Utku Başar: ‘Trump, ABD’deki iklimin bir sonucu, nedeni değil’

Aposto'nun iyzico işbirliğiyle hayata geçirdiği Entrepreneur's Thursday serisinin beşinci etkinliği, gazeteci Utku Başar’ın konuk olduğu oturumla başladı. Başar, oturumda uluslararası arenada yükselen riskleri ve bu gelişmelerin Türkiye’ye potansiyel etkilerini Aposto Genel Yayın Yönetmeni Deniz Kaynak ile tartıştı.
Utku Başar: ‘Trump, ABD’deki iklimin bir sonucu, nedeni değil’

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

Aposto'nun iyzico işbirliğiyle hayata geçirdiği “Entrepreneur's Thursday” serisinin beşinci etkinliği, gazeteci ve stratejik iletişim danışmanı Utku Başar’ın konuşmacı olduğu oturumla başladı. Aposto Genel Yayın Yönetmeni Deniz Kaynak moderatörlüğünde düzenlenen oturumda Başar, uluslararası arenada süre gelen politik gelişmeleri, Türkiye’nin küresel konumunu ve bu jeopolitik gelişmelerin Türkiye’ye potansiyel etkilerini ele aldı. 

Ayrıntılar: Gazeteci Utku Başar’ın konuk olduğu panelde, Ortadoğu’daki son gelişmelerden Türkiye'nin savunma sanayiindeki konumuna ve Avrupa güvenlik mimarisine uzanan geniş bir gündem ele alındı. Özellikle İran-İsrail gerilimi, ABD’nin Bağdat Büyükelçiliği’ni tahliye kararı sonrası artan tansiyon ve Türkiye’nin bu denklemdeki yeri ele alındı. Başar, CENTCOM’un “gelişmekte olan gerginlik” ifadesine atıfla, bölgedeki güç dengelerinin yeniden şekillendiğini ve Türkiye’nin bu süreçte temkinli ve millî çıkarlara yönelik korumacı bir pozisyon belirlemeye çalıştığını ifade etti. 

  • Olası bir İsrail-İran çatışmasında Türkiye’nin NATO üyesi ve Batı blokunun bir parçası olduğunun unutulmaması gerektiğini söyleyen Başar, Türkiye’nin Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi’nin de üyesi olduğunu ve ISIS, Patriot ve Arrow 3 füzeleriyle 3 katmanlı ortak bir koruma sistemine dahil olduğunu hatırlattı.

Bununla birlikte: Yaşanması muhtemel bir İsrail-İran çatışmasının dinamiklerinin ilk etapta Türkiye’nin hava savunmasının bir an önce geliştirilmesinin ne kadar önemli olduğunu kanıtlayacağına değinen Başar; birbiriyle entegre çalışacak farklı güç unsurlarından oluşan “çelik kubbe” sistemi henüz hayata geçmese de konsept olarak dahi ortaya konmasının Türkiye için büyük bir adım olduğunu söyledi.

Ardından: Panelde dikkat çeken bir diğer başlık ise Türkiye’nin ilk kez yerli savaş uçağı KAAN’ı Endonezya’ya ihraç edeceğini duyurmasıydı. Bu gelişme, hem savunma sanayiindeki “özyeterlilik” tartışmalarını hem de Türkiye'nin dış politikada askerî teknolojiyle kurduğu yeni ittifakları ve buradaki fırsatları gündeme taşıdı. Başar’ın Tolga Özbek’e atıfla “Türkiye’nin gökyüzündeki kurtuluş savaşı” olarak tanımladığı KAAN projesindeki gelişmeler ve Endonezya ile imzalanan anlaşmanın olası kapsamının da değerlendirildiği sohbette ay sonunda Lahey’de düzenlenecek NATO zirvesi öncesi Trump’ın millî bütçelerde savunmaya ayrılan oranları artırma baskısı, SAFE girişimi ve Türkiye'nin Avrupa’daki yeri de masaya yatırılan konular arasındaydı.

Başar, Lahey’de açıklanması muhtemel yeni NATO stratejik konseptinin Türkiye ve millî savunma sanayi için doğuracağı fırsatlardan bahsederken tüm üye ülkeler Avrupa Birliği güvenlik mimarisinin yeniden şekillenmesinde Türkiye’nin öneminin farkında olsa dahi bu fırsatların özellikle Yunanistan ve Fransa tarafından sınanma ihtimallerinin yüksek olduğunu belirtti.

