Yatırımın fenomenolojisi yahut fenomenlerin piyasaya etkisi


THE LEGO GROUP: Sözcüklerimizi değiştirelim, kızların dünyası değişsin The LEGO Group , çocukların yaratıcı özgüvenini etkileyen toplumsal eğilimleri ortaya koymak üzere yeni küresel araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Kızların yaratıcılığıyla ilgilenerek onları oyunun her alanında özgürleştirmek üzere kampanyalar yürüten LEGO markası, bu defa dil kullanımına odaklanıyor ve dildeki ufak değişikliklerle kızlar için daha parlak bir geleceğin şekillenmesine katkıda bulunabileceğini söylüyor. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 36 ülkeden 61 binden fazla ebeveyn ve 5-12 yaş arası çocukla yapılan The LEGO Group İyi Oyna Araştırması (2023) , kızların yaratıcılık tutkusunun ve durdurulamaz şekilde oyun oynama isteğinin gerçekleşmesi için toplumsal bir değişim çağrısı yapılması gerektiğini ortaya koyuyor. Araştırmanın Türkiye çıktılarına göre; Kız çocuklarının %81’i, duydukları kelimelerin kendilerinde hata yapma ve yeni şeyler deneme konusunda endişe yarattığını, ne yaparlarsa yapsınlar mükemmeli ortaya koymaya zorladığını söylüyor. Kızların %70’i düşüncelerini paylaşmak konusunda kaygı duyuyor. Araştırmaya katılan ülkelerdeki bu kaygı, %79 oranında kızların yaşadığı mükemmel olma baskısı ve hata yapma korkusundan kaynaklanıyor. Ebeveynlerin %73’ü bu tür baskıların kızların kendi fikirlerini ortaya koymaktan çekindiğini artırdığına inanıyor. Çocukların %60’ı yetişkinlerin kızlardansa erkeklerin yaratıcı fikirlerini daha fazla dinlediklerine inanıyor. Ebeveynlerin %74’ü ise toplumun erkeklerin yaratıcı fikirlerini kadınlarınkinden daha fazla ciddiye alındığına katılıyor. Ebeveynlerin %93’ü oyunun çocuklarının kendilerini ifade etmelerine yardımcı olduğunu, farklı denemeler yapmak için özgüvenlerini artırdığını, yaratıcı özgüveni geliştirdiğini ve başarısızlık korkusu olmadan keşfetmek ve denemek için güvenli bir alan sağladığını söylüyor. Dahası: The LEGO Group, “Mükemmelin Ötesi” adlı sosyal deney ile ebeveynlerin kullandıkları dilin ve oyun anındaki otoriter yönlendirmelerin kızların yaratıcı özgüvenlerinde nasıl bir kırılmaya sebep olduğunu da açıkça gösteriyor. LEGO markasının ebeveynlere çağrıda bulunduğu ve yaratıcı özgüvenin gelişmesinde ebeveynlerin rolüne değindiği “Mükemmelin Ötesi” sosyal deney videosunu buradan izleyebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
“Dünyanın akışını hesaplamak, onu anlamak demek değildir.”
–Edmund Gustav Albrecht Husserl
Başlığa bakıp, bu yazının konusunun bir felsefe akımı olan fenomenoloji olduğunu düşünerek derhal sayfayı kapatmaya meylettiyseniz sizi uyarmak isterim: Bu yazının konusu fenomenoloji değil.
Aslında öyle, fakat tam olarak değil.
Bu yazının konusu, dolaysız olarak verilmiş yatırım fenomeninden ziyade, onun dolaylı sonucu olan sosyal medya fenomenleri, daha doğrusu, onların kitlelere ve kitlelerin oluşturduğu piyasalara etkileri olacak.
Jean-Paul Sartre, Heyecanlar Üzerine Bir Kuram Taslağı adlı çalışmasında şöyle der:
“Bir felsefe akımı olmaktan çok bir yöntem olarak tarif edilmesi yaygındır çünkü fenomenoloji, her şeyden önce, fenomeni, yani dolaysız olarak verilmiş olanı betimlemeye dayanan bir yöntemdir.”
Dijital çağın getirdiği yeniliklerle birlikte sosyal medya platformları bireysel—hatta zaman zaman kurumsal—yatırımcıların finansal kararlarını etkileyen önemli bir faktör hâline geldi. Geleneksel yatırım yöntemleri olan temel/teknik analize ve kamuyu aydınlatan haber akışlarına ek olarak sosyal medya, yatırımcıların fikir alışverişinde bulunabileceği, piyasa trendlerini takip edebileceği ve hatta etki analizleri yapabileceği bir platforma dönüştü. Bu platformların başat aktörleri olan sosyal medya fenomenleri ise on binlerce hatta yüz binlerce takipçiye ulaşarak büyük bir etki alanına sahip oldular.
Sosyal medya fenomenleri, her ne kadar profillerinde yer alan açıklama kısmına, ilgili mecrada yaptıkları paylaşımların yalnızca kendileri için oluşturdukları hatırlatma notları, kendi kendilerine yaptıkları konuşmalar, yatırım tavsiyesi niteliğinde olmayan sesli düşünceler yahut can sıkıntısından karalanmış şeyler olduğunu belirtseler de esasında takipçilerini belirli hisse senetlerini veya varlıkları almaya yahut satmaya yönlendirme eğilimindeler.
Hayır, bu niyet okumak ya da suçlamak değil. İftira atmak hiç değil. Bu, olsa olsa, verili bir gerçekliğin hoşa gitmeyen ifadesi. Zira notlar almak, fikir egzersizi yahut beyin jimnastiği yapmak için sayısız çevrimdışı seçenek varken bunlar yerine çevrimiçi bir "not defteri" kullanmak, niyetin aslında bu olmadığının örtük beyanıdır.
Bu tavsiyeler, yatırım konusunda yeterli bilgi ve beceriye sahip olmayan takipçilerin yatırım kararlarını etkileyebilir ve belirli hisse senetlerinin veya varlıkların fiyatlarında hareketliliğe neden olabilir. Daha da önemlisi, bu tavsiyeler yatırım konusunda yeterli bilgi ve beceri ile kuvvetle muhtemel ehliyete de sahip olmayan kişiler tarafından veriliyor olabilir.
Tüm bunların mümkün olduğu bir ortamda, sahip olunan büyük takipçi kitlesi belirli bir hisse senedi veya varlığa yönelik yoğun bir ilgi oluşturabilir. Doç. Dr. Sümayra Gazel’in Davranışsal Finans başlıklı çalışmasında belirttiği üzere:
“Önceleri insanlar yatırım tercihlerini konuşmaktan kaçınırken bugün yatırıma ilişkin sosyal normlar değişmiş ve insanlar yatırım tercihlerini konuşmaya başlamışlardır. Bu durum ise sürü davranışının ortaya çıkmasına, piyasada aykırılıklara, aşırı ya da yetersiz tepkilere sebebiyet vermektedir.”
Bazı durumlarda, bazı kişiler veya gruplar, belirli bir hisse senedinin fiyatını manipüle etmek için birlikte hareket etmek üzere organize olabilirler. Bu durum, spekülatif amaçlarla fiyatların yapay olarak şişirilmesine veya düşürülmesine yol açabilir. Bu tür manipülasyonlar, piyasa bütünlüğünü tehlikeye atarken, geçim sıkıntısı, hayat gailesi gibi bahanelerle kolay paraya tevessül etmiş kişileri ve onların durumdan habersiz ailelerini son derece olumsuz şekilde etkileyebilir.
Ezcümle, tüm dünyada sosyal medyanın ve bilhassa sosyal medya fenomenlerinin piyasalara etkisi günbegün artarken, bu durum finansal piyasalarda daha önce görülmemiş türden dinamiklere neden olmaktadır.
Yatırımcılar, sosyal medya mecralarında gördükleri bilgileri yetkinlikleri içerisinde objektif bir şekilde değerlendirmeli ve kararlarını güvenilir kaynaklardan elde ettikleri analizlere dayandırmalıdırlar. Şayet böyle bir yetkinlikleri yoksa, bu işleri onlar yerine yapmaya gönüllü olan ehliyetli, kayıtlı ve liyakatli piyasa profesyonellerine başvurmaları tercih sebebi olmalıdır.
Zira Morgan Housel’in ünlü çok satan kitabı Paranın Psikolojisi’nde dediği gibi:
“Hiçbir şey bedava değildir. Para tanrıları, bedelini ödemeden ödül arayanlara pek iyi gözle bakmazlar. Yatırım işi de aynı böyledir.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yurt içinde tüketici güveni ve Hazine'den gelen mesajların izlendiği; yurt dışında ise ECB'den gelen mesajların takip edildiği gün sakin bir şekilde son buldu.
23 Nis 2024

YAZARLAR

Burak İhsan Çetinçeker
Strateji Portföy Yönetimi A.Ş. genel müdürü ve fon yöneticisi. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Ekonometri bölümünde lisans eğitimini tamamlayan Çetinçeker, kariyerine 2009 yılında Strateji Menkul Değerler A.Ş.'de başladı. 2015 yılından beri Strateji Portföy Yönetimi A.Ş. genel müdürü ve fon yöneticisi olarak çalışıyor.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Temel ekonomik hedeflerin yer aldığı 2027-2029 dönemine ait Orta Vadeli Program’da 2026 büyüme tahmini yüzde 3,8'den yüzde 3,3'e düşürülürken, enflasyon tahmini yüzde 16'dan yüzde 28,4'e yükseltildi. OVP, net şekilde seçim ekonomisine geçildiğini göstermese de, 2027’nin seçim açısından kritik bir hazırlık yılı olabileceğine dair bazı işaretler mevcut.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin 2027-2029 dönemindeki ekonomi politikalarını ve kamu bütçesini yönlendirecek Orta Vadeli Program’ı (OVP) açıkladı. Aynı gün Resmî Gazete’de de yayımlanan programda 2026 yıl sonu enflasyon tahmini %16’dan %28,4’e yükseltilirken büyüme beklentisi %3,8’den %3,3’e indirildi. Geçen yıl 2027 yılı için öngörülen tek haneli enflasyona ulaşma tarihi ise 2029 olarak değiştirildi.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Perşembe günü açıklanacak Temmuz ayı sanayi üretimi ve TCMB faiz kararı ile Cuma günü açıklanacak Temmuz ayı cari işlemler dengesi ön plana çıkarken, yurt dışında Perşembe günü açıklanacak ECB faiz kararı ile Cuma günü ABD'de açıklanacak Ağustos ayı enflasyonu takip edilecek.
07 Eyl 2026

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Perihan İnci ve Fatih Kemal Ebiçlioğlu ile Ankara Temsilcisi Barış Urhan, 31 Ağustos–2 Eylül tarihlerinde Suriye'nin başkenti Şam’ı ziyaret ederek Suriye Ulaştırma Bakanlığı, Suriye Merkez Bankası, Suriye Varlık Fonu ve ticaret ve sanayi odaları ile görüştü. Yeniden yapılanma yatırımları, finansmana erişim, yatırım mevzuatı, bürokratik işlemler ve dış ticaret koşulları üç günlük programın ana başlıklarıydı.

Türkiye ekonomisi ikinci çeyrekte büyümeye devam ederken, büyümenin bileşimi sanayideki zayıflığın sürdüğüne işaret ediyor. Tarımdaki güçlü baz etkisi, tüketimin desteği ve ithalattaki sert daralma manşet büyümeyi ayakta tutarken, imalat sanayisinde siparişler, istihdam ve üretim baskı altında kalmayı sürdürüyor.




