Müzikte sığınak aramak: Tash Sultana

Tash Sultana'yla karanlık zamanlarda sığındığı müziğinden yeni kısaçalarına; yaklaşan ilk İstanbul konserinden Nina Simone'nun Baltimore şarkısına uzanan bir hoşbeş.
Müzikte sığınak aramak: Tash Sultana

16 Haziran - The Irish Spirit - Duende
The Irish Spirit ile birlikte

İrlanda müzik sahnesine The Irish Spirit’le yakın bakış Özgürlüğe, yaşamdan zevk almaya ve içtenliğe önem veren İrlanda kültürünün tınılarına sahip, Kuzey Avrupa’dan yükselen müzik sahnesine kulak veriyor, İrlanda ruhunu dünyanın her noktasına taşıyan müzik gruplarını The Irish Spirit ’le yakından tanıyoruz. Windmill Lane Studios: Avrupa müzik sahnesinin önemli noktalarından biri olan Dublin, eşsiz sesleri dünyaya taşıyan Windmill Lane Studios’a ev sahipliği yapıyor. 1978’de açılan, duvarları graffitilerle süslü kayıt stüdyosu, geleneksel İrlanda müziği üreten sanatçıların çıkış noktasıyken stüdyoyu dünyanın önemli müzik duraklarından biri hâline getiren isim U2 ve Van Morrison oluyor. Zamanla olanaklar yetersiz kalınca, stüdyo Ringsend Road üzerindeki eski bir elektrik santralinden dönüştürülen çok daha geniş yeni adresine taşınıyor ve müzik tarihine adını yazdıran duvarlarına günümüze kadar The Rolling Stones , AC/DC , Lady Gaga , David Bowie gibi nice önemli sesler çarpıyor. Müzik sahnesinin İrlanda ruhu serpiştirilmiş isimleri İrlandalı müzik grupları denince hiç kuşkusuz akla The Cranberries ve dünyayı kasıp kavuran parçası Zombie geliyor. 1989’da kurulan rock grubu, her nesilden insanı etkilerken 90’ların alternatif rock sahnesinin en tanınan isimlerinden biri hâline geliyor. Windmill Lane Studios’un seyrini değiştiren U2 ise akla ilk gelen isim. 150 milyondan fazla albümle dünyanın en çok satan gruplarından biri olan, 22 Grammy ödüllü U2, elde ettiği başarıların yanı sıra birçok sosyal sorumluluk projesine verdiği destekle de gönüllere dokunuyor. Elektronik müzik sahnesindeyse electronica’nın tatlı ismi, kısa bir süre önce İstanbul’u ziyaret eden, Róisín Murphy ve çağdaş elektronik müziğin en yaratıcı ve etkileyici figürlerinden İrlanda doğumlu Aphex Twin yer alıyor. Günümüz İrlanda popüler müziğinin en heyecan verici ismi; Take me to church şarkısıyla herkesi kendine hayran bırakan Hozier desek abartmış olmayız. Şimdi ise sırada The Irish Spirit önerisiyle, dünyanın en kaliteli viskisiyle beraber bu değerli isimlerin diskografilerine uzanan bir keşif yolculuğu var. İrlanda ruhunu yakından takip etmek için The Irish Spiri t 'in Instagram sayfasına uğrayabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Müzisyen, ses mühendisi, prodüktör, multi-enstrümentalist Tash Sultana'nın yapamayacağı hiçbir şey yok gibi. 2016 yılında Notion kısaçalarıyla adım attığı müzikal yolculuğunda amansız bireyselliği, kendin yap ethos'u ve tek başına bir yaratıcı domino oluşu Sultana'yı günümüzün müzik dünyasının en sıra dışı ve orijinal isimlerinden birine dönüştürdü. 

Tash Sultana'nın konser sahnelerinde ona eşlik eden bir grubu yok. Basından trompetine, davullardan gitarına o hep bir başına. Ve böyle olmasını, dünyanın da onu bu şekilde tanımasını istiyor. Onun özgürlüğüne düşkünlüğünün yansımalarını toplumun ikili cinsiyet kategorizasyonunu reddeden ve sıkı sıkıya bağlı olduğu kuir kimliğinde; kurduğu ve bir plak şirketi, stüdyo ve yaratıcı ajans olarak çalışan Lonely Lands markasında görmek mümkün.

Tash Sultana'yla bir cumartesi sabahı Zoom üzerinden buluştuk. Onunla sürekli keşfeden ve kendini aşmaya çalışan müzikal yaklaşımından zihinsel sağlıkla müziğin ilişkisine; yaklaşmakta olan yeni kısaçalarından İstanbul'daki gerçekleşecek ilk konserine genişleyen bir hoşbeşe oturduk. Keyifli okumalar!


Bir multi-enstrümetalistsin Tash ve kendini alaylı bir müzisyen olarak tanımlıyorsun. Çalabidiklerin arasında bir Arap udu bile var. Yeni şeyler öğrenmeye açıklığının kendini müziğinde de gösterdiğini düşünüyorum. 

Notion kısaçalarından son tekline kadar ürettiğin müziklerde de öne çıkan tek bir janr yok. Yayımladığın her şeyle sürekli bir dönüşüm içindesin. Daimî bir keşife olan açlığın nereden geliyor sence? Ve böylesi talepkar ve muhtemelen zorlayıcı yaratıcı atılımlarını nasıl sürdürebiliyorsun? Bu yalnızca seni mutlu edenin ne olduğunu bulmak ve onu takip etmekle mi alakalı?

Bu benim için bir döngü. Daha öncesinde tüm o enstrümanları çalabilmeye devam etmek için her gün pratik yapmaya ihtiyacım olduğunu düşünürdüm. Ama hâlihazırda öğrendim ki bazen hiçbir enstrümanı çalmamak ve müziğe tümüyle ara vermek de iyi bir şey. Çalıştığın ve prova yaptığın dönemleri de, herhangi biri gibi yalnızca hayatın keyfini çıkardığın dönemleri de yaşamak gerek. 

Kariyerime, olabileceğim en iyi kişi olmaya, pratik yapmaya ve turneye çıkmaya o kadar odaklıyım ki kimi zaman etrafımdaki insanları aylarca, hatta yıllarca görmediğim oluyor. Dolayısıyla bir süredir köpeklerimle vakit geçirerek, arkadaşlarıma ve aileme vakit ayırarak normal bir yaşamın tadına varmaya çalışıyorum. Ancak şu anda tekrardan çalmaya başlamak ve prova yapmak itkisini hissediyorum. Bu iyi bir şey çünkü verdiğiniz aranın sonuna geldiğinizde ve enstrümanızı yeniden elinize aldığınızda ilham bulmuş oluyorsunuz. 

Kaynak: Basın

Son teklilerinden biri olan James Dean'i dünya yüzeyinden aşağı yuvarlandığın bir başka gezinti esnasında yazdığını belirtmiş ve şöyle devam etmiştin, "Sanıyorum çoğu şarkım buradan, cehennemin çukurlarından geliyor." Ne demek istedin bununla? Eziyet ve cefa çekmek serpilmeni sağlayan şeyler mi? Yoksa yaratıcı tüm üretimlerin kişinin kendi cehennem çukurlarından temellendiğini mi düşünüyorsun?

Herkes müziği nereden yarattığı noktasında birbirinden ayrışıyor. Ben ise ne zaman gerçekten mutluysam müzik yazmıyorum genellikle. Çünkü kendimi iyileştirmeye ihtiyaç duymuyorum. Zihinsel olarak kendimi pek iyi hissetmediğim zamanlar müzik yazmaya yoğunlaştığım zamanlar. Çünkü böylesi zamanlar elimde kalan tek şey müzikmiş gibi geliyor. Bu benim için bir tür ilaç gibi.

Son albümün Terra Firma'yı "Erkykah Badu'nun Bon Iver'le, John Mayer'le bir buluşması" sözleriyle tanımlamıştın. Gelecek kısaçalar albümünü nasıl tanımlarsın peki?

Sıradaki kısaçalarım; Notion'ı, Flowstate'i ve Terra Firma'yı bir araya getirmiş ve onlardan bir karışım yapmışsın gibi yankılanıyor. Üçü bir arada. Yeni albümümle kökenlerime bir nevi düğüm atmak, müzikte başladığım yere geri dönmek istedim biraz. Tabii daha olgun bir biçimde. Epey bir sampling yaptım ki bu daha önce pek denemediğim bir şeydi. Hip-hop sampling'i ve prodüksiyonu dünyasından çokça esinlendiğimi söyleyebilirim.

Kaynak: Basın

Şimdi konuyu önümüzdeki cuma günü Zorlu PSM'de gerçekleştireceğin İstanbul konserine getirmek istiyorum. Burada seni samimiyetle seven ve sahneye çıkacağın geceyi iple çeken geniş bir kalabalık var. Müziğinin ilhamının burada yaşayan insanlarda derinden bir karşılık bulmasını nasıl yorumlarsın?

Daha önce Kıbrıs'ta bulundum ama Türkiye'ye hiç gitmedim. Ailemin Maltalı olmasına ve coğrafi olarak ülkenize de epey yakın olmamıza rağmen üstelik. Ne zaman Avrupa'ya turneye çıksam her zaman Türkiye ve Yunanistan'a da geçiş yapmaya çalışmıştım ancak şimdiye kadar mümkün olmadı bu. Seyahat ederken dünyanın bir diğer ucundan kişilerle tanışmak, orada bir ülkede çalmak ve daha önce hiç bulunmadığın bir yerin insanlarının seni tanıması çok garip bir şey. Türkiye'ye gelirken ne bekleyeceğimi gerçekten bilmiyorum.

Epey bir sevgi eminim ki.

Bir yerde ilk defa sahne almaya gerçekten, gerçekten, gerçekten bayılıyorum.

İstanbul'dayken görmek, ziyaret etmek istediğin herhangi bir yer var mı?

Konser vermek dışında bir şey yapmaya vaktimiz olmayacak. İnsanları görmeye ve gelen herkesle anları paylaşmaya can atıyorum çünkü bu bir ilk olacak. Geri de geleceğim.

Gerçekten mi?

Tabii ki!

Daha gelmedin bile ama dönüşün için bir takvimlendirme yaptın mı peki?

Dünya kocaman bir yer ve herkes senden bir yerde sahneye çıkıp konser vermeni istiyor. Benden bir tane var nihayetinde ancak neler yapabileceğimize bakacağız ileride. 

Daha gidip ziyaret edebileceğin bolca ülke var. Uzun bir seyahatin henüz başındasın.

Bu uzun bir seyahat gerçekten. Buna sahip olduğum için şükran doluyum. Diğer tüm devasa pop yıldızları gibi radyolarda çalınmıyorum pek ben. Ancak yine de dünyanın herhangi bir yerine gidip benzer sayıda bir kalabalığa konser verebiliyorum. Ve tüm bu insanlar, nereden geldiklerini bile bilmiyorum, ancak geliyorlar.


Nina Simone, 1969. | Fotoğraf: Jack Robinson

Kısa Kısa

Bunu sana kişisel bir yerden soruyorum. Bir Nina Simone hayranı mısın?

Evet.

Simone'dan favori albümün ya da şarkın nedir peki?

Nina Simone'dan favori şarkımı söyleyeyim: Baltimore

Son olarak, Lauryn Hill'i bilir misin?

Evet. Lauryn Hill'i birkaç kez canlı bile dinledim. Epey seviyorum. Ancak benim için bir numara Erykah Badu. O benim bir numaram.  


Tash Sultana'nın gelecek 23 Haziran Cuma akşamı Zorlu PSM'de gerçekleşecek konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsin.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🛹 Tash Sultana'yla hoşbeş, bir ABBA müzikali Mamma Mia!

Tash Sultana'yla İstanbul konseri öncesi bir hoşbeş, bir ABBA müzikali Mamma Mia! ve King Krule'un son albümü Space Heavy.

16 Haz 2023

The Irish Spirit ile birlikte
Fotoğraf: Ian Laidlaw / NME

YAZARLAR

Koray Soylu

Editor @ Aposto

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR