ASO'dan NATO Zirvesi raporu: Savunma siparişleri için bir yıllık hazırlık

Ankara’nın savunma ve havacılık ihracatı son yıllarda hızla arttı. Temmuz ayında düzenlenen NATO Ankara Zirvesi’nde üye ülkeler farklı askerî ihtiyaçlar için 50 milyar doların üzerinde yeni alım programı açıkladı. Ankara Sanayi Odası (ASO), “2026 NATO Ankara Zirvesi ve Ankara Sanayisinin Yeni Konumu: Mülkiyetten Kapasiteye” başlıklı raporunda Ankara’daki şirketlerin bu alımlara hazırlanabilmesi için hangi şartların ölçüleceğini ve önümüzdeki bir yılda hangi çalışmaların yapılması gerektiğini inceliyor.
ASO'dan NATO Zirvesi raporu: Savunma siparişleri için bir yıllık hazırlık

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

Ankara’nın savunma ve havacılık ihracatı son yıllarda hızla arttı. Temmuz ayında düzenlenen NATO Ankara Zirvesi’nde üye ülkeler farklı askerî ihtiyaçlar için 50 milyar doların üzerinde yeni alım programı açıkladı. Ankara Sanayi Odası (ASO), Prof. Dr. Mehmet Cansız, Dr. Ahmet Dinçer ve Murat Özgen tarafından kaleme alınan “2026 NATO Ankara Zirvesi ve Ankara Sanayisinin Yeni Konumu: Mülkiyetten Kapasiteye” başlıklı raporunda Ankara’daki şirketlerin bu alımlara hazırlanabilmesi için hangi şartların ölçüleceğini ve önümüzdeki bir yılda hangi çalışmaların yapılması gerektiğini inceliyor. 

  • Zirvede üye ülkeler, farklı askerî ihtiyaçlar için 50 milyar doların üzerinde yeni alım programları açıkladı. NATO bu talebi karşılayacak fabrikaları ve üretim kabiliyetlerini daha kolay bulmak, üretimin yetersiz kaldığı alanlarda farklı ülkelerdeki şirketleri birbirine bağlayarak bir tedarik zinciri kurmak ve siparişlerin daha hızlı üretime dönüşmesini sağlamak için yeni araçlar da devreye alıyor.

  • Savunma sanayide genellikle büyük şirketler tedarik zincirinin merkezinde. Ancak artan siparişler bu şirketlerin mevcut tesisleriyle karşılanamadığında başka üreticilerin kapasitelerine de ihtiyaç duyulabiliyor. NATO’nun bu amaçla pilot uygulamasını başlattığı NATO Engine’in amacı ise tam olarak bu eşleşmeyi sağlamak. Örneğin Avrupa’daki bir savunma şirketi geliştirdiği parçayı yeterli miktarda üretemiyorsa, Ankara’da aynı parçayı istenen hassasiyette işleyebilecek bir fabrika bu sistem üzerinden müşterinin karşısına çıkabilecek. NATO Sanayi Giriş Kapısı ise tedarik bilgileri ile test ve doğrulama imkanlarını şirketlerin erişebileceği tek bir noktada toplamak üzere geliştiriliyor. Böylece ileri düzey üretim yapamayan bir Türk şirketi de sahip olduğu farklı kabiliyetlerle uluslararası savunma sanayi ekosistemine dahil olabilecek. 

ASO’ya göre bu sistem Ankara’daki sanayi tabanının daha geniş bir bölümünü NATO savunma tedarikinin içine çekme potansiyeli taşıyor. NATO’nun kurmaya başladığı yapıda kendi savunma sistemini geliştirmeyen tesisler de sahip oldukları diğer kabiliyetler sayesinde uluslararası sipariş alabilecek. 

ASO, Ankara’daki şirketleri bu nedenle üç gruba ayırıyor. İlk grupta halihazırda savunma sanayisinde çalışan firmalar yer alıyor. İkinci grupta hassas döküm, çok eksenli talaşlı imalat, kalıp, kaynaklı imalat, yüzey işlem, metal işleme, elektronik ve yazılım alanlarında çalışan firmalar yer alırken, üçüncü grupta ise gıda, ambalaj, plastik, kauçuk, kimya, otomotiv yan sanayisi ve tekstil gibi sektörler var. Bu firmaların üretim hatları savaş veya başka bir kriz sırasında ihtiyaç duyulan farklı ürünlere çevrilebiliyor.

  • ASO, Ankara’da kaç şirketin bu şartları karşıladığını belirlemek için bir yıllık takvim de hazırladı. İlk aşamada firmaların ne üretebildiği, hangi kalite ve güvenlik belgelerine sahip olduğu, uluslararası tedarik sistemlerine kayıt durumu ve test altyapısına erişimleri incelenecek. İlk göstergelerin Eylül 2026’da çıkarılması, 2027 başında da saha araştırmasına geçilmesi planlanıyor. Nisan 2027’de şirketlerin üretim alanlarını ve teknik yeterliliklerini içeren bir envanter hazırlanacak. Temmuz 2027’de tamamlanacak Ankara savunma tedarik haritasında ise ana yüklenicilerin hangi alt tedarikçilerle çalıştığı gösterilecek.

Raporda şirketlerin uluslararası siparişe ulaşması “görünmek, girmek ve yükselmek” başlıkları altında inceleniyor. İlk aşamada yabancı müşterinin Ankara’daki hangi şirketin hangi ürünü üretebildiğini ve hangi belgelere sahip olduğunu bulabilmesi gerekiyor. Sipariş aşamasında fiyat, enerji ve girdi maliyetleri, teslim süresi, test imkanları, güvenlik şartları ve izinler belirleyici oluyor. Düzenli sipariş almaya başlayan şirket için sonraki hedef daha fazla tasarım ve mühendislik işi üstlenmek. Ürünün tasarımına katılan, kendi üretim bilgisini geliştiren ve test yapabilen bir firma, aynı müşteriye daha yüksek katma değerli işler satabilecek.

  • Ankara’da zaten bu siparişlere aday olabilecek güçlü bir şirket grubu bulunuyor. ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, HAVELSAN ve STM gibi devler uluslararası müşterilerle halihazırda doğrudan çalışıyor. Ancak bu şirketlerin çevresinde uzun süredir parça ve mühendislik hizmeti sağlayan çok sayıda tedarikçi de faaliyet gösteriyor. Dolayısıyla yeni NATO alımlarının Ankara sanayisine etkisini belirleyecek temel konu, büyük şirketlerin aldığı siparişlerden bu tedarikçilerin ve savunma sanayi dışında çalışan üreticilerin ne kadar iş alacağı olacak. 

Savunma sanayi Ankara’nın en güçlü alanı

NATO ülkeleri Türk savunma sanayisi için halihazırda güçlü bir pazar. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre Türkiye’nin 2026’nın ilk yedi ayında yaptığı 5,8 milyar dolarlık savunma ve havacılık ihracatının 3,3 milyar dolarlık kısmı NATO ülkelerine yapıldı. İttifak üyelerinin toplam savunma ihracatındaki payı ise %57,8 düzeyine ulaştı. 

Aynı verilere göre Ankara sanayisi, bu ihracattan büyük bir pay alıyor. TİM’in il bazında yayımladığı verilere göre Ankara’nın savunma ve havacılık ihracatı 2026’nın ilk yedi ayında yıllık bazda %35,9 artarak 3,2 milyar dolara ulaştı. Böylece Ankara, Türkiye’nin savunma ihracatının %55,6’sını tek başına yapmış oldu. 

  • Savunma sanayinin şehrin sanayisi içindeki payı da oldukça büyük. Yine TİM verilerine göre savunma ve havacılık ürünleri ihracatı, Ankara’nın toplam ihracatının %29,8’ini tek başına oluşturdu. Daha da önemlisi, başkentin geçen yıla göre sağladığı ihracat artışının %41,5’i bu sektörden geldi. 

Ankara’daki savunma şirketlerinin üretimini destekleyen geniş bir mühendislik ve elektronik altyapısı da bulunuyor. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından yayımlanan 2025 yılı kapasite raporuna göre Ankara’daki işletmelerde 44 bin 275 mühendis çalışıyor. Bu sayı, kapasite raporlarına giren Türkiye genelindeki mühendis sayısının beşte birine karşılık geliyor. Başkentte mühendisler kayıtlı istihdamın %17,6’sını oluştururken bu alanda ülke ortalaması yalnızca %5,7 seviyesinde. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verileri de Ankara’nın Türkiye’deki elektronik imalatı istihdamının %30,7’sini, Ar-Ge istihdamının ise %35,4’ünü tek başına sağladığını gösteriyor.

Sıradaki eşik kapasiteyi siparişe çevirmek

Rakamlar Ankara’nın bu döneme güçlü bir sanayi kapasitesiyle girdiğini gösteriyor. Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatının yarısından fazlasını yapan başkent, aynı zamanda ülkenin en yoğun mühendislik, elektronik ve Ar-Ge merkezlerinden biri. Büyük savunma şirketlerinin çevresinde yıllar içinde oluşan yan sanayi de bu yapının önemli bir parçasını oluşturuyor. 

  • NATO’nun üretim kapasitesini daha görünür hale getiren yeni araçları ise şimdi bu kapasitenin yabancı müşterilerle daha doğrudan buluşabileceği yeni fırsatlar açıyor. ASO’nun hazırlayacağı envanter de hangi şirketin ne üretebildiğini ve hangi belgelere sahip olduğunu uluslararası sınıflandırmalarla kayda geçirecek.