Ek olarak: Avrupa Birliği’nin silahlandığını ve savunma sanayi için harcadığı fonu iki yılda %30 artırdığını belirten Başar, Türkiye’nin bu savunma kalkanının önemli bir ayağı olacağını dile getirdi. Başar, Türkiye’nin savunma sanayii ihracatının 7 milyar dolar seviyesinde olduğunun, bu ihracatın büyük bir bölümünün ABD ve AB’ye yapıldığının, yeni dönemde bu rakamın uygun koşullar sağlanırsa artmasının beklendiğinin de altını çizdi.  

‘Teknoloji alanı gelişirse beyin göçü tersine dönebilir’

Panelin son bölümünde, Türkiye’de demokrasinin mevcut durumu, özellikle İmamoğlu davası gibi sembolik gelişmeler üzerinden değerlendirildi. Başar, bu bağlamda savunma ve teknoloji yatırımlarının genç kuşakları ülkede tutmaya yetip yetmeyeceğini sorgularken beyin göçüyle mücadelede sadece ekonomik değil, politik ve kurumsal iyileşmelere de ihtiyaç olduğunu vurguladı. 

AB ve Türkiye savunma sanayi kapasitelerini rakamlarıyla karşılaştırarak özellikle teknoloji ve yazılım firmaları için gelecekte bu alandaki olası fırsatları değerlendiren Başar, Türkiye’de yetişmiş insan gücüyle ilgili beyin göçü salgınının savunma ve teknoloji alanı yeterince gelişirse tersine dönebileceğini, BAYKAR’ın SpaceX gibi devlet desteği ve krediyle büyüdüğünü, AB savunma harcamalarının büyük kısmının 2500 KOBİ’ye aktarıldığını, Türkiye’den savunma alanında çalışan ufak ve orta ölçekli işletmelerin de bu anlamda fırsat yakalayabileceğini hatırlattı. 

Savunma sanayiinin desteklenmesi durumunda başka fırsatlara kapı açtığını da vurgulayan Başar, BAYKAR’ın Afrika’da yaptığı İHA ve SİHA satışlarının Türkiye için kıtada farklı fırsatlar doğurduğunu, bu ihracatın bütünleyici yaklaşımla TİKA ve benzeri yumuşak güç unsurlarıyla da desteklenerek Türkiye’nin bazı Afrika ulusları için “gelecek ortağı” olduğunun altını çizdi. 

  • Afrika’daki girişimlerin Türkiye için Kızıldeniz ve Hint Okyanusu’na açılan ticaret rotaları açısından önemine değinilen sohbette Başar, “bu gelişmelerin politik alanda toplumun tüm kesimlerine etki etmediği anlaşılan partizan bir tekno-militarizm anlatısı ve politik kutuplaşmaya kurban gitmemesi gerektiğini” söyledi.

Eğitim sisteminin beyin göçü salgınını tersine çevirme yolunda ikinci büyük atılım olacağına dikkat çeken Başar, Trump’ın göçmen karşıtlığı nedeniyle “Genius Visa” olarak da anılan vizeyi iptal ederek kendi pozisyonunu zayıflattığını vurguladı. ABD’deki büyük teknoloji şirketlerinin işgücünün büyük bir çoğunluğunun göçmenlerden oluştuğuna işaret eden Başar, Çin’in teknoloji alanında yaptığı atılımın da benzer bir çizgi izlediğinin altını çizdi.

Öte yandan: Soru-cevap oturumunda verdiği bir yanıtta Başar, Trump’ın ABD’deki iklimin bir nedeni değil, sonucu olduğunu vurguladı. ABD’nin her şeye rağmen bir hukuk devleti olduğunu ifade eden Başar, ABD’de bir parçalanma beklemediğini ve ülkenin zaten 50 eyaletten oluşan parçalı bir yapısı olduğunu dile getirdi. 

  • Başar, sözlerini noktalarken mevcut politik iklimi geniş açıdan da değerlendirdi. 20 küsur yıldır gazetecilik yaptığına işaret eden Başar, ilk kez olanı biteni bir şablona oturtamadığını ve neler olacağını öngöremediğini de sözlerine ekledi.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto

BÜLTEN SAYISI

🗳️ Entrepreneur's Thursday: Politik ekonomi

Aposto’nun iyzico işbirliğiyle beşincisini düzenlediği Entrepreneur's Thursday etkinliği, 12 Haziran Perşembe akşamı Beylerbeyi Evi’ndeydi. Politik ekonomiyi odağına alan etkinlikte onlarca girişimci açık havada “Yaza merhaba” dedi.

18 Haz 2025

🗳️ Entrepreneur's Thursday: Politik ekonomi

YAZARLAR

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto

HİKAYE

Savunma bütçeleri büyürken: Ekonomik durgunluğun çaresi silahlanma olabilir mi?

Avrupa’dan Japonya’ya birçok ülke, artan güvenlik kaygılarıyla birlikte savunma bütçelerini büyütüyor; bu harcamaların teknoloji, istihdam ve sanayi üzerinden ekonomiye de ivme kazandırması bekleniyor. Peki silahlanma, durgun ekonomiler için gerçekten bir büyüme motoruna dönüşebilir mi?

Birol Oğuz

·

09 Eyl 2026

Savunma bütçeleri büyürken: Ekonomik durgunluğun çaresi silahlanma olabilir mi?
ParetoPareto

HİKAYE

Pandeminin faturası: Genç işsizliğinin sorumlusu AI değil de uzaktan çalışma olabilir mi?

Giriş seviye pozisyonlarda işe alımlar, dünya genelinde hızla yavaşlıyor. Genç işsizliğindeki bu artış, özellikle beyaz yakalı işlerde büyük oranda yapay zekaya atfediliyor. Fakat yakın tarihli araştırmalar, yeni mezunların yaşadığı istihdam sıkıntısının asıl sorumlusunun uzaktan çalışma olabileceğine işaret ediyor.

Doğa Yurduneri

·

08 Eyl 2026

Pandeminin faturası: Genç işsizliğinin sorumlusu AI değil de uzaktan çalışma olabilir mi?
ParetoPareto

HİKAYE

'Ya yatırım ya yaptırım' dönemi: Otomotivde Çin markalarının payı %6’ya geriledi

Çin merkezli markaların peş peşe Türkiye pazarına girişi ve önemli bir satış başarısı elde etmesi, Türkiye’deki yöneticileri biraz rahatsız etmişti. Bunun üzerine Türk lobisinin de yönlendirmeleriyle vergiler, ithalat düzenlemeleri ve servis şartları üzerinden bu markaların önüne ciddi bir duvar örüldü. Ağustos ayına ilişkin pazar verileri ise bu “Çin işkencesi”nin sonuç verdiğini ortaya koydu.

Ahmet Çelik

·

08 Eyl 2026

'Ya yatırım ya yaptırım' dönemi: Otomotivde Çin markalarının payı %6’ya geriledi
ParetoPareto

HİKAYE

Shein halka açıldı: 100 milyar dolarlık rüya nasıl tersine döndü?

Shein, Londra ve New York’taki halka arz girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından bu hafta nihayet Hong Kong borsasında halka açıldı. Birkaç yıl önce hızlı modanın yükselen yıldızı olarak görülen şirket, yatırımcıların karşısına zirve döneminden çok daha farklı bir tabloyla çıktı. Analistlere göre bu tablo, şirketi 100 milyar dolar değerlemeye taşıyan ekonomik koşulların artık ortadan kalktığını da kanıtladı.

Doğa Yurduneri

·

02 Eyl 2026

Shein halka açıldı: 100 milyar dolarlık rüya nasıl tersine döndü?
ParetoPareto

HİKAYE

İnsanların birlikte çalışmak istediği kişi olmak için ne gerekir?

Bir çalışanı değerli kılan yalnızca görev tanımında yazanları yerine getirmesi değil; aksaklıkları fark etmesi, sahiplenmesi ve çözümün parçası olmak istemesi de aynı zamanda. Çalışma arkadaşını, müşterisini, itibarını ve geleceğini dert edinen çalışanlar kurumları ileri taşıyor. Ancak dert edinmek yalnızca kişinin tercihi değil; bu çalışanlar sorgulama, fikir belirtme ve sorumluluk alma alanı buldukları ölçüde kurumun gelişimine gerçek bir katkı sunabiliyorlar.

İnsanların birlikte çalışmak istediği kişi olmak için ne gerekir?