1987’den beri mahallenin parçası: Murat Kırtasiye


Koç Holding , tüm sanatseverleri Bienal ’e davet ediyor İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen ve 2007 yılından bu yana sponsorluğunu Koç Holding ’in üstlendiği İstanbul Bienali , 17’nci edisyonuyla başladı. Bir yıl ertelenmesi ve pandemi koşulları altında düzenlenmesi nedeniyle; ölçeği, yöntemi ve hedefleri açısından bizi farklı bir deneyimle karşılayacak olan Bienal’i 20 Kasım’a kadar ücretsiz olarak ziyaret edebilirsin. Nerelerde? 17. İstanbul Bienali, bu yıl aralarında kitapçılar, sahaflar, hastaneler, huzurevleri, kafeler, metro durakları ve Açık Radyo'nun da bulunduğu şehrin pek çok farklı noktasında konumlanıyor . Dahası: Vehbi Koç Vakfı çatısı altında faaliyet gösteren kültür kurumlarından Topluluk şirketlerinin bu alanda yürüttüğü çalışmalara kadar kültür sanata desteğini hız kesmeden sürdüren Koç Holding , İstanbul Bienali sponsorluğunu 2036 yılına kadar uzatmış olmanın mutluluğunu paylaşıyor. Koç Holding’in bu yıl Bienal’i karşıladığı, “Sanatla Değiş, Dünyayı Dönüştür” söylemini sahiplenerek sanatın iyileştirici ve dönüştürücü gücüne dikkat çeken filmini buradan izleyebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
Çocukluktan beri içinde kaybolmak için yaratılmış kırtasiyeler. Saatlerce “Hangisini alsam?” heyecanıyla etraftaki müsvedde kâğıtları boyarsın, senden önce gelenlerin izine kendininkini de ekler sonraki için kâğıdın üzerine boş bir alan bırakırsın. Empati de sanat da karasızlığın karşısında sabırla bekleyen, hâlden anlayan samimiyet de buradadır. Bugün aramayı bile hatırlayamadığımız duygularla karşılıyor bizi Yeldeğirmeni’nin en eskilerinden Murat Kırtasiye.
Kırtasiyenin mahalleyle ilişkisi nasıl?
Mahalleli buradan neye ihtiyacı varsa alabilir, yanında parasının olup olmaması mühim değil. Kurduğumuz bu ilişkinin temeli de birbirimize karşı duyduğumuz güven ve dostluk bağına dayanıyor.
Bu sağlam ilişkinin yanı sıra kırtasiye işletmek on sene önce emekli olunur olunmaz hemen hemen herkesin yapmak istediği bir meslekti. Öyle ki bir mahallede yirmiye yakın kırtasiye olurdu şimdilerdeyse mahalle başına bir tane düşüyor, o da anca. Benim iki tane oğlum var, ikisi de bu mesleği devam ettirsin istemem. Maalesef artık modern olarak değerlendirilmiyor, herkesin sırt çevirdiği bir meslek hâline geldi, dolayısıyla da tutunması çok zor.
Bu sektör ayakta kalsın isteniyorsa insanlar alışveriş yaparken birbirine saygı göstermeli ve güvenmeli ama şu an maalesef müşteriyle esnaf ilişkisi sadece para temelli. Samimi olmadığın bir ortamda da rahat rahat alışveriş yapamazsın. Şimdi kimsenin markete gidip “1 lira eksik kaldı yarın getirsem olur mu?” diye sorabileceğini sanmıyorum. Ama o samimiyet hâlâ bizde ve bizim gibi yaşayan esnaflarda devam ediyor.

Serkan Abi ve Murat Kırtasiye
Fotoğraf: Deniz Sabuncu
Mahalle de eskiyle yeni arasında nasıl bir dönüşüm var?
Biz Yeldeğirmeni’nde doğduk. Kırtasiyeyi de 1987 yılında abimle birlikte açtık. O zamandan beri de hem mahalleli hem de işletmeciyiz.
Eskiden mahalle çok kültürlüydü. Her dinden ve dilden insan yaşardı. Şimdilerde onlar için "kaçtı" deniyor ama aslında kaçmadılar, burayı terk ettiler. Onlar gidince de doku değişti tabii. Ben Rumların olduğu bir binada doğdum mesela. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi. Günün her saatini birlikte keyif alarak geçirirdik. Artık ne o insanlar ne de o eski samimiyet var.
Eskiden dükkân önünden geçerken selam vermekten satış yapamazdık şimdiyse günde 5’i geçmiyor “merhaba”larımız.
Paranın çok geçtiği bir yer oldu burası. Mahallede kurulan ilişkiler genellikle alışveriş üzerinden yürüyor. Kafeler çoğaldı, mahallede kapladıkları alan genişledi. Eskiden çocukların özgürce oynayabildikleri sokaklar şimdi bir şey almadan oturamayacağın mekânlarla dönüştü. Zamanla insanların uzun süreli vakit geçirdiği bir mahalleden çok kısa sürekli ziyaretler için tercih edilen bir uğrak noktası hâline geldi ve ilişkiler yüzeyselleşti. Örneğin; bizim zamanımızda bir cenaze olduğunda on beş gün o sokaktan çıt çıkmazdı, top oynanmaz, müzik çalınmazdı. Hatta aksine o eve durmadan yemek taşınırdı, ihtiyaçları sorulur ve asla yalnız bırakılmazdı. Şimdilerde aynı evin içinde bile acıya saygı duyulmuyor. Çünkü insanlar birbirini tanımıyor ve tanımak için de çaba harcamayı tercih etmiyor.
Yine de tüm güzellikleri kendinde gizli Yeldeğirmeni’nin. Almak istediğin bir şey varsa alabiliyorsun. Azimle sabretmen, mahalleye uyumlanmak için zaman tanıman gerekiyor hepsi bu. İnsanlığın tüm bu vurdumduymazlığına rağmen en hakiki en içten mahallelerden biri hâlâ Yeldeğirmeni.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
17. İstanbul Bienali’nin yayıldığı 6 mahalle: Balat, Çemberlitaş, Sıraselviler, Tophane, Yeldeğirmeni ve Zeytinburnu’nda yaşadığımız şehirde bir gezginmişçesine geziniyoruz bu defa. Bugün rotamızda: Yeldeğirmeni.
13 Eyl 2022

YAZARLAR

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Halihazırda yoğun ilgi gören tatil beldelerine “instagramlanabilir” yeni keşiflerin de eklenmesiyle özellikle yaz aylarında dünyanın dört bir yanındaki dingin kasabalar turist akınına uğruyor. Peki popüler tatil destinasyonlarında düzeni sağlamak adına alınan yaratıcı (ve kimi zaman oldukça katı) önlemler neler?

Şu sıralar herkesin “aklı havada” ve bunun çok haklı bir sebebi var: Bir kuşun peşine düşmek, dikkatimizi yeniden bulunduğumuz yere çevirmek ve yaşadığımız dünyanın daha büyük hikayesine dahil olmak demek. Kuş Kolektifi’nin kurucusu, Şehir Kuşçuları radyo programının bir parçası, doğa savunucusu, meraklısı ve kuş gözlemcisi Yaz Güvendi ile kuşların bize öğrettiklerini, doğayla bağ kurmanın yollarını ve şehirde kuş gözlemciliğinin imkanlarını konuştuk.

Defender Trophy, yalnızca fiziksel dayanıklılığı ve sürati ölçen bir yarış değil; disiplin, takım çalışması ve maceracı ruhunu genlerinde taşıyan köklü bir organizasyon. Tekerlekler hayati bir amaç için dönüyor: Doğayı ve vahşi yaşamı korumak.
22 Tem 2026

"Bu bir cruise değil" mottosuyla kalabalık ve kaotik cruise anlayışını tersine çeviren lüks yat seyahatlerine paralel olarak barge cruise yani mavnalarla seyahat hareketi de yaygınlaşıyor. Barge cruise seyahatine çıkanlar Avrupa kentlerinin küçük nehir ve kanallarında dingin ve butik bir deneyim yaşıyor.

Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.



