Yatırımın poetikası: Yolculuğu anlamlandırmak

Poetika daha çok estetik alana ait bir kavram olarak düşünülür. Türkçede daha çok şiire dair bir çerçevede kullanılır. Ama toplumun poetikasından, devletin poetikasından, üniversitenin poetikasından konuşmaya başladığınızda gözler fal taşı gibi açılabilir.
Yatırımın poetikası: Yolculuğu anlamlandırmak

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

“Evren ve zaman sonsuz bir döngü süreci içerisindedir; 

yaşanan her şey sonsuza dek  tekrar tekrar yaşanacaktır.”

Friedrich Nietzsche, Bengi Dönüş Kuramı

"Poetika daha çok estetik alana ait bir kavram olarak düşünülür. Türkçede daha çok şiire dair bir çerçevede kullanılır. Ama toplumun poetikasından, devletin poetikasından, üniversitenin poetikasından konuşmaya başladığınızda gözler fal taşı gibi açılabilir.

Oysa 'poetik' olanın kökeni olan Yunanca poiesis, zaten yapma, kurma, yaratma, inşa etme anlamı taşır. Üstelik o zamanlar poiesis sadece sanatla sınırlı bir anlama sahip değildir. İnsanın bütün yapıp etme alanlarını kapsar. İnsanın elinden, aklından, fikrinden, gönlünden, muhayyilesinden çıkmış her şey biraz poetiktir. Ve bunların poetikasından söz etmek hiç de abartılı bir şey değildir." 

 Yukarıdaki paragraf sosyolog yazar Besim F. Dellaloğlu’nun Toplumun Poetikası başlıklı yazısından. Okuduğum anda aklımdaki kilidi açan ve beni hayatta kurduklarımıza, yarattıklarımıza, yaptıklarımıza dair tefekküre düşüren bir anahtar.

Editörümüz sevgili Emircan Yaman bu yılın başında bu mecrada aylık olarak yazmamı teklif ettiğinde, kendisinin nazik davetine, bu tefekkürün yansımalarına vesile olacağını düşünerek memnuniyetle icabet etmiştim.

Birkaç gün sonra sona erecek takvim yılının son yazısında geriye dönüp bu yansımaların neler olduğunu kendime ve bu yazıyı okuyanlara hatırlatmak, dahası, ilk günden kurmaya niyetlendiğim şeyin, yatırımın poetikasının omurgasını ortaya çıkarmak istedim.

“Mekân, peteklerinin binlerce gözünde zamanı sıkıştırılmış olarak tutar,” der Gaston Bachelard, Mekânın Poetikası adlı eserinde.

Yatırım da, tıpkı mekân gibi, peteklerinde insanın envaiçeşit hâlini saklı tutar ve bu hâller bir araya geldiğinde artık yatırımın poetikasından bahsedebilir oluruz. Bu poetika yekpare, geniş bir anda zuhur eder ve her ne kadar biz onu aylarla, yıllarla değerlendirsek de o aslında sonsuz bir döngü içerisinde, tekrar ede ede yaşanır.

Bu döngü içerisinde insan, bilhassa yatırım söz konusu olduğunda hızla aslına, evcilleşmemiş zamanlarına dönmeye teşne olur. Sermaye piyasalarını türlü hayvanatın oluşturduğu bir orman olarak betimlemek, bize bu piyasada orman kanunlarını uygulamak için büyük bir kabiliyet alanı yaratır ki, bu durumda “yatırımın zoolojisi” ilk başlık olarak karşımıza çıkar.

Tabii böyle bir cangıl ortamında kitleleri ve kitlelerin oluşturduğu piyasaları etkileyecek aktörlerin ortaya çıkması kaçınılmaz olur ve “yatırımın fenomenolojisi” yahut fenomenlerin piyasaya etkisi hepimiz için tartışılması elzem bir konu hâline gelir.

Hafta içi her sabah açılış gonguyla başlayıp kapanış gonguyla sona eren şeye ister savaş diyelim ister oyun; her savaşın hukuku, her oyunun zarafeti olmalıdır kuşkusuz. Etik, alanda olmanın birincil ve pazarlığa kapalı unsuru kabul edilmelidir. Bu noktada önümüze cevap bekleyen büyük bir soru çıkar kaçınılmaz olarak: Zarafet olmadan kazanmak yeter mi? Ve “yatırımın etiği”, bize bu sorunun cevabını arayacağımız bir alan oluşturur.

Bunca yazıdan anlaşılacağı gibi, yatırım işi üzerine çokça konuşulan, özlü sözler söylenen ve karmaşıklaştırıldıkça cazibesi artan bir hadise olsa da günün sonunda para kazanmak gailesinden başka bir şey değildir. Yani özünde, tam kalbinde para vardır. Dolayısıyla yatırımın psikolojisine dair bir şeyler söylemek esasında paranın psikolojisini konuşmak demektir. Şans ile risk arasında gidip gelen bu sarkacı “yatırımın psikolojisi” ile anlamaya çalışmak, işleri biraz daha kolay hâle getirebilir.

Süreç içerisinde psikolojinin yıprandığı ve zorlandığı dönemler yaşamak bu yolculuğun kaçınılmazı olur ve yaşanan bazı durumlara isyan etmektense onun nedenlerini anlamak ve Tanrı’dan değiştiremeyeceğimiz şeyleri kabullenmek için kuvvet, değiştirebileceğimiz şeyler için cesaret ve bu ikisini birbirinden ayırmak için akıl istemek bu dönemleri daha katlanılabilir kılar. “yatırımın mühendisliği” işte bu Stoa duasına giden yolda uğranılan bir duraktır.

Kuşkusuz bu dönemler ve isyanlar he zaman kolay atlatılamaz ve geçse de, geride bazı tatsız anılar, derin yaralar bırakarak geçebilir ki bunlara travma adını veririz. Yatırımcı travması ise finansal piyasalardaki kayıplar ya da beklenmedik dalgalanmalar sonucunda ortaya çıkan, yatırımcıların duygusal ve psikolojik sağlığını olumsuz etkileyen bir durum olarak listedeki yerini alır. “yatırımın travmatolojisi” ile bu şokların yatırımcı üzerindeki etkisini incelemeye gayret ederiz.

Zaman, bizim parçalara böldüğümüz, haddizâtında kesintisiz, sürekli bir kavram fakat biz bölsek de bölmesek de sürekli bir devinim içinde ve teknoloji bu devinimin göz önündeki tezâhürü. “yatırımın algoritması” ise bu tezâhürün bize yansıması. Fayda mı yoksa zarar mı, dost mu yoksa düşman mı, tam bir muamma.

Her gün giriştiğimiz mücadelenin adı savaş mı yoksa oyun mu karar veremesek de bu mücadeleyi verdiğimiz yeryüzündeki devletlerin başka ve yatırımcıları pek de umursamayan gaileleri olduğu açık. Devletlerin coğrafi düzlemde oynadığı bu alan ve güç kazanma mücadelesine jeopolitik denir ve “yatırımın jeopolitiği” bu mücadelenin yarattığı riskler ekonomileri sallar mı yoksa yıkar mı sorusuna cevap arar.

Tüm bu poetik süreç içerisinde oluşan dalgalarla madden ve manen başa çıkmaya çalışırken, bir yandan da farkında olmadan vücudumuzun yarattığı hormonal dalgalanmalara maruz kalırız. Endokrinoloji, hormonları, bu hormonları üreten bezleri, hormonların insanlar üzerindeki etkilerini ve bu sisteme ilişkin hastalıkları inceleyen bilim dalına verilen isimdir. Bu alan hem tıp hem de biyoloji ile yakından ilişkili ve insan vücudundaki karmaşık hormonal dengeyi anlamak için disiplinler arası bir yaklaşıma ihtiyaç duyar. Tıpkı yatırım hadisesi gibi. Dolayısıyla “yatırımın endokrinolojisi” hormonlarımızın yatırım kararlarımızı nasıl etkilediği üzerine bir perspektif sunmaya çalışır.

2024 yılının Mart ayından bu yana yatırımın merhalelerinden, insanın farklı hâllerinden yola çıkarak uğradığımız her durak esasında “yatırımın poetikası” olarak adlandırabileceğimiz bu yolculuğu anlama ve anlamlandırma gayretinden başka bir şey değil.

Hayat, birikim yapsak da yapmasak da, o birikimleri yatırımlara yönlendirsek de yönlendirmesek de, yönlendirdiğimiz yatırımlarda başarılı olsak da olmasak da, elde ettiğimiz sonuçlarla sevinsek de üzülsek de, kendi mecrasında akmaya devam ediyor.

Bu mecra içerisinde yaşanan olaylara bakış açımız, oluşturduğumuz tepkiler, alışkanlıklar ve verdiğimiz anlamlar hayatı bir yaşam hâline getiriyor. Ve o gün gelip terk-i diyar eyleyerek hayatımızı noktaladığımızda, geride bir yaşam bırakıyoruz.

Bir miras. Maddi ya da manevi bir miras.

2025 yılı, bu mirasa katkı sağlayabileceğimiz bir yıl olsun dilerim. Değiştiremeyeceklerimizi kabullenecek kuvvete, değiştirebileceklerimizi değiştirmeye yeltenecek cesarete ve ikisini birbirinden ayıracak akla sahip olabileceğimiz bir yıl olsun.

Gelecek nesilleri daha güzel bir dünyaya ulaştıracak bir yol olsun.

Ve klişe de olsa, barışın yılı olsun. Bütünün faydası için gerçekleşme ihtimali olan bir dileği tutmak, klişe görünmeye değer zira.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

EXANTEEXANTE

BÜLTEN SAYISI

PREMIUM'A ÖZEL

🚶🏻Asgari ücrete adım adım

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, asgari ücretin bu hafta Perşembe veya Cuma günü düzenlenecek komisyon toplantısı sonrasında belirleneceğini bildirdi

24 Ara 2024

AA

YAZARLAR

Burak İhsan Çetinçeker

Strateji Portföy Yönetimi A.Ş. genel müdürü ve fon yöneticisi. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Ekonometri bölümünde lisans eğitimini tamamlayan Çetinçeker, kariyerine 2009 yılında Strateji Menkul Değerler A.Ş.'de başladı. 2015 yılından beri Strateji Portföy Yönetimi A.Ş. genel müdürü ve fon yöneticisi olarak çalışıyor.

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR