaliteden ödün vermeden ihtiyaca göre üretim yapabiliyor. İnovasyon : İnovasyonu, DNA’sının en önemli parçalarından biri olarak gören Barry Callebaut, 13 yıllık AR-GE çalışması sonunda 4. tür çikolata olan Ruby’ i sektöre kazandırmanın gururunu paylaşıyor. Öyle ki şirketin satış gelirinin yaklaşık %40'ı inovasyon ve ürün yenilemesinden geliyor. Dahası: Barry Callebaut, Eskişehir ’deki üretim tesislerinden sonra Türkiye’den tüm dünyaya hizmet verecek bir AR-GE merkezi kazandırdı.

Daha fazlasını öğren

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

Ceren Bozkurt

Dikkat dikkat: Veganlar için tetikleyici unsurlar içerebilir. 

“Kurban Bayramı! O ne telaş! Peştemal nerde? Tülbendi getirin, ödağacı yakın, gülsuyu serpin(…) Baksana Ahmet Ağa! Şu oğlana böbreği çıkarıver! Aşçı kadın! Büyük tencere ne yerin dibine geçti! Hû! Efendi kahve istiyor. Hah! İşte sırası! Aman! Tütününden, kahvesinden bıktım. İşte biliyor. İşimiz var. İspirto yanında! Aman erkekler!...” 

Osmanlı İmparatorluğu, hüküm sürdüğü yüzyıllar boyunca bayramları büyük bir coşkuyla ve özenle kutlardı. İster Ramazan ister Kurban Bayramı olsun, bayram demek taam demekti. Hüküm sürülen coğrafyanın elverdiği gıda malzemesi bolluğunun getirdiği enfes bir sonuç olarak kutlamalar lezzetli ve ihtişamlı yemeklerle özdeşleşmişti.

Aynı zamanda midelerinde bayramı olan bu günler, saray eşrafı ve reaya tarafından sınıf farkı gözetmeksizin çok mühimdi. Ramazan Bayramı'nın aksine Kurban Bayramı’nda ana yemek etti. Sofralar genellikle kesilen kurbanın eti üzerine şekillenirdi. Tabii herkesin kesesindeki akçeye göre!  

İlk ve en önemli görev kurban kesmekti. Büyük hanelerin sahibi olan beyler, Kurban Bayramı ayına girer girmez önce kendileri ve haneleri için, ardından evlatları, damatları, gelinleri; aile büyükleri, mahiyetinde çalışanları, -varsa- bağlı olduğu tekke, tarikatlar için ayrı ayrı kurbanlık koyun alırdı. Ev sahibinin kurbanları kendinin kesmesi âdettendi. Bu âdet sarayda da sürdürülürdü. Kesilecek kurbanlardan birkaçını padişahın kesmesi elzemdi. 

Kesilen ve parçalanan kurban etleri üçe ayrılırdı. Bir kısmı eve, diğer ikisi de medreselere, dul ve kimsesizlere, tulumbacı koğuşuna yahut kapıya uğrayan fakirlere dağıtılırdı. Etlerin arasında en çabuk bozulabilen sakatat da ev halkına aitti. İşkembeden bol sarımsaklı bir işkembe çorbası, ciğerden muhakkak kavurma, ayaklardan paça, bağırsaklardan dolma, kelleden de söğüş yapılırdı. 

İşkembe çorbası yapmak ve yemek Kurban Bayramı’nın en önemli âdetlerinden biriydi. Evin aşçıları, özenle yaptıkları işkembe çorbasını en kıymetli kaseler içinde hanımlarına sunardı. Evin hanımı da bu kaseleri asla boş yollamazdı: içine aşçıbaşı ve diğer tüm aşçılara göre bahşiş bırakırdı. 

Kurban kesme merasimi bittikten sonra evin ehlikeyf beyi kakuleli bir kahve ve çubuk içerek yorgunluğunu atardı. Ardından yemek merasimi en azından evin sahibi için başlardı. Et suyuna pirinç çorbası, böbrekten yapılmış bir külbastı, olmazsa olmaz et suyuyla pişirilmiş pilav ve hoşaftan oluşan menü, evin beyine sunulurdu. 

Gelen misafirlere kurban etinden yapılan yemekler ikram edilirdi. Yemek üzerine olan bu bayrama özel, yemeği fazla kaçıranlar için sofralarda muhakkak turunç reçeli bulundurulurdu. 

Kurban Bayramı’na özel en önemli yemeklerden biri de tatlılı yahniydi. “Neymiş bu tatlılı yahni?” diye merak edenler için 1883’ten bir tarifimiz de var: 

Tatlılı Yahni: Bir iki koyun gerdanının her biri boyuna ve enine dörder parça edilir. Kaynatılıp köpüğü alındıktan, ilik gibi pişirildikten ve suyu çekildikten sonra pek az tuz ve arzu edildiği ölçüde pekmez ilave edilip gayet hafif ateşte bir saat kadar pişirilir.

Herkese yahninin içindeki üzüm pekmezi kadar incelikli lezzette bayramlar!


Kaynaklar:

  • Ahmet Rasim, Şehir Mektupları, İstanbul: Oğlak Yayınları, 2018.  s. 212. 
  • Ayşe Fahriye, Ev Kadını, Yayına Hazırlayan: Turgut Kut, İstanbul: Çiya Yayınları, 2018. s.68
  • Abdülaziz Bey, Osmanlı Âdet, Merasim ve Tabirleri, İstanbul: Tarih Vakfı Yayınları, 1995. s.263-265
  • Sennur Sezer, İstanbul’un Eski İkramları, İstanbul: Oğlak Yayınları, 2019. s.80-81
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

apéro

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

NEREDE YAYIMLANDI?

apéroapéro

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🍽️ Aile yadigârı tarifler

Birkaç güne bayram, erken kalkın çocuklar! Bu hafta menüde bayram sofralarına ithafen aileden yadigâr tarifler, yana yana irmik helvası, Elif Hanım'ın enginar dolması, Osmanlı'da Kurban Bayramı ve dahası var.

06 Tem 2022

Barry Callebaut ile birlikte
İllüstrasyon: Ece Tugay

YAZARLAR

apéro

İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.

İLGİLİ OKUMALAR

apéroapéro

HİKAYE

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası

Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.

11 Tem 2026

Ethem Efendi Kahvaltı'da: Bir öğünden fazlası
apéroapéro

HİKAYE

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.

04 Tem 2026

Londra'da Türk mutfağının yeni dönemi
apéroapéro

HİKAYE

Hona: Ahıska'dan kalanlar

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Reyhan Ülker

·

27 Haz 2026

Hona: Ahıska'dan kalanlar
apéroapéro

HİKAYE

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.

20 Haz 2026

Ege’den Boğaz’a, Bodrum’dan Çeşme’ye: Denizin kıyısında beş sofra
apéroapéro

HİKAYE

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.

20 Haz 2026

Narenciye punch: Alkolsüz ve isli