25TH HOUR BIKINI HOTEL


O’Art’tan yılın ilk sergisi: Lorem Ipsum
Odeabank ’ın günümüz sanatının tüm disiplinlerini herkes için ulaşılabilir kılmayı amaçlayan sanat platformu O’Art , Lorem Ipsum isimli yılın ilk sergisini 17 Şubat'ta fiziksel olarak sanatseverlerle buluşturdu. Nedir? Lorem Ipsum ,…
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
CHECK-IN
Check-in: 14.00 Check-out: 11.00
Saat 11.58. Potsdamar Platz’dan başlayan ve Tiergarten’e dek süren kısa yolculuk bitiyor. Bikini Berlin’in önündeyim. Gözlerim otelin girişini arıyor. Derken zihnimde bir önceki ziyaretimde gittiğim Monkey Bar’ın uzun mu uzun sırası canlanıyor. Evet, doğru yerdeyim.

25th Hour Bikini Hotel'in içinde
Asansör çalışmaya başladığında kendimi psychedelic sayılabilecek bir deneyimin içinde buluyorum. Bana mı öyle geliyor? Uçan zebralar, deniz anaları, sirk mensupları derken kapı lobiye açılıyor. Jungle’a hoş geldim!
Otelde loş bir ışık ve sessizlik hâkim. Sanki sabahın çok ekren saatleri, herkes uyuyor. Burası Berlin, günlerden pazar. Pek tabii. Odama doğru giderken yine sürreal bir deneyimin içinden odaların olduğu katta koridora doğru ilerliyorum.
ODADA
Oda özellikleri: 22 metrekare. Tiergarten ve Zoologischer Garten manzaralı iki kişilik oda. Ormanın üzerinde uzanır gibi hissetmek için hamak, minibar, iPod dock, TV, ikramlar.
Dün gece sürüyor olabilir mi? Başka bir ihtimalde evet. Koridorlarda sayıları takip ede ede yürüyorum. Ve geldik. Kapıyı açtığımda bambaşka bir yere varıyorum. Berlin’in tüm ışığı burada saklanmış gibi. Tiergarten ve Zoologischer Garten’e bakan boydan boya bir cam. Sonbaharın renklerini kesen hiçbir şey yok önümde. 1844’te açılan ve o günden bu yana Berlin'in en yeşil alanlarından Zoologischer Garten, 35 hektar, göz alabildiğine ağaç. Bir an için kendimi bir odada değil de ormanın tam içinde hissediyorum. Camın hemen önündeki hamağa uzanıyorum. Günün ve gecenin yorgunluğu üzerine.

Ormanın tam içinde gibi hissetme hamağı
Uyanıp camdan baktığımda Berlin’in betonarme ve gri renklerini geride bırakan bir manzara var karşımda. Üzerinde süzülür gibiyim. Güne devam etmeden önce Berlin manzaralı bir sauna ve duştan daha iyi bir fikir olamaz.
OTELDE KEŞİFTE
Restoranlar: Monkey Bar, Neni
Spa: Sauna
Odadan çıktım, 100 adım attım. Gerisini sayamadım ama birkaç adım ve birkaç kat sonra saunadayım. Berlin önümde. Aklımda o gün yapacaklarıma dair hayaller. Buradan sonra Neni’de aynı Berlin manzarasına karşı falafel söyleyeceğim ve eski bir dostu göreceğim. Otelden çıkmadan gözüme takılanlar:
- Çalışma alanı: Lobi katında Berlin’i izleyerek ve yeni insanlarla tanışarak çalışacabileceğin bir ortak çalışma alanı var. Odaklı çalışmak isteyenler veya yanında bilgisayarını taşımayanlar için iMac de mevcut.

Otelin çalışma alanı
- Çareler ve çözümler: Diş fırçamı unuttum; diş macunum yok; kremim düşmüş gibi sorunlar için çözümleri uzakta arayamaya gerek yok. Etik ve adil üretimden geçen hijyen ve bakım malzemeleri de lobide satılıyor.
- Neni Berlin: Otelle aynı binada yer alan Neni, menüsünde Orta Doğu’dan lezzetler taşıyan bir restoran. Dışarıdaki orman havasını içeri taşıyan dekorasyonuyla da tercih edilesi. Otelin kahvaltısı da burada veriliyor.
- Otel kahvaltısı konusunda hassasım diyenlere: Tipik açık büfe kahvaltı servisi var. Sunulanlarla İngiliz, Fransız yahut Türk usülü kahvaltı menüsü çıkarmak mümkün. Seçkiler ortalamanın üzerinde.
- Monkey Bar: Bir Berlin klasiği. “Mitte, Friedrichshain, Neukölnn, Kreuzberg yetti, biraz şehrin yukarısına çıkayım,” diyenlerin ilk soluğu aldığı bar. Sıralar beklemeye değer mi? Bir İstanbullu olarak bence hayır, aşağıda onca deneyim dururken. Fakat otelde konaklıyorsan pre-drink için uğranabilir.

Monkey Bar'da gece
Fotoğraf: Stephan Lemke
CİVARDA
- Otelden dışarı çıktım, 10 dakika yürüdüm. Şimdi Tiergarten’deyim. Sonbaharın tüm renklerini görüyorum. Uzun zamandır bu kadar temiz bir hava soluduğumu hatırlamıyorum.
- Tiergarten’den 5248 adım attım. İçerde ısınmak için bir kahve aldım. Şimdi do you read me?!’de Flaneur’ün Kantstrasse sayısının sayfaları karıştırıyorum. Buradan istikamet Kantstrasse.

Charlottenburg sokaklarında
- Otel civarına erkenden dönmek için sebebim Bücherbogen ve pek tabii C/O Berlin ve Helmut Newton Foundation. Fotoğraf üzerine düşünmek, görmek, konuşmak isteyenler için bir mabet bu mahalle.
- Fasanenstrasse’de galeri gezip yürürken o caddedeki Aesop’ta çalışan biriyle tanışıyorum. Kokulara dair bilmediğim pek çok öğrenip bir arkadaş ediniyorum. Onun arkadaşı da akşam Arkaoda’da çalıyormuş. İstanbul’a da gelmiş, arkadaşın arkadaşı çıkmış. “Dünya küçük,” deyip yola devam ediyorum
- Sonra Aera’dan vegan kek alıp yiyorum. Islak, taze ve nefis. Ne yapsalar güzel! En güzel şubesi de bu şahane avludaki.
YENİDEN YOLDA
- Charlottenburg'tan bavuluma attığım şeyler arasında: Bavulda bu mahallede Bio Company’den aldığım glutensiz bal kabaklı ve zerdeçallı noodle’lar, Five Elephant’tan House Blend espresso kahve, ikinci el bir analog makine, Berlin Leica’dan yeni bir Leica, Bücherbogen’den Almanca Küçük Prens ve Str. des 17. Juni'deki flea market'tan sırtınada Miro'nun yıldızları bulunan bir ceket var.

Bücherbogen'in önünde
- Ayrılırken yolda Christian Löffler & Ensemble (Live at Volksbühne, Berlin) performansını dinliyorum.
- İstikamet İstanbul.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
25th Hour Bikini Hotel'de ayrıltılmış bir odamız var; sonra müdavimi olduklarımızı ziyaret edeceğiz.
19 Şub 2022

YAZARLAR

Elif Bayram
Editor-in-chief, Soli

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Dünyanın en kuzeydeki başkentlerinden biri olan Reykjavík, adaya adım atan gezginler için genelde yalnızca bir konaklama noktası ya da doğa turlarına geçiş güzergahı olarak görülüyor. Oysa şehir; insan ölçeği, özgün mimari yapısı ve kamusal alan kullanımıyla adadaki yaşam kültürünün en somut özetini sunuyor. Üstelik “buralı olmanın” ve adadaki gündelik hayatın izlerini sürmek isteyenlere karşı da son derece cömert. Kentin 10 yerel durağını bir güne sığdırmak isteyenler için bir rehber.

Bali’den Koh Phangan’a, Goa’dan Tulum’a uzanan görünmez hatta “Coğrafi Rezonans Hattı” demek gerek belki. Burası insanların kaybettikleri ritmi yeniden bulmaya çalıştıkları bir dolaşım ağı. Fakat bir süre sonra başka bir şey fark ediliyor: İnsanlar rezonansı bulamıyor, onu bir ülkeden diğerine taşıyor sadece. Bu yüzden Coğrafi Rezonans Hattı bir çözüm haritasından çok, bir semptom haritası.

Etkinlikler, şehrin farklı aktörlerini buluşturan, boş alanları görünür kılan, mahallelerin hikayesini değiştiren ve ekonomik hareket yaratan; üstelik bütün bunları ölçülebilir ve programlanabilir bir yapıya dönüştüren kullanışlı formatlar. Ancak bir şehrin “etkinlik sahnesi” olarak tasarlanması, her zaman doğru cevabı vermiyor. Etkinlik bittiğinde geriye ne kalıyor? Yaratılan değer, kültürel ekosistemin yanı sıra kamusal alanlara erişime, yerel işletmelere ve mahallelerin gündelik yaşamına da katkıda bulunuyor mu?

İtalya'da sıfırdan inşa ettiği sözde 2.000 yıllık amfitiyatroya giriş için ziyaretçilerden 40 avroya kadar ücret alan 69 yaşındaki Franco Malosso 28 ay hapis cezasına çarptırıldı. Bu akıl almaz olaydan hareketle yapay zeka halüsinasyonları sonucu yaygınlaşan, var olmayan turizm atraksiyonlarını inceledik.

Miuccia Prada ve Raf Simons’ın 2027 İlkbahar/Yaz koleksiyonu, yeniden eteğe dönüyor. Moda sürekli yeniyi talep ederken Miuccia Prada’nın gücü, geçmişini reddetmeden değişebilmesinde yatıyor. Yıllar önce kurduğu bir fikri bugün yeniden yorumlayabilmesi, yaratıcılıkla tutarlılığın birbirine engel olmadığını; aksine aynı çizgiyi koruyarak da sürekli yenilenmenin mümkün olduğunu gösteriyor.




