Uyumsuz ritimler, ilahi vokaller


Geri sayım başladı: Yeni ve En Yeni Müzik Festivali Arter ’de Yeni ve En Yeni Müzik Festivali Arter'de Arter ’in 2020 yılında İstanbul’a kazandırdığı Yeni ve En Yeni Müzik Festivali , dördüncü edisyonuyla bu yıl 23-26 Şubat tarihlerinde müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Nedir? Geçtiğimiz yıllarda Arter’in performans salonları Karbon ile Sevgi Gönül Oditoryumu ’nda ve pandemi süresince çevrimiçi ortamda yeni müzik alanında üretim yapan öncü isimleri ağırlayan Yeni ve En Yeni Müzik Festivali , bu yıl bizleri karşılayacak konser ve performanslardan oluşan dört günlük programıyla çok yönlü bir keşif alanı sağlayacak. Neler var? Programdan haberler için gözümüz henüz yollarda. Yeni ve En Yeni Müzik Festivali’nin bu yılki programını kaçırmamak için Arter’i buradan ve sosyal medya kanallarından takip etmekte fayda var. Yakın zamanda festivalle ilgili açıklanacak detayları ve Arter ’in sanatın tüm disiplinlerini kapsayan etkinlik ve programlarını incelemek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Haftanın Albümü: John Cale, MERCY
Süre: 71 dakika
Plak şirketi: Double Six Records
Yayın tarihi: 20 Ocak 2023
Kartonet: John Cale, 20’li yaşlarının henüz başında, bundan tam 60 yıl önce Londra'daki Goldsmith's College'dan ayrıldı ve Manhattan’ın yolunu tuttu. Cale, güncel sanatın merkezinde elinde viyolasıyla deneysel rock'ın çeperlerinde büyüleyici ve etkileyici bir miras yarattı. O mirasın içinde Cale’in yenilikçi orkestral denemeleri ve ince işçilikli elektronik motiflerin yanı sıra cesur rock'n' roll içgüdüsüyle pop kültürüne yerleştirdiği minimal ve ambient ses manzaraları var.
John Cale’in müzik kariyeri 60’lı yılların başında çoktan başlamış olsa da beraberinde yarım asırdan fazla taşıyacağı efsanenin ilk adımı kuşkusuz 1967 yılında gerçekleşti. O yıl, John Cale ve The Velvet Underground'daki grup arkadaşları (özel konuk listesine Nico’yu da ekleyerek), oldukça büyük bir kalabalığın şimdiye kadar yapılmış en iyi albüm olduğuna inandığı bir kayda imza attı. Grubun bir yıl sonra yayımlandığı White Light/White Heat albümü de deneysel rock türünün en değerlileri rafında yerini aldı. John Cale’in The Velvet Underground yolculuğu bu iki albümle sonlansa da geride huzursuz, yoğun ve esrarengiz ruhundan koparak grubun müziğine sinmiş uyumsuz ses kompozisyonları bıraktı.

1976 yılında, Patti Smith ve John Cale sahneyi Mick Ronson ve David Byrne ile paylaşıyor.
| Fotoğraf: Michael Putland
John Cale’in 17. solo albümü üzerine yazmadan önce dönüp geçmişe bakmamak mümkün değil. Karşımızda Avrupa merkezli avangart müzikle Amerika çıkışlı rock'n'roll arasında köprüler kuran; The Stooges, Patti Smith, The Modern Lovers ve Nico'nun ilk kayıtlarında prodüksiyon masasının başında durarak tüm bu isimlerin dünyayı değiştiren enerjilerini kaydeden birisi var. Bugün ayak bastığımız yeryüzünde bir müzikal yörüngeden bahsediyorsak Cale kuşkusuz o yörüngedeki gezegenlerden biri. Her ne kadar David Bowie kendisini "rock tarihinin en az değer verilen müzisyenlerinden biri” olarak tanımlasa da Cale, ilk albümünden bu yana bilgeliğini ve dünyeviliğini sunmaktan asla uzaklaşmadı. 20 Ocak 2023’te Domino Recording etiketiyle yayımlanan MERCY de bunun en güncel kanıtı.
John Cale, pandemi döneminin neredeyse tamamını stüdyosunda geçirdi. Olağanüstü günler geride kaldığında Cale’in arşivine 80 yeni beste eklendi: "Bir şeyler iyi bir şekilde ters gitti. Sanki buna asla sırtımı dönemezdim. Hep devam edecek gibiydi. Ve ben devam etmek istiyorum.” Kariyeri boyunca tercihini hep sanatsal karşılaşmalardan yana kullanan Cale, işbirliği yapmayı hep önceliklendirdi. Bu da yaratım ağını özenle örmesini sağladı. MERCY için de durum farklı değil. Cale, yanına genç avangart ve bağımsız sanatçılardan oluşan destekleyici bir ekip alarak zamana meydan okurcasına bugüne odaklanan ve geleceğe ışık tutan bir albüme imza attı.
Albümün işbirliği listesinde şarkıcı-söz yazarı Weyes Blood, multi enstrümantalist Dev Hynes, elastik R'n'B vokalisti Tei Shi, elektronik maceraperestler Sylvan Esso, Laurel Halo ve Actress ve gelenek bozuculardan Animal Collective ve Fat White Family dâhil olmak üzere çağdaş sahneden pek çok yetenekli isim var. MERCY, John Cale'in şimdiye kadar yaptığı hemen hemen her sesli üretimde olduğu gibi, baştan sona emsalsiz.

John Cale, MERCY
Neden dinleyelim? MERCY’nin üstündeki ses ambalajını yırtıp açmak fazlasıyla heyecan verici. Pek çok işbirliğini yanına alarak öncü birliğiyle kendi yörüngesinde denemeler yapan John Cale, 71 dakikayı aşan 12 şarkılık bir sunumla çıkageldi. Bu onun 2020’li yıllara ve 65 yıllık kariyerine bıraktığı son (şimdilik) armağan. Albüm boyunca Cale, elektronik seslerle deneyler yaparken, huzursuz vokallerine başrol vermekten kaçınmadı. Ruh hâlini alışılmadık ve bir o kadar uyumsuz ritimlerle süslerken duygularını tuşlulara emanet etti. Sürpriz yaylı düzenlemeleriyle kendini çoğaltan Cale, yarattığı ses katmanları arasında özgürce gezindi.
Derinlere inmeden kapıda albüme ismini veren, yaratıcı dünyasına Laurel Halo’nun eşlik ettiği MERCY şarkısıyla karşılaştım. John Cale’in kendisine ve evrene merhamet dileyen ilahi vokallerinin ardında hem kalp atışlarını hem de hiç dinmeyen baş ağrılarını hissettiren ısrarlı ve güçlü ritimlerle baş başa kaldım. Açılışın peşine takılan MARILYN MONROE’S LEGS (beauty everywhere); şehrin kanallarına sızan, mekanik seslerle sıkışan ve karanlıkta yankılanan kaygılı kalp atışlarına eşlik eden bir elçi. Albüm boyunca tutarlılık gösteren zindan kurallarının da başlangıcı.
Ön koşullarını dayatan albümleri severim. MERCY de onlardan. Her şeyi kemiren duygusal zorlukları kabul ettikten sonra albümün katmanlarına yerleşmek her açıdan eşsiz bir deneyim. Zamanın nefessiz ilerleyişini kendi yörüngesinden gözlemleyen hassas bir balad olan TIME STANDS STILL’de Cale’in felsefi düşüncelerinin zengin ve kapsayıcı bir dokuya dönüşmeye başladığını söylemek mümkün. Üstelik daha albümü yarılamamışken.

John Cale | Fotoğraf: Chantal Anderson
John Cale’in sesindeki yabani tınılar yaşamı boyunca en çok onu rahatsız etmiştir. Elbette bunca zaman eşsiz vokallere bizzat tanıklık ettikten sonra kendi sınırlarının farkında. Ancak yer yüzünde geçirdiği vaktin kuru ses tonunu daha kıymetli hâle getirdiğini söyleyebilirim. Özellikle de insanlığın kıyamet belirtisi çılgınlıklarını haber veren bir gözlemci gibi haykırırken.
John Cale’in nostaljinin konforunu reddeden ve daima araştıran ruhuna hayran kalmamak elde değil. MERCY ile kendi yolunu çizmeye devam ederken eşlikçilerine de kendi gezegeninden evrene bakma fırsatı sundu. Peki ya bize ne kaldı? Kendi adıma konuşayım. Zahmetsiz parıltıyı severim. Özellikle kafamı kaldırdığımda görebildiklerimi…
Benzer işler:
- David Bowie, Blackstar
- Laurie Anderson, Big Science
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ambient müziğin yükselişi, John Cale'in kıyamet belirtisi çılgınlıklarıyla dolu albümü MERCY; bitirim üçlü Martin McDonagh, Colin Farrel ve Brendon Gleeson'u yeniden bir araya getiren kırsal absürtlük The Banshees of Inisherin.
03 Şub 2023

YAZARLAR

Taner Turna
grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.




