Yatırımın zoolojisi: Filin hafızası, ceylanın bacakları


Finansta yapay zekâ zirvesi: İstanbul Fintech Week 2024 Deloitte' a göre 2024, yapay zekânın finans sektöründe deneyimlenip değerinin kanıtlanacağı ve yaygın olarak benimseneceği bir yıl olacak. Üretken yapay zekâ, küresel GSYİH'yi yaklaşık %7 oranında, yani 7 trilyon dolar kadar artırabilir ve üretkenliği 1,5 yüzde puan kadar yükseltebilir. Hâl böyleyken yapay zekânın etik kullanımı, şirketlerin yenilikçi bir şekilde büyüme çabalarına nasıl katkıda bulunacak? Yönetim ekipleri ve kurulları, özel sermaye ve girişim sermayesi firmalarıyla onların portföy şirketleri, yapay zekâyla ilişkilerini nasıl yönlendirecek? Bu ve benzeri sorulara derinlemesine yanıt aranacak olan “Finansta Yapay Zekâ – AI in Finance” Zirvesi , İstanbul Fintech Week 2024 (IFW'24) çatısı altında gerçekleştirilecek pek çok zirve ve oturumdan sadece biri. Finansal Hizmetlerde Yapay Zekânın Çözümlemesi adlı kitabın yazarı ve aynı zamanda Cognitive Finance Group'un kurucusu ve CEO'su Clara Durodie , zirvenin başlıca konuşmacılarından biri olarak yapay zekâ ve finansal hizmetlerin kesişim noktasına derinlemesine bir bakış sunacak. KOOP Ventures tarafından ve Finansal ve İnovasyon Teknoloji Derneği’nin (FINTR) iş birliğiyle düzenlenen IFW , beşinci edisyonuyla heyecan verici gelişmeleri sahneye getiriyor. Türkiye’nin en büyük ve ilk küresel finansal teknolojiler etkinliği olan IFW, “Yakınsama: Finansta Web2 ve Web3 dünyaları bir araya geliyor” temasıyla bu yıl da finans ekosisteminin geleceğine 16 ve 17 Nisan tarihlerinde İstanbul, Fişekhane’de ışık tutmayı hedefliyor. Neden gitmeli? Küresel finansın ve fintek pazarının öncü şirketleri ve Türkiye’den sektör liderlerinin konuşmacı olarak yer alacağı IFW’de katılımcılar, 55’ten fazla oturumla güncel finansal teknolojileri ve yenilikleri keşfetme şansı elde edecek. Ayrıca kapalı oturumlar (C-Suite), katılımcıların ilişki ağlarını genişletmelerine ve sektördeki gelişmeleri tartışmalarına olanak tanıyacak. Program: Web3 Zirvesi ile başlayacak birinci günde; Bitcoin yarılanması, Web3 dünyasındaki son gelişmeler, merkez bankası dijital para birimleri, kripto varlıkların regülasyonları, tokenizasyon, müşteri tanımadaki yenilikler ve metaverse ele alınacak. Türkiye’nin fintek ekosistemini yeni fikirler ve projelerle büyütmeyi amaçlayan Dijital Finansın Öncüleri Ödül Programı ’nın kazananları aynı gün düzenlenecek törende açıklanacak. Finansta Yapay Zekâ Zirvesi, TradeTech Zirvesi, farklı ülkelerden gelen temsilcilerin sunumları ile zengin bir içerik katılımcıyı karşılayacak. Dijital Finans Zirvesi ile devam edecek ikinci günde; sektörün önde gelenleri yedi farklı panelde servis olarak finans modeli, ödemeler ve para transferindeki yenilikler ile geleneksel bankacılıkla “yalnızca dijital” bankacılığın kesişme noktaları gibi konu başlıkları tartışılacak. Ayrıca, Fintekte Kadın ve İş Dünyasında Fintek Zirveleri ile startup, ülke ve teknoloji sunumları ile devam edecek. İstanbul Fintech Week hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilir, etkinlik biletlerini aynı adreste bulabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
"Ah, oğlum, oğlum! Senin istediği zaman hayvana dönüşebilen bir büyücü olduğunu söylüyorlar.” Rudyard Kipling, Orman Kitabı
Geçen hafta, ekonomi politikasının geleceğine dair bazı endişelerin piyasada satışa sebep olduğu günlerden birinde, sosyal medya hesabımdan şu ünlü deyişi paylaştım:
“Sermaye kuzunun kalbine, filin hafızasına ve ceylanın bacaklarına sahiptir.”
Yayımlamadan önce herhangi bir yazım yanlışı olup olmadığını kontrol ederken, sermayenin tek bir cümle içinde üç ayrı hayvanın, üç ayrı özelliğiyle betimlendiğini fark ettim. Gerekli mesajı verebilmek için bir kuzunun kalbini, bir filin hafızasını ve bir ceylanın bacaklarını birleştirmiş; ortaya çıkan ucubeye de “sermaye” adını vermiştik. Halbuki aynı mesajı, “Sermaye sahipleri ürkektir, geçmişi unutmaz ve gerektiğinde hızlıca kaçar!” şeklinde de kurabilirdik pekala. Fakat epey insani bir betimleme olacağından, okuyanlarda aynı etkiyi bırakmazdı muhtemelen.
Yine aynı sebeptendir ki “varlık fiyatlarının yükseldiği” günler yaşamayı değil, “boğa piyasası” içinde olmayı seviyor; “risk iştahının azaldığı” günlerden değil, “ayı piyasası” yaşanan dönemlerden bahsediyoruz. Hâl böyle olunca bir seçim yapmanız gerekiyor: Kendinizi bir ayı olarak mı tanımlıyorsunuz yoksa boğa mı?
Tabii bu, meselenin henüz ilk aşaması. Piyasanın yönüne dair beklentinizi belirttiğiniz seçimden sonra sıra, o piyasa koşullarındaki tavrınızı ve tarzınızı belirleyecek yeni hayvan seçimlerine geliyor.
John Berger, Hayvanlara Niçin Bakarız? adlı eserinde, insanın kendini hayvanlar vasıtasıyla anlatma isteğinin kökenine değinir:
“İnsanı konuşmaya yönelten ilk güdüler duyular olduğuna göre, ilk söylediği sözler de benzetmelerdi. İlk benzetme hayvanla ilgili idiyse, bunun nedeni insanla hayvan arasındaki ilişkinin metaforik olmasıdır. Bu ilişkideki iki öğenin—insanla hayvanın— paylaştıkları, aynı zamanda onlar arasındaki ayrımı ve benzersizliği gösteriyordu.”
Sermaye piyasalarındaki aktörleri—bireysel yatırımcılar, kurumsal yatırımcılar, para yöneticileri, firma sahipleri, spekülatörler vb.—tanımlamak için kullanılan hayvanlar yalnızca kuzu, fil, ceylan, boğa ve ayı ile sınırlı değil kuşkusuz. Listede açgözlülükleriyle tanınan ve hızlı kâr etme arzusuna dayalı dürtülerle kararlar veren “çakallar” var misal. Çakallar genellikle aşırı özgüvenli olmaları, çok fazla risk almaları ve bu özellikleri ile her ortamda övünmeleri ile ünlüler.
Onların yanında korkulu ve kararsız tavırları ile bilinen, kendilerine yeterince güvenmedikleri için iyi fırsatları kaçırmalarıyla nam salmış “tavuklar”dan yahut piyasadaki durum değişikliklerine hiç tepki vermeyen ve sahip oldukları pozisyonun aleyhinde bir hareket oluşsa dahi pozisyonlarını tutma eğiliminde olan “köpekler”den de bahsedebiliriz.
Bitmedi.
Piyasanın müdavimleri, agresif ve fütursuz tavırlarıyla büyük kârlar peşinde koşarken tozu dumana katan, hedeflerine ulaşmak için insider trading yahut borsa manipülasyonu yapmaktan çekinmeyen “kurtlar” da söz konusu listenin başlarında muhakkak.
Tabii kurtlardan bahsetmişken, büyük miktarda sermayeye sahip olup yaptıkları işlemlerle piyasaya yön verebilen, herhangi bir varlığın fiyatını sert şekilde yukarı ya da aşağı hareket ettirip piyasada yüksek boylu dalgalanmalar yaratan “balinalar”ı da anmadan olmaz.
Arthur Schopenhauer, İnsan Doğası Üzerine adlı eserinde insanı şöyle anlatır:
“İnsan, gerçekten de vahşi ve korkunç bir hayvandan başka bir şey değildir. Biz, insanı evcilleşmiş ve uygarlaşmış olarak görüyoruz. Bu yüzden de zaman zaman onun gerçek yüzüyle yani doğasıyla karşılaştığımızda dehşete düşüyoruz.”
