ABD - İran gerilimi üzerine düşünceler

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
ABD ile İran arasında artan gerilim, küresel piyasalarda her zaman güçlü bir dalga etkisi yaratır. Ancak bu tür krizlerin finansal sonuçları çoğu zaman yüzeyde göründüğünden daha karmaşık ve çok katmanlıdır. Enerji piyasaları açısından bakıldığında, askeri bir çatışmanın ortaya çıkması otomatik olarak petrol fiyatlarında kalıcı ve sert bir yükseliş anlamına gelmez. Petrol piyasasının vereceği tepki, yalnızca çatışmanın varlığına değil, çatışmanın nasıl gelişeceğine, hangi hedeflerin seçileceğine ve bölgesel dengelerin nasıl değişeceğine bağlı olarak şekillenir. Tarihsel örnekler, Orta Doğu’daki askeri gerilimlerin çoğu zaman kısa vadeli fiyat hareketleri yarattığını, ancak enerji arzının fiziksel olarak kesintiye uğramadığı durumlarda piyasaların hızla dengelenebildiğini gösteriyor.
Petrol fiyatlarında uzun süreli ve güçlü bir yükseliş yaşanabilmesi için belirli koşulların aynı anda gerçekleşmesi gerekir. Öncelikle İran’ın olası bir saldırı sonrasında askeri ve siyasi yapısını koruyabilmesi önemlidir. Çünkü merkezi yapının tamamen dağılması, organize ve stratejik karşılık verme kapasitesini sınırlayabilir. İkinci olarak İran’ın vereceği tepkinin sembolik değil, gerçek ve sistematik bir karşılık olması gerekir. İran geçmişte çoğu zaman doğrudan geniş çaplı savaşı tetiklemek yerine, kontrollü ve mesaj niteliği taşıyan hamleler yapmayı tercih etmiştir. Üçüncü ve en kritik unsur ise olası karşı saldırının enerji altyapısını veya petrol taşımacılığının geçtiği kritik deniz yollarını hedef almasıdır. Bu üç faktörün bir araya gelmediği senaryolarda petrol piyasasında kalıcı bir şok oluşması genellikle zor görülür.
Enerji piyasaları açısından en hassas nokta, Basra Körfezi ile Umman Denizi’ni birbirine bağlayan Hürmüz Boğazı’dır. Küresel petrol ticaretinin önemli bir kısmı bu dar geçitten sağlanır. Bu nedenle boğazda yaşanabilecek askeri bir kriz, yalnızca İran üretimini değil, bölgedeki diğer büyük petrol ihracatçılarının sevkiyatını da doğrudan etkileyebilir. Böyle bir gelişme, küresel enerji arzında ciddi kesintilere yol açarak petrol fiyatlarında keskin sıçramalar yaratabilir. Ancak bu tür bir hamlenin İran açısından da yüksek ekonomik maliyetler doğuracağı unutulmamalıdır. Bu nedenle söz konusu senaryo, en riskli fakat aynı zamanda en düşük olasılıklı gelişmeler arasında değerlendirilir.
Son yıllarda bölgedeki çatışmalar incelendiğinde, tarafların enerji altyapısını doğrudan hedef almaktan çoğu zaman kaçındığı görülmektedir. Bu durum, askeri gerilimlerin yükseldiği dönemlerde bile petrol üretimi ve sevkiyatının büyük ölçüde devam edebileceğini ortaya koyar. Modern savaş stratejileri, enerji altyapısına yönelik saldırıların küresel piyasalarda kontrol edilemeyen sonuçlar doğurabileceği gerçeğini dikkate alır. Bu nedenle çatışmalar çoğu zaman askeri hedeflerle sınırlı tutulmaya çalışılır. Bu yaklaşım, jeopolitik tansiyon yükselse bile petrol fiyatlarının kalıcı olarak artmasını engelleyebilir.
İran’ın iç siyasi dengeleri de enerji piyasalarının yönünü belirleyecek önemli faktörlerden biridir. Dış askeri baskıların siyasi sistemleri zayıflatabileceği düşünülse de, tarihsel deneyimler bu tür müdahalelerin bazen daha merkezi ve güçlü yönetimlerin ortaya çıkmasına yol açtığını gösteriyor. Ayrıca rejim değişikliği yaşansa bile petrol üretiminin uzun vadede düşeceği kesin değildir. Enerji sektörü, birçok ülkede siyasi dalgalanmalara rağmen üretim kapasitesini koruyabilmiş ve zaman içerisinde toparlanabilmiştir.
Sonuç olarak ABD ile İran arasındaki olası bir askeri gerilim, küresel piyasalarda belirsizlik yaratma potansiyeline sahip olsa da enerji fiyatlarının yönünü belirleyecek asıl unsur çatışmanın niteliği olacaktır. Enerji altyapısının hedef alınması veya petrol taşımacılığının kesintiye uğraması gibi sınırlı sayıda senaryo, küresel enerji piyasaları açısından ciddi kırılma yaratabilir. Bunun dışında kalan gelişmeler ise çoğu zaman piyasalarda geçici dalgalanmalar yaratmakla sınırlı kalabilir. Bu nedenle yatırımcılar açısından jeopolitik riskleri değerlendirirken yalnızca çatışmanın varlığına değil, çatışmanın nasıl evrileceğine odaklanmak her zamankinden daha kritik hale gelmektedir.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Eren Kuru
Sipay Hazine Müdürü ve yatırım danışmanı. Daha önce Borsa İstanbul’da İş Geliştirme Departmanı’nda, Vakıf Yatırım'da Yatırım Danışmanlığı ve Algoritmik Trading Departmanı'nda, Ziraat ve Allbatross Portföy tarafında da Fon Yönetimi'nde çalıştı.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
BIST 100’ün Ağustos ayında 14 bin 600 puanın üzerine çıktığı, ancak Eylül ayında yatırım fonlarında yaşanan likidite krizinin etkisiyle sert biçimde gerilediği üçüncü çeyrekte, Borsa İstanbul’un yatırımcı kompozisyonunda da belirgin bir ayrışma yaşandı. TÜYİD-Yatırımcı İlişkileri Derneği tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerinden yola çıkılarak hazırlanan Borsa Trendleri Raporu’nun 2026 üçüncü çeyrek sayısında, yerli yatırımcıların portföy değerindeki kayıpların yabancı yatırımcılara kıyasla çok daha yüksek olduğu, yabancıların ise özellikle sanayi ve ticaret şirketlerindeki ağırlıklarını artırdığı görüldü.

Bu hafta yurt içinde Ekim ayı enflasyonu, imalat sanayisi PMI verileri ve öncü dış ticaret istatistikleri öne çıkarken, yurt dışında ABD'de Ekim ayı istihdam verileri, İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) faiz kararı ve Avro Bölgesi öncü enflasyonu ön planda.
01 Kas 2026

Dünyanın en büyük kripto para borsası Binance'e yönelik tarihin en büyük saldırılarından birinde 6,3 milyar dolarlık varlık etkilendi. Saldırganlar farklı blokzincir ağlarında varlıkları transfer edip ETH ve Bitcoin'e dönüştürmeye yönelirken, Tether, Circle ve diğer kripto kuruluşlarının müdahaleleriyle yaklaşık 2,7 milyar dolarlık varlık donduruldu. Saldırı, dijital finans sisteminin güvenliğini ve kripto piyasasında merkezî müdahale gücünü yeniden tartışmaya açtı.

ABD Merkez Bankası (Fed), güçlü ekonomik büyüme ve yüksek enflasyon karşısında politika faizini sabit tutarken, Aralık ayında yeni faiz artırımlarına gitme ihtimali güçleniyor.

Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek COP31 yaklaşırken, iklim değişikliğinin ekonomik büyüme, üretim, enflasyon ve finansal istikrar üzerindeki etkileri yeniden gündemde. Aşırı hava olaylarının yol açtığı ekonomik kayıplar, merkez bankalarını ve finansal kuruluşları iklim risklerini daha kapsamlı biçimde değerlendirmeye yöneltiyor. Ancak bu süreçte ekonomi yönetimlerinin hem iklim risklerini küçümsemekten hem de geçici şoklara aşırı tepki vermekten kaçınması gerekiyor.




