

Yeni markalar, yeni ürünler, yeni hikâyeler: Güzel Kelimeler Dükkânı Ortaya çıktığı 2015 yılından bu yana en güzel kelimelerle bizi mest eden Lûgat365 , 2018’den beri hislerimize tercüman olan Hisli Şeyler ve çok daha fazlası Güzel Kelimeler Dükkânı 'nda seni bekliyor sevgili Duende okuru. Neler var? Kendi projelerinin yanı sıra otuzdan fazla markaya Sevdiklerimiz seçkisi altında yer veren G üzel Kelimeler Dükkânı ; vitraydan seramiğe, takıdan oyuncağa, mermerden muma farklı disiplinlerde üretimler yapan tasarımcıları bir araya getiriyor. Dahası : Aposto okurlarına özel olarak tanımlanan APOSTO10 koduyla alışveriş yapan okurlar, web sitesi içinde tüm ürünlerde geçerli %10 indirimden faydalanabiliyor. Güzel Kelimeler Dükkânı ’nda satışa sunulan, özenle seçilmiş yüzlerce ürünü incelemek için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
A
Ayrılma Kararı: Güney Kore sinemasının vizyoner yönetmeni Park Chan-wook; zaman ve mekân algısını büken, duygusal anları da en az şiddet sahneleri kadar başarılı bir şekilde tasvir edebildiğini kanıtlayan, dedektiflik hikâyeleriyle melodramları yakınlaştıran bir filmle karşımıza çıktı: Decision to Leave, yani Ayrılma Kararı'yla.
B
Blanchett, Cate: Blanchett, Türkiye'de henüz izleyemediğimiz Todd Field imzalı TÁR filmiyle üçüncü Oscar ödülüne doğru koşuyor. Almanya'nın büyük orkestralarından birinin müzik direktörülüğü pozisyonuna yükselmiş ilk kadın şef ve yaşayan en büyük besteci-şeflerden biri olan Lydia Tár adlı kurmaca karaktere hayat veren Blanchett'in canlandırdığı bu hırslı karakterin kariyerinin en iyilerinden olduğu söylendi.
C
Cephe: Türkçe'ye Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok başlığıyla çevrilen 1929 tarihli roman, 1930 ve 1979 tarihli iki sinema uyarlamasının ardından yine gündemdeydi. Edward Berger imzalı yeni uyarlama özellikle teknik kategorilerdeki işçiliğiyle dikkat çekse de klasik savaş anlatılarının dışına çıkıp çıkamadığı tartışma konusu. Anlayacağın, Batı cephesinde yeni bir şey yok, fakat All Quiet on the Western Front yılın cephede geçen tek filmi de değil zaten. Viola Davis'li The Woman King, on sekizinci yüzyılda Batı Afrika'da tamamı kadın savaşçılardan oluşan Agojie ordusunun sömürgeci düşmanla mücadelesini konu alırken, Zac Efron'lu The Greatest Beer Run Ever, Vietnam cephesinde savaşan arkadaşlarına bira taşıyan bir genç adama odaklandı.
Ç
Çoklu evren: Everything Everywhere All at Once üzerine kaydettiğimiz podcast'te sinema yazarı Aslı Ildır, "Ben sosyal medya ve günümüz medya kültürü için iyi bir sembol olarak görüyorum çoklu evreni." diyor. 2018'de Spider-Man: Into the Spider-verse ile başlayan, geçtiğimiz yıl Spider-Man: No Way Home ile dev ölçekteki prodüksiyonlarda kullanılan çoklu evren teması, bu yılın öne çıkan filmi Everything Everywhere All at Once sayesinde gerçekten de gündeme oturdu. Bu konuda kendi payına düşeni almaya hevesli MARVEL Sinema Evreni de Doctor Strange and the Multiverse of Madness ile alandaydı.
D
Demirel ve Durlu: Bağımsız Türkiye sineması bu yıl iki yaratıcı isim ve güçlü bir işbirliği kazandı. Ziya Demirel ve Nazlı Elif Durlu'nun birlikte yazdığı iki filmden Demirel'in yönettiği Ela ile Hilmi ve Ali ve Durlu'nun yönettiği Zuhal; İstanbul, Ayvalık, Adana, ve Ankara festivallerinde ödüller kazandı.
E
Elvis: Austin Butler'ın "popun kralına" dönüşerek yılın önemli çıkışlarından birini yakaladığı Elvis, yılın biyografisi. Pandemi döneminde Avustralya'daki çekimlerinin durdurulması ve Tom Hanks'in koronavirüse yakalanması gibi haberlerle henüz yapım aşamasında gündeme gelen film, tüm Baz Luhrmann filmleri gibi müzik kullanımı ve görsel tasarımdaki başarısıyla öne çıkıyor.
F
Farrell, Colin: 2022'nin en çalışkan oyuncusu kimdir diye sorarsanız, yanıtı belli. The Banshees of Inisherin'inde en yakın arkadaşının sebepsiz küskünlüğünün şaşkınlığını yaşayan bir ada köylüsü, After Yang'de yapay zeka aile üyelerinin arızalanması sonucu hafıza ve anıların derinliklerine dalan bir baba, The Batman'in Gotham yeraltı dünyasının mihenk taşı bir "penguen", Thirteen Lives'ın Tayland'daki mağarada mahsur kalan genç sporcuları kurtarmaya çalışan bir dalgıç... Bir şey net; Farrell, Oscar'a koşuyor.
G
"Gamsız Hayat": İzleyen herkesin içini acıtan, film sırasında değil belki ama tıpkı yavaş yavaş netleşen bir vesikalık fotoğraf gibi üzerine düşündükçe göz yaşlarını harekete geçiren, yılın muhteşem ilk filmlerinden biri Charlotte Wells imzalı Aftersun. 2000'lerin başında bir baba-kız Fethiye'deki bir tatil köyünde, yemek masasında. Fonda Candan Erçetin söylüyor: Gamsız hayat herkese başka sorar / Geçmiş hesaplarını / Gamsız hayat herkesi başka yorar / Görmez gözünün yaşını
H
Hawthorne: The Menu'nün yıldız şefi, özel bir adadaki Hawthorne adlı seçkin restoranında, her bir malzemesi özenle seçilmiş yemeklerden oluşan menüsü aracılığıyla her biri özenle seçilmiş konuklarına dehşet saçtı.
I
Inisherin: Martin McDonagh'ın yıllar sonra In Bruges'de birlikte çalıştığı Colin Farrell ve Brendan Gleeson'la yeniden buluştuğu The Banshees of Inisherin'in İrlanda'daki bu kurgusal adası, biri diğerine sebepsiz yere ve ansızın küsen iki adamın hikâyesine fon oluşturdu.
İ
J
Jordan Peele: Get Out ve Us ile tanınan yönetmen ve senarist Jordan Peele, üçüncü filmi Nope ile bu kez kayıt altına alma saplantısını ve ifşa etme merakını dünya dışı bir varlığın saldığı korku ve dehşetle birleştirdi. Öte yandan Peele, senaristliğini ve yapımcılığını da üstlendiği animasyon Wendell & Wild'da da dünya dışı varlıklarla haşır neşir oldu ve daimi ortağı (Keegan-Michael) Key ile 13 yaşındaki bir kız çocuğunun kişisel şeytanlarını seslendirdi.
K
Konuşan Kadınlar: Henüz izleyemediğimiz iki uyarlama, 'konuşan kadınların' hikâyelerini anlattı. Miriam Toews'in romanından uyarlanan ve Sarah Polley'nin yönettiği Woman Talking, 2010'larda izole bir yaşam süren bir tarikatın kadınlarının; New York Times araştırmasından uyarlanan ve Maria Schrader'in yönettiği She Said ise Hollywood'daki cinsel istismar vakalarını ortaya çıkaran gazetecilerin sesi oldu.
L
Leo: Avrupa'nın iki ayrı ülkesinden çıkan iki bağımsız yapım, Leo adlı karakterleriyle bambaşka duyguları harekete geçirdi. Lukas Dhont'un Belçika'yı Oscar yarışında temsil eden filmi Close'un on üç yaşındaki Leo'su okula başladıktan sonra uzaklaşmaya başladığı yakın arkadaşının yaşamına ettiği etkinin pişmanlığını yaşadı. Good Luck to You, Leo Grande'nin yirmilerindeki Leo'su ise orta yaşlı bir kadının cinsel yaşamını harekete geçirdi.
M
Maverick: 1980'lerin hit filmlerinden Top Gun, bir devam filmiyle geri döndü, tabii ki formundan düşmeyen başrol oyuncusu Tom Cruise'la. Top Gun: Maverick, yetenekli fakat disiplinsiz pilot Pete "Maverick" Mitchell'i bir eğitmen olarak akademiye geri getirdi; görsel efektleri ve ses tasasrımıyla büyüleyen bir kahramanlık hikâyesi izlettirdi.
N
Nostalji: Bu yıl üç büyük yönetmen sinemanın nostaljisini, görkemli prodüksiyonlar ya da kişisel hikâyelerle yaşattı. Damien Chazelle'in Babylon'u Hollywood'un erken dönemini, Sam Mendes'in Empire of Light'ı 80'lerin İngiltere'sinde bir sinema salonunu, Steven Spielberg'ün The Fabelmans'ı ise kendi çocukluğundan esinlenen bir aile hikâyesini konu olarak seçti.
O
Obruk: 2022'de Türkiye sineması, toplumsal ve ekonomik çöküşün güçlü bir imgesi ve simgesi denebilecek obruklar etrafında şekillendi. Emin Alper'in Kurak Günler'i de Özcan Alper'in Karanlık Gece'si de şehirden taşraya göçen devlet görevlilerini ana karakter seçti. Toplumsal linç ve yozlaşmışlıkları merkezine alan hikâyeleriyle bu filmler, yeryüzündeki obrukları bazen bir umut ışığı bazen bir umutsuzluk kuyusu olarak kullandı.
Ö
Öncel, Nazan: Yılın öne çıkan yerli filmlerinden biri bir Nazan Öncel şarkısıyla gönlümüze kazındı: Bunu bir ben bilirim bir Allah. İki lise arkadaşını yıllar sonra bir rakı masasında buluşturan, Ali Kemal Güven imzalı Çilingir Sofrası, günümüz Türkiye sinemasında kuir temsiliyeti konusunda iz bırakanlardan oldu.
P
Pinokyo: Bir değil, iki Pinokyo birden! Üstelik bambaşka iki türden. Bir yanda Disney'in yeniden çevrimlerinden en tazesi Robert Zemeckis'in Pinocchio'su, diğer yanda ise stop-motion bir müzikal olarak yorumlanmasına rağmen faşizmin karanlığını yansıtmayı başaran Guillermo del Toro's Pinocchio. Tarafını seçmek zorunda değilsin ama birini beğeniyorsan diğerinin alıcısı olmayabilirsin.
Q
Queer Rom-com: Kuir ilişkiler sonunda anaakım Hollywood filmlerinde de yer edinmeye, geniş izleyici kitleleriyle buluşmaya başladı. Kuir romantik komedilerin bu yılki iki temsilcisi, Jane Austen'ın Gurur ve Önyargı romanının modern bir uyarlaması olan Fire Island ve oyuncu kadrosunun büyük bir kısmı açık LGBTİ+ bireylerden oluşan Bros idi.
R
Riddler: Çizgi roman dünyasının popüler karakterlerinden Batman, The Batman filminde Robert Pattinson'ın vücudunda yeniden hayat buldu. Matt Reeves imzalı filmde 'Karanlık Şövalye'nin düşmanları Paul Dano'nun canlandırdığı Riddler ve Colin Farrell'ın canlandırdığı Penguin oldu.
S
Styles, Harry: Kuşkusuz ki yılın magazin ve sinemayı en çok kesiştiren anları Venedik Film Festivali'nde, Don't Worry Darling filminin etrafında yaşandı. Müzik cephesinde yılın öne çıkan albümlerinden birine imza atan Harry Styles'ın sinemadaki etkisiyse ne yazık ki magazin ve müzikteki etkisi kadar büyük olamadı. Don't Worry Darling ve My Policeman, Styles'ı şarkıcı olarak ciddiye almamızın yeterli olacağının iki kanıtıydı.
Ş
Şeftali: İç çatışmalarına rağmen dış çatışmalara karşı kenetlenen, üç neslin bir arada yaşadığı huzurlu bir aile hikâyesi bu yıl Berlin Film Festivali'nde Carla Simón'a Altın Ayı ödülünü kazandırdı. Alcarràs'ın güneş panelleri inşa etmek için gözden çıkarılmış şeftali bahçeleri, yılın hatırda kalanlarından.
T
Tekerrür: Tarih tekerrürden ibarettir. All Quiet on the Western Front ve Death on the Nile ve Firestarter romanları yine sinemaya uyarlandı, Cheaper by the Dozen ve Texas Chainsaw Massacre yeniden çevrildi, The Batman ve Scream ile bazı hikâyeler yeniden anlatılmaya başlandı. James Cameron'ın Avatar: The Way of Water'ıyla insanların yeniden işgal ettiği Pandora'ya geri döndük. Öte yandan, Türkiye'yi Oscar yarışında temsil eden Tayfun Pirselimoğlu filmi adını tam da tekrarı simgeleyen o Osmanlıca sözcükten aldı: bir şeyden vazgeçtikten sonra tekrar ona, o işe yönelmek anlamındaki Kerr'den.
U
Ukrayna: Rusya ve Ukrayna arasındaki savaş, politikanın gündemine otururken, Ukrayna'ya olan uluslararası destek Eurovision'la müzik tarafındaki karşılığını buldu. Maryna Er Gorbach imzalı Klondike da sinemada, Berlin ve İstanbul festivallerinde adından söz ettirdi. Film, Ukrayna-Rusya sınırında yaşayan ve köyü ayrılıkçı gruplar tarafından kuşatılmış olmasına rağmen evini terk etmeyi reddeden hamile bir kadınının trajik gününü anlattı.
Ü
Üçgen: Altın Palmiye ödüllü Ruben Östlund filmi Triangle of Sadness, adını modellerin yüz ifadesindeki nüanslı bir bakışın tam koordinatlarından aldı: Hüzün üçgeni. Öte yandan Claire Denis'nin Both Sides of the Blade ve Michael Grandage'ın My Policeman filmleri de farklı üçgenleri, aşk üçgenlerini konu aldı.
V
Vicky Krieps: Avrupa Film Akademisi tarafından dağıtılan ödüllerde de tescillendiği üzere, Avrupa sinemasında bu yılın öne çıkan oyuncusu Vicky Krieps oldu. Corsage'da bir süs objesine dönüşmüş olmanın buhranıyla mücadele eden bir imparatoriçeyi, More Than Ever'da zorlu bir hastalıkla mücadele ederken kendi kararlarını vermeyi seçen bir kadını canlandırdı.
W
Wakanda: Chadwick Boseman'ın zamansız ölümünün ardından, Black Panther'in memleketi Wakanda öksüz kalmadı. MARVEL Sinema Evreni, kadın savaşçılardan kurulu ordusuyla 'Yaşasın Wakanda!' dedi ve Black Panther: Wakanda Forever'da en az ilki kadar göz kamaştıran yeni bir hikâye anlattı.
X
X: Netflix'in yeni dizisi Wednesday vesilesiyle yaptığımız birkaç dakikalık röportajda Jenna Ortega, "slasher'lar geri dönüyor" demişti. Zaten kendisinin de rol aldığı slasher alttürünün öğelerini A24 filmlerinin estetiğiyle birleştiren X de yılın öne çıkan korku filmlerinden biri oldu. Yılın ilk aylarında izlediğimiz filmi, Mia Goth'u bir kez daha başrole yerleştiren prequel Pearl izledi.
Y
Yamyam: Hayır, konunun Armie Hammer'la ilgisi yok fakat eski rol arkadaşı Timothée Chalamet'yle oldukça ilgili. Luca Guadagnino'nun insan etine olan açlıkları nedeniyle saf aşklarının sürdürülebilirliğini sorgulayan, toplumun dışına itilmiş iki genç aşığı merkeze aldığı Bones and All bir yana, Hulu yapımı korku filmi Fresh de bu yıl bir yamyamlık hikâyesi anlattı.
Z
Zeller, Florian: Florian Zeller'ın tiyatro sahnelerindeki başarısının ardından kendi yönetmenliğiyle sinemaya taşıdığı üçlemesinin ikinci filmi The Son henüz Türkiye'de izleyemediklerimizden. Prömiyeri Venedik Film Festivali'nde gerçekleşen film sahnelerden aşina olduğumuz konusuyla merak uyandırdı. Hugh Jackman, Anthony Hopkins, Laura Dern ve Vannessa Kirby'nin de yer aldığı oyuncu kadrosuyla göz kamaştırdı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
2022'nin öne çıkanları serisinin üçüncü sayısında; A'dan Z'ye 2022 sineması, Everything Everywhere All at Once üzerine bir sohbet, yolunu gözlediğimiz filmler ve Duende'nin seçimiyle yılın öne çıkanları.
23 Ara 2022

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.




