ABD - İran gerilimi üzerine düşünceler

ABD ile İran arasında artan gerilim, küresel piyasalarda her zaman güçlü bir dalga etkisi yaratır. Ancak bu tür krizlerin finansal sonuçları çoğu zaman yüzeyde göründüğünden daha karmaşık ve çok katmanlıdır. Enerji piyasaları açısından bakıldığında, askeri bir çatışmanın ortaya çıkması otomatik olarak petrol fiyatlarında kalıcı ve sert bir yükseliş anlamına gelmez. Petrol piyasasının vereceği tepki, yalnızca çatışmanın varlığına değil, çatışmanın nasıl gelişeceğine, hangi hedeflerin seçileceğine ve bölgesel dengelerin nasıl değişeceğine bağlı olarak şekillenir. Tarihsel örnekler, Orta Doğu’daki askeri gerilimlerin çoğu zaman kısa vadeli fiyat hareketleri yarattığını, ancak enerji arzının fiziksel olarak kesintiye uğramadığı durumlarda piyasaların hızla dengelenebildiğini gösteriyor.
Petrol fiyatlarında uzun süreli ve güçlü bir yükseliş yaşanabilmesi için belirli koşulların aynı anda gerçekleşmesi gerekir. Öncelikle İran’ın olası bir saldırı sonrasında askeri ve siyasi yapısını koruyabilmesi önemlidir. Çünkü merkezi yapının tamamen dağılması, organize ve stratejik karşılık verme kapasitesini sınırlayabilir. İkinci olarak İran’ın vereceği tepkinin sembolik değil, gerçek ve sistematik bir karşılık olması gerekir. İran geçmişte çoğu zaman doğrudan geniş çaplı savaşı tetiklemek yerine, kontrollü ve mesaj niteliği taşıyan hamleler yapmayı tercih etmiştir. Üçüncü ve en kritik unsur ise olası karşı saldırının enerji altyapısını veya petrol taşımacılığının geçtiği kritik deniz yollarını hedef almasıdır. Bu üç faktörün bir araya gelmediği senaryolarda petrol piyasasında kalıcı bir şok oluşması genellikle zor görülür.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
YAZARLAR

Eren Kuru
Sipay Hazine Müdürü ve yatırım danışmanı. Daha önce Borsa İstanbul’da İş Geliştirme Departmanı’nda, Vakıf Yatırım'da Yatırım Danışmanlığı ve Algoritmik Trading Departmanı'nda, Ziraat ve Allbatross Portföy tarafında da Fon Yönetimi'nde çalıştı.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
Temel ekonomik hedeflerin yer aldığı 2027-2029 dönemine ait Orta Vadeli Program’da 2026 büyüme tahmini yüzde 3,8'den yüzde 3,3'e düşürülürken, enflasyon tahmini yüzde 16'dan yüzde 28,4'e yükseltildi. OVP, net şekilde seçim ekonomisine geçildiğini göstermese de, 2027’nin seçim açısından kritik bir hazırlık yılı olabileceğine dair bazı işaretler mevcut.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin 2027-2029 dönemindeki ekonomi politikalarını ve kamu bütçesini yönlendirecek Orta Vadeli Program’ı (OVP) açıkladı. Aynı gün Resmî Gazete’de de yayımlanan programda 2026 yıl sonu enflasyon tahmini %16’dan %28,4’e yükseltilirken büyüme beklentisi %3,8’den %3,3’e indirildi. Geçen yıl 2027 yılı için öngörülen tek haneli enflasyona ulaşma tarihi ise 2029 olarak değiştirildi.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Perşembe günü açıklanacak Temmuz ayı sanayi üretimi ve TCMB faiz kararı ile Cuma günü açıklanacak Temmuz ayı cari işlemler dengesi ön plana çıkarken, yurt dışında Perşembe günü açıklanacak ECB faiz kararı ile Cuma günü ABD'de açıklanacak Ağustos ayı enflasyonu takip edilecek.
07 Eyl 2026

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Perihan İnci ve Fatih Kemal Ebiçlioğlu ile Ankara Temsilcisi Barış Urhan, 31 Ağustos–2 Eylül tarihlerinde Suriye'nin başkenti Şam’ı ziyaret ederek Suriye Ulaştırma Bakanlığı, Suriye Merkez Bankası, Suriye Varlık Fonu ve ticaret ve sanayi odaları ile görüştü. Yeniden yapılanma yatırımları, finansmana erişim, yatırım mevzuatı, bürokratik işlemler ve dış ticaret koşulları üç günlük programın ana başlıklarıydı.

Türkiye ekonomisi ikinci çeyrekte büyümeye devam ederken, büyümenin bileşimi sanayideki zayıflığın sürdüğüne işaret ediyor. Tarımdaki güçlü baz etkisi, tüketimin desteği ve ithalattaki sert daralma manşet büyümeyi ayakta tutarken, imalat sanayisinde siparişler, istihdam ve üretim baskı altında kalmayı sürdürüyor.




