Antidepresan

"Hayat, ciddiye alınmayacak kadar kısa." diyen filmlerden bir seçki.
Antidepresan

29 Mart - Ali Muhiddin Hacı Bekir - Duende
Ali Muhiddin Hacı Bekir ile birlikte

Hep hatırlanan tat: Ali Muhiddin Hacı Bekir Halide Edib Adıvar’dan Madonna’ya kadar pek çok ünlü ismin anılarında yer eden Ali Muhiddin Hacı Bekir , üstlendiği 42. İstanbul Film Festivali Tema Sponsorluğu ile sanata destek olmaya devam ediyor. Nedir? 1777 yılında İstanbul’un Bahçekapı semtinde küçük bir dükkânda başlayan yolculuğuna önce Osmanlı sarayında, sonra da dünyanın dört bir yanında devam eden Ali Muhiddin Hacı Bekir ; ilk günkü hâliyle koruduğu özgün reçeteler ve doğal ürünlerle tüm dünyanın hayran olduğu şeker ve lokumlar üretiyor. Kimi zaman ünlü ressamların imzalarıyla süslü kutularıyla, kimi zaman dünyaca ünlü eserlerle bezenen dükkân duvarlarıyla sanata ve sanatçıya verdiği değeri her daim gösteren Ali Muhiddin Hacı Bekir ; bu yıl 42. İstanbul Film Festivali ’nin Antidepresan bölümüne konuk olarak festival katılımcılarına duyusal bir şölen yaşatmaya hazırlanıyor. 246 yıllık tecrübesiyle İstanbul’un gastronomi tarihine tanıklık eden Ali Muhiddin Hacı Bekir’i buradan ziyaret edebilirsin.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Dünyanın birçok önde gelen film festivali gibi İstanbul Film Festivali de farklı zevklere hitap eden ve sinemanın farklı oyun alanlarını çerçeveleyen tematik bölümlere sahip. Festivalle tanışmamın ardından her yıl genişleterek daha fazla filme yer verdiğim kişisel programımda o güne kadar Belgesel Kuşağı’nın belgeselleriyle, Mayınlı Bölge’nin mayınlarıyla ve Geceyarısı Çılgınlığı’nın çılgınlıklarıyla buluştuğumu hatırlıyorum. 2012’deki 31. İstanbul Film Festivali’nin programı açıklandığında ise yepyeni bir bölüm müjdeleniyordu: Antidepresan.

“Gülmek en temel insanı ihtiyaçlardan biriyken sinema hep izleyicisini güldürmenin yollarını aradı. Siyasal taşlama, durum komedisi, kara komedi, romantik komedi gibi farklı alt türler işte böyle ortaya çıktı ve mizah, sinemanın vazgeçilmez öğelerinden biri oldu. Festival bu yıl, bu en yaygın, en zor ve en keyifli türe özel bir bölüm ayırıyor; hayatı hafife alan, eğlendirirken düşündüren, mizaha ve dünyaya beklenmedik, benzersiz açılardan bakan olağanüstü filmlerden olağanüstü bir seçki sunuyor. Hayat, ciddiye alınmayacak kadar kısa.” - 31. İstanbul Film Festivali kataloğundan

Starbuck (2011, Ken Scott) | Kaynak: Mubi

O yıl Antidepresan programında Meryem Ana’nın peşinden giden bir yönetmenin kişisel, eğlenceli ve samimi bir belgeseli The Virgin’den Nordik spor komedisi King Curling’e, Danimarka’dan Arjantin’e uzanan evlilik ve boşanma komedisi Superclásico’dan, 533 çocuğu olduğunu öğrenen bir sperm bağışçısının eğlenceli hikâyesi Starbuck’a 9 film vardı.

Yıllar içinde Antidepresan bölümü, film festivallerine mesafeli yaklaşan arkadaşlarımı sürüklediğim, sayesinde “festival filmi” klişesinin yıkıldığını gördüğüm ve seçkisindeki filmleri herkese rahatlıkla önerdiğim bir bölüm oldu. Üstelik sadece rahat izlenen, gönül rahatlığıyla önerilen filmler değil; benim için keşifler de vadediyordu: Fernando Eimbcke (Club Sandwich, 2013), Sylvain Chomet (Attila Marcel, 2013), Jan Ole Gerster (A Coffee in Berlin, 2012), Dan Mazer (I Give It a Year, 2013), Athina Rachel Tsangari (Chevalier, 2015) ve Gastón Duprat (My Masterpiece, 2018) gibi sevdiğim yönetmenlerin izlediğim ilk filmlerini festivalde Antidepresan niyetine izledim.

Festival bu yıl da "Hayat ciddiye alınmayacak kadar kısa" diyor ve Antidepresan seçkisiyle komedinin altı tonunu izleyicisine sunuyor. Neler mi bunlar?

Everybody Loves Jeanne | Yönetmen: Céline Devaux

İçindekiler: Rahmetli annesinin Lizbon'daki dairesini bugünlerde gırtlağına kadar battığı borçlar yüzünden satmak zorunda kalan Jeanne. Havaalanında karşılaştığı tuhaf ve müdahaleci lise arkadaşı Jean. Depresyon hakkında bir komedi.

Yan etkileri: Jeanne'ın her hareketine laf sokan ve kulağına küfürler fısıldayan küçük, tüylü yaratık "Küçük Hayalet" senin de peşine düşebilir.

Two Tickets to Greece | Kaynak: İKSV

Two Tickets to Greece | Yönetmen: Marc Fitoussi

İçindekiler: Aradan yıllar geçince birbirinin izini kaybetmiş, zamanını ayrılmaz ikilisi Blandine ile Magalie. Ege'deki muhteşem Amorgos Adası. Hep hayali kurulmuş fakat planlandığı gibi gitmeyen bir tatil hakkında sıcak bir komedi.

Yan etkileri: Özlemini duyduğun yaz tatillerinden ılık rüzgârları ve asla kaybolmayan eski dostların anılarını hatırlayabilirsin.


Stories Not to Be Told | Yönetmen: Cesc Gay

İçindekiler: Arkadaşlar, âşıklar, âşık olmak üzere olanlar. İnsana dair bir günahlar koleksiyonu, başkası adına utandıran anların eğlenceli bir galerisi. İnsanın kendi duygularını yönetme yetersizliğine alaycı ama sempatik bir övgü niteliği taşıyan beş hikâye.

Yan etkileri: Kendini içinde bulduğun ancak başka kimsenin bilmesini istemediğin ya da tümüyle unutmayı dilediğin durumlarla yüzleşebilirsin.

Karaoke | Kaynak: İKSV

Karaoke | Yönetmen: Moshe Rosenthal

İçindekiler: 46 yıldır evli olan, yaşlarını almış Tova ile Meir'in dümdüz hayatları. Bir karaoke partisi davetiyle hayata katılan heyecan. Aşk, arkadaşlık, erkeklik, evlilik, hız çağı ve narsizm üzerine acı-tatlı bir komedi.

Yan etkileri: Filmden çıkar çıkmaz, hafta sonu kimlerin seninle karaokeye geleceğini sormak için bir mesaj trafiği başlatabilirsin.

Let the Dance Begin | Yönetmen: Marina Seresesky

İçindekiler: Bir dönemin en ünlü tango çifti Carlos ile Margarita. And Dağları manzaraları. Anılar aracılığıyla Arjantin'i dolaşan; tutku, tango, aşk, müzik, eğlence ve macera dolu bir yol filmi.

Yan etkileri: Önümüzdeki aydan itibaren tango derslerine bütçe ayırman gerekebilir.

Other People's Children | Kaynak: İKSV

Other People's Children | Yönetmen: Rebecca Zlotowski

İçindekiler: 40 yaşındaki Rachel'ın çalıştığı lisedeki öğrencileri, arkadaşları, eski sevgilisi ve gitar dersleriyle geçen hayatı. Âşık olduğu Ali'nin dört yaşındaki kızı Leila. Çocuğu olmayan kadınlarla dayanışma içinde bir özlem ve aidiyet hikâyesi.

Yan etkileri: Çocuklarına, henüz doğmamış çocuklarına ya da başkalarının çocuklarına özlem duyabilirsin.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🍿 42. İstanbul Film Festivali: Keşifler, Antidepresan filmler

Festivalin farklı bölümlerinden keşif niteliğinde öneriler, Antidepresan bölümüne bir bakış, Ulusal Yarışma öncesi bilmen gerekenler.

05 Nis 2023

Karaoke | Kaynak: İKSV

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

The Odyssey: Dönecek ev yok

Christopher Nolan uzun süredir merakla beklenen Odysseia uyarlaması "The Odyssey"de hikayeyi sözcüklerden ziyade aksiyonla anlatıyor. Dolayısıyla kitapta çok daha kurnaz, kibirli ve hatta yer yer zalim bir karakter olan Odysseus, filmde içsel çatışma ve çelişkiden yoksun bir kahramana dönüşüyor.

Aslı Ildır

·

22 Tem 2026

The Odyssey: Dönecek ev yok
DuendeDuende

HİKAYE

Esir alınan yaratıcılık: Müzisyenler sosyal medyada görünür olmak zorunda mı?

Günümüzde bir müzisyen aynı anda içerik üreticisi, pazarlama ve sosyal medya uzmanı da olmak zorundaymış gibi davranılıyor. James Blake, müzisyenlerin şarkılarını duyurmak için görünür olma çabasıyla ilgili sesini yükseltti ve Türkiye'den Ceylan Ertem ve Jehan Barbur gibi isimler de onu destekledi. Peki sanatçılar, sosyal medyada yeterince görünür değillerse yok mu sayılıyorlar?

Eda Solmaz

·

20 Tem 2026

Esir alınan yaratıcılık: Müzisyenler sosyal medyada görünür olmak zorunda mı?
DuendeDuende

HİKAYE

2026 sinemasında yolun yarısı: Yıl sonunda hangi filmleri hatırlayacağız?

Beyazperdede yılın ilk yarısına Phil Lord ve Christopher Miller imzalı "Project Hail Mary" ve korku sinemasının yükselişi damga vurdu. 2026'nın ilk altı ayını geride bırakırken gişede ve festivallerde öne çıkan filmleri ve bazı keşifleri yeniden hatırlıyoruz.

Emre Eminoğlu

·

17 Tem 2026

2026 sinemasında yolun yarısı: Yıl sonunda hangi filmleri hatırlayacağız?
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Kendini hayatın akışına bırakmak isteyenler için kitaplar

"Bir şey olmak zorunda mıyız? Hayır, ama amaçsızca nehirde akarken karşımıza çıkacak her şeye hazırlıklı olacak kadar da olgun muyuz?" Bibliyoterapi'de hayat amacı peşine düşmeden yalnızca var olarak hayatta kalan karakterlere odaklanan üç kitaplık bir reçete var bu hafta.

Aslı Perker

·

17 Tem 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Kendini hayatın akışına bırakmak isteyenler için kitaplar
DuendeDuende

HİKAYE

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Şeyma Ye

·

13 Tem 2026

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?