Acıklı bir rock 'n roll nostaljisi

Iggy Pop, heyecansız bir garaj/punk rock nostaljisinin çelmesine takıldığı "mış gibi" bir albümle geri döndü.
Acıklı bir rock 'n roll nostaljisi

13 Ocak - Arter - Duende
Arter ile birlikte

Uyusun da Büyüsün Arter’de

Uyusun da Büyüsün Arter , Eda Berkmen’in küratörlüğünü üstlendiği Koyun Koyuna sergisini Uyusun da Büyüsün adlı konserle taçlandırmaya hazırlanıyor. Nedir? Keman sanatçısı Önder Baloğlu’nun Koyun Koyuna sergisinden esinlenerek kurguladığı…

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Albüm: Iggy Pop, Every Loser

Süre: 36 dakika

Plak şirketi: Gold Tooth Records

Yayın tarihi: 6 Ocak 2023

Kartonet: Punk rock’ın müziğin öncü figürlerinden, The Stooges’la çıkardığı üç albümle rock 'n roll’un “anti” kimliğini somutlaştıran Iggy Pop, yeni bir stüdyo albümüyle karşımızda. 1970’lerin ikinci yarısından sonra atıldığı solo kariyerine 20’dan fazla albüm sığdıran, 2000’li yılların ikinci yarısıyla rock’ın dışına çıkan janrlarla da deneyler yapmaya başlayan Iggy Pop, Every Loser’la zamanı hiç olmadığı kadar geri sardı. 

36 dakikaya sıkışan patlayıcı, direkt ve yüksek vuruşlu şarkılar, Iggy Pop’un Free albümündeki spoken word mırıldanmalarını tiz çığlıklara dönüştüren vokallere ve erken The Stooges’ı andıran lo-fi garaj rock prodüksiyonlara sahip. Bunlar, Iggy Pop'un dinleyicilere Every Loser albümüyle 50 yılı aşkın kariyerinin tüm duraklarına uğrayan bir zaman yolculuğu hazırlamasını sağladı. 

Iggy Pop’a bu yolculukta gitarlarda Chad Smith, Josh Klinghoffer (Red Hot Chili Peppers) ve Duff McKagan (Guns n’ Roses), davullarda Taylor Hawkins, albümün yapımcılığında ise Andrew Watt eşlik etti. Albümün bir sulu boya çiziktirmesi olan, kalın kenarlı bir çerçeve içinden geçen yassı bir tren yolunu resmeden kapağı ise eski bir Black Flag üyesi olan Raymond Pettibon’a ait. 

Iggy Pop, Every Loser

Neden dinleyelim? The Stooges’la 1969, Fun House ve Raw Power gibi proto-punk öncü işlere imza atan; solo kariyerinin başında David Bowie işbirlikleriyle uluslararası bir yıldıza dönüşen Iggy Pop, kariyerinin son 40 yılında müziği etrafında ve sahne üstünde şekillendirdiği ayrıksı bir kişiselliğe sahip. Sex Pistols’tan Sonic Youth’a birçok punk ve noise rock grubu, bu ayrıksı rock kahramanından da ilhamla rock 'n roll’a gürültü ve kaosun primal enerjisini kazandırırdı. Iggy Pop ise hemen hemen tüm solo üretimleriyle erken kariyerinin büyülü sesiyle bir kovalamacayla girişti; onun hayaleti peşinde "The Stooges-mış" gibi işlerle uzun ve heyecansız bir tekrara düştü. 

Zira 1980 tarihli Soldier albümünden başlayarak 2016 yılının Post Pop Depression’ına kadar yayınladığı 10’un üzerinde albüm, erken Iggy Pop’un ses geleneğinin ortalama bir taklidi olmaktan fazlasını elde edememişti. Yaratıcı kadrosunda Queens of the Stone Age’den Josh Homme ve Dean Fertita, Arctic Monkeys’ten de Matt Helders’ı barından Post Pop Depression albümü, öncesinde rock’tan uzaklaşarak chanson, kabare ve cazla deneyler yapan Iggy Pop’un özlerine görkemli bir dönüşüydü. 2019’daki Free albümü ise Iggy Pop’un rock enstrümantasyonunu yeniden terk ettiği; ambient ile spoken word, cazla poetry arasında salındığı karanlık olduğu kadar dingin bir dinleme deneyimiydi. 

Every Loser, Post Pop Depression’ı yakınsayan öze dönüş sesleriyle doluyken, The Stooges’ın "banger" formüllerinin alelade kullanıldığı ve Iggy Pop’un söz yazarlığının karalamaca notlardan ötesine geçmediği bir akışa sahip. Bu akışın ses manzarasına hakim olan “paketlenmiş” garaj rock, Every Loser’ı nostaljinin getirdiği heyecanla doldursa da albümü müzikal anlamda yolu, teması ve vizyonu olmayan bir karmaya da dönüştürdü. Albümün new wave tınıları (Strung Out Johnny ve Comments) ve Pop’un “perde arası” spoken word’leri (The News For Andy ve My Animus) Every Loser’ın garaj ses estetiğini çeşitlendirse de; şarkıları bütünle bir araya gelmeyen, yalnızca tekil olarak öne çıkan üretimler olarak sınırlanmaktan kurtaramadı. 

Iggy Pop’un kötü bir taklidi gibi çınlayan, yeni bir ses ve vizyon vadetmeyen Every Loser, “The Stooges nostaljisi” yaşamak isteyenler için ideal bir tarif olabilir. Bu grubun dışında kalanlar ve ilk defa Iggy Pop’a şans verecek olanlar, müzisyenle bu albüm aracılığıyla tanışmak istemeyebilir. 

Benzer işler: 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🎫 İstanbul'un kış konser rehberi, Iggy Pop’un acıklı rock ’n roll nostaljisi

İstanbul'u kışta ziyaret edecek sesler, Iggy Pop'un heyecansız bir garaj/punk rock nostaljisinin çelmesine takılan son albümü Every Loser, eşek gözünden bir yol hikâyesi EO.

13 Oca 2023

Arter ile birlikte
Fotoğraf: Ray Tarantino

YAZARLAR

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

23 Eki 2026

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Mehmet Sindel

·

23 Eki 2026

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Emre Eminoğlu

·

23 Eki 2026

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Özge Şimşek

·

22 Eki 2026

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.

Yasemin Kaya

·

22 Eki 2026

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar