“Anne beni merak etme, Kadıköy’deyim.”

Mahalle: Moda. Mahalleli: Artemis Günebakanlı.
“Anne beni merak etme, Kadıköy’deyim.”

Anadolu Efes - 4 Temmuz İstanbul
Anadolu Efes ile birlikte

Sektöründe "Yeşil Ofis" olmaya hak kazanan ilk ofis: Anadolu Efes Genel Müdürlük

Büyük şirketlerin çevresel etkilerini anlamaları ve bu etkileri en aza indirmeye yönelik politikalar geliştirmeleri; dünyanın geleceğine ilişkin kaygıların, aksiyonu her zamankinden daha çok gerektirdiği bu dönemde kayda değer farklar…

Daha fazlasını öğren →

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Fotoğraflar: Deniz Sabuncu

“Anne beni merak etme, Kadıköy’deyim.” Okuldan kaçışlarımın değişmez telefon cümlesi. Üzerimde okul forması, kravatım sırt çantama tıkılmış, içimde baskısı gömleğimin üzerinden okunabilen bir Nirvana tişörtü. Beşiktaş İskelesi civarındaki ankesörlü telefonlardan, okulu kırdığımı haber vermek için annemi arıyorum. İlerleyen saatlerde, hâlâ önceki akşamın sigara kokusundan arınmaya çalışan Arka Oda’ya formalı olduğumuz için alınmayacak, Mühürdar Caddesi’ndeki Son Gemi’de test çözen öğrencilerin toplu çay tüketimine katılacağız.

İster Akmar Pasajı’nın kalabalığında ister mIRC kanallarında tanışmış olalım, milenyumun şafağında, birbiriyle dinlediği müzikler üzerinden bağ kuran insanlarız. Lisede herkes bir grupta çalıp söylemeliymiş gibi, hafta sonları adını hatırlamadığım stüdyolarda, olması gerektiği kadar kötü provalar yapıyoruz. Kadıköy Anadolu Lisesi’nin spor salonunda, Pearl Jam cover’ları çalan Duman’ı izliyoruz. Eve dönmek için dolmuş paramızı ayırıp kalanını da çekme kasetlere, Bulgaristan’dan gelen kaçak CD’lere harcıyoruz. Gün geliyor, polis ve medya satanist avına çıkıyor; okul müdürü veli toplantısında “Çocuklarınızı Akmar Pasajı’na göndermeyin!” diyor. Metalcisi, punk’ı, “tiki”si, FRP meraklısı — 18 yaş altına nerenin kapısı açıksa orada. Kadife Sokak’ta, bir dönem herkesin kesişim noktası olan Enderun’un duvarları, şarkı sözleriyle dolu.

Üniversite yıllarında konserleri izlemek yetmiyor, yazmaya da başlıyorum. Elimde CD çantamla, çalmak için Dunia, Trip ve Stereogun’ın kapılarından giriyorum. Müzik, ülkenin her daim çalkantılı gündemi içinde tutunacak dal oluyor. Bizim için İstanbul’un belki de en güzel zamanı olduğunun farkında değiliz. Fırtınalı denizde, içi umutlarla dolu bir küçük gemi gibi sallanıyor Kadıköy. (Hâlâ da batmadı.)

Moda Caddesi, barbunya ayıklamaya bir mola 


Saralım bandı ileri: yıl 2017. Mutenalaşmayı dibine kadar yaşayan semtlerden sonra buradaki ilk evim Moda Caddesi’nde, 3 insan ve 2 kedi olarak paylaştığımız bir 2+1. Dördüncü kat, asansörsüz. Güneş evin içine doğuyor; sabah dükkanların kepenk sesleriyle uyanıp gece yan sokaktaki apartmanların önünde uzun uzun kavga eden sarhoş sevgilileri dinliyorum. Kafayı o aralar bitkilerle bozuyorum. Hayatımda biraz şans istediğim zaman, yolumu Kısmet Çiçek Evi’ne düşürmek alışkanlık oluyor. Dükkân sahipleri her saksıda “Şans getirsin,” dedikçe paşa kılıcının yanına devetabanı, dua çiçeğinin berisine sarmaşık.

30’lu yaşlarımın Modası hem çok kalabalık hem de yalnız kalmama müsaade eden bir yer. Beni ben yapan müzikleri dinlediğim mekânları, arkadaşım dediğim insanları ağırlayan sokaklar; bir yandan hareket alanı kısıtlanmış, neşesini yitirmiş şehre nefes olmaya çalışıyor. Bu tatlı-ekşi anlatıya yara izi gibi sızlayan bir parantez açmak gerekirse burada kendimi güvende hissediyorum. Kirasını hak etmeyen “keyifli” 1+1’lerin sakini kadınlar, beni anlayacaktır.

Şimdi yaşadığım ev, Moda Caddesi’nin hayhuyundan uzakta, Hasırcıbaşı’nda bir bahçe katı. Her sabah manavla selamlaşıp vuruyorum kendimi Bahariye’ye doğru yokuşlara. HOOD Base’de kahve bittiyse İlker’in Ağabey Sokak’taki dükkânı Tribu’ya uğranacak. Karbonhidrat isteniyorsa İnci’den dereotlu poğaça alınacak. Kahvaltı programı yapılacaksa 700gr, Zapata veya Naan’a bakılacak. 

Moda'da yaratıcı üretim alanı: HOOD Base 


Çok evcimen olsam da 2020 başında HOOD Base’i açtığımızdan beri ayaklarım hep oraya gitmek istiyor. Burası bir yaratıcı üretim alanı olarak kurguladığımız, içinde ve dışında sergiler, konserler, söyleşiler, türlü etkinlikler yaptığımız bir sanat ve çalışma mekânı. Aslında mekânı paylaşan herkes için kapanıp odaklanmaya, bir araya gelip beslenmeye, açılıp kendini yenilemeye imkân veren bir kuluçka. Kepenk açılır, sokağın portakal renkli kedisi sesi duyup teftişe koşar. Murat (In Hoodies), Müge ve Üstün (Akkor) ile buluşuruz. Bugün neler yapılacak? Öğlene doğru alt kattan Akkor ve In Hoodies’in çıkardığı sesler yükselir. Yan komşu BBS’den Elif’in lezzetli sandviç ekmeklerinin kokusu burnumuza gelir. Kahve molasında kayıt stüdyosu Gevrec’in önünde, davulcu Ekin Cengizkan’dan gelecek konserlerin haberlerini alırız. Sokağın aşağısındaki berber amca, takım elbisesi üzerinde,  “İyi günler canlarım,” diyerek geçer.. Bağımsız sahneden sayısız müzisyenin yolunun düştüğü Vibes’da, Memet bugün kimi kaydediyor? 

İleri Sokak'ta Gani Bey'in berber dükkânı


İçerideki bankta mekâna uğrayan illüstratörlerin sticker’ları, bırakılan fanzinler birikir. Dışarıdaki bankta, canım Onaranlar Kulübü’nün karşı duvardaki “Maskeli Dumbledore” yerleştirmesine bakarak çaylar içilir. Belki birinin doğum günüdür, Küçük Plak Dükkanı’na gidip Nevra’ya yeni gelen plakları sorarız. Sokağa uğrayan eskicilerden eve eşya beğeniriz.

Burada geçirdiğim son bir buçuk yılda, çok anlam atfettiğim tek-başına-var-olabilmenin ötesinde, birlikte kalıp birbirini tutabilmenin önemini anladım. Herhalde o yüzden, eve dönmeden uğranacak durakları düşünmenin duygusal bir yanı var. Bina’da gündüz buluşmaları, Karga’da konserler, Dün’de akşam yemekleri, Kutup’ta kokteyller… Yuvarlak balkonlarıyla Mehtap Apartmanı’nın önünden geçip sahile inişler; Sarıca Köşkü’nde kim oturuyor konulu geri dönüşler…

Moda’da her an bir sokağın köşesinden karşıma çıkabilecek Güneş’in şarkısında dediği gibi, “Aklına gelen her şey, seni bulan her şey, gördüğün her şey, bence gerçek hepsi.” Bu gerçeklik, şimdi, burada, bana iyi geliyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul
∙

BÜLTEN SAYISI

Moda, Artemis Günebakanlı

İçindekiler: Mahalle Mahalle, Müdavimiyim, Ayaküstü ve Vegan Moda

04 Tem 2021

Anadolu Efes ile birlikte
Moda, Artemis Günebakanlı

YAZARLAR

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

‘İstanbul’un Gözü’ Ara Güler'den geriye kalan kent manzaraları

Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Vartan Estukyan

·

16 Eki 2026

‘İstanbul’un Gözü’ Ara Güler'den geriye kalan kent manzaraları
Bizi bu şehir sinirlendiriyor olabilir mi?

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Vartan Estukyan

·

04 Eki 2026

Bizi bu şehir sinirlendiriyor olabilir mi?
Eski Şark Eserleri Müzesi yeniden açıldı: İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin gözden kaçan hikayeleri

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

Deniz Kaynak

·

09 Ağu 2026

Eski Şark Eserleri Müzesi yeniden açıldı: İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin gözden kaçan hikayeleri
İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Şerif Yenen

·

04 Ağu 2026

İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?
Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Zeynep Sipahi

·

22 Tem 2026

Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?