Uyumsuz ritimler, ilahi vokaller

Art-rock efsanesi John Cale, beklenmedik işbirlikleriyle dolu yeni albümü MERCY’le yeni ses manzaraları yarattı. Huzursuz vokalleriyle insanlığın kıyamet belirtisi çılgınlıklarını anlattı.
Uyumsuz ritimler, ilahi vokaller

3 Şubat - Arter - Duende
Arter ile birlikte

Geri sayım başladı: Yeni ve En Yeni Müzik Festivali Arter ’de Yeni ve En Yeni Müzik Festivali Arter'de Arter ’in 2020 yılında İstanbul’a kazandırdığı Yeni ve En Yeni Müzik Festivali , dördüncü edisyonuyla bu yıl 23-26 Şubat tarihlerinde müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. Nedir? Geçtiğimiz yıllarda Arter’in performans salonları Karbon ile Sevgi Gönül Oditoryumu ’nda ve pandemi süresince çevrimiçi ortamda yeni müzik alanında üretim yapan öncü isimleri ağırlayan Yeni ve En Yeni Müzik Festivali , bu yıl bizleri karşılayacak konser ve performanslardan oluşan dört günlük programıyla çok yönlü bir keşif alanı sağlayacak. Neler var? Programdan haberler için gözümüz henüz yollarda. Yeni ve En Yeni Müzik Festivali’nin bu yılki programını kaçırmamak için Arter’i buradan ve sosyal medya kanallarından takip etmekte fayda var. Yakın zamanda festivalle ilgili açıklanacak detayları ve Arter ’in sanatın tüm disiplinlerini kapsayan etkinlik ve programlarını incelemek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Haftanın Albümü: John Cale, MERCY

Süre: 71 dakika

Plak şirketi: Double Six Records

Yayın tarihi: 20 Ocak 2023

Kartonet: John Cale, 20’li yaşlarının henüz başında, bundan tam 60 yıl önce Londra'daki Goldsmith's College'dan ayrıldı ve Manhattan’ın yolunu tuttu. Cale, güncel sanatın merkezinde elinde viyolasıyla deneysel rock'ın çeperlerinde büyüleyici ve etkileyici bir miras yarattı. O mirasın içinde Cale’in yenilikçi orkestral denemeleri ve ince işçilikli elektronik motiflerin yanı sıra cesur rock'n' roll içgüdüsüyle pop kültürüne yerleştirdiği minimal ve ambient ses manzaraları var. 

John Cale’in müzik kariyeri 60’lı yılların başında çoktan başlamış olsa da beraberinde yarım asırdan fazla taşıyacağı efsanenin ilk adımı kuşkusuz 1967 yılında gerçekleşti. O yıl, John Cale ve The Velvet Underground'daki grup arkadaşları (özel konuk listesine Nico’yu da ekleyerek), oldukça büyük bir kalabalığın şimdiye kadar yapılmış en iyi albüm olduğuna inandığı bir kayda imza attı. Grubun bir yıl sonra yayımlandığı White Light/White Heat albümü de deneysel rock türünün en değerlileri rafında yerini aldı. John Cale’in The Velvet Underground yolculuğu bu iki albümle sonlansa da geride huzursuz, yoğun ve esrarengiz ruhundan koparak grubun müziğine sinmiş uyumsuz ses kompozisyonları bıraktı.

1976 yılında, Patti Smith ve John Cale sahneyi Mick Ronson ve David Byrne ile paylaşıyor. 
| Fotoğraf: Michael Putland

John Cale’in 17. solo albümü üzerine yazmadan önce dönüp geçmişe bakmamak mümkün değil. Karşımızda Avrupa merkezli avangart müzikle Amerika çıkışlı rock'n'roll arasında köprüler kuran; The Stooges, Patti Smith, The Modern Lovers ve Nico'nun ilk kayıtlarında prodüksiyon masasının başında durarak tüm bu isimlerin dünyayı değiştiren enerjilerini kaydeden birisi var. Bugün ayak bastığımız yeryüzünde bir müzikal yörüngeden bahsediyorsak Cale kuşkusuz o yörüngedeki gezegenlerden biri. Her ne kadar David Bowie kendisini "rock tarihinin en az değer verilen müzisyenlerinden biri” olarak tanımlasa da Cale, ilk albümünden bu yana bilgeliğini ve dünyeviliğini sunmaktan asla uzaklaşmadı. 20 Ocak 2023’te Domino Recording etiketiyle yayımlanan MERCY de bunun en güncel kanıtı.

John Cale, pandemi döneminin neredeyse tamamını stüdyosunda geçirdi. Olağanüstü günler geride kaldığında Cale’in arşivine 80 yeni beste eklendi: "Bir şeyler iyi bir şekilde ters gitti. Sanki buna asla sırtımı dönemezdim. Hep devam edecek gibiydi. Ve ben devam etmek istiyorum.” Kariyeri boyunca tercihini hep sanatsal karşılaşmalardan yana kullanan Cale, işbirliği yapmayı hep önceliklendirdi. Bu da yaratım ağını özenle örmesini sağladı. MERCY için de durum farklı değil. Cale, yanına genç avangart ve bağımsız sanatçılardan oluşan destekleyici bir ekip alarak zamana meydan okurcasına bugüne odaklanan ve geleceğe ışık tutan bir albüme imza attı.

