Yokuşlar ve meyve ağaçları arasında: Gayrettepe


Müzik eğitimini yeniden tasarlamak: Deplike
Ankara çıkışlı, Londra merkezli teknoloji girişimi Deplike , 2022’nin ilk çeyreğinde yatırım ve geliştirme haberini duyurduğu Guitar Learning Game ’i geçtiğimiz günlerde kullanıcılarla buluşturdu. Nedir? " Herkesin öğrenme şekli farklı"…
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Mahalle: Gayrettepe. Mahalleli: Ceyda Artun. Fotoğraflar: Deniz Sabuncu.
Gayrettepe’nin en belirleyici özelliği yokuşları. Ne zamanki gideceğin yerle arana ucu gözükmeyen yokuşlar ve merdivenler dolmaya başlar, Gayrettepe’de olduğunu anlarsın. Adının da buradan geldiğine inanıyorum; “Gayret et ve o tepelerden çık” gibi topoğrafisinin yarattığı bir hitap.
Fındık bu hayatta en nefret ettiğim şey ama onu bile her sene bir kere yer, denerim. Acaba hâlâ sevmiyor muyum diye kendimi test ederim. İstanbul için de benzer bir deneyim söz konusu. Şehir çok büyük, karmaşık ve hareketli. Burada yaşayacaksam benim İstanbul’um daha küçük olmalı diye düşündüm hep. Kendi İstanbul’umu yaratmak için de aileme, arkadaşlarıma ve iş yerime yakın olabileceğim, gerekmezse bu sınırlardan çıkmadan yaşamıma devam edebileceğim bir yer aradım. 4 sene önce de Eskişehir’den buraya taşındım.

Eskiyle yeniyi bir arada yaşatan Gayrettepe
Görünenin aksine plazalardan oluşan bir yerleşke değil; iş yerlerinin arasında kalmış eski tip bir mahalle Gayrettepe. Balkonlu geniş apartmanların ve kuşaklardır bu binalarda yaşayanların olduğu, güvenli bir yer. Hatta inşa edilen oteller, bankalar ve gökdelenler mahalleyi sıkıştırdığı, yaşam kalitesini etkilediği için Gayrettepe Çevre, Kültür ve İşletme Kooperatifi kurulmuş. Depreme karşı İstanbul’daki en güvenli bölgelerden. Kayanın üzerine oturduğu için çarpık kentleşmeden nasibini almıyor çünkü ihtiyaç duymuyor. Binalar eski ve sağlam. Bir de ara ara hiç beklenmedik anlarda; parklar, elma ve kiraz ağaçları çıkar karşına. 
Petra'dayız, mahalle peşimizde
Oklava’da makarna, Malt’da bira
Gayrettepe’de işyerlerine hizmet eden restoranlar fazla olsa da müdavimi olunan sokak arası birçok mekân var. Dünya mutfağının örneklerini, esnaf lokantalarını, pop-up şef restoranlarını burada bulmak mümkün. Mesela şef Özge Çeltük’ün taze makarna üzerine yepyeni girişimi Oklava harika.
Vakit geçirmeyi en çok sevdiğim yerlerden biri de Petra. Sağladığı ortam, yeme içme seçenekleri, sanatçılara alan açan dükkânı, retro ürün seçkileri ve tabii ki kahvesi sebebiyle müdavimiyim. Petra ilk açıldığı zamanlar henüz burada oturmamakla birlikte abimler Gayrettepe’de olduğu için sık sık geliyordum. O zamanlar şimdiki gibi iddialı bir mutfağı yoktu, hikâye çok kaliteli kahveler ve ferah buluşma noktası, laptop’unu alıp da çalışabileceğin alan sunmasıyla başladı. Hızla sadece mahallelinin değil İstanbul’un birçok yerinden insanın uğrak noktası haline geldi, Gayrettepe’de yol tarif ederken Florence Nightingale dışında bir referans oldu.
Gece hayatımın daha aktif olduğu zamanlarda gün aşırı mahalle barı Malt’a kesin uğrar, sohbete bir yerinden dalardım. 1989’dan beri burada. 90’lar rock çalan, müdavimlerinin müziğine izini bırakabildiği bir bar Malt. Mahalleyi anlamak için yapılabilecek en doğru şeyin barında vakit geçirmek olduğunu düşünüyorum çünkü komşunu ve esnafını orada tanırsın, arkadaş gruplarını orada oluşturursun.
Gayrettepe’nin alamet-i farikalarından biri; ocakbaşı kültürü. Sokak aralarında birçok küçük meyhane var. Çıtır Ocakbaşı mahallelinin en çok vakit geçirdiği ocakbaşı. Maç yoksa benim tercihim Aleni oluyor.

Gayrettepe mahallelileri
Eski bir Gayrettepeli: Baylan
Gayrettepe'de geçmişte İstanbul yeme içme kültürüne yön vermiş mahallelerden birisi. Bir Arnavutluk göçmeni olan Philippe Lenas ortağı Yorgi Kiriç ile 1923'te Beyoğlu Deva Çıkmazı'nda ilk pastanesini açar, ardından Luvr Apartmanı’nın aşağısına taşınacaktır. Adını, Fransızca l'Orient (Şark) sözcüğünün okunuşu olan Loryan koyar. İkinci şubesi kısa bir süre sonra 1925’te Karaköy’de açılacaktır. Türkiye’de 1934’te çıkan bir yasayla otel, pastane gibi ticari işletmelerin Türkçe isim kullanması zorunlu hâle getirilir. Loryan da o günlerde milliyetçi fanatik grupların Beyoğlu çevresinde Türkçe isim taşımayan mağazalara saldırılar düzenlemesinden nasibini alır. Bu dönemde, pastanenin müdavimlerinden sanat tarihi profesörü Burhan Toprak “kusursuzluk, mükemmellik” anlamına gelen Baylan ismini önerir. Baylan 1950'lerde entelektüellerin buluşma noktası olmaya başlamıştır. Behçet Necatigil, Attila İlhan, Fikret Hakan, Hilmi Yavuz, Fethi Naci ve Haldun Taner burada takılır. Salah Birsel yazar Baylan'ı, Demir Özlü "gençlik yıllarının temel lokali" olarak anar.

Mahallede yürüyüş saati
Türkiye’ye tiramisu’yu, espresso’yu, cappucino'yu, likörlü, limonlu ve krokanlı çikolatayı ve Philippe Lenas’in büyük oğlu Mösyö Harry’nin kendi buluşu olan Kup Griye’yi tanıtmıştır. İstanbulluların gündüz barı (Tages Bar) öğrendikleri, bugün Bebek ve Kadıköy’de şubeleri olan Baylan’nın çikolata fabrikası 1953’te Mumhane Caddesi’nden Gayrettepe’te taşınır. 1964’teki Rum Tehciri’nde devlet tarafından bazı fabrikalara el konulur. Gayrettepe’deki Baylan Çikolata Fabrikası da bunlardan biridir. İlk olarak Avukat M. İlkin Okan’a devredilir. “Milo Baylan” adıyla ticarete devam eder, 1984’te de bir daha açılmamak üzere kapatılır.
Baylan 29 yıl aradan sonra şimdi tekrar Karaköy’de, biz de tekrar kapısını çalacak birer Kup Griye'sini alacağız. Gayrettepe'de Petra'ya uğradıktan hemen sonra.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Mahalle: Gayrettepe. Mahalleli: Ceyda Artun.
19 Oca 2023

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Verona’daki Biblioteca Capitolare, 1.500 yılı aşkın geçmişiyle dünyanın hâlâ faaliyet gösteren en eski kütüphanesi kabul ediliyor. 517 tarihli elyazmalarından silinip yeniden ortaya çıkan metinlere uzanan koleksiyon, yalnızca yazının tarihine değil, kitapların yüzyıllar boyunca nasıl korunduğuna da ışık tutuyor.

Dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden biri olan Reykjavík, adaya adım atan gezginler için genelde yalnızca bir konaklama noktası ya da doğa turlarına geçiş güzergahı olarak görülüyor. Oysa şehir; insan ölçeği, özgün mimari yapısı ve kamusal alan kullanımıyla adadaki yaşam kültürünün en somut özetini sunuyor. Üstelik “buralı olmanın” ve adadaki gündelik hayatın izlerini sürmek isteyenlere karşı da son derece cömert. Kentin 10 yerel durağını bir güne sığdırmak isteyenler için bir rehber.

Bali’den Koh Phangan’a, Goa’dan Tulum’a uzanan görünmez hatta “Coğrafi Rezonans Hattı” demek gerek belki. Burası insanların kaybettikleri ritmi yeniden bulmaya çalıştıkları bir dolaşım ağı. Fakat bir süre sonra başka bir şey fark ediliyor: İnsanlar rezonansı bulamıyor, onu bir ülkeden diğerine taşıyor sadece. Bu yüzden Coğrafi Rezonans Hattı bir çözüm haritasından çok, bir semptom haritası.

Etkinlikler, şehrin farklı aktörlerini buluşturan, boş alanları görünür kılan, mahallelerin hikayesini değiştiren ve ekonomik hareket yaratan; üstelik bütün bunları ölçülebilir ve programlanabilir bir yapıya dönüştüren kullanışlı formatlar. Ancak bir şehrin “etkinlik sahnesi” olarak tasarlanması, her zaman doğru cevabı vermiyor. Etkinlik bittiğinde geriye ne kalıyor? Yaratılan değer, kültürel ekosistemin yanı sıra kamusal alanlara erişime, yerel işletmelere ve mahallelerin gündelik yaşamına da katkıda bulunuyor mu?

İtalya'da sıfırdan inşa ettiği sözde 2.000 yıllık amfitiyatroya giriş için ziyaretçilerden 40 avroya kadar ücret alan 69 yaşındaki Franco Malosso 28 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu akıl almaz olaydan hareketle yapay zeka halüsinasyonları sonucu yaygınlaşan, var olmayan turizm atraksiyonlarını inceledik.



