Uzaktan çalışma kültüründe empatik iletişim ve ritüellerin önemi

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Pareto, Slack Platform Community ve Aposto! partnerliğinde 5 hafta boyunca sizleri girişimciler, yöneticiler ve uzmanlarla bir araya getirerek pandeminin şirket kültürü ve iş yapış biçimlerindeki etkisini ele alıyor.
Uzaktan çalışma kimilerimizin hayatında uzun zamandır vardı, kimilerimiz ise pandemi dönemiyle dijital araçları ilk defa deneyimledik. Spektrumun hangi ucunda olursak olalım, şöyle bir gerçek var ki pandeminin içerisindeyiz ve hiçbir şey eskisi gibi değil.
Kahve molasında son toplantıdaki sessizliğin nedenini çözemiyor, bir sunum yaparken kamerası ve mikrofonu kapalı dinleyicilerin tepkilerini ölçemiyoruz. Belki işlerimizi halletmeye devam ediyoruz, hatta daha bile verimli olanlarımız var ancak birbirimizle daha az fiziksel deneyim paylaştıkça iletişimde aksaklıklar baş göstermeye başlıyor.
İşte bu nedenle uzaktan çalışma kültüründe “empatik iletişim” dediğimiz net ve şefkatli iletişim kurmanın ve ritüeller oluşturmanın önemi daha da artıyor.
Geri bildirim mi had bildirim mi?
Dijital ortamda birbirimize genellikle yazılı iletişim aracılığıyla ulaştığımız için daha odaklıyız ve bir an önce işimizi halletmek istiyoruz. Takım arkadaşlarımızın son toplantıdaki harika fikrini, renkli kolyesini ya da cesaretini kutlamaya zaman ayırmayı atlayabiliyoruz. Oysa bu küçük anlar toplandığında takım kültürünün temelinde yatan psikolojik güven ortamını sağlayan deneyimleri oluşturuyor. Uzaktan çalışma döneminde bu güven ortamını sağlayabilmek için empatik iletişim kurmak oldukça kıymetli. Ne var ki, empatik iletişim kibar olup geri çekilmekle, anlık geri bildirim ise had bildirmekle karıştırılabiliyor.
Empatik iletişim; bilmediğimiz sorular sorulduğunda, katılmadığımız fikirler olduğunda da kendi duruşumuzu dürüstçe ve net bir şekilde ifade etmek demek. Bu iletişimin anlık olması, özensiz olmak ya da kendi duruşumuzu ifade ederken karşı tarafın sınırlarına taşıp had bildirmek anlamına gelmemeli. Bunun için basit ve bir o kadar etkili küçük ipuçları var. Aşağıdaki noktaları kendi takım ya da kurumunuz için uyarlayıp kendi “toplum sözleşmenizi” oluşturarak toplantılarınızda kullanabilirsiniz:
- "Ben" dili kullanarak duygularımızın ve düşüncelerimizin sorumluluğunu alır, suçlayıcı dilden kaçınırız.
- Genellemelerden uzak durarak konuyu kendimize yaklaştırma cesaretini gösterir ve yatayda daldan dala atlamak yerine dikeyde derinleşiriz.
- Çemberde olan çembere kalır; paylaştıklarımızın gizliliğinin korunduğuna, molalarda dahi buna özen gösterildiğine güveniriz.
- Varsaymayız, sorarız.
- Geri bildirimi hediye olarak sunar; kendimizin, takım arkadaşımızın ve birlikte oluşturduğumuz kültürün gelişimi için bir fırsat olarak görürüz.
“Yaparken olmak”
Oldukça umutlu ve keyifli başladığınız bir günde çalışma arkadaşınızın yaptığınız sunumun nelerinin eksik olduğunu sıraladığını düşünün. Bir de nötr ya da keyifsiz başladığınız bir günde, posta kutunuza çalışma arkadaşınızdan bir önceki gün yaptığınız konuşmadaki yeteneklerinizi kutladığı ve nasıl fark yarattığınızı anlattığı bir mesaj aldığınızı. Hangisi sizi güçlendirir?
Her güne önümüzdeki işleri önceliklendirerek başlarken “Bugün bunları yaparken nasıl bir ben olmak istiyorum? Hataları gören mi, yoksa kendimi ve takım arkadaşlarımı güçlendiren bir ben mi?” diye basit ve etkili sorular sormak bireysel ritüellerimiz hâline geldiğinde, bu ritüelleri takımla genişleterek ve nasıl bir “biz” olmak istiyoruz sorusunu sorup her gün yeniden seçim yaptığımızda, bir de bakmışız kültürümüz olmuş.
Bu soruların yanı sıra pratik olarak uygulanabilecek takım ritüellerinden bazıları şunlar:
- Slack’ten takım olarak haftalık durum bildirimleri göndermek ve üzerinde çalıştıklarımızı, diğer ekiplerden istediğimiz destekleri bildirmek;
- Toplantı başlangıçlarında herkesin sesinin duyulduğu bir başlangıç yapmak ve toplantıdan nasıl bir sonuçla çıkmak istenildiğini belirlemek;
- Haftalık ve aylık olarak ekibin nabzını tutmak için kısa anketler göndermek;
- Aylık olarak tüm ekibin bir araya geldiği town hall oturumlarında şeffaf ve açık bir şekilde mevcut durumu tüm ekibe aktarmak;
- Yılda bir ya da iki kez takım dinamikleri ve güven ortamına yönelik oyunlaştırmanın ve sosyalleşmenin ön planda olduğu ekip inzivaları gerçekleştirmek.
Güne sorularla başlayalım: Siz bugün hangi yanınızı büyütmek istiyorsunuz? Takımınızı hangi yetenekleriyle güçlendirmek istiyorsunuz? Bunun için nasıl ritüeller oluşturacaksınız?
Ayşe Yazgan, yaratıcı insanları bir araya getiren ortak çalışma alanı ATÖLYE'nin Yetenek Gelişimi ve Kültür departmanını yönetiyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
NEREDE YAYIMLANDI?
17 Ağustos sabahından herkese merhaba. Bu hafta gündemimizde gıda teknolojileri, çevreci yatırım fonları ve soruşturma altındaki Baidu var.
17 Ağu 2020

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yapay zeka araçları hayatımıza girdiğinde genel kabul, herkesin bir gecede aynı kalitede iş üretebileceği yönündeydi. Oysa pratikte tam tersi bir tablo oluştu. Var olanları birbirine bağlayamayan, aradaki mantık köprüsünü kuramayan ve yaratıcı düşünemeyen birçok insan, sistemin içinde tıkandı ve ortaya “cilalanmış angaryalar” çıkmaya başladı.

Dünyanın en ünlü girişim hızlandırma programı Y Combinator, yakın zamanda sonbahar dönemi için hazırladığı “Requests for Startups” listesini yayımladı. 13 maddeden oluşan liste, girişim ekosistemindeki yeni trendleri ortaya çıkardı.

Otomobil sektöründe vergi sistemine yeni bir kavram girdi: Asgari maktu ÖTV. Sıfır araç alımlarında tahsil edilecek ÖTV için taban bir tutar belirleyen yeni sistem, Türkiye’de gelecekte kurulacak ÖTV mimarisinin ilk işaretlerini de ortaya koyuyor.

Türkiye’nin otomobil pazarında uzun zamandır alışık olmadığımız bir tablo ortaya çıkıyor. Sorun, artık fiyat yüksekliği ya da krediye ulaşmada yaşanan zorluklar değil. Otomobilin karşısında şu anda çok daha güçlü iki rakip duruyor: Mevduat faizi ve yatırımcının altındaki yükseliş beklentisi.

Tarih boyunca elektrikten bilgisayara kadar tüm yeni teknolojiler, işgücünün önemli bir bölümünü yerinden etti. Fakat tüm bu teknolojiler, işgücü piyasasında ciddi bir çalkantıya yol açarken yeni istihdam alanları da yarattı. Özellikle beyaz yakalı rolleri tehdit eden yapay zeka ise işgücü piyasasını çok daha derinden sarsıyor. Bu noktada Türkiye’nin işgücünü yapay zekadan daha hızlı eğitip eğitemeyeceği de merak konusu oluyor.



