Aile buluşmasına hoş geldin


Büyülenmeye hazırız: 34 Calling kapsamında Hooverphonic with Orchestra ve Mark Eliyahu Friends konserleri İstanbul’un efsanevi 1993 yılı konserlerini deneyimleyebilen şanslılardan mıydın bilmiyoruz ama o döneme denk gelememişsen de o günleri yad edenlerden dinlemiş; üstüne, “ vay be ne günlermiş ” diye sen de bizim gibi içinden geçirmişsindir sevgili Duende okuru. İlerleyen senelerde de Madonna, Roger Waters, Prodigy, Red Hot Chilli Peppers ve daha nicesinin geçtiği bu şehirde şimdi 34 Calling ile yeni heyecanların sesi duyulmaya başladı. İstanbul özlediğimiz ruhuna kavuşuyor, seni de bu heyecana katılmaya çağırıyor. Nedir? İstanbul’u, uluslararası turnelerin rotasına dâhil etme hevesiyle yola çıkan 34 Calling konser serisi, Türkiye’den ve dünyadan pek çok değerli sanatçıyı ağırlayan Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosu’nda Hooverphonic with Orchestra ile 11 Haziran’da başlıyor . Ardından hiç hız kesmeden 13 Haziran’da yine Harbiye’de , Mark Eliyahu’ya sahnede sürpriz isimlerin eşlik edeceği Mark Eliyahu Friends konseriyle heyecanımızı körüklemeye devam ediyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Kültür AŞ’nin organizasyonuyla gerçekleşecek konser serisinin sezon boyunca farklı sanatçıların performanslarıyla devam edeceğinin müjdesini de seninle paylaşmaktan mutluluk duyarız. Şehri çağıran 34 Calling konserlerinde kimleri göreceğimizi takipte kalmak için burayı ziyaret edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: Red Hot Chili Peppers, Unlimited Love
Süre: 73 dakika
Plak şirketi: Warner Music
Kartonet: 2022’nin albüm ikliminde uzun soluklu sessizliklerin bozulduğu durumlar hâkim. 2016’da çıkardığı The Getaway sonrasında Red Hot Chili Peppers tarafında işler uzun süre sessiz kaldı. John Frusciante sonrası devasa bir beklentiyi karşılaması beklenmesine rağmen başarılı bir iş çıkardığını düşündüğüm Josh Klinghoffer’la 2019 sonunda yollarını ayıran RHCP’de yıllardır beklenen buluşma gerçekleşti. John Frusciante, 2019 sonlanmadan RHCP’ye geri döndükten sonra açıklanan konserler, dörtlünün müzikal açlığının kanıtı oldu. Bu konserler malum sebeple gerçekleşemese de grup elemanlarının üretimden geri durmadı.
Efsanevi prodüktör Rick Rubin’in kontrole geçtiği kayıt aşaması, Malibu’da bulunan Shangri-La stüdyosunda tamamlandı. Frusciante’nin dönüşünden sonra stüdyoda geçen ilk günle ilgili Rick Rubin’in “John’u da aralarında gördükten sonra çok etkilendim. Bunca zaman beraber harika müziklere imza atmış insanları bir arada eğlenirken ve yaratırken görmek beni duygusal bir yerden yakaladı. Sonrasında da ağladım,” sözlerinden buluşmanın önemini anlamak mümkün.
Blood, Sugar, Sex, Magik’ten tutun By the Way’e, birçok müzikseverin hayatına dokunan bir dörtlüydüler. Unlimited Love’da da bildiklerini uygulamayı denediler ve istedikleri çizgiye yaklaştılar.

Red Hot Chili Peppers, Unlimited Love
Neden dinleyelim? Anthony Kiedis, Flea, Chad Smith ve John Frusciante’nin oluşturduğu bir albümü dinlememek için gruba karşı ön yargıdan da fazlasına ihtiyacı var bir dinleyicinin. Şubat başında çıkan ilk tekli Black Summer’ı birkaç sefer dinledikten sonra hem ritme hem de nakarata eşlik etmemek imkânsız hâle geldi. Üstüne Frusciante’nin alametifarikası gitar solosu şarkıya güç kattı.
Kuşkusuz, Black Summer, bu albümün hiti. Bu cümleyi yazana kadar bu etiketin iddialı olduğunu düşündüm. Ancak albümü tekrar tekrar dinledikten sonra Black Summer kadar hem eski hayranları hem de yeni dinleyicileri bir potada buluşturan bir şarkı olmadığına karar verdim.
Pek çok RHCP albümünde olduğu gibi, grup, yine her şarkıda farklı bir konuyu elmış. Bir akış bütünlüğü yok ama gruba alışınca aslında bu, bir bütünlüğe tekabül etmiş. Hemen söyleyeyim: It’s Only Natural ve Let ‘em Cry, bu albümün müzikal tatmin bakımından zirveleri. Flea’nın basları, grubun müziğinin iskeleti. Bu iki şarkıda da şaşırtıcı bir şekilde öne çıkmadan şarkılarla bütünleşip akılda kalmayı başarmış. Böyle olunca da dinleyicisini alıp farklı diyarlara göndermesi zor olmamış. Bir de Chad Smith’in enerjik olduğu kadar groovy davullarını da unutmamak lazım.
Olumlu yanları fazlasıyla dikkat çekse de Unlimited Love, RHCP diskografisinde ortalama bir noktada konumlanmış durumda. Bazı şarkılar — isim vermek istemiyorum — sanki albümün süresini tamamlamak için eklenmiş ve uzatılmış gibi. Akılda kalıcılıktan uzak olmakla birlikte birkaç sene sonraya bile varlığını taşıyamacak kalite ve derinlikte. Yine de RHCP’nin yeni albüm çıkardığı bir döneme şahitlik etmek fazlasıyla tatmin edici. Umarım bir gün tekrar buralarda canlı izleyebiliriz.
Benzer işler: Foo Fighters, In Your Honor & The Smashing Pumpkins, Siamese Dream.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
"İKSV kimi kapsıyor?" sorusuna cevap arıyoruz; Aşk, Mark ve Ölüm belgeseli; Red Hot Chili Peppers'tan Unlimited Love.
15 Nis 2022

YAZARLAR

Ant Arın Şermet
1998'de İstanbul'da doğdu. 2017'den beri spor, müzik ve sinema alanında yazıp konuşuyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Brat summer”ın dans pistindeki isyanının üzerinden iki yıl geçti. 2026 yazında Z kuşağının pop yıldızları bu kez ayrılıkları, ölümü, kaygıyı ve dünyanın sonunu anlatıyor. Olivia Rodrigo’dan Phoebe Bridgers’a, Gracie Abrams’tan Charli xcx’e uzanan “sad girl summer”, yalnızca pop müziğin yeni trendi değil, savaşlar, iklim krizi ve gelecek kaygısıyla büyüyen bir kuşağın da ruh hâli.

Sema Kaygusuz’un "Saf Canavar"ı uzak bir geleceğin distopyasını değil, bugünün büyütülmüş ve ürkütücü ölçüde tanıdık bir suretini anlatıyor. İnsan olmanın sınırlarından hafızaya, rüyalardan yapay zekaya, insanmerkezciliğin kibrinden edebiyatın iyileştirici gücüne uzanan sohbetimizde Kaygusuz’la, kendi ifadesiyle “şimdinin kabusu, geleceğin enkazı” üzerine konuştuk.

Aşırı zenginlikten aşırı yoksulluğa, açgözlülükten fanatizme, mükemmeliyetçilikten bitmek bilmeyen arzularımıza... Psikanalist ve yazar Adam Phillips, "Aşırılık Üzerine Beş Kısa Sohbet"te çağımızı kuşatan aşırılıkların izini sürüyor. Belki de mesele çok fazla istememiz değil: “Kendimiz için çok fazlayız; açlıklarımızda ve arzularımızda, kederlerimizde ve bağlılıklarımızda, sevgilerimizde ve nefretlerimizde fazlayız.”

Şiddet, yok sayılma, erken yaşta evlilikler, engellenen kariyerler ve erken ölümler... Arabeskin kadınları, onları sürekli geride bırakmaya çalışan bir sistem içinde kendi kulvarlarını açtı, popüler kültürün damarlarına sızdı. Cansever’den Bergen’e, Dilber Ay’dan Esengül’e uzanan bu hikayeler, arabeskin acısını yalnızca şarkılarıyla değil, hayatlarıyla da sırtlanan; ölümleriyle dahi bu dünyanın onlara reva gördüğü vedanın tatsızlığını görünür kılan kadınları anlatıyor.

Yapay zekanın bizim yerimizi almasından korkuyoruz ama belki de asıl sorun insanın çoktan bir makineye dönüşmesindedir. Verimlilik, hız ve üretim insanın değerinin ölçüsüyse bu yarışı elbette makine kazanacak. Peki insanın değeri ne kadar ürettiğinde değil de sevmekte, düşünmekte, yaratmakta, ilişki kurmakta ve bütün bunları yaparken dönüşebilmekteyse? Yapay zekanın dünyayı ele geçirmesinden korkanlar için üç kitaplık bir reçete.




