Geç gelen karar: Paris Anlaşması ve Türkiye'nin duruşu

Paris Anlaşması, beş sene sonra TBMM'nin onayına sunulacak. Peki, Türkiye neden bu kadar bekledi? Yeşil dönüşüm için yeterli adımlar atılıyor mu?
Geç gelen karar: Paris Anlaşması ve Türkiye'nin duruşu

Lexus - 24 Eylül Haftası
Lexus ile birlikte

İncelikli ve ileri teknoloji lüksü keşfedin: Lexus "Otomobili işlevinin ötesine taşıyan, bir araçtan bir tutkuya dönüştüren nedir?" sorusuna vereceğimiz yanıt şüphesiz, marka olur. Markanın yarattığı deneyim, sunduğu ayrıcalıklar, peşinde koştuğu vizyon; müşteri için esas değeri yaratır. Türkiye’de lüksün tanımını yeniden yapan Lexus, sunduğu ayrıcalıklı deneyimle müşterilerine bu değeri vadediyor. Zira bu lüks anlayışındaki her ayrıntı, bir felsefe üzerine temelleniyor. Tasarım anlayışı ve Takumi zanaatkârlığı: Akıllı sadelik, ilgi çekici zerafet ve kusursuz öngörü. Lexus'un tasarım anlayışının temelini bu üç başlık oluşturuyor. Her Lexus modelinde standart olan üstün kalite ve işçilik ise Takumi zanaatkârlığıyla garanti altına alınıyor. Boyanın hatasızlığı, deri döşeme dikişlerinin kusursuzluğu gibi tüm ayrıntılar tek tek Takumi Ustalarının kontrolünden geçiyor. Omotenashi misafirperverliği: Japon kültürünün önemli bir parçasını oluşturan Omotenashi, Lexus'un da müşteri deneyimi anlayışının temelini oluşturuyor. Lexus, hem showroom'larında hem de otomobillerinde müşterilerine unutulmaz bir deneyim yaşatarak kendilerini evlerindeymiş gibi hissetmelerini sağlıyor. Tüm ayrıntıları düşünen Lexus, her müşterisine özel kişiselleştirilmiş deneyimler sunmayı hedefliyor. Hibrit teknolojisi: Tüm modellerinde hibrit motor seçeneği sunan tek premium marka olan Lexus'un kendi kendini şarj eden teknolojisi, yavaşlarken ve fren yaparken hibrit akünün kendisini şarj etmesini mümkün kılıyor. Benzin ve elektrik gücünü birleştiren bu teknoloji sayesinde çevre dostu, yakıt tasarruflu ve konforlu yolculuklar mümkün oluyor. Lexus Türkiye ayrıcalıkları: Türkiye’nin en geniş premium servis ağı, yüksek ikinci el değerinde geri alım garantisi, her müşteriye özel bir Lexus Bireysel Danışmanı, ihtiyaç hâlinde helikopterle teknisyen gönderimi, servis süresince ikame araç desteği, randevuyla 7 gün 24 saat showroom ziyareti, tatile uçakla giderken Lexus’ların gidilecek yere tırla transferi gibi ayrıcalıklı hissettiren birçok hizmet; Lexus Türkiye tarafından sağlanıyor. Lexus, bir otomobilden çok daha fazlasını vadediyor. Lexus’u ve ayrıcalıklarını keşfetmek için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İklim değişikliği ve çevre sorunları, 20’nci yüzyılın ikinci yarısından itibaren uluslararası iş birliklerinin hayata geçirilmesinin önünü açarken küresel boyutta karşılık bulmaya başladı. 1994’te yürürlüğe giren ve hâlihazırda 197 ülkenin onayladığı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, bu kapsamdaki girişimlerin başında geliyor. Sözleşme, Kyoto Protokolü ve Paris Anlaşması ile birlikte hükümetlerarası iklim krizi mücadelesinin kurumsal süreçlerini belirliyor. Sera gazı emisyonlarının belirli bir düzeyde sabitlenmesi, iklim krizine uyum ve gıda üretimi ile ekonomik kalkınmanın sürdürülebilirliği Çerçeve Sözleşme’nin nihai amaçları arasında yer alıyor. Peki, iklim kriziyle mücadelede Türkiye için dönüm noktaları neler? İklim kriziyle mücadelede Türkiye'nin konumunu nasıl değerlendirilebiliriz?

Durum tespiti: Kyoto’dan Paris’e Türkiye

Türkiye’nin iklim krizi ile mücadelesi, özellikle Avrupa Yeşil Mutabakatı ile başlayan krizin ticari etkileri tartışmalarıyla daha sık gündeme gelmeye başladı. İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne 2004’te 189. taraf olarak katılan Türkiye, Ek1 kapsamındaki ülkeler arasında yer almakta olup geçiş ekonomisi olmayan ve “özel şartları” Taraflar Konferansı kararları ile kabul edilmiş tek ülke olarak özel bir konumda bulunuyor.

Tehlikenin farkında mısınız?

Türkiye, 2015 tarihli Niyet Edilen Ulusal Katkı Beyanı’nında (INDC) sera gazı emisyonlarının referans senaryoya (BAU) göre, 2030 yılında %21 oranına kadar azaltılmasını öngörse de 2030 sonrası için resmi bir emisyon azaltım hedefi vermedi. Oysa ki dünya, karbon nötr ekonomiye geçiş koşullarını oluşturmaya ve atık yönetiminden ticaret standartlarına, enerji kullanımından tüketim pratiklerine kadar uzanan yapısal bir dönüşüme hazırlanıyor.

Bu noktada, Türkiye’yi özellikle 2050’de iklim-nötr olmayı hedefleyen Avrupa Birliği’nin (AB) Avrupa Yeşil Mutabakatı (European Green Deal) ilgilendiriyor. Mutabakat, bir çevre stratejisinin ötesinde yeni bir sanayi dönüşüm, ticaret ve iş bölümü stratejisi öneriyor. AB, 14 Temmuz’da 55’e Uyum Paketi'nin (Fit For 55) kabulü ile de sera gazı emisyonunu 2030’da 1990 seviyesine kıyasla %40’a indirme hedefini %55’e yükseltti. Öte yandan, "Emisyon Ticaret Sistemi"nin (ETS) genişletilmesiyle daha adil bir emisyon fiyatlandırması için "Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması"nın (SKD) yeniden düzenlenmesi öneriliyor.

Türkiye için neden önemli? AB, Türkiye’nin en önemli ticaret partneri. Türkiye’nin Yeşil Mutabakata uyum konusunda gerekli önlemleri almaması, firmaların AB’deki pazar payları ve iş yapabilme kabiliyetlerini olumsuz etkileyebilir. ETS ve SKD aracılığıyla getirilecek yeni uygulamalar, AB ile ticaretimizde doğrudan maliyet artışına neden olacak.

Türkiye, sektörler bazında nasıl etkilenecek?

Paris Anlaşması, TBMM'ye geliyor

Türkiye, Paris İklim Anlaşması’nı 2016’da imzalayan 175 ülkeden biriydi. Buna karşın, anlaşma henüz mecliste onaylanmadı. Türkiye, hâlihazırda Eritre, Irak, İran, Libya ve Yemen’le birlikte anlaşmayı onaylamayan son altı ülke arasında yer alıyor. Türkiye, ayrıca, anlaşmaya taraf olmayan tek OECD ve G-20 ülkesi.

Neden imzalamıyoruz? Paris İklim Anlaşmasına göre, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine maruz kalan ülkelerin uyum ve direnç kabiliyetlerinin artırılması ve sera gazı emisyon azaltım kapasitelerinin yükseltilmesi amacıyla gelişmiş ülkelerin, ihtiyacı olan gelişmekte olan ülkelere finansman, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme imkânları sunması gerekiyor. Anlaşmanın imzalandığı konferansta gelişmiş ülkeler arasında konumlandırılan Türkiye, doğal olarak gelişmiş ülkelerin sorumluluklarına ortak olurken finans yardımından da mahrum kalmış durumda; ancak hükümet hem nüfus hem de ekonomik anlamda “gelişmekte olan” ülke statüsünde değerlendirilmesinin daha uygun olacağını ve anlaşmanın taahhütlerini yerine getirmek için finansal desteğe ihtiyacı olacağını öne sürüyor. Paris Anlaşması’nın onaylanmaması, işte bu gerekçeye dayandırılıyor. Öte yandan bu konum, Türkiye açısından adil gözükmese de Türkiye’nin yeşil dönüşüm için güçlü ve inandırıcı bir politika yaklaşımına sahip olmaması, fonlara erişimi konusundaki müzakere gücünü zayıflatıyor

Son dakika: Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan birkaç gün önce BM Genel Kurul Salonu'nda yaptığı konuşmada, Paris İklim Anlaşması'nın ekim ayında Meclis’in onayına sunulacağını belirtti. Beş sene sonra gelen bu karar, Türkiye'nin önümüzdeki süreçte iklim krizi politikalarındaki konumunu değiştireceğini ve daha somut adımlar atacağını gösteriyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Pareto

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

NEREDE YAYIMLANDI?

ParetoPareto

BÜLTEN SAYISI

🔮 Geleceğin yakıtı: Hidrojen

26'ıncı BM İklim Değişikliği konferansının başlamasına sayılı günler kaldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Paris Anlaşması'nın ekim ayında meclise sunulacağını açıkladı. Hidrojen devrimin yaklaştığına yönelik tartışmalar yeniden alevlendi.

24 Eyl 2021

Lexus ile birlikte
🔮 Geleceğin yakıtı: Hidrojen

YAZARLAR

Pareto

İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

İLGİLİ OKUMALAR

ParetoPareto

HİKAYE

Otomobilin yeni rakibi: Faiz ve altın

Türkiye’nin otomobil pazarında uzun zamandır alışık olmadığımız bir tablo ortaya çıkıyor. Sorun, artık fiyat yüksekliği ya da krediye ulaşmada yaşanan zorluklar değil. Otomobilin karşısında şu anda çok daha güçlü iki rakip duruyor: Mevduat faizi ve yatırımcının altındaki yükseliş beklentisi.

Ahmet Çelik

·

14 Ağu 2026

Otomobilin yeni rakibi: Faiz ve altın
ParetoPareto

HİKAYE

İstihdam kıyametine doğru: Türkiye işgücünü AI’dan daha hızlı eğitebilir mi?

Tarih boyunca elektrikten bilgisayara kadar tüm yeni teknolojiler, işgücünün önemli bir bölümünü yerinden etti. Fakat tüm bu teknolojiler, işgücü piyasasında ciddi bir çalkantıya yol açarken yeni istihdam alanları da yarattı. Özellikle beyaz yakalı rolleri tehdit eden yapay zeka ise işgücü piyasasını çok daha derinden sarsıyor. Bu noktada Türkiye’nin işgücünü yapay zekadan daha hızlı eğitip eğitemeyeceği de merak konusu oluyor.

Doğa Yurduneri

·

14 Ağu 2026

İstihdam kıyametine doğru: Türkiye işgücünü AI’dan daha hızlı eğitebilir mi?
ParetoPareto

HİKAYE

Türkiye turizminin kırılganlığı: Dış şoklar, daralan fiyat avantajı ve tatile erişim

Hanehalkı fertleri ile evden uzakta bir haftalık tatilin masraflarını karşılayabilecek durumda mısınız? Türkiye, dünyanın en fazla turist ağırlayan ülkelerinden biri olmasına rağmen ülkede yaşayan her iki kişiden biri bir haftalık tatilin masraflarını karşılayamıyor. 2026’da savaş, artan enerji maliyetleri ve değişen seyahat tercihleri dış turizmdeki kırılganlığı daha görünür hale getirirken, Türkiye’nin fiyat avantajı da daralıyor. İç turizmde ise daha fazla kişi seyahate çıksa da konaklama süreleri kısalıyor ve seyahatlerin büyük bölümü yakınları ziyaret amacıyla yapılıyor.

Hakan Bektaş

·

13 Ağu 2026

Türkiye turizminin kırılganlığı: Dış şoklar, daralan fiyat avantajı ve tatile erişim
ParetoPareto

HİKAYE

ZÜCDER: “Geçen yılki rakamları yakalamak bile başarı olur”

İhracattaki kaybın ürün grupları ve pazarlar arasında bu kadar ayrıştığı bir dönemde sektörün mevcut koşulları nasıl okuduğunu ZÜCDER yönetimiyle konuştuk. ZÜCDER Başkanı Burak Önder’in yanı sıra Başkan Yardımcısı Senur Akın Biçer, Levent Güven, Eyyüp Memur, Ahmet Acar ve Kısmet Şener’in de katıldığı görüşmede öne çıkan ortak görüş, sektörün rekabetçilik sorununun yalnız kur ve faiz üzerinden açıklanamayacağı yönünde.

Emircan Yaman

·

13 Ağu 2026

ZÜCDER: “Geçen yılki rakamları yakalamak bile başarı olur”
ParetoPareto

HİKAYE

Danışmanlığın geleceği: AI büyük dörtlüyü nasıl tehdit ediyor?

Deloitte, EY, KPMG ve PwC’den oluşan büyük dörtlünün bayrak taşıdığı yönetim danışmanlığı sektöründe ölçek, uzun yıllar boyunca rekabet avantajıydı. Fakat son yıllarda yapay zeka, bu denklemi büyük oranda değiştirmeye başladı. Daha önce kalabalık ekiplerin günlerce üzerinde çalıştığı görevleri çok daha az insanla tamamlamayı mümkün kılan bu teknoloji, küçük danışmanlık şirketlerinin büyük dörtlüyle arasındaki farkı daraltmasını mümkün kıldı.

Doğa Yurduneri

·

06 Ağu 2026

Danışmanlığın geleceği: AI büyük dörtlüyü nasıl tehdit ediyor?