ASO bu kapsamda ilk ölçümlere Eylül 2026’da başlayacak. Firmaların ne üretebildiği, hangi kalite ve güvenlik belgelerine sahip olduğu, uluslararası tedarik sistemlerindeki kayıtları, test imkanları ve enerji maliyetleri incelenecek. Ocak 2027’de saha çalışması yapılacak. Nisan ayında hangi şirketin hangi ürünü üretebildiğini ve hangi belgelere sahip olduğunu gösteren envanter hazırlanacak. Temmuz ayında tamamlanacak savunma tedarik haritasında ise büyük şirketlerin çalıştığı alt tedarikçiler tek tek yer alacak.

Envanter, uluslararası sipariş için gerekli belgeleri tamamlayan firmaları belirleyecek. Sertifika, test altyapısı veya makine yatırımı eksiği bulunan şirketler de aynı çalışmada tespit edilecek. Savunma tedarik haritası ise ana yüklenicilerin hangi KOBİ’lerle çalıştığını ve hangi üreticilerin henüz bu şirketlerden sipariş almadığını gösterecek.

Temmuz 2027’de Ankara’daki üreticiler şirket adı, ürettikleri ürünler, sahip oldukları belgeler, yatırım ihtiyaçları ve ana yüklenicilerle kurdukları tedarik ilişkileriyle tek tek kayda geçmiş olacak. Böylece 50 milyar doların üzerindeki NATO alım programlarından pay almak isteyen Ankara firmalarının hangi siparişlere hazır olduğu ve sipariş alabilmek için hangi eksikleri tamamlaması gerektiği şirket şirket belirlenecek. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

YAZARLAR

Emircan Yaman

Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE

HİKAYE

Haftalık takvim: Yurt içinde bütçe, yurt dışında tutanaklar

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Pazartesi günü açıklanacak Temmuz ayı merkezi yönetim bütçe verileri ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü İngiltere enflasyonu ile Fed'in Temmuz ayı toplantı tutanakları takip edilecek.

17 Ağu 2026

Haftalık takvim: Yurt içinde bütçe, yurt dışında tutanaklar
EXANTEEXANTE

HİKAYE

TÜYİD raporu: "İkinci çeyrekte ağırlık yerli yatırımcıya geçti"

BIST 100’ün Mayıs ayında 15 bin puanın üzerine çıktığı, ancak jeopolitik gerginlikler nedeniyle yatırımcıların risk iştahının geçen yılın aynı dönemine göre daha düşük seyrettiği ikinci çeyrekte, Borsa İstanbul’daki yatırımcı kompozisyonunda da belirgin bir ayrışma yaşandı. TÜYİD-Yatırımcı İlişkileri Derneği tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerinden yola çıkılarak hazırlanan Borsa Trendleri Raporu’nun 2026 ikinci çeyrek sayısı, yerli ve yabancı yatırımcıların hem portföy büyüklüğü hem de endeks tercihleri bakımından birbirinden ayrışmaya devam ettiğini ortaya koydu.

Emircan Yaman

·

11 Ağu 2026

TÜYİD raporu: "İkinci çeyrekte ağırlık yerli yatırımcıya geçti"
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Haftalık takvim: Yurt içinde cari denge, yurt dışında TÜFE

Bu hafta hem yurt içi, hem de yurt dışı piyasalarda son derece kritik veriler radarımızda. Yurt içinde Perşembe günü açıklanacak cari işlemler dengesi ve TCMB Enflasyon Raporu ön plandayken, yurt dışında Çarşamba günü açıklanacak ABD TÜFE verileri bekleniyor.

10 Ağu 2026

Haftalık takvim: Yurt içinde cari denge, yurt dışında TÜFE
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Hayat pahalılığı ve dezenflasyonun sonu

Ülkemiz dünya ölçeğinde pahalı hâle gelmeye başladı; bu pahalılık her ay daha da artıyor. Bununla birlikte pahalılık artış hızımızda bir miktar gerileme var.

Erhan Aslanoğlu

·

06 Ağu 2026

Hayat pahalılığı ve dezenflasyonun sonu
EXANTEEXANTE

HİKAYE

30 yıllıklar %5'in üzerinde: ABD tahvilleri neyi fiyatlıyor?

ABD 30 yıllık tahvil faizinin önceki hafta %5,2’yi aşması, yalnızca bir tahvilin satılması ya da fiyatının gerilemesi olarak okunmamalı. Bu hareket, küresel finans sisteminde uzun vadeli risk algısının ciddi şekilde yükseldiğine işaret ediyor. Başka bir ifadeyle, yatırımcıların enflasyon, kamu borcu, büyüme ve belirsizlik karşısında talep ettiği uzun vadeli risk primi yeniden fiyatlanmış durumda.

Eralp Ersoy

·

06 Ağu 2026

30 yıllıklar %5'in üzerinde: ABD tahvilleri neyi fiyatlıyor?