Albüm incelemesi: MGMT - Loss of Life

Andrew VanWyngarden ve Benjamin Goldwasser’dan oluşan MGMT’nin beşinci stüdyo albümü "Loss of Life" tarihlerinin en olgun çalışması.
Albüm incelemesi: MGMT - Loss of Life

26 Şubat - Paribu - Duende
Paribu ile birlikte

OMM – Odunpazarı Modern Müze’de “Paribu ile Her Çarşamba Öğrencinin Günü” Paribu’nun OMM – Odunpazarı Modern Müze ile iş birliği kapsamında “Paribu ile Her Çarşamba Öğrencinin Günü” . Nedir? UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Odunpazarı’nda konumlanan OMM – Odunpazarı Modern Müze ; süreli sergileri, Türkiye’den ve dünyadan çağdaş sanat eserlerini sanatseverlerle buluşturuyor. Paribu ve OMM iş birliğiyle her çarşamba öğrenciler, müzeyi ücretsiz ziyaret edebilecek. Nasıl? “Paribu ile Her Çarşamba Öğrencinin Günü” uygulaması, Türkiye’de öğrenim gören tüm öğrenciler için geçerli olacak. Öğrenciler kimlik kartlarıyla çarşamba günleri müzeyi ücretsiz ziyaret edebilecek. Paribu 'nun bu iş birliğine özel “Evden okula, okuldan OMM’a” sloganıyla hazırladığı reklam filmi Paribu YouTube kanalında ; OMM – Odunpazarı Modern Müze’nin güncel takvimi ise web sitesinde . Gelecekte: İstanbul dışında yer alan bir kültür sanat kurumuyla, OMM - Odunpazarı Modern Müze’yle, ilk defa iş birliği kuran Paribu, var olan iş birliklerine yenilerini ekleyerek kültür sanat alanındaki desteklerini sürdürmeyi hedefliyor.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

MGMT, pandemide TikTok’ta milyonlarca videoya fon müzik olan Little Dark Age şarkısıyla çok başka bir kitlenin radarına girdi. Geçen hafta da yazdığım gibi Z jenerasyonun ilgisini çektiler. Bu şarkı, grubun ilk popüler çalışması değildi. 2007’de yayınlanan ilk albümleri Oracular Spectacular rekor kıran şarkılara sahipti: Kids, Electric Feel, Time To Pretend... MGMT, ana akıma dahil olmamak için her albümde başka bir türe, başka bir müzikal dile tutundu. Değişmeyen tek şey ise gerek klipleri gerekse şarkı sözleri olsun sanatsal dokunuşlarından ödün vermemeleriydi. 

Andrew VanWyngarden ve Benjamin Goldwasser’dan oluşan MGMT’nin beşinci stüdyo albümü Loss Of Life tarihlerinin en olgun çalışması olma özelliğine sahip.

MGMT’nin bu yeni albümü, vurmalı melodilerle dolu 6. yüzyıldan kalma Galli bir şairin eserini okuyan monoton bir ses ile başlıyor. “Süt neden beyaz?”, “Bira neden acıdır?” gibi sorulara sahip bir intro ile açılıyor uzunçalar ve hemen ardından Mother Nature başlıyor. Bu şarkı, albümün genel nostaljik ruh hâlini yansıtıyor. Hatta grup, parçanın bir kısmının Oasis etkisine sahip olduğunu da açıklıyor. Indie folk bir yanı da olan eser, baskın gitarlarla son buluyor.

Christine And The Queens ile düet yaptıkları Dancing In Babylon, Kiki Dee ile Elton John’un ünlü düeti Don’t Go Breaking My Heart’ı anımsatıyor. Hatta bu şarkı, 80’lerin romantik komedilerinin bitiş jeneriğine mükemmel bir eşlikçi bile olabilir. Şarkının, kusursuz bir vokal ve müzikal bütünlüğe sahip olduğunu da belirtmem gerek. Grup, Christine ile biraraya gelişini şöyle anlatıyor: “Birkaç yıl önce onunla e-posta yoluyla iletişim kurduk. Bu eser, henüz bir şarkı olmadan önce de pek çok farklı yöne savruldu. En sonunda 80’lerin güçlü bir pop şarkısı hissine sahip olduğunu anladığımızda bir düet yapmamız gerektiğini düşündük. Christine hayranı olduğumuzdan hemen onunla yeniden görüştük. Onunla çalışmak harikaydı. Sesi olağanüstü.”

Aynı şekilde People In The Streets de 80’lerden günümüze gelmiş bir Amerikan romantik pop bir şarkısı edasında. Melankolik yapıdaki şarkı sözlerinde bir anlam arayışını işitiyoruz. MGMT için yetişkinliği temsil eden şarkılardan biri de Bubblegum Dog. Glam rock tavrını barındıran şarkıda John Lennon ve Yoko Ono’nun oğlu Sean Lennon klavyelerde gruba eşlik ediyor. Şarkının klibinde ise bir zamanlar MTV’de hit olan 90’lar gruplarına selam çakan komik anlar var. Her ne kadar ikiliden Goldwasser, 90’larda klip çok izlemediğini ve bu benzetmeleri çekimler sırasında öğrendiğini söylese de...

Klipte Milo Venüsü’ne yapılan yolculuk 

Bence albümün en dikkat çekici ve en iyisi Nothing To Declare... Bu şarkı bir önceki albümlerinden izler taşıyor. VanWyngarden vokali, girişteki akustik gitarla başlarken hüzün ile umudu harmanlıyor. Sözler, büyürken değişmek ve biraz da kaybolmakla ilgili. En sonunda da tüm olanları kabullenmekle alakalı. Şarkının klibi ise son dönemde izlediğim en duygusal ve en iyi kliplerden biri. Joey Frank’in yönettiği bu dokunaklı kısa bir indie filmi andıran klipte Inga Petry rol alıyor. Petry, klipte ABD’den yola çıkıp Paris sokaklarına varıyor. Yolculuğunu da yıllarca kendiyle yakın bulduğu Louvre’daki ikonik Milo Venüsü heykelinde tamamlıyor. Frank, Petry’i TikTok aracılığıyla keşfettiğini, klipte onun deneyimlerini samimi bir şekilde paylaşmak ve engellere dikkat çekmek istediğini söylüyor. Yönetmen ayrıca insanın hayatta yön bulma deneyimini vurguladığını da belirtiyor. Inga Petry ise şarkının güzellik ve melankoliyi yan yana getirdiğinin altını çiziyor. Milo Venüsü’nün de kendi hayatı için uygun bir metafor hâline geldiğinden bahsediyor. Bu arada Petry’e klip çekimlerinden kısa bir süre önce üçüncü aşama meme kanseri teşhisi konuluyor ve hislerini şöyle anlatıyor: 

“Bireysel olarak şarkının ve filmin benim için farklı bir yankısı vardı. İlk çekimler sırasında bana 3. evre meme kanseri teşhisi konmuştu. Bu durum filme dair kişisel algımı değiştirdi. Bu çekimi bireysel bir deneyim hâline getirmye karar verdik. O an benim için bu şarkı, artık kişinin durumunu açıklamaması gerektiği anlamına gelmiyordu, daha ziyade yaşam alışkanlıklarına dair gerçek bir ifadeydi.” 

Klibi mutlaka izleminizi öneririm.

Ağlayarak okuduğu kapanış şarkısı

Albümdeki Nothing Changes de giriş bölümü olarak The Cure esintilerini hissettiriyor. Davullar ve korolar bu şarkıda çok baskın. Phradie’s Song ise aşkla ilgili yürek parçalayıcı sözlere sahip. Albümle aynı adı taşıyan Loss of Life ise ürkütücü ve yoğun elektronik sesli bir final şarkısı. Uzunçaların umut dolu tonunun ardındaki gizemi çözüyor gibi... VanWyngarden, stüdyoda bu şarkıyı okurken gözyaşlarına boğulduğundan bahsediyor. Trompet sesleri ve synth'lerle bir atari müziği işitmemizi de sağlıyorlar. Bununla da puslu karanlığı aydınlatmaya çalışıyorlar:

When thе world is born and life is ending

Then you lеarn to love your loss of life

When the morning comes and life is over

Anyone can love, anyone can love” 

DNA’larına işleyen muzip sözler

Loss Of Life’ın prodüksiyonunu MGMT ile Patrick Wimberly üstleniyor. Ayrıca elektronik altyapısı ise David Fridmann ile çalışıyor olmalarından kaynaklanıyor. Danger Mouse ve Wilco gitaristi Nels Cline ve Oneohtrix Point Never, Mother Nature şarkısında gruba eşlik ediyor. MGMT ise bu albümün ruhunu şöyle anlatıyor:

 “Kapsamlı bir kayıt. Bunu kayıttan hissettik. Şarkıların başlangıcı genellikle piyano veya akustik gitarla oluyordu. Dolayısıyla bu aynı zamanda duygusal açıdan daha doğrudan ve ham bir şey yapma isteğimizle de uyumluydu.” 


Albümün kapak resmi, John Baldessari’nin 2006'da yaptığı bir sanat eserine ait. Ayrıca grup, bu albüm için konser vermeyeceklerini de açıkladılar. Bir süre hayranların bu albümü sadece evlerinde dinleyeceğini ve canlı duyamayacaklarını da belirttiler. 

10 şarkıdan oluşan Loss Of Life’ta karanlığın ortasında anlam arayışındalar. Ama tüm bu varoluşsal krizin yanında her albümlerinde yer alan ve DNA’larına işleyen muzip şarkı sözlerini de eksik etmiyorlar. MGMT, popülerden uzak kalmaya çalıştıkça çok daha sanatsal işler yapmaya devam ediyor, tıpkı bu albüm gibi…

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🌎 Dünyayı değiştiren şarkı, Yaşamın yitirilişi

Bugün Odak kanalında The Greatest Night in Pop'un hikayesi, Haftanın Albümü'nde ise Loss of Life var.

26 Şub 2024

Paribu ile birlikte
Netflix

YAZARLAR

Eda Solmaz

Müzik yazarı

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm

Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

Eda Solmaz

·

03 Ağu 2026

Amerika’da bir Türk underdog: Aykut Özen ve grubu Ölüm
DuendeDuende

HİKAYE

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

Bahar Çuhadar

·

03 Ağu 2026

Bir kentin tiyatronun ta kendisine dönüşümü: Bergama, neden tiyatrosun sen?
DuendeDuende

HİKAYE

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Tuba Büdüş

·

31 Tem 2026

İşe Yarar Bir Hayalet: Unutturuldu sanılan hafıza nasıl geri döner?
DuendeDuende

HİKAYE

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

Emre Eminoğlu

·

31 Tem 2026

Bir büyüme hikayesi: Spider-Man nasıl farklı hisseden herkesin kahramanı oldu?
DuendeDuende

HİKAYE

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.

Soner Can

·

31 Tem 2026

İnsan ruhunun karanlık sularında: John Boyne'un 'Elementler' serisi üzerine