Yeni Ramazan estetiği: Görsel bir geleneğin doğuşu mu, tüketim kültürünün uzantısı mı?

Helyumlu hilal balonlar, pleksi yazılar ve Instagram sofralarıyla yeni bir Ramazan estetiği doğuyor. Farklı sektörlerin birleşerek doğurduğu bu yeni ve capcanlı görsel geleneğin referansları arasında ise yılbaşı süsleri var gibi görünüyor. Sonuçta Ramazan artık yalnızca nefis terbiye eden bir ay değil, süslenerek nefis görüntüler de sunan, altın hilalli bir aya dönüşüyor.
Yeni Ramazan estetiği: Görsel bir geleneğin doğuşu mu, tüketim kültürünün uzantısı mı?

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Şark Han’ın merdivenlerini çıkarken önce ışıklar çarpıyor göze. Bir dükkanın kapısında gümüş rengi bir pleksi tabela: “Hoş geldin on bir ayın sultanı.” Yanında altın rengi süslemeli hilal balonlar, LED’li cami silüetleri, ışıklı dekor setleri... Bir rafta şeffaf çantalar içinde satılan hediyelik seccadeler, bir başka rafta taşlı zikirmatikler, az ileride "iftar sofrası dekoru" olmak için paketlenmiş ürünler...

  • Bir an durup bakıyorsunuz. Bu görüntü size bir şeyi hatırlatıyor. Ama neyi? Sonra yavaş yavaş dank ediyor: Yılbaşı süsleri.

Aslında ilk kıvılcımları geçen yıl fark ettim; demek ki üç-dört senedir bir şeyler usul usul kımıldanıyor. “Christmas ruhu temellük edildi” diyecek kadar cesur değilim. O yüzden en azından Türkiye’de iki ucu birleştirebilen nadir kutlamalardan biri olan yılbaşıyla bir akrabalık kuracağım. Bir süredir Ramazan’a hafif bir "nivyirizeyşın" ayarı çekildi. 

Tüketim kültürüne göz kırpan Ramazan ve dinî bayramlar

Süslü pleksi levhalar, altın rengi fenerler, yeşil ve cami oymalı mumlar, tematik balonlar, tek kişilik besmeleli hurma stantları, Ramazan ışıkları… “Hayırlı iftarlar” yazılı peçetelerde sayısız model... İftariyelik sunumlukları, lokumluklar, üstü yazılı bayram keseleri ve “el öpenlerin çok olsun” kartları... Koca fiyonguyla hediyelik tasarım seccadeler, minik Fatiha eşliğinde yapay teraryum görünümlü hatıra eşyaları... Yeni değil ama artık taş işlemeleriyle çıtayı arşa çıkaran tespihli zikirmatik setlerini de unutmayalım. 

Son olarak Kadıköy'de, yılbaşından kalma LED’lerin üstüne “Ramazan ışıkları geldi” yazan uyanık elektrikçi amcayı da görünce emin oldum: Karşımızda yeni yıl süsleriyle dirsek temasında bir "New Ramazan" estetiği var.

Mesele tabii ki İstanbul’un taş, kuş ve pleksiglastik evreni Şark Han’dan ibaret değil. Ve bu tartışma yalnızca Türkiye’ye özgü de değil. İslam dünyasında da Ramazan’ın ve bayramın tüketim kültürüyle ilişkisi üzerine benzer sorular soruluyor. 

Örneğin Al Jazeera’da 6 Temmuz 2016’da yayımlanan “Eid al-Fitr: Spiritual oasis or consumer paradise?” (Ramazan Bayramı: Manevi bir vaha mı yoksa tüketim cenneti mi?) başlıklı yazı, Ramazan Bayramı’nın giderek manevi bir kutlamadan alışveriş ve tüketim sezonuna dönüşüp dönüşmediğini sorguluyor.

Pek çok popüler kültür dalgası gibi bu sürecin de kısmen ithal olduğunu unutmamak gerek. TRT World’de 11 Mart 2024’te yayımlanan “Are Western Muslims losing the spiritual essence of Ramadan?” (Batılı Müslümanlar Ramazan’ın manevi özünü kaybediyor mu?) başlıklı yazıda, birçok Müslüman toplumda Ramazan’ın zaten uzun süredir kamusal bir kutlama atmosferiyle yaşandığı; evlerin ve sokakların ışıklarla süslendiği, dükkanların Ramazan temalı ürünlerle dolduğu anlatılıyor. 

Bu dekorasyon kültürünü başka ülkelerde yeniden üretmeye çalışan Müslümanların ise bunu yeni bir şey icat etmek ya da Noel’i taklit etmek olarak görmedikleri belirtiliyor. Yazı ayrıca Ramazan’ın Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da uzun zamandır ticari açıdan yoğun bir sezon olduğunu ve bölgede Ramazan harcamalarının 2022 yılında yaklaşık 6.8 milyar dolara ulaştığını aktarıyor.

Kültürel bir trend mi, kapitalizmin uzantısı mı?

Batı ülkelerinde yaşayan Müslümanların Ramazan’ın tüketim kültürüyle ilişkisi üzerine soruları da çeşit çeşit. Londra merkezli kültür ve fikir platformu Shado Magazine’de yayımlanan “Do I really need paper plates that say ‘Ramadan Mubarak’?” başlıklı yazı, Ramazan için özel üretilen süsler, masa dekorları ve parti ürünlerinin hızla çoğaldığına dikkat çekiyor ve şu soruyu soruyor: 

“Üzerinde ‘Hayırlı Ramazanlar’ yazan kağıt tabaklara gerçekten ihtiyacım var mı?” 

Yazı, Ramazan’ın özünde sadelik ve paylaşım vurgusu taşımasına rağmen modern tüketim kültürünün bu dönemi giderek daha fazla ürün ve dekorasyonla çevrelenen bir kutlama sezonuna dönüştürmesini tartışıyor. 

Öte yandan bu dönüşümü eleştirmediği gibi, yeni bir kültürel trend olarak ele alan yayınlar da var. Birleşik Arap Emirlikleri’nde yayımlanan The National gazetesinde Ramazan dekorasyonu son yılların moda konularından. 4 Mayıs 2021 tarihli “What is a Ramadan crescent moon tree?” (Ramazan hilal ağacı nedir?) başlıklı yazı, hilal biçimli "Ramazan ağaçları"nın ev dekorasyonunun bir parçası hâline gelmeye başladığını anlatıyor. 

Aynı gazetede 15 Mart 2023’te yayımlanan “Ramadan home decor tips: Earthy and minimalism lead trends this year” (Ramazan ev dekorasyonu önerileri: Bu yılın trendleri toprak tonları ve minimalizm) başlıklı yazı ise Ramazan dekorasyonunda minimalist düzenlemelerin, toprak tonlarının, hilal ve fener motiflerinin öne çıkan trendler arasında yer aldığını belirtiyor.

Ramazan süslerinin kamusal alandaki görünürlüğü de artıyor. BBC’nin 22 Mart 2023 tarihli “Ramadan lights switched on in London’s West End” (Londra’nın West End’inde Ramazan ışıkları yakıldı) başlıklı haberinde, ilk kez yapılan Ramazan ışık düzenlemesi şehrin ünlü Noel ışıklarıyla karşılaştırılıyor. 

Ramazan’ın tüketim kültürüyle ilişkisi akademik literatürde tartışılmaya ise çok önce başlanmış. Özlem Sandıkçı ve Şahver Ömeraki’nin “Globalization and rituals: Does Ramadan turn into Christmas?” (Küreselleşme ve ritüeller: Ramazan Noel’e mi dönüşüyor?) başlıklı çalışmasının yayımlandığı sene 2007.

Sosyal medyadan doğan bir görsel gelenek

Öte yandan bu tespitlerin ötesinde Ramazan ve bayram süslerinin hayatın içinde daha çok karşımıza çıkması da son birkaç yılda sıklaştı. Artık sözlüğümüze "Ramazan ekonomisi", "Ramazan dekorasyonu" ve "Ramazan ışıkları" gibi başlıklar girmiş durumda. 

Ramazan giderek daha belirgin biçimde küresel bir tüketim dönemine dönüşüyor. Ekonomi yayınları sayfa sayfa “Ramazan büyük bir iş koluna dönüşüyor” haberleri basıyor. Yani Ramazan artık yalnızca ibadet ayı değil. Aynı zamanda bir alışveriş sezonu.

Bu dönüşümün en güçlü motoru ise ekonomiden ziyade sosyal medya. Pinterest ve Instagram gibi platformlarda Ramazan sofraları, dekorasyon fikirleri ve temalı masa düzenlemeleri son yıllarda giderek daha görünür hâle geliyor. Özellikle genç kullanıcılar, iftar sofralarını ve Ramazan süslerini paylaşmayı adeta yeni bir görsel gelenek hâline getiriyor. 

En pırıltılı örnekleri görmek için Instagram’a #iftarsunumu, Pinterest’e "Ramadan decor" yazmanız yeterli. Karşınıza bir dergi sayfası gibi profesyonel çekimler çıkacak: Altın suplalar, motifli peçeteler, LED yazılar, küçük fenerler ve milimetrik bir simetriyle kurulmuş masa düzenleri…

Bu Ramazan sofraları artık yalnızca paylaşmak için değil, paylaşılmak için de kuruluyor. Adeta bir iftar sahne tasarımı var karşımızda. Yemek ikinci planda kalıyor. Asıl mesele fotoğraf oluyor. 

Son yıllarda bu estetik dönüşümü anlatmak için kullanılan yeni bir terim de var: Ramadancore. Tıpkı cottagecore, girlcore veya barbiecore gibi, Ramazan’ın da kendine özgü bir görsel dili oluşmuş durumda. Bu "gör-görül" ya da "harca ki kazanasın" motto’lu stil sahibi Ramazan’ın bayraktar yayını Vogue Arabia

Türkiye’de ise bu dönüşümün kalbi hâlâ eski ticaret hanlarında atıyor. Şark Han, Mercan, Mahmutpaşa… Bu merkezler yıllardır Türkiye’nin kutlama ekonomisinin mutfağı. Baby shower’lardan kına gecelerine kadar her kutlamanın süs malzemesi buralardan çıkıyor. Ve son yıllarda bu raflarda Ramazan için ayrılmış yeni bir kategori oluşmuş durumda.

Sonuç olarak küçük küçük sektörler birleşip yeni bir estetik algısı doğuruyor. Perakende markaları hediyelik ürünler çıkarıyor, dekorasyon sektörü süsler üretiyor, influencer’lar sofraları sahneye dönüştürüyor ve sosyal medya bu görüntüleri milyonlara taşıyor.

Böylece Ramazan artık yalnızca nefis terbiye eden bir ay değil, süslenerek nefis görüntüler de sunan, altın hilalli bir aya dönüşüyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

YAZARLAR

Ç. Begüm Soydemir

30 yıla yakın süredir gazetecilik yapıyor. Basılı mecradan dijitale, dergilerden gazetelere, televizyon ve platform ekranlarına kadar medyanın farklı alanlarında çalıştı. Radikal, Hürriyet, Milliyet gibi gazetelerin; Aktüel, İstanbul Life, GQ Türkiye gibi dergilerin yönetim ve haberci kadrolarında yer aldı. Popüler kültürün merak uyandıran ayrıntıları ve yansımalarının yanı sıra eski dergiler, gazeteler ve unutulmuş manşetlerle de özel olarak ilgileniyor.

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Geri dönüşümle imtihanımız: Ambalaj tasarımından bağımsız ambalaj atığı sistemi işler mi?

1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.

Pelin Cengiz

·

12 Tem 2026

Geri dönüşümle imtihanımız: Ambalaj tasarımından bağımsız ambalaj atığı sistemi işler mi?
AngstAngst

HİKAYE

İlk şakayı kim yapar?

Deniz Göktaş, bize mizahın bildiğimiz hâlinin ne olduğunu hatırlattı. Bir zamanlar prime time’da politikacılarla kıyasıya dalga geçildiğini, bunun bir halüsinasyon olmadığını Yedi Uyurlar Mağarası'ndan çıkmış gibi hatırladık. Bu açıdan da Deniz Göktaş’a "sonunu düşünmeyen kahraman" değil, hoşgörünün ve gülüp geçmenin mümkün olduğu zamanların gerçek olduğunu hatırlatan biri gibi yaklaşmak gerek belki de.

Sinem Dönmez

·

10 Tem 2026

İlk şakayı kim yapar?
AngstAngst

HİKAYE

'Öğrenme kaybı': Çocuklar yaz tatilinde ne öğreniyor?

Asıl öğrenme kaybı, çocuğun bedeninden, akranlarından, oyundan, doğadan, sıkıntıdan, evin gündelik işlerinden, kendi iradesinden, hayatın beklenmedik karşılaşmalarından kopmasıdır. Çocuklar yaz tatilinde öğrenmeyi kaybetmez. Biz öğrenmeyi okul sanma yanılgımız yüzünden, çocukların hayattan öğrendiklerini görme yetimizi kaybederiz.

Metin V. Bayrak

·

05 Tem 2026

'Öğrenme kaybı': Çocuklar yaz tatilinde ne öğreniyor?
AngstAngst

HİKAYE

Can sıkıntısının ölümü: Sahi bizim boş zamanımız nereye gitti?

Keynes, teknolojik ilerleme ve otomasyon sayesinde 2030 yılına gelindiğinde insanlığın temel ekonomik sorunları çözeceğini ve haftada yalnızca ortalama 15 saat çalışacağını öngörüyordu. Oysa bu eşiğe giderek yaklaşırken manzara bu öngörüden oldukça uzak. Peki ekranlarla ilişkimize dair gelecek senaryoları neler ve markaların iletişim faaliyetleri bu senaryolara göre nasıl şekillendirilmeli?

Cem Arıdağ

·

03 Tem 2026

Can sıkıntısının ölümü: Sahi bizim boş zamanımız nereye gitti?
AngstAngst

HİKAYE

İkinci sıcak hava dalgası yolda: Avrupa kentleri neden sıcaklardan daha fazla etkileniyor?

Birçok Avrupa kentinde sıcaklık rekorları peş peşe kırılırken kıtada sıcağa bağlı ölüm sayıları dünyanın diğer bölgelerine kıyasla orantısız derecede yüksek seyrediyor. Peki neden?

Deniz Aytekin

·

03 Tem 2026

İkinci sıcak hava dalgası yolda: Avrupa kentleri neden sıcaklardan daha fazla etkileniyor?