Yalnız partileme


Müziği, hayatı ve İstanbul’u Festival Park ’ta kutluyoruz İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Kültür AŞ tarafından kültür sanat hayatına kazandırılan yepyeni açık hava etkinlik mekânı Festival Park Kadıköy, İstanbullu sanatseverlerin uğrak noktası olmaya hazırlanıyor. Şehrin dinamizmini ve heyecanını yansıtan Festival Park , 6 Haziran’da Papooz, Gaye Su Akyol, BaBa ZuLa, Soft Analog, Yasak Helva ve Anatolian Sessions konserleri ve binlerce İstanbullunun katılımıyla açıldı. Neler va r? Kadıköy Burun ’da bulunan Festival Park Kadıköy , 10.000 m2 alanı ve 10.000 kişilik kapasitesiyle yaz boyunca konserlere ve festivallere ev sahipliği yapacak bir kültür sanat yaşam alanı olmayı hedefliyor. Dahası: Şehrin dinamizmini ve heyecanını yansıtan; multidisipliner bir açık hava etkinlik mekânı olan Festival Park Kadıköy , yaz boyunca devam edecek biletli ve ücretsiz çeşitli kültür-sanat ve spor etkinliklerinin yanı sıra yeme-içme alanları ve tasarım dükkânlarıyla birçok etkinliğe ev sahipliği yapmaya hazır. Şehrin dinamizmini ve heyecanını yansıtan Festival Park Kadıköy hakkında daha fazla bilgi almak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Kelly Lee Owens, LP.8
Süre: 42 dakika
Plak şirketi: Smalltown Supersound
Kartonet: Smalltown Supersound etiketli ilk iki albümü Kelly Lee Owens (2017) ve Inner Song (2020)’la müziğinin yelpazesini ambient ve minimal alt türlerine genişleten Owens; bize bir taraftan karanlık ve sisli bir kulüpte trippy bir dans deneyimi sunarken diğer taraftan iç ve dış dünyamızın şeytanlarını uzaklaştırdığımız terapötik bir konfor alanı yaratmıştı. Owens son albümü LP.8 ile kariyerinin başından beri çalışan bu formülü geride bıraktı ve direksiyonu ambient müzikten temellenen yeni deneysel yollara kırdı.
Inner Song albümünü koronavirüs pandemisi, ABD'den gezegenin dört bir tarafına yayılan siyah hakları aktivizm dalgası ve Brexit gibi türlü bilinmezlerin ve karmaşanın hâkim olduğu bir sürecin ortasında yayımlayan Owens, albümün iptal edilen lansman turnesiyle içine sürüklendiği boşluktan bir kaçış olarak yeni albümünü kaydetmek için Oslo’ya gitti.

Kelly Lee Owens, LP.8
Beraberinde getirdiği böylesi ağır toplumsal, profesyonel ve psikolojik yük, Owens’nla özdeş soundscape üzerinde LP.8 albümüyle gerçekleşen dönüşümün en önemli faktörü. Öte taraftan, Owens’ın yaratıcılığında kovaladığı yeni deneysel apokaliptik anlatılar; Jenny Hval’ın The Practice Of Love albümünün dehası, Merzbow ve Sunn O))) gibi gruplarla yaptığı işbirlikleriyle de tanınan noise müzisyen ve prodüktör Lasse Marhaug ile bir araya geldi. İkili, Owens’ın bizi önceden misafir ettiği konfor alanlarından çıkmaya, ambient müziğin huzur ve güven veren izole dünyalarından endüstriyel müziğin tedirgin edici ve gergin yeraltılarına itti.
LP.8’in dinleyeni içine attığı ve Owens’ın keşfettiği bu yeni anlatısal ve sessel alanın albümün son şarkısı Sonic 8’te kristalize olduğunu söylemek mümkün:
“This is an emergency / This is a wake-up call / What are you gonna do about it?
I am tired / You're tired / We wanna be free / Together / None of us free unless all of us free”
Neden dinleyelim? Owens ilk iki albümüyle kurduğu ve zamanı yavaşlatarak sağladığı dingin dans atmosferi; Boards of Canada, Aphex Twin, Autechre gibi müzisyenlerin öncüsü olduğu sonik gelenekten çok uzaklaşmadan pop’un “ruhani” vokal çeşitlemeleriyle buluşmuştu. LP.8 ise Kelly Lee’nin elektronik müziğin tematik anlatılarla nasıl dönüştürülebileceğini ambient ve endüstriyel müziğin girift dansıyla keşfe çıktığı yeni bir soluk.
Yalnız partilerin soundtrack'leriyle bizi kendi kulübümüzün hüzünlü rave'lerine davet eden Owens, bu sefer hayatında ve dünyada olup bitenlerin müziğinde kendini nasıl var edebileceğini de araştırdı. LP.8, dansa biraz ara verip anlatılara da kulak kesilmek isteyen dinleyiciler için daha ideal bir tarif olsa da Suicide grubunun ürkünç synth evreninde kaybolanların da tadına bakmadan geçemeyeceği bir lezzet.
Benzer işler: Body Sculptures, A Body Turns to Eden & Let’s Eat Grandma, Soundtrack to Dark Continent:SEMIRAMIS
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta Sanat Deliorman, İstanbul konserleri öncesi Gardot ve Powell'in korkusuz bir uçuşa çağıran albümü Entre Eux Deux'yü anlamaya davet ediyor. Koray Soylu, alt-J'nin Zorlu PSM konserini ve Owens'ın yeni albümünü değerlendiriyor.
17 Haz 2022

YAZARLAR

Koray Soylu
Editor @ Aposto

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.

Yıldız Tozu'nda bu haftaki konuğumuz tutkunun, hüznün, kırılganlığın cesur ve sıcak dili; İspanyol yönetmen Pedro Almodóvar. Yeni bir Almodóvar filmine giderken sizi neyin beklediğini hiçbir zaman tam olarak bilemezsiniz. Büyük bir filmle de karşılaşabilirsiniz, küçük bir hayal kırıklığıyla da…

Cannes’da prömiyerini yapan "Fatherland" ile ikinci En İyi Yönetmen Ödülü’nü kazanan Paweł Pawlikowski'yle Thomas Mann’dan savaş sonrası Avrupa’ya, minimalizmden müziğe, entelektüellerin toplumdaki rolünden kendisinin bugünkü dünyada hissettiği yabancılığa uzanan bir sohbete daldık.

İki yıllık aranın ardından geçen hafta sonu İstanbul’a dönen MUBI Fest'in atmosferine ve Cannes’dan taşıdığı dört filme yakından bakıyoruz.




