
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Bir kitaba sadece adına bakarak, henüz içeriğiyle hiç ilgilenmeden vurulmak bazısına tuhaf gelebilir ama John Berger'in O Ana Adanmış isimli kitabı beni böyle tavlamayı başarmıştı. Üniversite yıllarında bir nevi ders kitabı olarak okuduğumuz Görme Biçimleri ile aşina olduğumuz John Berger’in bu derinlikli dünyasına dair aralanan kapılar elbette yalnızca yukarıda bahsi geçen iki kitap olmadı. Bir süredir spontane bir şekilde gelişip bu noktaya evrilen yazarlar ve eserleri serisinde, anlaşılacağı üzere bu haftaki ismimiz 20. ve hatta 21. yüzyılın en önemli sanat eleştirmenlerinden biri olarak nitelendirebileceğimiz John Berger.

Fotoğraf: Jean Mohr
2 Ocak 2017’de aramızdan ayrılan John Berger, 91 yıllık ömrüne çok sayıda sanat eleştirisi çalışmasının yanında romanlar da sığdırmış bir isim. Çağın en etkili sanat eleştirmenlerinden biri olarak da kabul edilen John Berger, kadrajın içindeki bütünü yorumlarken her seferinde biraz daha ufuk açtı. Bu kadraj kimi zaman bir fotoğraf karesi kimi zaman bir sinema filmiydi. Ancak bizim bu hafta değineceğimiz John Berger’in doğrudan resim sanatı üzerine yazılarının yer aldığı iki derleme çalışması: Portreler ve Manzaralar.
Berger'in gözünden: 2018 yılında yayımlanan Portreler ve 2019 yılında Türkiye’deki okurla buluşan bir diğer çalışması olan Manzaralar, 2017’de hayatını kaybeden John Berger’in bu alanda kaleme aldığı yazılardan oluşan derlemeler olarak karşımıza çıkıyor. John Berger’in tıpkı diğer kitapları gibi bu iki çalışma da Metis Yayınları tarafından yayımlandı. Portreler, Tom Overton’ın yazara dair derlediği yazılardan oluşuyor. İngilizcedeki ilk baskısı 2015 yılında yapılan Portreler, mağara resimlerinden günümüze kadar uzanan 30 bin yıllık bir zaman dilimi içinde resmedilmiş portrelere dair John Berger’in kendine has görme biçimi çerçevesindeki eleştirilerden oluşuyor.
Portreler: Fransa’nın güneyinde bulunan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Chauvet Mağarası’ndaki duvar resimleriyle başlayan anlatı Bellini, Dürer, Michelangelo, Brueghel, Caravaggio, Turner, Géricault, Turner, Cézanne, Degas, Monet, van Gogh, Rothko, Abidin Dino, Jean-Michel Basquiat ve Randa Mdah’a kadar uzanan çok geniş ve farklı türde eserler ortaya koyan sanatçıların portre çalışmalarına odaklanıyor. Kitabın önsözünde kendisinin bir sanat eleştirmeni olarak anılmasından ne denli nefret ettiğini ifade eden John Berger, “Uzun ömrümde bir yazar olarak zaman zaman sanat hakkında yazılar yazmam sanatçılardan aldığım ilham sayesindedir.” sözleriyle esasında durduğu yeri de özetliyor. Kitaptaki her satır kendini bu alanda geliştirmek ve ufkunu genişletmek isteyenler için çok önemli bir kaynak. Hacimli bir çalışma olan kitabın ciltli baskısı da elbette kitaba bir albeni katıyor. Ancak keşke çok sayıda tablonun yer aldığı kitapta görsellerin siyah beyaz kullanımı tercih edilmeseydi.
Manzaralar: Bu seçim, John Berger’in yazıda değineceğimiz bir diğer derleme çalışması olan Manzaralar kitabında da aynı yönde gerçekleşmiş. Yine Tom Overton’ın yayına hazırladığı kitap, Mayıs 2019’da Metis Yayınları tarafından Beril Eyüboğlu, Özlem Dalkıran ve Oğuz Tecimen’in çevirisiyle raflardaki yerini aldı. Resim sanatının yanı sıra genel bir çerçevede kendi sanat anlayışına dair yazılardan oluşan Manzaralar adlı kitapta okur; Ernst Fischer, Roland Barthes, Marquez, Walter Benjamin hakkında yazıların yanı sıra Rönesans sanatı, Sovyet estetiği, kübizm, Victoria dönemi ve Romantik dönem manzaraları gibi farklı konularda John Berger’in kaleminden sayfalara geçenleri okuma fırsatı bulabiliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Bağımsız plak şirketleri, atalarının omuzlarında bir caz piyanisti, 2021 sanat piyasası ve dahası.
08 Oca 2021

YAZARLAR

İhsan Dindar
Kitap yazarı @ Duende

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Saraybosna Film Festivali’nin 32. yılında yarışmanın öne çıkanlarına, Balkan sinemasının yakın geçmişle ilişkisine ve festivalin en iyi filmlerine yakından bakıyoruz.

Olivia Wilde’ın "The Invite"ı, boşanmanın eşiğindeki bir çiftin evlerine misafir olan başka bir çift üzerinden arzuyu, evliliği, kadınlık deneyimlerini ve birlikte yaşamanın performatif hâllerini didikliyor. Tek mekana sıkışan film, seksin bir ilişkinin nedeni değil semptomu olduğunu söylerken asıl soruyu sonu bırakıyor: Bir ilişkiyi ayakta tutan şey arzu mu, alışkanlık mı, yoksa ilişkinin içinde kendin olabilmek midir?

Datça’nın doğası ve Akdeniz ruhunu cazla buluşturan DatJazz’ın ilk yılında festivaldeydik. Yunan ve Fransız kültürü arasında büyüyen genç sanatçı Melina ile buluştuk ve geleneksel ile moderni buluşturan Doğu Akdeniz müziği üzerine konuştuk.

Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

Kazdağları’nın ekolojik kırılganlığı ile Mehmetalan Köyü’nün Tahtacı kültürü, sözlü hafızası, mitoloji ve tarih anlatılarıyla ilişki kuran Doğaya Sanat programı ekoloji, yerel kültür ve sanat arasındaki bağı; araştırma, karşılaşma, birlikte düşünme ve üretme pratiği üzerinden ele alıyor. Programın kurucuları Barış Atağ, Oğuzhan Taflı ve program direktörü Derya Yücel ile bu uzun soluklu ilişkinin nasıl kurulduğunu konuştuk.




