Yıllar sonra yine eskisi gibi: Kargo

Mehmet Şenol Şişli (MŞŞ), Selim Öztürk, Koray Candemir, Serkan Çeliköz ve Burak Karataş’tan oluşan efsanevi Kargo kadrosu, dağıldıktan 20 küsur yıl sonra yeniden biraraya geliyor. Grubun 90’lara selam niteliğindeki tribute albümünün ilk kısmı "Yarına Kalan Şarkılar", 19 Ocak’ta GRGDN Müzik etiketiyle yayınlanıyor. Hemen ardından Kargo, canlı performanslar için sahnede olacak. Peki, 90’ların ilk rock gruplarından Kargo, müzikal hafızamızda nasıl bir yer tutuyor?
Yıllar sonra yine eskisi gibi: Kargo

15 Ocak - Paribu Cineverse - Duende
Paribu Cineverse ile birlikte

The Beekeeper , Paribu Cineverse’te The Beekeeper 2024’ün ilk ve heyecanla beklenen aksiyon filmi The Beekeeper (Arıcı: Ölüm Kovanı) , maceraya ortak olman için 12 Ocak’tan bu yana Paribu Cineverse ’te. Biletini ayırtmış mıydın? Neler oluyor? Aksiyon, kovalamaca ve yer yer gerilimlerle izleyiciyi sinemalara davet eden The Beekeeper ; Hızlı ve Öfkeli , Suikast , Koruyucu Meg: Derinlerdeki Dehşet , Ajan ve Cehennemin Melekleri filmleriyle sinemaseverlerin gönlünde taht kurmayı başarmış ünlü aktör Jason Statham 'ın 2024 yılındaki ilk ve tek filmi olacak. Suicide Squad , Sabotage ve Fury gibi filmlere imza atan David Ayer ’in yönetmenliğindeki film sayesinde Ayer ve Statham ilk kez bir araya geldi. The Beekeeper’ da dublör kullanmadan arı kovanına giren, aksiyon filmlerinin başarılı yıldızı Statham’a Oscar ödüllü Jeremy Irons, Emmy Raver-Lampman, Josh Hutcherson, Bobby Naderi, Minnie Driver ve Phylicia Rashad gibi güçlü bir yardımcı oyuncu grubu eşlik ediyor. The Beekeeper : Eski bir özel servis ajanı olan Adam Clay (Jason Statham) sevdiği insanların bir dolandırıcılık planına kurban gitmesi üzerine intikam almaya karar veriyor. Dolandırıcıların Clay hakkında bilmediği önemli bir şey var: Clay sıradan bir ajan değil, "Beekeeper" olarak bilinen, arıcılık mitolojisine derinden bağlı güçlü ve gizli bir örgütün eski bir ajanıdır. “Tehlikeyi fark et, kovanını koru” . The Beekeeper için salonda yerini almak üzere Paribu Cineverse ’ü ziyaret edebilir; IMAX, 4DX ve ScreenX ve Türkçe dublaj seçeneklerinden birini tercih edebilirsin. Şimdiden iyi seyirler!

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

“Tribute” bir sanatçıya, bir müzik grubuna ya da bir müzik tarzına gösterilen saygıyı ifade eder. Türk müzik endüstrisinde tribute çalışmalarının en yoğun olduğu dönemlerden birindeyiz. Fakat bu projelerden biri var ki oldukça özel… Geçmişteki şarkılarını bugünün jenerasyonuna da iletmek için vaktin geldiğini düşünen ve sessizliğini bozup kırgınlıkları bir kenara koyan Kargo’nunki…

90’lar sadece pop müziğin patlama yaptığı bir dönem değildi. "Anadolu rock" akımı sonrası Türkçe sözlü daha Batılı rock şarkılar da ilk defa müzik listelerine o dönemde girmişti. Şimdilerin klişesi, zamanının havalı cümlesi “Ben hiç Türkçe müzik dinlemem ki” diyen gençlerin radarına Türkçe sözlü rock, Kargo ile girmeye başladı. 

MŞŞ olarak bilinen Mehmet Şenol Şişli ve Selim Öztürk’ün temellerini attığı grup, 1993 yılında Deniz Aytekin vokaliyle ilk albümleri Sil Baştan’ı dinleyicilerin beğenisine sundu. 1996’da ikinci albümleri Yarına Ne Kaldı’yı yayınladıklarında ise vokal değişikliğine gidip Koray Candemir’le biraraya geldiler. O zamana kadar hafızalara kazınan sert rock’çı imajını yıkan bir tarafı vardı Candemir’in. Toplumun bu müzik türünü yapanlara yakıştırdığı tüm sıfatların dışında buğulu bir sese sahipti ve oldukça da yakışıklıydı… 

Bu albümde yer alan “A hey hey hey” nidası ile başlayan Yüzleşme ve Son Defa, grubun ana akıma yavaşça sızmasını sağladı. 1997’deki Sevmek Zor albümünde yer alan Şairin Elinde, 1998’deki Yalnızlık Mevsimi’nde Şebnem Ferah’ın da eşlik ettiği Kalamış Parkı ile toplumsal olaylara değinen sözlerinin dışında çok da iyi bir gitar girişine sahip Boğaziçi ve esas patlamalarını yaptıkları 2000 yılındaki Sen Bir Meleksin albümü ile yola devam ettiler. Bu albümde ilk uzunçalarlarında yer alan ama sesini duyuramayan şarkıların da Candemir yorumları vardı.

Şarkı sözlerinin güçlü edebi yapısı ve zamanın ötesindeki müzikleri ile o dönemin meşhur tabiriyle sadece “genç kızların sevgilisi” değillerdi. İki elin parmağını geçmeyecek rockçı müzisyenlerle bir kültürü inşa ediyorlardı. Türkçe sözlü rock’ın küçük barlardan çıkıp büyük sahnelere adım atmasının kapısını aralayanlardan oldular. 90’larda yaygın akımı besleyen pop müziğin yanında, yer yer deneysel yer yer alternatif rock öğeleri barındıran şarkıları yükselişe geçerken konser biletleri de yok satıyordu.

Sen Bir Meleksin albümünden sonra ise grup içindeki anlaşmazlıklar ve değişimler su yüzüne çıktı. 2000 yılında verdikleri bir röportajda “Daha önce çok büyük problemler yaşadık. İlklerden olmanın zorluğunu da yaşadık. Plak şirketlerine laf anlatmakta çok zorlandık. Bizden önce popüler anlamda rock grubu yoktu. Bu yüzden ilk albümlerde amatörlüklerimiz oldu” diyerek dış etkenlerden de yorulduklarını belli ediyorlardı.

Grupta yaprak dökümü 2004 çıkışlı Ateş ve Su albümüyle başladı. Ardından gelen çalışmalarda vokalistler değişti ama hiçbiri Koray Candemir kadar etkili olamadı. Ne yazık ki Candemir’in de solo kariyerindeki çoğu şarkı Kargo’daki kadar yüksek dinlenmelere ulaşamadı. Başka isimlerle birçok farklı proje yaptılar ama hiçbiri kalıcılığı yakalayamadı. Çünkü Mehmet Şenol Şişli (MŞŞ), Selim Öztürk, Koray Candemir, Serkan Çeliköz ve Burak Karataş’tan oluşan ikonik kadro başka bir kimyaya sahipti. Grubun tekrar biraraya gelmesi, eski hayranları ve onları yeni yeni tanıyan şimdiki nesil için de pek olası gözükmüyordu. Ta ki bugüne kadar…

‘Genç kuşak eski şarkılarımızı tanıyacak’

Kargo’nun şarkı külliyatı, 2024’ün bu ilk ayında tribute albümü Yarına Kalan Şarkılar için geçmişten geldi. 

Abkountry, Aleyna Tilki, Barış Demirel, Batu Akdeniz, Buray, Cem Adrian, Deniz Tekin, Evdeki Saat, GECE, Gökçe, Jabbar, maNga, mor ve ötesi, Nilipek., Rashit, Sattas, Selin, Simge Pınar, Sufle, Şanışer, TNK, Vega ve Yalın, grubun eski şarkılarının yeni sesleri oldu.

MŞŞ, projenin başlangıcını şöyle anlattı: “Bu albümü hayata geçirme fikri Hadi Elazzi ve GRGDN ekibi tarafından ortaya atıldı. Genç kuşak için eski şarkılarımızı tanıma imkanı yaratacağını düşündük. Bizi de eski ekip olarak biraraya getirdi bu düşünce. Tekrar Kargo ismini sahiplenmemize ve 90’lar ruhunu hissetmemize sebep oldu.”

Selim Öztürk, “Aslında Kargo’yu çok özlüyorduk, bir kıvılcım bekliyorduk. Bunu da Hadi yaktı. Şarkılarımızın üzerinden geçen senelerin onları eskitmediğini düşünüyorduk. Projede bizim jenerasyondan da insanlar var ama albümün büyük bir kısmının genç müzisyenlerden oluşması daha önemliydi” dedi.

Müziğin 'zaman üstülüğü' üzerine fikir verdi

Deniz Tekin, doğduğu yıl olan 1997’de çıkan Sevmek Zor albümündeki Sen Her Zaman parçasını seslendirdi. Tekin, Kargo’yu ilkokuldayken grubun 2005’te çıkan cover albümünde yer alan Yıldızların Altında şarkısıyla keşfettiğini söyledi: “Şarkının radyolarda çokça çaldığı bir zamandı. Bu tribute albüm için geri dönüp eski albümleri dinlediğimde müzikal olarak denenen ve aranan şeylere ulaştım. Çocukken çok dinlemediysem bile Kargo’ya geriye dönük bir bakışım oldu. Bu şarkının da armonik yapısını Efe Demiral, Kunter Kınacı ve Mertcan Bilgin’le yeniden yapılandırdık. Bence böyle daha alt-rock tınlıyor.”

Peki, uzun zamandır beraber müzik yapmayan bir grubun şarkısını söylemek nasıl hissettirmişti? “Müziğin zaman üstülüğü üzerine fikir veriyor aslında. Her grubun aktif üretim içinde olduğu belli bir dönemi oluyor, sonra yollar dağılsa bile müziğin içindeki mesaj sağlam olduğu noktada yeniden ve yeniden su yüzüne çıkıyor.”

Kargo o dönem cesareti olmayan müzisyenleri uyandırdı

Vega, albümde Farklı Rüyalar şarkısını yorumladı.

Vokal Deniz Özbey, “Kargo’nun şarkılarını dinlemek sizi Türkiye’nin nasıl bir müzik dönemine götürüyor?” soruma şu yanıtı verdi:

“Şimdikiler uğraşmıyor demek istemiyorum ama Kargo, her şeyin daha çok uğraşılarak yapıldığı, daha zor şartlarda ve ilk defa yapıldığı bir döneme götürüyor bizi. İlk öncüler Moğollar, Cem Karaca, Barış Manço’lardan sonra sessiz bir dönem var. Kargo’nun çıkışı onlarla büyüyen gençlerin ilk meyvelerini verdiği döneme denk geliyor denilebilir. Çok esaslı bir dönemdi. Kargo ilk çıkışıyla uyku hâlinde gözleri dalmış ve çok da cesur olmayan bir sürü genç müzisyeni uyandırdı. Bize de öyle oldu. ‘Aaa olabiliyormuş, çok da güzel oluyormuş’ dedik. Birçok yaşıtlarına veya onlardan daha genç müzik üreticilerine cesaret verdiler. Çok önemli bir nirengi noktasıdır Türk rock müziğinde Kargo.”

Özbey, Kargo’nun şarkılarında bir romantizm de olduğunu belirtti:

“Seçtiğimiz şarkıda Love Story havası vardı. Direkt 70’lere ışınlanıyorsunuz. Bol paçalara, kocaman gözlüklere, güneşin daha harika batışına, aşkların çok daha tatlı olduğu bir döneme. Kargo’da sözler hep çok başarılı ve melodilerle uyumlu. Bu gerçekçilik sürekli dinlenebilir kılıyor Kargo’yu.”

Nesilden nesle geçen parçalar

Selim Öztürk, bu cover projesi sayesinde şarkılarının her dönem, her tarzda düzenlenebilir olduğunu gördüklerini söyledi ve ekledi:

“Hiçbir müzisyen şarkıları cover’lamakta zorlanmadı. Bu da şarkıların nesilden nesile geçebildiğini gösteriyor.”

Yeni nesilden Evdeki Saat de Kargo’nun ilk albümünden Haydi Gel’i seslendirdi. Evdeki Saat’ten Eren Alıcı da grubu ilk olarak Yıldızların Altında ile tanıdığını açıkladı:

Benim jenerasyonum da Kargo ile bağ kuruyor. Bu projenin bana gelmesi gururlandırdı ve mutlu etti. Uzun zamandır beraber müzik yapmayan bir grubun şarkılarını söylemek öncelikle duygusal hissettiriyor. Haydi Gel’i de bu zamanın şartlarına getirdik ve retro havasına bir şey kattık. La Femme grubunun Psycho Tropical Berlin albümünden ilhamla şarkıyı yeniledik.”

Eskiyi modern versiyonla sunmak

Albümde Buray’ın Yıllar Sonra yorumu beni oldukça şaşırttı. Reggae alt ritimleri ile değiştirdiği şarkıyı, umut ile hüzün arasında bir noktaya taşıdı:

“Lisede sınıf arkadaşlarımın isteği üzerine gitarla çalmayı ve söylemeyi öğrendiğim ilk şarkılardandı. Yeniden yorumlamak beni geçmişe götürdü. Şarkının orijinal aranjmanından biraz farklı olmasını istedim. Üzerine biraz ada ruhu, biraz gülümseme, yeni umutlar ve pozitif bir yaz serinliği serpiştirdik. Bu şarkılarla büyüyen bizlerin, yeni jenerasyona daha modern tarzla sunacağı bu albümü heyecanla ve sabırsızlıkla bekliyoruz.”

MŞŞ, Şanışer’in yorumunu, TNK’nin Yarına Ne Kaldı ve Evdeki Saat’in Haydi Gel yorumlarını ilginç bulduğunu söyledi. Selim Öztürk ise “Şarkısını ilk teslim eden Batu Akdeniz oldu. Akdeniz, seçtiği şarkıyı albümdekinden çok farklı bir yorumda düzenlemişti. Aslında bütün yorumlar bizim yaptığımızdan farklı olduğu için tek tek şaşırttı” dedi.

Kargo ayrı bir ruha sahip, bizden ayrı bir canlı gibi…

Bir müzik grubunu birarada tutmak her zaman kolay değildir. Geride kalanı bekleyip, hızlı koşana ayak uydurmaları gerekir. Bazen hepsi birden durur ve artık beraber ilerlemek istemez. Kargo üyeleri de şarkılarındaki gibi keskin karakterlere sahip olduğundan, kariyerlerinin zirvesinde hiç tereddütsüz ayrı yollara gittiler. Fakat bu, bir neslin müzik zevkini oluşturdukları ve şarkılarının anılarla yüklü olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Albümün nostaljisinin yanı sıra grubun ikonik kadrosunu uzun yıllar sonra tribute konserinde birlikte izleyecek olmamız da onların bu nesle armağanı… 20 şarkının yer alacağı ve iki bölümden oluşacak Yarına Kalan Şarkılar’ın ilk bölümü 19 Ocak’ta yayınlanacak. Kimilerinin ilk kez duyacağı bu yeni yorumlardan şimdilik favorim mor ve ötesi’ninki.

MŞŞ de hayatlarını tamamen değiştiren ve bazılarını şahsen yazdığı şarkıların yeni versiyonlarını dinlerken nasıl bir hisse kapıldığını şöyle anlatıyor:

“Proje boyunca eski günleri anmak ve gençliğimi birlikte geçirdiğim dostlarımla birlikte olmak çok değerliydi. Şarkılar oluşup bize ulaştığında heyecan ve eğlence arttı. O zamanlar bizim için en önemli şey, istediğimiz müziği özgürce ifade etmekti. Dönemin müzik ortamına bunu kabul ettirdiğimizi düşünüyorum. Alternatif müziğin gündeme gelmesini ve farklı türlerde örnekler verebileceğimizi gösterdik.

Neyzen Aziz Şenol Filiz’in bana dediği ‘Topluluk bir ruhtur’ gibi, Kargo’nun bizden ayrı ruha sahip bir canlı olduğunu söyleyebiliriz. Onun hepimizden farklı bir varlığı ve yaşamı var. Yeri geldiğinde hepimize ayrı ayrı dersler, dertler ve güzellikler verdi. Onun sayesinde hem kendimizi hem de birçok insanı tanıdık ve tecrübelendik. Tekrar biraraya gelmemiz ise yıllar içinde oluşan bu bağları canlandırmak, körelmiş olanları güçlendirmek ve iletişime izin vermekten ibaret. Bizden yansıyanı başkalarının aynalarında görüyor ve duyuyoruz. Zaten her zaman başına buyruk olan Kargo, ne isterse öyle oluyor, bize de saygıyla önünde eğilmek kalıyor.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🌸 Pembe karanfiller, yarına kalan şarkılar

The Vaccines, "Pick-Up Full of Pink Carnations" ile köklerine geri döndü. Kargo, tribute albümünün ilk kısmı "Yarına Kalan Şarkılar" ile 19 Ocak’ta yeni nesil dinleyicilerle buluşuyor.

15 Oca 2024

Paribu Cineverse ile birlikte
Kargo

YAZARLAR

Eda Solmaz

Müzik yazarı

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm

Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

Eda Solmaz

·

03 Ağu 2026

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm
DuendeDuende

HİKAYE

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

Bahar Çuhadar

·

03 Ağu 2026

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?
DuendeDuende

HİKAYE

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Tuba Büdüş

·

31 Tem 2026

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?
DuendeDuende

HİKAYE

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

Emre Eminoğlu

·

31 Tem 2026

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?
DuendeDuende

HİKAYE

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.

Soner Can

·

31 Tem 2026

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine