2021’de para politikaları


Gedik Yatırım'dan Elektrikli Araçlar Sektör İncelemesi
Küresel elektrikli araç (EV) pazarı, bu yıl emisyonları azaltmak için tasarlanmış politikaların yaygınlaşmasıyla ivmesini artırdı. Küresel net sıfır emisyon hedefini karşılamaya odaklanan gelişmiş ülkeler, elektrifikasyon programlarına ve…
Daha fazlasını öğren →
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Küresel anlamda değişen para politikalarının etkilerini giderek daha fazla fark edeceğimiz bir döneme yaklaşıyoruz. ABD Merkez Bankası (Fed) para politikasında sıkılaşmaya adım adım yaklaşırken İngiltere Merkez Bankası (BoE), omicron varyantının etkilerini değerlendiriyor. Avrupa Merkez Bankası (ECB) ise sıkı para politikası için henüz erken olduğunu savunuyor. Bu yazıda, “2021’de dünya genelinde para politikaları nasıl değişti?” sorusunu haftanın gündeminde olan Fed üzerinden yanıtlıyor, kısaca 2022’de ne ile karşı karşıya kalabileceğimizi yorumluyoruz.
Hatırlatma
Mart 2020’de pandeminin yarattığı finansal şoka yanıt vermek için Fed’in attığı ilk adımlar faiz oranlarını (Fed funds rate) %0 - 0,25 bandına çekmek ve piyasaya yüksek miktarda likidite sağlamak için “Quantitative Easing” olarak adlandırılan varlık alım programını başlatmak oldu. Kulağa teknik gelen bu detayların en anlaşılır hali, Fed’in finansal istikrarı korumak ve pandeminin ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerini krediler aracılığıyla azaltmak için önlem alması olarak özetlenebilir. Aynı dönemde Fed ile benzer uygulamaları İngiltere, Avrupa ve Japonya gibi diğer merkez bankaları da hayata geçirdi.
2021’de neler oldu?
2021’de aşı uygulamalarının yaygınlaşması ve vaka sayılarının azalması dünyayı “normalleşme” evresine soktu. Normalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte tüketicilerin ürün ve hizmetlere olan talebi artış gösterdi. Fabrikalar yeniden üretime başlarken iş seyahatleri ve tatiller için uçak ve otel rezervasyonları yapıldı. 1 yıldır eve kapanan herkes restoran, kafe ve gösteri salonları gibi sosyalleşebileceği alanlara akın etti. Tüketici talebi hızla artarken pandeminin üretim süreçleri üzerindeki olumsuz etkilerinin devam etmesi bu kez merkez bankalarının önüne yüksek enflasyon problemini getirdi. Özellikle dünya genelinde yaşanan tedarik zinciri sorunları hem teslimat sürelerinin uzamasına hem de depolama ve lojistik maliyetlerinin artmasına neden oldu. Artan maliyetler ve bozulan üretim süreçleri ürün fiyatlarına hızlı bir şekilde yansıdı. Üretim sorunları kaynaklı fiyat artışı devam ederken kış mevsiminin gelmesiyle artan enerji ihtiyacı mevcut problemlere bir yenisini ekledi: Doğal gaz ve petrol fiyatlarındaki rekorlarla birlikte enerji enflasyonu gündeme oturdu.
“Geçici enflasyon”
Merkez bankaları yukarıda bahsettiğimiz fiyat artışlarını “geçici” olarak değerlendirdi. Başta Fed olmak üzere merkez bankaları tedarik zinciri sorunlarının ortadan kalkması ve işe dönüşlerin artmasıyla birlikte fiyatlardaki yükselişin momentum kaybedeceğini ileri sürdü. Merkez bankalarının beklentisi teslimat sürelerinin normale dönmesi, üretim aksaklıkların ortadan kalkması ve işe dönüşlerin hızlanmasıyla ürün fiyatları ve çalışan ücretlerindeki yükselişin ivme kaybedeceği yönündeydi.
Fakat fiyatlardaki normalleşme beklentileri gerçekleşmedi; kasım ayında ABD’de yıllık enflasyon oranı %6,8 ile 1982’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. ABD Başkanı Joe Biden tarafından “enflasyonla mücadele” vurgusuyla yeniden Fed Başkanı olarak atanan Jerome Powell, atamanın ardından yaptığı konuşmada “geçici enflasyon” söyleminin terk edilme zamanının gelmiş olabileceğini belirtti.
2021’in mart ayında gerçekleştirilen Fed toplantısında 2022 ve 2023 yıllarında faiz artışı öngörmeyen Fed üyeleri, bu çarşamba sonlanan toplantıda 2022 ve 2023’te üçer faiz artışı öngördü. Buna ek olarak Fed sonunda toplantı bildirisinden “geçici enflasyon” ibaresini kaldırdı ve varlık alımlarını iki kat daha hızlı azaltma kararı aldı.
Etkileri ne olacak?
Fed’in kararlarının ABD üzerindeki etkilerinden ziyade diğer ekonomiler üzerinde bırakacağı izleri düşünürsek; bu kararlar 2022’de sıkı para politikasıyla birlikte doların maliyetinin artması ve gevşek para politikası uygulamalarına sahip diğer ülke para birimlerine karşı doların değer kazanması anlamına gelebilir. Bu durum dolar kuruna karşı kırılgan ekonomilerin daha yüksek faize yönelmesine ve büyüme hedeflerinden uzaklaşmasına neden olabilir. Dünya genelinde sıkı makroekonomi politikaları paranın maliyetini artıracağı için borçluluğu yüksek şirketleri olumsuz etkileyebilir ve riskli varlıklardan sermaye çıkışını beraberinde getirebilir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
"Geçici enflasyon" söylemini terk etmenin zamanı geldi mi? 2021'in sonuna doğru piyasaları altüst eden enerji krizi, 2022'de de etkisini sürdürecek mi?
17 Ara 2021

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ortadoğu'daki savaşın tetiklediği akaryakıt krizi, elektrikli otomobillere yönelik talebi yeniden artırırken sektördeki dengeleri de değiştiriyor. Son bir yılda elektrifikasyon yatırımlarını küçülten otomobil devleri, yükselen talep ve Çin’deki üreticilerin güçlenen rekabeti karşısında gelecek stratejilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalıyor.

Dijital ödeme çözümleri, her geçen gün daha da yaygınlaşırken işletmelerin bu çözümlere yaklaşımında güven, kullanım kolaylığı ve sağlanan somut fayda belirleyici hâle geliyor. Yakın tarihte Garanti BBVA’nın kuruluşu Tami’nin ve Ipsos Türkiye’nin işbirliğinde gerçekleşen çalışma da işletmelerin dijital ödeme çözümlerine açık olduğunu, fakat dönüşümün esas anahtarının güven olduğunu ortaya koyuyor.
12 Eki 2026

Tüketicilerin kredi kullanım tercihleri son yıllarda nasıl değişti, Türk bankacılık sektörü para politikası kararlarına nasıl uyum sağlıyor ve finansal teknolojiler alanında faaliyet gösteren girişimlerin büyümesinin önündeki başlıca sorunlar neler? TeklifimGelsin Kurucu Ortağı ve CEO’su İhsan Cem Zararsız, kredi piyasasındaki gelişmeleri, bankaların dijitalleşme sürecini ve Türkiye’de girişimlerin finansmana erişimde yaşadığı sorunları Aposto okurları için anlattı.

Türkiye’de otomotiv pazarı, 2026’nın son çeyreğine frene basarak girdi. Eylül rakamları, sektörle ilgili aylık düşüşten çok daha fazlasını anlattı. Toplam pazar, yıllık bazda %24’ün üzerinde daralırken sektörde yaşanan baskının tüketici için fırsat olup olmayacağı sorusu da gündeme taşındı.

Teknoloji birçok alanda sonuca ulaşmayı kolaylaştırırken ustalığın değeri artık yalnızca bir işi yapabilmekte değil; neyin iyi olduğunu ayırt etmekte, doğru kararı verebilmekte ve yıllar içinde biriken deneyimi yeni araçlara uyarlayabilmekte yatıyor. Ustalık kaybolmuyor; biçim değiştiriyor.



