Albüm incelemesi: The Libertines - All Quiet on the Eastern Esplanade

The Libertines bu hafta, dokuz yıl aradan sonra yayınladıkları dördüncü stüdyo albümleri "All Quiet On The Eastern Esplanade" ile tekrar karşımıza çıktı. Indie rock'ın altın yıllarını anmak isteyenleri böyle alalım.
Albüm incelemesi: The Libertines - All Quiet on the Eastern Esplanade

2 Nisan - İBB Kültür AŞ - İstanbul
İBB Kültür AŞ ile birlikte

Gençlere Alan Açık: Medya Sanatı Yarışması’nda şimdi oylama zamanı İBB Kültür AŞ ’nin genç yeteneklerin hayalini kurdukları ve kendilerini özgür hissettikleri bir ortamda hünerlerini göstermelerini ve hikâyelerini sanat pratikleriyle anlatmalarını teşvik etmek amacıyla bu yıl ikincisini düzenlediği Gençlere Alan Açık: Medya Sanatı Yarışması ’nda şimdi sıra halk oylamasında! Neden? Türkiye’nin dört bir yanından medya sanatı alanında üretim yapan genç sanatçılardan başvuru alan yarışmada finalist 22 eser belli oldu. Bizlerin oylamasına sunulmak üzere seçici kurul tarafından seçilen eserleri 3 Mayıs’a kadar Taksim Sanat ’ta ziyaret edebilir ve favori ismini Radar İstanbul üzerinden seçebilirsin. Peki ya sonra? Halk oylamasında en fazla oy alan eserin sahibi, 25.000 TL'lik Halk Ödülü 'nü kazanacak. Sergi sonrasında ise seçici kurul tarafından belirlenecek yarışmanın birincisi 75.000 TL, ikincisi 50.000 TL, üçüncüsü 25.000 TL ödülün sahibi olacak. Gençlere Alan Açık: Medya Sanatı Yarışması’nda favori eserini seçmek için Radar İstanbul mobil uygulamasını ücretsiz olarak indirip halk oylamasına katılabilirsin.

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Albüm: All Quiet on the Eastern Esplanade
Süre: 39 dakika
Plak şirketi: EMI
Yayın tarihi: 5 Nisan 2024

Londra çıkışlı The Libertines, 2000’lerin başında yıldızı iyiden iyiye parlayan indie rock sahnesinin çok konuşulan gruplarından biriydi. Vokal Pete Doherty’nin madde bağımlılığı ve Kate Moss, Amy Winehouse gibi dönemin en popüler isimleriyle yaşadığı skandallarla dolu ilişkiler grubun İngiliz magazin basınının da radarına girmesine ve sert eleştirilere maruz kalmasına neden olmuştu.

Doherty ve grubun diğer kurucu üyesi Carl Barât’ın sonu gelmeyen ego savaşları nedeniyle The Libertines, birçok kez dağıldı ve tekrar birleşti. Tüm bu gürültü patırtıya rağmen grup, ardında bir neslin gençliğine damga vuran ve yirmi yıl sonra hala dinlenen indie marşları bırakmayı başardı.

Grubun son kez dağılmasından kısa bir süre sonra Pete Doherty, kabuğuna çekildi ve solo çalışmalarına odaklandı. Uyuşturucu tedavisi gördü ve ailesi ile Fransa’da sakin bir hayat yaşamaya başladı. 2015’te yeniden bir araya gelen The Libertines Anthems For Doomed Youth’u yayınladı ve uzun zaman sonra yeniden müzik festivallerinde sahne almaya başladı. Bu kez karşımızda çok daha olgun, uyuşturucudan uzak durayım derken kendini yemeğe verdiğinden oldukça kilo almış ve diyabet olduğunu her röportajında vurgulayan bir Pete Doherty duruyordu. Fakat sahnedeki enerjisinden hiçbir şey eksilmemişti.

The Libertines bu hafta, dokuz yıl aradan sonra yayınladıkları dördüncü stüdyo albümleri All Quiet On The Eastern Esplanade ile tekrar karşımıza çıktı. Albüm, grubun olgunluk dönemini dinleyicisine sadece sözlerle değil müzikal olarak da hissettiriyor. Pete Doherty’nin hayata müzikle bağlandığına şahit oluyoruz. Doherty “Grup olarak uzun zaman sonra bir araya geldik. Albümün kayıt süreci tüm üyelerin katkıda bulunduğu nadir bir barış ve birlik ruhunu yansıtıyor. Bu sefer dördümüz de aynı yerde ve aynı tempodayız. Uzun zaman sonra gerçekten birbirimize bağlandığımızı hissediyorum” diyor.

Alkolsüz stüdyo deneyimi

11 şarkıdan oluşan All Quiet On The Eastern Esplanade, oldukça hareketli, The Libertines'in eski parçalarını anımsatan Run Run Run ile açılıyor. Grup, bu şarkıyı şöyle anlatıyor: “Bu parçada bir Bukowski havası var... Kasvetli hayatınızdan uzaklaşmaya çalışmakla ilgili. Zaten geçmişimizi yeniden yaşamaya çalışmak bizim de hiç istemediğimiz bir şey.” Run Run Run, dinleyiciyi grup üyelerinin yeteneklerinden hiçbir şey kaybetmediklerine ikna eden ve gitarlar etrafında şekillenen tam bir konser şarkısı.

Albüm kayıtları sırasında grup üyelerinin içki içmeleri kesinlikle yasaklanmış. Böylelikle daha samimi ve ayık bir sound ortaya çıkması amaçlanmış. Örneğin Mustang’in sonunda duyulan kahkaha seslerini stüdyoda yaşadıkları neşeyi dinleyiciyle paylaşmak adına ana kayıtta tutmuşlar.

Davul solosu ile başlayan I Have Friends'in gitarları oldukça sert.Uzun zamandır sesi soluğu çıkmayan indie rock sahnesini ayağa kaldırmak istemiş gibiler…


Mülteci krizine ironik göndermeler

Albümün temposu, favori şarkım Merry Old England ile düşüyor. Piyanonun başrolde olduğu parçanın melankolik bir havası var. Brexit sonrası göçü konu alan, korolar ve yaylı çalgıların işitildiği bu eser, grubun şarkı yazımında önemli bir değişime gittiğini de gösteriyor. Britanya’nın toplumsal ve siyasi kargaşasıyla yüzleşen grup, hükümetin mülteciler konusundaki iki yüzlü tavrına ironik göndermeler yapıyor. Fırsatlar ülkesi olarak görülen Britanya’nın zulümden kaçanlar için bu vaatleri gerçekten yerine getirip getirmediğini sorguluyor. Şarkı, “My, my, my, my congrats on staying alive/ Hope they don’t catch you tonight” gibi çarpıcı sözlere sahip.

Man With The Melody ise bir diğer hüzünlü şarkı. Doherty’nin vokali Blur solisti Damon Albarn’ı andırıyor. Night of the Hunter, melodisiyle bir western filminin soundtrack’i olmaya aday. Sakin tonda ilerleyen şarkı, grubun geçmişte kalan sert günlerine uzaktan baktığı hissini dinleyicisine veriyor.

Baron’s Claw da albümün balatlarından. Akustik gitar ve üflemelilerin eşlik ettiği şarkı, Latin ezgilerine sahip. Doherty, Peter Cushing’in Baron Frankenstein karakterine gönderme yapıyor.

Albüm yayınlanmadan önce single olarak piyasaya sürülen Shiver’da Barât ve Doherty’nin vokal uyumu kusursuz. İhtiyar delikanlılar, 20 yıldan uzun süredir kaostan beslenen dostluklarını kutluyor adeta. Uzunçalar, hayli duygusal bir parça olan Songs They Never Play ile kapanıyor. Bu eserde Doherty’nin üyesi olduğu Babyshambles’ın 2005’teki hiti Fuck Forever’da yer alan “They’ll never played this on the radio/ Oh they’ll never play this on the radio” sözlerine gönderme yapıyorlar. Bu şarkı Doherty’i ağlatmış: “Arabayla gidiyorduk ve o anda bu şarkı çalmaya başladı. Bu şarkıyı dinlerken aklıma Londra ile ilgili sayısız anı geliyor ve gözlerim dolu dolu oluyor.” Şarkının sonunda ise stüdyoda eğlendikleri anları duyuyoruz. Bunca zaman sonra müzik ile kendini yeniden inşa etmeyi başaran grubun, bir sonu kutlamasına şahit oluyoruz.

Gözleriniz kapalıyken dinlenecek şarkılar

All Quiet On The Eastern Esplanade’ın ismi Erich Maria Remarque’ın savaş karşıtı romanı Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok’a göndermede bulunuyor. The Libertines’in yaşam sevincine biraz melankoli ve bolca gitarla ortak oluyoruz. Albüm, hâlâ müzik yapabiliyor olmalarının coşkusunu dinleyiciye hissettiren oldukça güçlü bir geri dönüşü de simgeliyor. Albümdeki en iyi şarkıların yavaş tempolular olması da The Libertines gibi gürültüyü seven bir grup için oldukça şaşırtıcı.

Tüm şarkılarda insanı indie rock’ın altın yıllarına geri döndüren bir hava hâkim. Verdikleri röportajlarda grubun DNA’sında şiir, punk ve kaos sevgisinin yer aldığını söyleseler de bu albümde kirli geçmişleriyle yüzleştikleri ve yaşanan her şeye rağmen hayatta kalmış olmalarını kutladıkları aşikâr.

Bu arada Doherty, albümü nasıl dinlememiz gerektiğine dair bir ipucu da veriyor: “Bu albüme olan ilgim diğer kayıtlardan çok daha fazla. Bu 11 şarkı sanki benimle ilerliyormuş gibi hissediyorum ve bu kez her şeyi berbat etmek istemiyorum. Albümü de tercihen sırt üstü, gözleriniz kapalı dinlemelisiniz. Özellikle kapanış şarkısında bunu kesinlikle deneyin.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🥁Değişen şarkı sözleri, indie rock yeniden

The Libertines dördüncü stüdyo albümü ile sahalara geri döndü. Son 50 yılda şarkı sözleri de değişen dünyaya ayak uydurdu. Şarkılar artık daha net, daha yalın ve daha öfkeli.

08 Nis 2024

İBB Kültür AŞ ile birlikte
The Libertines

YAZARLAR

Eda Solmaz

Müzik yazarı

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Altın Koza'nın ardından: Adana'da neler izledik?

33. Adana Altın Koza Film Festivali’ni, ulusal yarışmanın hayal kırıklıkları, Dünya Sineması’nın güçlü filmleri ve sinemanın sınırlarını sorgulatan tartışmalarıyla ele aldık.

Emre Eminoğlu

·

05 Eki 2026

Altın Koza'nın ardından: Adana'da neler izledik?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Gabriele Esposito ile bedenin görsel hafızası üzerine

Çocuk yaşta başladığı dans eğitiminin ardından İtalya’da profesyonel bir dansçı olarak tanınan Gabriele Esposito, zamanla odağını performansın ötesine taşıyarak bedenin bir görüntüyü nasıl şekillendirdiğine yöneldi. Esposito ile bedenin görsel anlatıdaki rolünü, moda ve koreografi arasındaki ilişkiyi ve hareketin yeni teknolojilerle değişen sınırlarını konuştuk.

Bartu Bıçak

·

05 Eki 2026

Gabriele Esposito ile bedenin görsel hafızası üzerine
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Arabesk yeniden: Gençlerin çalma listelerinde neden kara bulutlar geziniyor?

Spotify verileri arabesk müzik dinlenmelerinin 2020’den bu yana yüzde 435 arttığını gösteriyor. Üstelik bu yükselişin merkezinde gençler var ancak yeni kuşağın bir kısmı, dinlediği müziğin arabesk olduğunun farkında bile değil. Türler arasındaki sınırların silindiği, yalnızlık ve gelecek kaygısının arttığı bir dönemde ana akım Türkçe müzik giderek daha karamsar bir tona bürünüyor.

Eda Solmaz

·

05 Eki 2026

Arabesk yeniden: Gençlerin çalma listelerinde neden kara bulutlar geziniyor?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

'Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar': Bir aile arşivinden dünyaya bakmak

“Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar” başlıklı sergi, 212 Photography Istanbul’un 2026 edisyonunda Erbak ailesinin üç kuşağının seyahat tutkusu ve fotoğraflarını biraraya getiriyor. Nuri Z. Erbak (1914), Mehmet H. Erbak (1950) ve Ceylin Erbak Aytekin’in (1988) dünyanın farklı noktalarında çektiği kareler, 1930’ların Mısır ve Japonya’sından Tibet’e, Antarktika’ya uzanıyor. Bu arşivin nasıl oluştuğunu fotoğrafçı, yazar ve Erbak ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Ceylin Erbak Aytekin ile konuştuk.

Elif Bayram

·

02 Eki 2026

'Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar': Bir aile arşivinden dünyaya bakmak
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Ela Lee'den 'Ceyda': Kırılınca görünür olanlar

Ela Lee, kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı Ceyda’da, dışarıdan kusursuz görünen hayatı bir cinsel saldırının ardından parçalanan Türk-Koreli genç avukat Jade’in hikayesini anlatıyor. Rıza, adalet, göçmenlik, aile, başarı baskısı ve suçluluk duygusu etrafında ilerleyen roman, Jade’in başına gelenlerden çok, yaşadıklarının ardından kendisi ve kurduğu hayatla yeniden yüzleşmesine odaklanıyor.

Şeyma Ye

·

02 Eki 2026

Ela Lee'den 'Ceyda': Kırılınca görünür olanlar