Albümün işbirliği listesinde şarkıcı-söz yazarı Weyes Blood, multi enstrümantalist Dev Hynes, elastik R'n'B vokalisti Tei Shi, elektronik maceraperestler Sylvan Esso, Laurel Halo ve Actress ve gelenek bozuculardan Animal Collective ve Fat White Family dâhil olmak üzere çağdaş sahneden pek çok yetenekli isim var. MERCY, John Cale'in şimdiye kadar yaptığı hemen hemen her sesli üretimde olduğu gibi, baştan sona emsalsiz. 

John Cale, MERCY

Neden dinleyelim? MERCY’nin üstündeki ses ambalajını yırtıp açmak fazlasıyla heyecan verici. Pek çok işbirliğini yanına alarak öncü birliğiyle kendi yörüngesinde denemeler yapan John Cale, 71 dakikayı aşan 12 şarkılık bir sunumla çıkageldi. Bu onun 2020’li yıllara ve 65 yıllık kariyerine bıraktığı son (şimdilik) armağan. Albüm boyunca Cale, elektronik seslerle deneyler yaparken, huzursuz vokallerine başrol vermekten kaçınmadı. Ruh hâlini alışılmadık ve bir o kadar uyumsuz ritimlerle süslerken duygularını tuşlulara emanet etti. Sürpriz yaylı düzenlemeleriyle kendini çoğaltan Cale, yarattığı ses katmanları arasında özgürce gezindi.

Derinlere inmeden kapıda albüme ismini veren, yaratıcı dünyasına Laurel Halo’nun eşlik ettiği MERCY şarkısıyla karşılaştım. John Cale’in kendisine ve evrene merhamet dileyen ilahi vokallerinin ardında hem kalp atışlarını hem de hiç dinmeyen baş ağrılarını hissettiren ısrarlı ve güçlü ritimlerle baş başa kaldım. Açılışın peşine takılan MARILYN MONROE’S LEGS (beauty everywhere); şehrin kanallarına sızan, mekanik seslerle sıkışan ve karanlıkta yankılanan kaygılı kalp atışlarına eşlik eden bir elçi. Albüm boyunca tutarlılık gösteren zindan kurallarının da başlangıcı. 

Ön koşullarını dayatan albümleri severim. MERCY de onlardan. Her şeyi kemiren duygusal zorlukları kabul ettikten sonra albümün katmanlarına yerleşmek her açıdan eşsiz bir deneyim. Zamanın nefessiz ilerleyişini kendi yörüngesinden gözlemleyen hassas bir balad olan TIME STANDS STILL’de Cale’in felsefi düşüncelerinin zengin ve kapsayıcı bir dokuya dönüşmeye başladığını söylemek mümkün. Üstelik daha albümü yarılamamışken.

John Cale | Fotoğraf: Chantal Anderson

John Cale’in sesindeki yabani tınılar yaşamı boyunca en çok onu rahatsız etmiştir. Elbette bunca zaman eşsiz vokallere bizzat tanıklık ettikten sonra kendi sınırlarının farkında. Ancak yer yüzünde geçirdiği vaktin kuru ses tonunu daha kıymetli hâle getirdiğini söyleyebilirim. Özellikle de insanlığın kıyamet belirtisi çılgınlıklarını haber veren bir gözlemci gibi haykırırken.

John Cale’in nostaljinin konforunu reddeden ve daima araştıran ruhuna hayran kalmamak elde değil. MERCY ile kendi yolunu çizmeye devam ederken eşlikçilerine de kendi gezegeninden evrene bakma fırsatı sundu. Peki ya bize ne kaldı? Kendi adıma konuşayım. Zahmetsiz parıltıyı severim. Özellikle kafamı kaldırdığımda görebildiklerimi…

Benzer işler:

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🧘 Hayatın tıpası müzikler, John Cale'in uyumsuz ritimleri

Ambient müziğin yükselişi, John Cale'in kıyamet belirtisi çılgınlıklarıyla dolu albümü MERCY; bitirim üçlü Martin McDonagh, Colin Farrel ve Brendon Gleeson'u yeniden bir araya getiren kırsal absürtlük The Banshees of Inisherin.

03 Şub 2023

Arter ile birlikte
Fotoğraf: Chantal Anderson

YAZARLAR

Taner Turna

grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm

Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

Eda Solmaz

·

03 Ağu 2026

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm
DuendeDuende

HİKAYE

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

Bahar Çuhadar

·

03 Ağu 2026

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?
DuendeDuende

HİKAYE

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Tuba Büdüş

·

31 Tem 2026

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?
DuendeDuende

HİKAYE

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

Emre Eminoğlu

·

31 Tem 2026

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?
DuendeDuende

HİKAYE

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.

Soner Can

·

31 Tem 2026

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine