1.5 DERECE

Türkiye’de iklim krizi ve çevre farkındalığı yaratmaya çalışan iki liseli iklim aktivistiyle tanışıyoruz.
1.5 DERECE

12 Nisan - Etat Pur - ANGST
Etat Pur ile birlikte

Gücünü propolisten alan konsantre bakım: Etat Pur’den Pure Active Propolis %0,7 Akneye eğilimli bir cilde sahip olmak kendimizi aynada en rahat hissettiğimiz görüntümüzden uzak kalmamıza sebep olabilir. Güzellik endüstrisinin sahte vaatler ve “hepsi bir arada’’ mucizevi çözümlerle ürünlerin ve içeriklerin sayısını artıran kökleşmiş inançlarına aykırı bir düşünceden doğan ve doğadan aldığı ilhamı deneyimle buluşturan Etat Pur , bugünün bülteninde, karma, yağlı ve akneye eğilimli ciltler için etkili bir kullanım amacı sunan Pure Active Propolis %0,7’ nin formülünü keşfetmeye davet ediyor. Nedir? Propolis, çok kuvvetli ve doğal bir antioksidandır. Hücre yenilenmesini hızlandırırken aynı zamanda cilt gözeneklerini temizler. Böylece hem sivilce oluşumunu hem de akne oluşumunu engeller. Etat Pur markasının kanıtlanmış etkinliğiyle Pure Active Propolis %0,7 : %85 Daha temiz bir cilt görünümü sağlar*, %80 Cilt pürüzlerini gözle görülür şekilde azaltır*, %75 Cilt dokusunu yeniler*, %70 Geniş gözeneklerin küçülmesine yardımcı olur*. Nasıl? Tabii ki de mucizevi formülün sırrı propolis sayesinde. Propolis özütü içeren ekstraktlar cilde doğrudan uygulandığında antibakteriyel etki gösterdiği gözlemlenir. Unutulmaması gereken onarıcı ve yenileyici gücüyle beraber antienflamatuar özelliği ile de tanınan propolis; iltihaplanma, akne ve sivilce problemlerinin gözle görülür şekilde azalmasına yardımcı olur. Gündüz ve gece bakım kreminden önce 4 damla olarak yüz çevresine uygulanması önerilen Pure Active Propolis %0,7 ’yi keşfetmek için burayı ziyaret edebilirsiniz. *Sonuçlar 28 gün boyunca 20 gönüllü ile gerçekleştirilen kullanım testinin ardından elde edilmiştir.

Daha fazlasını öğren

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

1.5 Derece'nin arkasındaki Percy Jackson bağlantısını biliyor musun? Ben de bilmiyordum, öğrenmiş bulundum. Meğer Alara ve Duru, hazırlık yılında, aynı lisede tanışıyorlar — ilgi alanlarının benzerliği yakın arkadaşlığa, o da aktivizme yönlendiriyor yollarını. Lisenin ikinci yılı itibarıyla Instagram blog'u üzerinden içerikler üretip etkinliklere katılıyorlar: "21. yüzyılda insanlar hâlâ yere çöp atıyorsa çok büyük bir eksiklik var!"

Onlarla tanıştığımda lise sondalar. Bu kadar geç tanıştığımız için üzgün olsam da bir zillennial olarak şöyle sorular iletebiliyorum: "Üniversitede ne okumayı düşünüyorsunuz?"

Böylece öğreniyorum ki odada iki sosyal bilimci, bir de mühendis var. Alara ve Duru, çevre ve iklim sorunlarıyla ilgili içerik üretmedikleri veya İklim Grevi'ne katılmadıkları anlarda siyasal bilimler ve elektrik-elektronik mühendisliği alanlarına geçmek için çalışıyorlar.

Duru Barbak


Alara ve Duru'dan bahsederken özellikle yaşlarına değinmek istemesem de Z jenerasyonu denmesinin kabak tadı verdiği bir gerçekliğimiz olduğundan konuşmak gerekiyor. Çünkü bu, 1996 doğumlu bir adet moderatörün 1.5 Derece ikilisiyle konuşmaktan aldığı keyfi değiştirmemekle birlikte aktivizm alanlarında yaşçılıktan kaynaklı tahakküm alanlarından konuşmamızı teşvik ediyor.

Nedir bu Z jenerasyonunu sıkıştırdığımız çerçeve ve yeşil iletişim üzerinden üstlerine kurduğumuz baskı? Peki madem tepki vererek şahane işler yapıyorlar, o zaman İklim Grevi'nde nerede bu öven insanlar? Bugün sorduğumuz sorular bunlar.

Alara Civelek


Zamanın değiştiğini iddia edecek bir gerçekliğimiz yok — yeşil boyama ve bireye yüklenen sorumluluk hâli her geçen gün artıyor. Benzer şekilde, iklim aktivizminin de tek bir kalıbı olmak durumunda da değil. Dolayısıyla suçluluk hissini yönetmek için de konuşmaya devam ediyoruz.

"Sen tükettikçe gezegenimiz tüketiyor," demeyi unutmadan, felaket haberleriyle dolu Instagram akışlarımızdan kaçmanın yolu birlikte sinemaya gitmek ve çıkışında iklim hareketinin toplumsal cinsiyetle kesiştiği noktalar üstüne bir gönderi hazırlamak sanıyorum. En azından Alara ve Duru'nun aktif olarak dâhil olduğu aktivizm süreçleri ve somut çözüm talebinde bulunmaları bana bu ilhamı veriyor.

Alara Demirel


Bugün çevre kirliliği ve iklim krizinin kesiştiği noktaları, üniversiteye başvuru sürecini, ortak fandom'ları ve felaket dolu Instagram akışlarıyla başa çıkmayı konuşuyoruz  — benim her zamanki gibi Alara ve Duru'ya sorularım var:

✳️ Alara ve Duru'yu ANGST edenler ne?
✳️ İklim ve çevre alanında içerik üretmek ANGST edenlere karşı nasıl yardımcı oluyor? ANGST edenleri konuşmak iyileştirici bir deneyim olarak yansıyor mu?
✳️ Yaşçılık aktivizm alanını nasıl etkiliyor?
✳️ İklim anksiyetesiyle başa çıkarken birbirinize nasıl destek oluyorsunuz?
✳️ Yeşil aklama ve sorumluluğu bireylere yüklemek harekete nasıl yansıyor? Bu suçluluk hissiyle ne yapacağız?
✳️ Alara ve Duru neye #HakkımVar diyor?

"Biz en iyisi bir özneye soralım," diyerek çıktığımız bu yolculuğun tam ortasından, Alara ve Duru'nun aktivizmle birleşen arkadaşlıklarının ilhamıyla muhabbete katıl:

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst

BÜLTEN SAYISI

🎙🔥 ANGST İNSANLARI 05: 1.5 DERECE

Podcast serimizin beşinci konuğuyla tanış: iklim krizi ve çevre farkındalığı yaratmaya çalışan iki liseli iklim aktivisti Alara Civelek ve Duru Barbak.

12 Nis 2022

Etat Pur ile birlikte
Fotoğraf: Deniz Sabuncu, İllüstrasyon: Ece Tugay

YAZARLAR

Alara Demirel

ANGST editörü

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst

HİKAYE

Kiminle, nerede, ne zaman, nasıl: Karşılaşmalarımızı kim tasarlıyor?

Bir zamanlar hayatın akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen karşılaşmalar giderek programlanan, paketlenen ve satın alınan hizmetlere dönüşüyor. Kiminle, nerede ve nasıl karşılaşacağımızı belirleyen sosyal altyapılar artık teknoloji şirketleri, hospitality sektörü ve üyelik sistemleri tarafından şekillendiriliyor. Peki daha pürüzsüz bir sosyal yaşam uğruna farklı olanla karşılaşma ihtimalinden tümden vazgeçiyor olabilir miyiz?

Elif Bayram

·

25 Ağu 2026

Kiminle, nerede, ne zaman, nasıl: Karşılaşmalarımızı kim tasarlıyor?
AngstAngst

HİKAYE

Ara beni lütfen: İletişimin dikenli gül bahçesinden yapay çime nasıl geçtik?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Sinem Dönmez

·

22 Ağu 2026

Ara beni lütfen: İletişimin dikenli gül bahçesinden yapay çime nasıl geçtik?
AngstAngst

HİKAYE

Kapitalizm yatağımızda: Mükemmel uyku peşinde koşarken uykusuz kalmak

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.

Ümit Alan

·

21 Ağu 2026

Kapitalizm yatağımızda: Mükemmel uyku peşinde koşarken uykusuz kalmak
AngstAngst

HİKAYE

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Pelin Cengiz

·

17 Ağu 2026

Dijital çağ kolonyalizminin yeni adı: Plastik atık sömürgeciliği
AngstAngst

HİKAYE

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?

Metin V. Bayrak

·

16 Ağu 2026

Ödünç tercihler: Çok şey seçiyoruz, peki ne kadarına biz karar veriyoruz?