Asgari ücret ekmek, süt, kahve bazında ne kadar arttı?

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
2026 yılına dolu dizgin bir şekilde giriş yaptık ve herkesin aklında “Acaba bu ay maaşım ne kadar artacak” sorusu var. Asgari ücretliler içinse bu soru “Acaba alım gücüm ne ölçüde değişecek” şeklinde değişim gösteriyor. Çünkü 2026 yılının asgari ücreti halihazırda %27 artırılarak 28 bin 75 TL olarak belirlendi.
Bu tutara 2024 yılına kıyasla bakıldığında, asgari ücrette TL bazında %65, USD bazında ise yaklaşık %13’lük bir fark var denilebilir. Ayrıca USD bazında bakıldığında 652 USD ile 2026 yılı ücreti, bugüne kadar belirlenen en yüksek asgari ücret düzeyi olarak da sınıflandırılabilir.
Ancak asgari ücretin USD bazında diğer yıllara kıyasla daha yüksek belirlenmesine rağmen asgari ücretle çalışanlar, bunun alım güçlerine belirgin bir etki yapmayabileceğini, hatta alım güçlerinin diğer yıllara kıyasla azaldığını söylüyor. Çünkü enflasyon USD kurundan daha hızlı arttıkça asgari ücretlinin sık tükettiği ürünlerin fiyatları da USD bazında artmış oluyor.
Türk-İş Aralık ayında, açlık sınırını 30 bin 143 TL, yoksulluk sınırını 98 bin 188 TL, bekar bir çalışanın yaşama maliyetini ise 39 bin 123 TL olarak açıkladı. Yeni asgari ücret ise 28 bin 75 TL seviyesinde.
Bu yazımızda da amacımız, çalışanların bu iddiasını incelemek ve bu dönemde asgari ücretlinin kazanç düzeyini, TL veya USD cinsinden değil, mal ve hizmet üzerinden hesaplamak. Böylece asgari ücretin nominal değil, reel olarak ne kadar artmış olduğunu incelemeyi hedefliyoruz.
O zaman klasik sorumuzla başlayalım: 2024 yılbaşında 572, 2025 yılbaşında ise 620 USD düzeyinde olan asgari ücretle ne kadar mal ve hizmet alınabiliyordu; şu an 652 USD düzeyinde olan asgari ücretle ne kadarlık alım yapılabiliyor?
Alınabilen temel gıda sayısı artarken, et ürünü sayısı azalıyor
Her yıl yaptığımız gibi bu yıl da asgari ücretle alınabilecek temel gıda miktarını hesaplamak için bir ‘asgari geçim sepeti’ oluşturduk. Sepetin içinde ekmek, süt, yumurta, yağ, makarna ve çay gibi temel besin ögeleri yer alıyor.
Zincir market fiyatlarından hareketle yaptığımız bir asgari geçim sepeti hesabına göre, içinde ekmek, süt, sıvı yağ, makarna, tuz gibi (et olmadan) temel gıdaların bulunduğu bir sepetin fiyatı 2025 yılbaşında 478,80 TL’yken, 2026 yılbaşında %22,1 artışla 584,65 TL’ye çıkmış durumda. Bu durum TÜİK ve TCMB tarafından hesaplanan temel mal artış oranlarıyla da uyumlu. Asgari ücrete göre oranladığımızda 2025 yılbaşında 22 bin 104 TL olarak belirlenen asgari ücretle 46 adet asgari geçim sepeti alınabilirken, bu miktar 2026 yılında 48’e yükselmiş. Bu da kaba bir hesapla yaklaşık %4,3’lük bir artışa işaret ediyor.
Oluşturduğumuz bu asgari geçim sepetine kıyma, kuşbaşı gibi et ürünlerini eklediğimizde ise tablo bir miktar değişiyor. İçinde et ürünleri de olan bir ‘asgari geçim sepetinin’ fiyatı, 2026 yılbaşı itibarıyla bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %32,5 artış göstererek 2 bin 24 TL’ye yükselirken, bir asgari ücretlinin bir aylık maaşıyla satın alabildiği sepet sayısı da %6,7 azalışla 13’e iniyor.
2024 yılında asgari ücretli bir işçinin basit asgari geçim sepetinden 52 adet, içinde et ürünleri de dahil olan sepetten ise 15 adet satın alabildiğini de not etmekte fayda var.
Yapılabilen aktivite sayısında ciddi azalma var
Temel gıda tarafına bir göz attık ve sonuçları gördük. Ancak insanlar olarak sosyal varlıklarız ve bir insanın bir ay içinde yalnızca temel gıda ürünleri satın alarak yaşaması - felaket senaryoları haricinde- düşünülemez. Bu nedenle dışarıda alınan mal-hizmetler ile birlikte aktivite fiyatlarına bakmak da gerekiyor. Fiyatları çoğu şubelerinde hemen hemen sabit olduğu için, hesaplama yaparken zincir mağaza fiyatlarını baz alacağız.
Örneğin ülkemizde çok bilindik bir kahve zincirinde bir büyük boy taze filtre kahve fiyatı 2025 yılbaşında 115 TL’yken, 2026 yılbaşında bu ürünün fiyatı yaklaşık %43,5 artışla 165 TL’ye çıkmış. Bir önceki yıl boyunca aynı ürüne yapılan zam oranının da %71,6 düzeyinde olduğunu hatırlayacak olursak, bir asgari ücretlinin zincir mağazada içebildiği büyük boy filtre kahve sayısı 2025’te 253’ten 192’ye, 2026’da ise 192’den 170 seviyesine geriliyor.
Yine hepimizin bildiği bir zincir restoranda satılan klasik bir hamburger menüsünün fiyatı 2024 yılbaşında 170 TL’yken, bu fiyat 2025 yılına gelindiğinde %82,4 artışla 310 TL’ye, 2026 yılına gelindiğinde ise %38,7 artışla 430 TL’ye çıkmış. Dolayısıyla bir asgari ücretlinin aylık maaşıyla bu menüden satın alabileceği miktar da önce 100’den 71’e, sonraysa 71’den 65’e gerilemiş oluyor.
Dışarıda yapılan bir kahvaltıya da değinelim. Günümüzde dışarıda bir kahvaltı yapabilmenin en uygun yollarından bir tanesi de herhangi bir belediyenin sosyal tesislerine uğramak. 2024 yılbaşına gelindiğinde bir belediye tesisinde kahvaltı tabağı, menemen ve çayla birlikte yapılan kahvaltı 203 TL’ye mâl olurken, 2026 yılbaşına gelindiğinde bu fiyat %86 artışla 377,5 TL’ye yükselmiş. Bu da bir asgari ücretlinin bir ay içinde dışarıda yapabildiği kahvaltı sayısını 108’den 74’e kadar düşürüyor.
Şehir içi ulaşımda azalış, şehirlerarasında artış
Gelelim işin ulaşım tarafına. Gündelik hayatımızda en büyük masraflarımızdan bir tanesi ulaşım ve bu masraflar da elbette asgari ücretliyi zorluyor. TÜİK tarafından yapılan tüketici fiyat endeksi hesaplamasına göre 2025 yılında ulaştırma grubu %28,4 ile diğer gruplara kıyasla nispeten daha az artış gösterdi. Ancak bu oran, yine de asgari ücrete yapılan %27’lik zam oranının 1,4 puan üzerinde yer alıyor.
Ülkemizin en büyük şehri olan İstanbul’da bir tam otobüs bileti fiyatı 2024 yılbaşında 17,70 TL’yken, 2025 yılbaşında %52,5 artışla 27 TL’ye, 2026 yılbaşında ise %29,6 artışla 35 TL’ye yükselmiş. Buna göre 2024 yılında İstanbul’da 480 kez gidiş-geliş yapabilen bir asgari ücretli için bu sayı 2025 yılında 409’a, 2026 yılında ise 401’e gerilemiş görünüyor.
Şehirlerarası yolculuğu da işin içine katalım. 2024 yılbaşında İstanbul’dan Akdeniz bölgesine yapılacak bir seyahat için ödenen gidiş-dönüş otobüs bileti fiyatı bin 260 TL’ydi. 2025 yılbaşında bu fiyat, %34,9’luk bir artışla bin 700 TL’ye çıkarken, 2026 yılbaşında %6’lık sınırlı bir artışla bin 800 TL’ye çıkmış. Bu noktada bir asgari ücretlinin bir aylık maaşıyla yapabildiği (Akdeniz bölgesine) gidiş-dönüş yolculuğu sayısı ise 13’ten 15’e yükselmiş görünüyor.
2024’e kıyasla çift haneli alım gücü kaybı
Bütün bu hesaplamaların ardından bir de toplam hesaplama yapmak gerekir.
Elimizdeki gıda, aktivite, ulaşım vs gibi tüm grupları dahil ederek yaptığımız kaba bir sepet hesabına göre, 28 bin 75 TL olarak belirlenen 2026 yılı asgari ücreti, USD bazında bir önceki yıla kıyasla %4, 2024 yılına kıyasla ise %13 daha yüksek olmasına rağmen asgari ücretlinin bir aylık maaşıyla satın alabildiği toplam mal ve hizmet miktarı 2025’e kıyasla yaklaşık %2, 2024’e kıyasla ise yaklaşık %11,6 azalmış durumda.
Bu hesaplama, TÜİK verilerine göre yapıldığında da benzer bir sonuç veriyor. TÜİK tarafından hesaplanan tüketici fiyat endeksi (TÜFE) 2024 yılbaşından bu yana yaklaşık %89 artarken, asgari ücret düzeyi %65 arttı. Bu da maaşların TÜFE bazında reel olarak %12,6 erimesine neden oldu.
Bunun henüz yılbaşı fiyatlarıyla yapılmış bir hesaplama olduğunu ve TCMB tahminine göre yıl sonunda %13 ila 19 arasında bir enflasyonla karşılaşmayı beklediğimizi de hatırlatmakta fayda var.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Emircan Yaman
Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Piyasalardaki iştah ve enerji, yoğun sermaye harcaması, bol sermaye ve rekabetçi büyüme arzusuyla öne çıkan Reagan dönemi 1980'ler, 1998-99 ve 2004-06 yıllarını andırıyor.

Ortaya çıkan tablo, daha az konuşan ancak şeffaflıktan ödün vermeyen, iletişimini daha sade metinlerle kuran, piyasaya daha az yönlendirme yapan fakat hedefleri konusunda daha kararlı ve kurumsal açıdan daha disiplinli bir merkez bankası modeline işaret ediyor.

Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.
13 Tem 2026

Küresel ekonomide bir taraftan savaşın yarattığı belirsizliği ve bunun başta petrol ve altın fiyatları olmak üzere finansal piyasalardaki yansımalarını izlerken, diğer taraftan özellikle yapay zeka alanında yaşanan olağanüstü teknolojik gelişmelerin önümüzdeki dönemde ekonomik hayata nasıl yansıyacağını anlamaya çalışan bir piyasa dinamiğiyle karşı karşıyayız.




