Two Door Cinema Club'dan Alex Trimble: 'Indie müzik, artık yenilikçi olmaktan çıktı'

2010’lu yıllar yeniden popüler olurken o dönemin müzikleri de listelere geri dönmeye başladı. Two Door Cinema Club’ın dönemin ruhunu yansıtan, indie marşlarıyla dolu “Tourist History” albümü 15. yılını kutluyor. Grup, 14 yıl aradan sonra Pozitif Vibrations kapsamında 13 Haziran’da İstanbul'da konser verecek. Grubun vokali Alex Trimble ile 2010’ları ve “Tourist History”i konuştuk.
Two Door Cinema Club'dan Alex Trimble: 'Indie müzik, artık yenilikçi olmaktan çıktı'

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Sosyal medya 2016’yı yeniden hatırlamamızı istiyor. 2000’lerin dijital kameraları veya Polaroid makinelerle çekilen fotoğraflar Instagram’a yükleniyor; Heated Rivalry gibi diziler sayesinde 2000 ve 2010’ların alternatif şarkıları listelere giriyor. iPod’lar yeniden popüler olurken, zamanında iPod'lara yüklenen şarkılar da yükselişe geçiyor. 

  • Geçmişe dönüş yapmak ruhumuza pozitif bir enerji veriyor. Araştırmalara göre de nostalji insanları daha iyimser kılarken öngörülemeyen gelecek kaygılarını da azaltıyor.

Özlenen 2010’ların başlarında ana akım müzikte beklenmedik bir şekilde büyük plak şirketlerine bağlı olmayan müzisyenler ön plana çıkmaya başlamıştı. Indie müziğin güçlenmesini sağlayacak temelleri 2000’lerde MySpace atmış ve ardından 2010’larda hipster kültürünün Avrupa’ya sıçramasıyla da bu janr popülerleşmişti. 

Alternatif sahnenin derinliklerinden gelen şarkılar araba reklamlarında kullanılmış, listelerde ve ödül törenlerinde başarılar elde etmişti. Yeni müzikler keşfederken dans da edilen indie partileri popüler olmuştu. O partilerin listelerinin vazgeçilmezleri ise Metronomy, Bloc Party, Foals, Peter Bjorn and John, The Kooks, LCD Soundsystem, MGMT gibi grupların şarkılarıydı. 2010 indie listelerine ait herhangi bir parça işitmek beni de her zaman o kaygısız ve pozitif günlere götürür.

O dönem bir partide bulunduysanız kesinlikle Kuzey İrlanda çıkışlı Two Door Cinema Club’ın en az iki şarkısını duymuşsunuzdur. Grup, içinde birçok indie marşı bulunduran Tourist History'nin 15. yılını bu yıl bir dizi konser ile kutluyor. Two Door Cinema Club, albümün Londra’daki büyük konserinden hemen önce Pozitif Vibrations kapsamında 13 Haziran’da Bonus Parkorman sahnesinde olacak.

Ben de bir dönemi simgeleyen grubun vokalisti Alex Trimble’ye 2010’larda müziklerinin indie tutkunları için ne kadar önemli olduğundan bahsediyorum. Trimble, “Müziğiniz hayatımın en eğlenceli ve mutlu dönemlerini temsil ediyor. Bugünün yetişkinlerinin anılarında böyle bir yere sahip olmak nasıl bir his?” soruma şu yanıtı veriyor:

"Teşekkürler! İnsanların bize böyle şeyler söylemesi gerçekten çok hoş. Ama bunu duymak biraz tuhaf geliyor. Çünkü sonuçta bunlar sadece gençken küçük bir garajda yazdığımız indie pop şarkıları!"

'Tourist History'i yaparken kimse bizi tanımıyordu ve paramız yoktu

Alex Trimble 15. yaşını dolduran Tourist History'nin hayatında nasıl bir dönemi simgelediğini şu sözlerle anlatıyor:

"Çılgın bir dönemdi. Albümü yaptığımızda kimse bizi tanımıyordu. Hiç paramız yoktu. Neredeyse elimizdeki her şeyi kayıt ve miksaja yatırmıştık. Elimizden geldiğince çevremizden bize iyilik yapmasını rica ediyorduk. Phillipe Zdar (Cassius’ın 2019’da vefat eden Grammy ödüllü eski üyesi) gibi efsaneler, müziğimizi sevdikleri için neredeyse bedavaya parçaları miksledi. Sanırım ‘Undercover Martyn’ o albümdeki benim için en öne çıkan şarkı. Onu yazdığımız anı hatırlıyorum. ‘Tamam bu büyük bir hit parça’ diye inandığımız ilk şarkı olmuştu."

Peki, Tourist History bugün ilk kez yayımlansaydı aynı etkiyi yaratır mıydı yoksa bu albüm çok net biçimde kendi zamanının bir ürünü mü? Alex Trimble, “Şarkıların o kadar da modası geçmiş olduğunu düşünmüyorum ama bugün çıksaydı ne olurdu emin değilim. Müzikal olarak hâlâ geçerli olduklarını düşünüyorum. Ama çıkışlarını ve popüler olma anlarını düşününce; muhtemelen tekrar edilemeyecek mükemmel bir zamanlamaya denk gelmiştik” diyor.

2010’larda müzisyenler daha gizemliydi

Alex Trimble, bir röportajında şunları söylüyor:

"Gitar müziği veya indie müzik konusunda o kadar heyecanlı olduğumu sanmıyorum. Bu konuda hepimizi suçluyorum. O dönemin müzisyenleri olarak kaybedenleriz."

 Sanatçı öz eleştiri yaparak sözlerine şöyle açıklık getiriyor:

"Bence indie müzik yenilikçi ve çığır açıcı olmaktan vazgeçti. Daha çok aynı şeyleri tekrar etmeye razı oldu. Ama gitar müziğine ivme kazandıran bazı gruplar beni yeniden heyecanlandırdı. Mesela Geese’in ‘Getting Killed’ albümü, uzun zamandır yapılmış en iyi gitar albümlerinden biri, tabii ona ‘gitar albümü’ denirse. Anlayacağın eski köpek hâlâ diri!”

2010’larda indie bir grubunda olmak ile bugünün arasındaki en büyük farkı ise şu şekilde anlatıyor:

"Kesinlikle sosyal medya. O zamanlar bir grupta olmanın bugün artık olmayan büyük bir gizemi vardı."

Müzik grupları tuhaf evlilikler gibi

Two Door Cinema Club üyeleri, 2014 ile 2016 arasında kendi içlerinde büyük sorunlar yaşadı. Önce üretime ara verdiler ve dağılma noktasına geldiler; ardından tekrar biraraya geldiler. Alex Trimble, bunca zamanın ardından grubun arasındaki devam eden bağı şu sözlerle ifade ediyor:

"Aramız iyi. Birlikte vakit geçirmekten ve birlikte müzik yapmaktan keyif alıyoruz. İlişkimiz tuhaf evliliklere benziyor ama bir şekilde bu tuhaflık işimize yarıyor. Her ilişkide olduğu gibi inişler ve çıkışlar var. Kimse aynı kalamaz. Sanırım sürekli gelişmenin gerekli olduğunu fark ettik.”

'İstanbul’daki harika yemekler için sabırsızlanıyorum'

Grup, Tourist History'nin 15. yılını kutlamak dışında yeni şarkılar yazdığını da belirtiyor. Alex Trimble, yeni şarkılar yazarken canlı performanslarının nasıl olacağını çok da düşünmediğini belirtiyor:

"Önce şarkının hakkını vermeye çalışıyoruz. İkinci aşamada ise canlı performanslarda nasıl olacağını düşünüyoruz. Son zamanlarda ‘Sure Enough’ı canlı çalmaktan gerçekten çok keyif alıyorum. Son dönemde dinleyiciler bazı eski kayıtlara, özellikle single olmayan, albümde gizli kalmış şarkılara yeniden hayat verdi sanki...”

Two Door Cinema Club’ı birçok Avrupa festivalinde izledim fakat hafızamda kalan en iyi konseri 2012’deki İstanbul gösterileriydi. O etkinlikten ayrılırken şarkı söylemekten sesimin kısıldığını, dans etmekten ayaklarımın ağrıdığını hatırlıyorum. Ayrıca dinleyicilerin hepsinin gülümsediğini de… Indie müziğin en parlak dönemiydi ve kendi şehrimizde grubun Metronomy ile birlikte en iyi performanslarını izlemek müthiş bir deneyimdi. Alex Trimble’a bundan bahsediyorum ve o da şunları söylüyor:

"Gerçekten uzun zaman olmuş ama gösterinin harika olduğunu ben de hâlâ hatırlıyorum. Ayrıca harika yemekler yemiştik! Daha fazlası için sabırsızlanıyorum. İstanbul’da yeniden görüşmek üzere...”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

YAZARLAR

Eda Solmaz

Müzik yazarı

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bir filmi 'duygular sosyolojisi' üzerinden okumak: Lanthimos'un 'The Lobster'ı

"The Lobster" postmodernizmin kimliklerin ve toplumsal normların kuruluşuna ilişkin sorgulamalarını, duygular sosyolojisinin temel meselesiyle buluşturur. Filmin asıl trajedisinin, insanların baskıcı kurallara itirazsız itaat etmelerinde değil, bu kuralların belirlediği duygusal ihtiyaçları kendi arzularıymış gibi yaşamalarında saklı olduğunu gösterir izleyiciye. David’in kişisel trajedisiyse, otelden ormana kaçmasına rağmen otelin “aşk kurallarını” da yanında götürmesidir.

Mehmet Sindel

·

06 Kas 2026

Bir filmi 'duygular sosyolojisi' üzerinden okumak: Lanthimos'un 'The Lobster'ı
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Aristo'nun 'Altın Orta'sından Z kuşağının isyankarlığına: Enes Özel'le 'Normal' üzerine

M. Enes Özel, bir hayli aktif kullandığı Instagram hesabında kendisini "Psikiyatri uzmanı. Kalan her şeyin amatörü, talihli ucube, falsolu kul" olarak takdim ediyor. Özel ile yeni kitabı "Normal" ve farklı kuşakların normali algılama biçimleri üzerine konuştuk.

Soner Can

·

04 Kas 2026

Aristo'nun 'Altın Orta'sından Z kuşağının isyankarlığına: Enes Özel'le 'Normal' üzerine
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti

Nathan Fielder ve Lance Oppenheim imzalı Elizabeth Holmes belgeseli "You Can See Everything", son yılların en tuhaf ve katmanlı filmlerinden biri. Filmde herkesin, Nathan dahil, farklı yansımalarını görüyoruz; hem kendilerini gördükleri gibi, hem herkesin onları gördüğü gibi, hem de bizim onları gördüğümüz gibi. Bu ayna labirentinde herkes, herkesi, izleyiciye oynuyor. Ve izliyor.

Aslı Ildır

·

03 Kas 2026

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Altın Portakal'ın ardından: Türkiye sineması nereye gidiyor?

24-31 Ekim tarihleri arasında düzenlenen 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali, yarışma seçkisi ve Film Forum etrafındaki tartışmalarla Türkiye sinemasının bugününü, geleceğini ve festivalin prestij iddiasını sorgulamaya açtı.

Emre Eminoğlu

·

02 Kas 2026

Altın Portakal'ın ardından: Türkiye sineması nereye gidiyor?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Norm: The Tale of Norm Macdonald: Şakanın sonunu beklerken

"Norm: The Tale of Norm Macdonald" bazen tanıdık görüntülerin rahatlığına fazla güveniyor, bazı güç soruların üzerinde daha uzun durabilecekken yeni bir şakaya geçiyor. Yine de Norm’la vakit geçirme duygusunu yakalıyor.

Ömer Şentürk

·

02 Kas 2026

Norm: The Tale of Norm Macdonald: Şakanın sonunu beklerken