İnsan—esasında hayatın her alanında bu riski taşıyorsa da—bilhassa yatırım yapmak yani para kazanmak dürtüsü söz konusu olduğunda hızla aslına, evcilleşmemiş zamanlarına dönmeye teşne bir varlık. Fakat bu aslına dönüşün getirdiği davranışları insana has sıfatlar, fiillerle anlatmaktan hoşlanmıyoruz. Hayvan suretlerinin ardına gizlenerek kullandığımız metaforlar sayesinde yaptığımız gayrivicdani, gayriinsani hatta gayriahlaki pek çok eylemi sağaltıyor, onları aklıyoruz.
Güçlünün zayıfı ezmediği, daha adil bir dağılımın mümkün olduğu bir düzeni tesis etmek için gayret göstermek yerine temsili sulardan alıyor; büyük balığın küçük balığı yemesinden rahatsız olmuyoruz. Benzer şekilde, kurtlukta düşeni yemek kanun olduğundan, biz de düşene yardım etmek için yeterince çaba sarf etmiyor, hatta hızla onun yerine geçmekte beis görmüyoruz.
Sermaye piyasalarını türlü hayvanatın oluşturduğu bir orman olarak betimlemek ve yeni gelenlere bu hâliyle benimsetmek, bize bu piyasada orman kanunlarını uygulamak için büyük bir kabiliyet alanı yaratıyor. Ardından o alanda gücümüz yettiğince ve canımız istediğince at koşturabiliyor, ayı oynatıyor, boğa güreştiriyor, köpek dövüştürebiliyoruz.
Oyunun sıfır toplamlı olduğu kabulümüz ve bu oyunda zafere giden yolda her şeyin mübah olduğuna dair inancımız ile yeri göğü zehirleyip ormanın florasını bozarken bunu fark etmiyor, fark etsek de kısa vadeli kazançlar uğruna uzun vadeli kayıpları umursamıyoruz.
Ne var ki, bir ihtimal, bunu değiştirmek mümkün.
Her türlü zorluğunu göze alarak bir ihtimalin peşinden gitmek ve kullandığımız dili, borsanın o meşhur ve değişmez kabul edilen jargonunu değiştirmek bunu mümkün kılabilir. Sermaye piyasalarını vahşi kanunların geçerli olduğu bir orman yahut birilerinin hepsini kazanırken diğerlerinin her şeyi kaybetmek zorunda olduğu bir savaş meydanı olmaktan çıkarmanın yolu, jargon dediğimiz o dilin iktidarını değiştirmeye cesaret etmekten geçiyor olabilir.
Zira Roland Barthes’ın dediği gibi:
“Anlatım, bir yasalar bütünüdür, dil ise onun kodudur. Bizler dil içerisindeki iktidarı görmeyiz, çünkü her dilin bir sınıflandırma olduğunu, her sınıflandırmanın da baskıcı olduğunu unuturuz. Ama dil, ne gericidir ne de ilerici; yalnızca faşisttir; çünkü faşizm söylemeyi engellemek değil, söylemeye zorlamaktır.”
Yatırım, bir hayat-memat meselesi değil, gelecek planlaması. Yatırım ortamında geçerli olması gereken orman kanunları değil, sermaye piyasası kanunları. Yatırım yaparken ihtiyacımız olan hayvani dürtüler değil, insani vasıflar.
Bir şeyler var değiştirmemiz gereken. Önce dilden başlanacak. Bence denemeye değer.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ise, X hesabı üzerinden yaptığı açıklamada döviz piyasasında yaşanan hareketlenmelerin "geçici" olduğunu ifade etti.
12 Mar 2024

YAZARLAR

Burak İhsan Çetinçeker
Strateji Portföy Yönetimi A.Ş. genel müdürü ve fon yöneticisi. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Ekonometri bölümünde lisans eğitimini tamamlayan Çetinçeker, kariyerine 2009 yılında Strateji Menkul Değerler A.Ş.'de başladı. 2015 yılından beri Strateji Portföy Yönetimi A.Ş. genel müdürü ve fon yöneticisi olarak çalışıyor.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR



