Faizler düşerken yatırımcıların tercihi neler olabilir?

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Faiz indirim süreci, yurt içi hisse senetlerinde dalgalı seyir, yurt dışında ticari belirsizlikler, resesyon endişesi ve emtia fiyatlarında risk algısına bağlı yükselişler. Bütün bu hareketlerin ortasında yatırımcı, portföyünü nasıl değerlendirmesi gerektiğini seçmeye çalışıyor.
Bu sırada Türkiye özelinde ağırlık, yüksek reel faiz sebebiyle uzun süredir serbest fonlar ve para piyasası fonlarında gibi görünüyor. Ancak TCMB’nin faiz indirimlerine başlaması ve bu fon türüne getirilen %17,5’lik yüksek stopaj oranının reel getiriyi daraltmış olması, PPF’lerden diğer fonlara kayış olabileceğine dair beklentileri de tetikliyor.
Peki portföy yöneticileri ve finans profesyonelleri, pek çok varlık türü için oldukça hareketli geçen böylesine bir dönemde yatırımcı tercihinin ne yönde değişeceğini düşünüyor?
“Yatırımcı mevcut faizi hala tatminkar buluyor”
Konuyla ilgili Aposto’ya konuşan Strateji Portföy Genel Müdürü Burak İhsan Çetinçeker, faiz indirimleri sonrası yatırımcı tercihlerinde henüz radikal bir değişim izlenmediğine işaret ederek, “Bunun bir sebebi yatırımcının mevcut faiz seviyesini hâlâ tatminkâr buluyor olması. Diğer sebebi ise hem küresel jeopolitik hem de iç siyaset kaynaklı risklerin yarattığı endişelerin risk iştahını törpülüyor olması. Böylesi bir ortamda yatırımcının eldeki bir kuşu daldaki iki kuşa tercih etmesi gayet mâkul” ifadelerini kullandı.
Faiz indirimlerine rağmen yakın zamanda para piyasası fonu ağırlığında bir değişim beklemediğini de söyleyen Çetinçeker, “Zira son gelişme ve gerçekleşmeler gösteriyor ki, dezenflasyonun rengi umulduğu kadar toz pembe değil” dedi.
“Jeopolitik riskler sönümlenmiyor ve içeride yargı kararları piyasa aktörleri için tek hikâye olmaya devam ediyor. Dolayısıyla hareket etmenin ve yeniden pozisyonlanmanın acelesi yok. Çoğu PPF pozisyonunun düşük stopaj oranından kilitlenmiş olması da cabası.”
“PPF’lerde ağırlık azaldıkça döviz bazlı fonlara ve emtiaya kayış bekliyoruz”
Konuyla ilgili görüşlerini Aposto’ya aktaran Neo Portföy Genel Müdür Yardımcısı Mert Bahçecik, yatırımcıların yurt içi piyasalarda halihazırda serbest PPF’leri tercih ettiğini, ancak faiz indirimleri hızlandıkça ve PPF’lerde ağırlık azaldıkça dolar bazlı ürünlere ve emtialara kayış olabileceğini düşündüğünü söyleyerek, “Bu noktada hisse senedinden daha ziyade dolar bazlı ürünler içeren fonlara, ayrıca altına ve gümüşe kayış bekliyoruz. İçerdeki gelişmeler sonucunda yatırımcılar, şu an için hisse senedi girişini öteleyecektir. Eğer olumlu gelişmeler olacağı görülürse, hisse senedi fonlarına da girişler olacaktır. S&P ve NASDAQ’ta rotasyon olurken, Türk yatırımcıların bunu bir fırsat olarak görme olasılığı uzun vadede yüksek. Fakat ABD’de gerçek bir resesyon olasılığı konuşulmaya veya algıda bir resesyon oluşmaya başlarsa yatırımcılar net güvenli liman olan altını tercih edecektir” ifadelerini kullandı.
Yatırımcıların Eylül ayında, Fed kararı ve bunun sonucunda oluşabilecek rotasyonlar öncesinde, volatiliteden uzak kalarak yurt dışı hisse ağırlıklı fonlardan farklı fonlara geçiş yaptığını gözlemlediklerini de söyleyen Bahçecik, şöyle devam etti:
“Yurt dışı hisse ağırlıklı fonlardan emtiaya, değerli madenlere ve dolar mevduat ile para piyasası fonlarına geçilerek portföylerin değerlendirildiğini gözlemledik. Yurt içinde hem politik gündem hem de beklenenden yüksek gelen Ağustos enflasyonu ile TCMB’nin 300 baz puanlık ön beklentiye rağmen 250 baz puanlık indirime gitmesi öncesinde borsa fonlarındaki yatırımcıların risk azaltma amaçlı bu fonlardan çıkarak TL serbest para piyasası fonlarına ağırlık verdiğini görüyoruz. Bu sırada yurt dışında İngilitere ve ABD tahvillerine satış gelmesi ve içeride gösterge tahvillerin satılmasıyla borçlanma araçları fonlarından da çıkış olduğunu gözlemliyoruz. Genel hatlarıyla özet olarak, tamamen de-risking yapılarak; tahvil taşıma zorunluluğu olmayan TL serbest para piyasası fonlarına geçilerek, altın ve gümüş pozisyonlar aracılığıyla TL pozisyonlar hedgeleniyor.”
“Genel eğilim döviz ve emtia fonları olarak görünüyor”
Konuyla ilgili Aposto’ya konuşan Nurol Portföy Yönetim Kurulu Danışmanı ve Fortuna Capital Kurucusu Altuğ Özaslan, yıl başından bu yana hisse yoğun fonlardan 30 milyar TL’lik, PPF ve serbest PPF’lerden ise 290 milyar TL'lik kümülatif çıkış olduğuna işaret ederek, “Genel eğilim TL fonlardan ziyade döviz ve emtia fonları olarak görünüyor. Yakın dönemde siyasi belirsizliklerin ve risklerin yarattığı endişe ve volatilite sebebiyle hisse yoğun fonlara bir talep olmasını beklemiyorum” dedi.
“Aksine bence BIST 100’ün 8.900’den 11.600’e giden trendinde bireysel ve fon yatırımcıları trene geç bindiler. Ortalama maliyetleri 10.900 civarında olabilir. Endeks buranın kayda değer şekilde altındaki seviyelere düşerse bu fonlardan çıkışlar görme ihtimalimiz yüksek. Bizim yatırımcı kültürümüz ne yazık ki düşerken satmak, yükselirken almak üzerine kurulu. Aksine hisse yoğun fonu düşerken almak ve yükselirken satmak doğru bir yatırımcı kültürüdür. Bence önümüzdeki 3 aylık dönemde dövize endeksli fonlar ve TL faizli enstrümanlar halen cazip olmaya ve ilgi görmeye devam edecektir. Hisse tarafında üçüncü çeyrek finansallarından sonra en kötünün görünebileceğini ve uzun vadeli yatırımcı için cazip bir maliyetlenme imkânı doğacağını düşünüyorum.”
“PPF’ler optimum seviyeye kadar cazibesini koruyacaktır”
2025 yıl sonu politika faizi tahmininin %37, 2026 tahmininin ise %23 düzeyinde olduğunu söyleyen Özaslan, “Buradaki patikanın ortalamasının yıllık bileşiğinden gelir vergisi stopajını düştüğümüzde %32,13 gibi bir yıllık bileşik getiri imkânı var. Bu yüzden faiz indirim sürecinde, optimum bir faiz seviyesine kadar -ki neresi olduğunu kestirmek bugünden zor- para piyasası fonları cazibesini koruyacaktır” dedi ve şöyle devam etti:
-“Tabii ki burada yerli tasarruf sahibi için arz edilen reel faiz ve TL’nin USD’ye karşı davranışı da önemli olacaktır. Yerli yatırımcılar kurda momentuma refleks gösterirler; kurda momentumu ilk etapta yaratanlar değildirler. Bu yüzden para piyasası fonları ile dövize endeksli fonlar arasındaki geçişi takip etmek piyasa davranışını okumak için önümüzdeki 12 ayda önemli bir nüans olacaktır.”
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.
13 Tem 2026

Küresel ekonomide bir taraftan savaşın yarattığı belirsizliği ve bunun başta petrol ve altın fiyatları olmak üzere finansal piyasalardaki yansımalarını izlerken, diğer taraftan özellikle yapay zeka alanında yaşanan olağanüstü teknolojik gelişmelerin önümüzdeki dönemde ekonomik hayata nasıl yansıyacağını anlamaya çalışan bir piyasa dinamiğiyle karşı karşıyayız.

20.yy çeliğin yüzyılıydı; 21.yy ise elektriğin yüzyılı olacaktır. Elektrodevlet, gücünü fosil yakıtlardan değil, elektriğin kendisinden alarak bunu bir kalkınma, nüfuz ve düzen kurma aracına dönüştüren devlet tipidir.

Birleşmiş Milletler Kalkınma ve Ticaret Konferansı (UNCTAD), 'Çalkantılı Bir Dönemde Uluslararası Yatırım' temalı 2026 Dünya Yatırım Raporu'nu yayımladı. Raporda hem Türkiye'yi, hem de bütün gelişmekte olan ülkeleri ilgilendiren ilginç veriler mevcut.




