25TH HOUR BIKINI HOTEL


O’Art’tan yılın ilk sergisi: Lorem Ipsum Odeabank ’ın günümüz sanatının tüm disiplinlerini herkes için ulaşılabilir kılmayı amaçlayan sanat platformu O’Art , Lorem Ipsum isimli yılın ilk sergisini 17 Şubat'ta fiziksel olarak sanatseverlerle buluşturdu. Nedir? Lorem Ipsum , tipografinin bir araca dönüştüğü ya da amaç edinildiği iki zıt yaklaşımı bir arada sergileyerek, günümüz sanatıyla ilişkisini nesne-imge-gösterge ilişkiselliğinde yorumluyor; bir yandan toplumun benimsediği göstergeler zincirini bozuma uğratırken bir yandan da olası tüm anlamları kucakladığı bir küratöryel yaklaşım sunuyor. Nerede? Akaretler Sıraevler No: 11. Ne zaman? 17 Mart’a kadar fiziksel olarak deneyimleyebilirsiniz. Neden gitmeli? Lorem Ipsum sergisinde eserlerini görebileceğiniz sanatçılar arasında Nancy Atakan, Emin Çelik, Leyla Emadi, Gülen Eren, Eylül Ersöz, Merve Ertufan, Huo Rf, Berkay Tuncay ve Merve Ünsal yer alıyor. Not almalı: Sergi, fiziki süresini tamamladıktan sonra odeabank.com.tr 'den online olarak deneyimlenebilecek. Odeabank'ın sanat platformu O'Art'ın sanat etkinliklerini ve daha #fazlasını takip etmek için Odeabank'ı Instagram'da takip edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
CHECK-IN
Check-in: 14.00 Check-out: 11.00
Saat 11.58. Potsdamar Platz’dan başlayan ve Tiergarten’e dek süren kısa yolculuk bitiyor. Bikini Berlin’in önündeyim. Gözlerim otelin girişini arıyor. Derken zihnimde bir önceki ziyaretimde gittiğim Monkey Bar’ın uzun mu uzun sırası canlanıyor. Evet, doğru yerdeyim.

25th Hour Bikini Hotel'in içinde
Asansör çalışmaya başladığında kendimi psychedelic sayılabilecek bir deneyimin içinde buluyorum. Bana mı öyle geliyor? Uçan zebralar, deniz anaları, sirk mensupları derken kapı lobiye açılıyor. Jungle’a hoş geldim!
Otelde loş bir ışık ve sessizlik hâkim. Sanki sabahın çok ekren saatleri, herkes uyuyor. Burası Berlin, günlerden pazar. Pek tabii. Odama doğru giderken yine sürreal bir deneyimin içinden odaların olduğu katta koridora doğru ilerliyorum.
ODADA
Oda özellikleri: 22 metrekare. Tiergarten ve Zoologischer Garten manzaralı iki kişilik oda. Ormanın üzerinde uzanır gibi hissetmek için hamak, minibar, iPod dock, TV, ikramlar.
Dün gece sürüyor olabilir mi? Başka bir ihtimalde evet. Koridorlarda sayıları takip ede ede yürüyorum. Ve geldik. Kapıyı açtığımda bambaşka bir yere varıyorum. Berlin’in tüm ışığı burada saklanmış gibi. Tiergarten ve Zoologischer Garten’e bakan boydan boya bir cam. Sonbaharın renklerini kesen hiçbir şey yok önümde. 1844’te açılan ve o günden bu yana Berlin'in en yeşil alanlarından Zoologischer Garten, 35 hektar, göz alabildiğine ağaç. Bir an için kendimi bir odada değil de ormanın tam içinde hissediyorum. Camın hemen önündeki hamağa uzanıyorum. Günün ve gecenin yorgunluğu üzerine.

Ormanın tam içinde gibi hissetme hamağı
Uyanıp camdan baktığımda Berlin’in betonarme ve gri renklerini geride bırakan bir manzara var karşımda. Üzerinde süzülür gibiyim. Güne devam etmeden önce Berlin manzaralı bir sauna ve duştan daha iyi bir fikir olamaz.
OTELDE KEŞİFTE
Restoranlar: Monkey Bar, Neni
Spa: Sauna
Odadan çıktım, 100 adım attım. Gerisini sayamadım ama birkaç adım ve birkaç kat sonra saunadayım. Berlin önümde. Aklımda o gün yapacaklarıma dair hayaller. Buradan sonra Neni’de aynı Berlin manzarasına karşı falafel söyleyeceğim ve eski bir dostu göreceğim. Otelden çıkmadan gözüme takılanlar:
- Çalışma alanı: Lobi katında Berlin’i izleyerek ve yeni insanlarla tanışarak çalışacabileceğin bir ortak çalışma alanı var. Odaklı çalışmak isteyenler veya yanında bilgisayarını taşımayanlar için iMac de mevcut.

Otelin çalışma alanı
- Çareler ve çözümler: Diş fırçamı unuttum; diş macunum yok; kremim düşmüş gibi sorunlar için çözümleri uzakta arayamaya gerek yok. Etik ve adil üretimden geçen hijyen ve bakım malzemeleri de lobide satılıyor.
- Neni Berlin: Otelle aynı binada yer alan Neni, menüsünde Orta Doğu’dan lezzetler taşıyan bir restoran. Dışarıdaki orman havasını içeri taşıyan dekorasyonuyla da tercih edilesi. Otelin kahvaltısı da burada veriliyor.
- Otel kahvaltısı konusunda hassasım diyenlere: Tipik açık büfe kahvaltı servisi var. Sunulanlarla İngiliz, Fransız yahut Türk usülü kahvaltı menüsü çıkarmak mümkün. Seçkiler ortalamanın üzerinde.
- Monkey Bar: Bir Berlin klasiği. “Mitte, Friedrichshain, Neukölnn, Kreuzberg yetti, biraz şehrin yukarısına çıkayım,” diyenlerin ilk soluğu aldığı bar. Sıralar beklemeye değer mi? Bir İstanbullu olarak bence hayır, aşağıda onca deneyim dururken. Fakat otelde konaklıyorsan pre-drink için uğranabilir.

Monkey Bar'da gece
Fotoğraf: Stephan Lemke
CİVARDA
- Otelden dışarı çıktım, 10 dakika yürüdüm. Şimdi Tiergarten’deyim. Sonbaharın tüm renklerini görüyorum. Uzun zamandır bu kadar temiz bir hava soluduğumu hatırlamıyorum.
- Tiergarten’den 5248 adım attım. İçerde ısınmak için bir kahve aldım. Şimdi do you read me?!’de Flaneur’ün Kantstrasse sayısının sayfaları karıştırıyorum. Buradan istikamet Kantstrasse.

Charlottenburg sokaklarında
- Otel civarına erkenden dönmek için sebebim Bücherbogen ve pek tabii C/O Berlin ve Helmut Newton Foundation. Fotoğraf üzerine düşünmek, görmek, konuşmak isteyenler için bir mabet bu mahalle.
- Fasanenstrasse’de galeri gezip yürürken o caddedeki Aesop’ta çalışan biriyle tanışıyorum. Kokulara dair bilmediğim pek çok öğrenip bir arkadaş ediniyorum. Onun arkadaşı da akşam Arkaoda’da çalıyormuş. İstanbul’a da gelmiş, arkadaşın arkadaşı çıkmış. “Dünya küçük,” deyip yola devam ediyorum
- Sonra Aera’dan vegan kek alıp yiyorum. Islak, taze ve nefis. Ne yapsalar güzel! En güzel şubesi de bu şahane avludaki.
YENİDEN YOLDA
- Charlottenburg'tan bavuluma attığım şeyler arasında: Bavulda bu mahallede Bio Company’den aldığım glutensiz bal kabaklı ve zerdeçallı noodle’lar, Five Elephant’tan House Blend espresso kahve, ikinci el bir analog makine, Berlin Leica’dan yeni bir Leica, Bücherbogen’den Almanca Küçük Prens ve Str. des 17. Juni'deki flea market'tan sırtınada Miro'nun yıldızları bulunan bir ceket var.

Bücherbogen'in önünde
- Ayrılırken yolda Christian Löffler & Ensemble (Live at Volksbühne, Berlin) performansını dinliyorum.
- İstikamet İstanbul.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
SoliSeyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
25th Hour Bikini Hotel'de ayrıltılmış bir odamız var; sonra müdavimi olduklarımızı ziyaret edeceğiz.
19 Şub 2022

YAZARLAR

Elif Bayram
Editor-in-chief, Soli

Soli
Seyahat ve kültür yayını SOLİ, şehirleri ve içindeki farklı kültürel toplulukları araştırmak üzere mahallelere ve mahallelilerin hikâyelerine odaklanıyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Kültürel değer üretme biçimi değişiyor. Seyahat de bunun dışında kalmıyor. Seyahatin tarihsel işlevlerinden biri olan öğrenme, kültürel katılım ve karşılaşma, dijital çağın koşullarında yeniden görünür oluyor.

12 Ağustos’ta yaşanacak tam güneş tutulması Grönland’ın doğusundan başlayıp güneye doğru ilerleyecek ve ardından İzlanda’nın batı kıyıları ile İspanya’nın kuzeyinden geçecek. Yaklaşık iki dakika sürecek bu doğa mucizesine tanık olmak isteyenler için farklı zevklere göre öneriler hazırladık.

23-28 Haziran arasındaki Paris Erkek Moda Haftası bir kez daha gösterdi ki bugün moda yalnızca kıyafet üretmiyor; şehirlerin kültürel ritmini belirleyen, farklı disiplinleri aynı masada buluşturan ve en beklenmedik karşılaşmalar için alan açan canlı bir ekosistem olmaya devam ediyor.

Kuruçeşme'de, sadece randevuyla hizmet veren Salon Kantiem, Türkiye'nin ilk bağımsız saatçilik butiği olma iddiasında. Ama bir mağazadan çok bir buluşma noktası olarak tasarlanmış. Türkiye'de bağımsız saatçilikte yaşanan dönüşümün ortasında duran isimlerden biriyle, Turkish Watch Guy'ın kurucusu ve yeni açılan Salon Kantiem'in ortaklarından Doruk Ünlü'yle saatlerin anlattığı hikayelerden ve Türkiye'nin potansiyelinden sohbet ediyoruz.

Belki Canelé’sini belki Earl Grey’li kekini tattınız ama muhtemelen henüz onunla tanışmadınız. Mitte Brot'un pasta şefi Gökçe Durukan, şehrin kahve laboratuvarı Petra’nın kahve eşlikçileriden sorumlu. Sabahın erken saatlerinde müşterilerine sıcak ve taze ürünler servis etmek üzere geceden çalışmaya başlayanlardan yalnızca biri. Gecenin son, sabahın ilk durağının temsilcisi. Gökçe’yle pâtisserie yaklaşımlarına, pasta şefi olarak rutinlerine ve şehirde gece çalışmaya dair laflıyoruz.




