

Tazedirekt Sohbet 'in son konuğu: Şemsa Denizsel Küçük üreticiler tarafından yoğun emeklerle üretilen ürünleri, hikâyelerine değer verecek kitlelerle buluşturan Tazedirekt , taze taze bir podcast serisiyle karşımızda: Tazedirekt Sohbet . Tuba Şatana ’nın hazırlayıp sunduğu ve birbirinden değerli konuşmacıların konuk olduğu podcast serisi Tazedirekt Sohbet 'in son bölümünün konuğu Şemsa Denizsel , ne yediğini önemseyenlerin ufkunu açacak konulara değiniyor. “ Gıda coğrafyadır ” diyerek yerel üretimin mutfaklar üzerindeki etkisine dikkat çeken Denizsel, kent yaşamından zeytin ağaçlarına uzanan hayatına dair kesitler sunarak keyifli bir sohbet ortaya koyuyor. “ Ne yediğini önemse ” çağrısında bulunan Tazedirekt ’le hemfikir olan ünlü şef Denizsel, yapılan her yemeğin kalitesinde kullanılan malzemelerin büyük rol oynadığının ve her zaman nerede, nasıl yetiştiğini bildiği ürünleri kullanmayı tercih ettiğinin de altını çiziyor. Tazedirekt nedir? 250’den fazla üretici ve 60’tan fazla organik tarım yapan çiftlikle birlikte çalışan Tazedirekt, tüm üretici hikâyelerine web sitesi ve mobil uygulaması üzerinden kolayca ulaşmayı mümkün kılıyor. Ne yediğini önemseyenlerin tutkunu olduğu Tazedirekt Sohbet ’in son bölümünü dinlemek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Önsöz: "Haftanın Filmi" kanalımızda genellikle gösterime yeni girmiş ya da platformlara yakın bir geçmişte eklenen filmlerden öneriler buluyorsun. Fakat bu haftanın önerisi biraz farklı ve gelişigüzel gelecek sana. Birkaç gün önce Taner, Robin Williams’ın ölüm yıl dönümünün bu haftaya denk düştüğünü hatırlattı. Aladdin’in Cin’inden Hook’un Peter'ına, Mrs. Doubtfire’a adını veren "dadıdan" Night at the Museum serisinin Roosevelt’ine çocukluğum ve ergenliğim boyunca birçok karakteriyle beni güldürmüş ve mutlu etmiş oyuncunun artık aramızda olmadığı gerçeği her karşıma çıktığında beni 2014’ün 11 Ağustos’unda olduğu kadar üzüyor. Beni, muhtemelen seni de en çok güldüren insanlardan biri olan Robin Williams mutsuzluğuna yenik düşmeden yıllar önce şöyle demiş: “Bence en üzgün insanlar, insanları mutlu etmek için en çok çabalayanlardır. Çünkü değersiz hissetmenin ne demek olduğunu biliyorlar ve başka kimsenin böyle hissetmesini istemiyorlar.”
Film: One Hour Photo
Yönetmen: Mark Romanek
Süre: 96 dakika
Yapım yılı: 2002
Jenerik: One Hour Photo, yönetmeni ve senaristi Mark Romanek’in ilk filmi değil. Fakat o dönem, Romanek’in yeni filminin merakla beklenmesindeki etken ilk filmi Static değil, 1990’lar boyunca Nine Inch Nails’den Red Hot Chili Peppers’a, Madonna’dan Michael Jackson’a birçok şarkıcı ve grup için çektiği müzik videoları aslında. İlk gösterimi 2002 Sundance Film Festivali’nde yapılan film, müzik videolarındaki tarzını beyaz perdeye taşıyan yönetmenin başarısının yanı sıra, Nine Inch Nails’in Trent Reznor’ının imza attığı müzikler ve pek tabii ki başrol oyuncusu Robin Williams’ın performansıyla dikkat çekmişti. Fotoğrafların çekildiği an ortaya nasıl bir kare çıkacağını göremediğimiz, o çok da uzak olmayan geçmişte geçen psikolojik gerilim One Hour Photo, işlek bir süpermarketin fotoğraf baskı stüdyosunda çalışan orta yaşlı, yalnız bir adamın saplantılarına odaklanıyor.
Neden izleyelim? Robin Williams’ın One Hour Photo’da kariyerinin belki de en çizgi dışı performansını verdiğini söylemeliyim. Daima güldüren, mutlu eden karakterleri onun için marka olmuş bir oyuncunun, Good Will Hunting ya da Patch Adams gibi oldukça dramatik filmlerde bile rolleri gülümsetmeyi, iyi hissettirmeyi başarırken, One Hour Photo’nun Sy’ı onun ve kariyerindeki diğer karakterlerin bir anti-tezi âdeta. Hatta Williams'tan önce rolün teklif edildiği Jack Nicholson, teklifi geri çevirirken bu karakterin The Shining'de canlandırdığı karaktere çok benzediğini düşündüğünü söylemiş. İşini severek yapan Sy, düzenli müşterilerinden Nina ve ailesinin hayatını bastığı fotoğraflar aracılığıyla haddinden fazla takip etmeye başlıyor. Nihayetinde saplantısı haline getirdiği bu ailenin Sy Amca’sı olduğu hayallerini bir gün çok ileri götürüyor. Yalnızlığın fotoğrafını çekiyor One Hour Photo, belki de yalnızca bu karakterin değil, “insanları mutlu etmek için en çok çabalayanlardan” Robin Williams’ın da aslında içinde gizlediği yalnızlığın…
Nerede izleyebilirsin? One Hour Photo’yu Apple TV ve Google Play üzerinden kiralayarak izleyebilirsin.
Benzer işler:
- Misery (1990, Rob Reiner)
- The Kindergarten Teacher / Haganenet (2014, Nadav Lapid)
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
2022'in yaz şarkıları, Robin Williams'a yeni bir veda ve black midi'nin son albümü Hellfire.
12 Ağu 2022

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.




